Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2024/1420 E. 2024/1907 K.

Konu: Şirketin İhyası

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1420
Karar No
2024/1907
Karar Tarihi
Konu
Şirketin İhyası

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2024/1420

KARAR NO:2024/1907

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:19/03/2024

NUMARASI:2023/701 Esas - 2024/222 Karar

DAVA:Şirketin İhyası

İSTİNAF KARAR TARİHİ:27/12/2024

Taraflar arasındaki Şirketin İhyası davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı tasfiye memuru mirasçısı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının, ihyasını talep ettikleri şirkette 01/02/1988 - 28/02/1998 yılları arasında çalıştığını, kesintisiz bir şekilde çalıştığı bu dönemde, ... primlerinin eksik ödenmiş olması nedeniyle, sigortalı gösterilmeyen çalışma dönemlerinin tespitini ve tespit edilecek dönemlere ait sigorta primlerinin, ihyasını talep ettikleri davalı şirket tarafından ödenmesi için, İstanbul 22. İş Mahkemesi'nin 2015/236 Esas sayılı dosyası ile hizmet tespit davası ikame edildiğini, işbu hizmet tespit davasının reddedildiğini, 12/04/2019 tarihli istinaf başvuruları kabul edilerek, yeniden yargılanmak üzere dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğini, İstanbul 22. İş Mahkemesi'nin 2022/1689 Esas sayılı dosyası ile yargılamanın devam ettiğini, 15/09/2023 tarihli duruşmada, tasfiye halindeki davalı şirket hakkında ihya davası açılmak üzere taraflarına yetki ve süre verildiğini, istinaf sonrası devam eden yargılama sırasında, şirkete tebligat yapılamadığını, Şişli İlçe Emniyet Müdürlüğü Feriköy Polis Merkez Amirliği'nin bizzat davalı tasfiye halindeki şirketin adresine gitmek üzere yapılan araştırmada, söz konusu binanın giriş katında olduğu ve binanın da metruk olduğu, çevreden yapılan araştırmada bahse konu davalıları tanıyan bilen herhangi kimseye rastlanmadığı rapor altına alındığını, hizmet tespit davası devam ederken ihyasını talep edilen davalı şirketin tasfiye olduğu ve sicilinin kapatıldığının anlaşıldığını, tasfiye sürecinde şirketlerin amacının mal varlığını paraya çevirmek, alacaklarını almak, borçlarını kapatmak ve kalan mal varlığını ortaklara dağıtmak olduğunu, şirketin tasfiyesi bu aşamalardan sonra tamamlanacağını, şirketin bir borcunun kapatılmamış olmasının ihyayı gerektireceğini, dava konusu olayda davacının, eksik sigorta primi yatırılması nedeniyle sigortalı gösterilmeyen çalışma dönemlerinin tespitini ve tespit edilecek sigorta dönemlerine ait primlerin davalı şirketçe ödenmemiş olmasından mütevellit halen alacağı bulunduğunu, dolayısıyla tasfiye işleminin sona ermediğini beyan ederek; Tasfiye Halinde ... Şirketi'nin ihyasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün, ticaret siciline tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirdiğini ve sonuca bağladığını, yargı merci gibi hareket etmediğini, yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verdiğini, aksi halde, tescil talebini gerekçe göstererek reddettiğini, tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olmasının memurların sorumluluğunu gerektirdiğini, tasfiye memurlarının alacaklıların haklarını korumakla görevli olduğunu, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların notere depo edilmesi ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerektiğini, bu yapılmadan şirketlerin tasfiye süreci sonuçlandırılıp, bakiyeler mevcut pay sahiplerine dağıtılmış ve şirket kayıtları sicilden terkin edilmiş ise, terkin işlemlerinin iptali ile şirket tüzel kişiliği ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebileceğini, tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini, Ticaret Sicili Müdürlüğü’nün tespit etmesinin mümkün olmadığını, tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde, şirkete ve şirketin alacaklılarına karşı sorumlu olduğu düzenlendiğini, buna göre, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan ve tasfiye sürecini eksik/erken sonuçlandırdığı iddia edilen tasfiye memurunun kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmadığını, dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu,Ticaret Sicili Müdürlüğünün davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını beyan ederek; davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davalı müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... tasfiye memuru vekili cevap dilekçesinde; davanın tabi olduğu zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğunu, zamanaşımı itirazları olduğunu, davalı şirketin alacaklı yada borçlu sıfatına sahip olabilecek vasıfta olmadığını, tasfiye halinde olduğunu, Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından tasfiye kararı verilip Ticaret Sicili Gazetesinde usulüne uygun şekilde tasfiye kararının ilan edildiğini, tescil ve terkin edildiğini, tasfiye halinde olan davalı şirketin kapalı olduğunu, aktif olmadığını, aktif veya pasif herhangi bir faaliyeti bulunmadığını, bu nedenle herhangi bir merkezi veya yönetim binası bulunmadığını, 23.11.2020 tarihli davalı şirketin tasfiye halinde olduğu ve terkin olduğunu belirtir Ticaret Sicili Gazetesi kararının hukuk ve usule uygun olduğunu, huzurdaki davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu,Ticaret Sicil Gazetesinde yapılan tüm bildirimlere rağmen ne davacı ne de herhangi bir alacaklı tarafından tasfiye sürecinde bir alacak iddiasının ileri sürülmediğini, gereken tüm usuli ve şekli şartların tasfiye halinde olan davalı şirket tarafından yerine getirildiğini, söz konusu davaya sebep bir ihmal veya hata bulunmadığını,Ticaret Sicili Müdürlüğü, TTK m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, davalı şirket açısından yasal şartların oluşmuş olması sebebi ile tasfiye kararı verildiğini, tescil ve terkin edildiğini, davalı şirketin dava konusunda herhangi bir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, üzerine düşen tüm görevleri eksiksiz olarak yerine getirdiğini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere TTK'nın 547. maddesi ve geçici 7. maddesi uyarınca eğer bir ihya işlemi yapılacak ise bu ihya işleminin ek tasfiye amacı ile sınırlandırılması gerektiğini, bu kapsamda belirli bir ek tavsiye işlemi için ihya edilen şirketin sadece o ek tasfiyenin amacı ile sınırlı işlemler yapabileceğini, bunun dışında iş ve işlemler yapamayacağı kabul edilmesi gerektiğini beyan ederek tasfiye halinde olan davalı şirket yönünden davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece "..Davacının davasının kabulüne; ...'nün ...-... sicil numarasında kayıtlı ...'nin İstanbul 22. İş Mahkemesi'nin 2022/1689 Esas sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere İHYASINA, Tasfiye memuru olarak ... ' in atanmasına," karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı Tasfiye Halinde... Vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Şirketin tasfiye kararı 22.01.2019 tarihinde tescil edildiği, alacaklıların ellerindeki belgelerle birlikte ilanın 3.defa yayınlandığı tarihten itibaren 6 ay içinde... Şişli İstanbul adresindeki Tasfiye memuruna başvurmaları ilan edidiği ,tüm bu bildirimlere rağmen ne davacı ne de herhangi bir alacaklı tarafından tasfiye sürecinde bir alacak iddiası ileri sürülmediği, tüm usuli ve şekli şartlar tasfiye halinde olan şirket tarafından yerine getirildiği, söz konusu davaya sebep bir ihmal veya hata bulunmadığı, şirket açısından yasal şartların oluşmuş olması sebebi ile tasfiye kararı verilmiş tescil ve terkin edildiği, tasfiye memurunun üzerine düşen tüm görevleri eksiksiz olarak yerine getirdiğini,bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiği,şirketin tek ortağı ve tasfiye memuru ... 07.01.2024 tarihinde vefat etmiş olup davanın konusuz kaldığını TTKnın 547. maddesi ve geçici 7. maddesi uyarınca eğer bir ihya işlemi yapılacak ise bu ihya işleminin ek tasfiye amacı ile sınırlandırılması gerektiğini, bu kapsamda belirli bir ek tavsiye işlemi için ihya edilen şirketin sadece o ek tasfiyenin amacı ile sınırlı işlemler yapabileceğini, bunun dışında iş ve işlemler yapamayacağı, davanın istinaf incelemesi sonucu kaldırılması/bozulmasına ve davanın reddi yönünde hüküm tahsis edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:Dava, TTK'nın 547. Maddesi uyarınca tasfiye sonucu ticaret sicilinden terkin edilen şirketin derdest dava nedeniyle tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı tasfiye memuru mirasçısı ... vekili tarafından, istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.TTK'nın 547. maddesi gereğince "(1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir". Alacaklıların çağrılması ve korunması başlıklı 541/3 maddesinde "şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda para notere depo edilir" hükümleri düzenlenmiştir.Şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir.Tüzel kişiliğin son bulması sonucunu doğuran fesih ve tasfiye işleminin hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün olmayıp bu durumda bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına olacaktır.Ek tasfiye niteliği gereği yeni bir hukuki durum yaratmayıp, tasfiye aşamasında ihmal edilen veya eksik yapılan işlerin tamamlanmasına imkan sağlayarak tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet eden geçici bir tedbir niteliğindedir.TTK 547. Maddesi uyarınca şirketin TTK hükümleri uyarınca genel kurulunun tasfiye kararı alması, atanan tasfiye memurları tarafından yapılan işlemler sonucu tasfiye sonu bilançosu açıklanarak sicilden şirketin terkin edilmesine yönelik davalarda ise, husumet ticaret sicil memurluğu ile son tasfiye memurlarına yöneltilir.TTK 547 maddesi uyarınca açılan ihya (ek tasfiye) davaları için kanunda herhangi bir zaman aşımı ve hakdüşürücü süre düzenlenmemiştir. (Yargıtay 11. H.D'nin 28/04/2022 tarih ve E: 2022/2520 -K: 2022/3557) Somut olayda ihyası talep edilen İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı ...Şti'nin tasfiye memuru tarafından şirketin tasfiye kapanışı yapılarak ticaret sicilden kaydının 23/11/2020 tarihinde terkin edildiği, ihyası talep edilen şirket aleyhine açılan İstanbul 22. İş Mahkemesinin 2022/1689 Esas sayılı davanın derdest olduğu anlaşılmıştır.Tasfiye halinde bulunan bir şirketten alacaklı bulunan kişilerin yapılan ilanlara rağmen alacaklarını yazdırmamalarının alacağın düşmesini gerektirmediği gibi (Y11.H.D 'nin 07.12.2009 tarih ve E: 2008/7980 -K: 2009/12584), tasfiye memurunun TTK 541/3 maddesindeki sorumluluğu da gözetildiğinde derdest bir davanın bulunması nedeniyle tasfiyenin usülune uygun eksiksiz tamamlandığından bahsedilemeyecektir. Bu hale göre davacının anılan dava dosyası nedeniyle şirketin ihyasını istemekte haklı ve hukuki hukuki yararı bulunduğundan terkin edilen şirket yönünden ek tasfiye koşulları oluştuğu anlaşılmıştır.Bu durumda mahkemece davanın kabulü ile davaya konu şirketin ihyası ile ticaret sicil müdürlüğüne tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulanmamaktadır.Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı tasfiye memuru mirasçısı ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı tasfiye memuru mirasçısı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN RE DDİNE, 2-Davalı tasfiye memuru mirasçısı ... tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tasfiye memuru mirasçısı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/12/2024

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2024/1420, K. 2024/1907, T. 27.12.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-43-hukuk-dairesi-2024-1420-e-2024-1907-k-8271014b3ff7