Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/581 E. 2026/722 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/581
Karar No
2026/722
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/581 - 2026/722 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/581 Esas KARAR NO : 2026/722 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Başvurunun esastan reddi /HMK m.353/1-b-1)

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/04/2024 NUMARASI : 2023/621 Esas-2024/254 Karar

DAVACI : VEKİLLERİ : Av.

DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak KARAR TARİHİ : 02/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/09/2026

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İSTEM; Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 04/10/2006 tarihli makine yapım sözleşmesi imzalandığını, davalının son makine için düzenlenen iki adet faturadan kaynaklanan 298.571,84 TL' alacaklarını ödemediği için Ankara 17. Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açtıklarını, belge alacağa dayanak faturaların Yatırım Teşvik Belgesine dayalı olarak KDV'siz düzenlediğini, taraflar arasındaki çekişme nedeni ile son makinenin yatırım teşvik belgesine dahil edilmediğini, bu nedenle davacının KDV ödemek zorunda kaldığını, Toplam bedeli 110.458,00 TL olan KDV faturaları düzenlenip mahkeme dosyasına sunulduğunu, yargılama sonucunda taraflar arasındaki alacak borç miktarı belirlendikten sonra KDV alacağının talep edilmesinin mümkün olduğu, KDV ile ilgili talebin erken dava niteliğinde olduğu belirtilip, asıl alacak ile ilgili uyuşmazlığı sona erdirdiğini , bilirkişi rapor ile belirlenen makine bedeli dikkate alındığında 110.458,00 TL KDV alacakları olduğunu ileri sürerek, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. YANIT: Davalı vekili tarafından verilen davaya cevap dilekçesinde özetle; KDV alacağının reddine ilişkin mahkeme kararı kesinleştiği için kesin hüküm nedeni ile talebin reddi gerektiğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, makine bedeline ilişkin uyuşmazlık çözüldüğü halde davacı fatura düzenlemediği için davayı açmakta hukuki yararı olmadığını, şirketlerine yatırım teşvik belgesi verilmediğinin doğru olmadığını bu nedenle KDV talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 01/04/2024 tarihli ve 2023/621 Esas ve 2024/254 Karar sayılı kararında özetle; "Davadaki talep, taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca davacı tarafından imal edilip davalıya teslimi yapılan ürün bedellerinin ödenmediği ileri sürülen KDV alacağının davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Davacı taraf, süreli olan yatırım teşvik belgesi kapsamında tamamlanması gereken kapasiteden davalı tarafın dava konusu makineyi çıkartarak eksik kapama yaptığını, bu nedenle mali inceleme geçirdiklerini, ellerinde Yatırım Teşvik Belgesi onaylı suretleri olmadığı için dava konusu makine için vergi dairesince KDV makbuzu düzenlemeye zorlandıklarını, bunun üzerine dava konusu edilen 01/12/2008 tarih ve 90.000 TL bedelli yine 01/12/2018 tarihli ve 20.458,26 TL bedelli olmak üzere toplam 110.458,26 TL'lik KDV faturalarının düzenlenerek davallıya gönderildiğini, bu KDV nin kendilerince ödenmek zorunda kalındığını, daha önce Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde asıl alacağa ve faizine yönelik taleplerinin yargılama süreci sonunda karşılandığını, ancak KDV alacağı ve bunun faizine ilişkin talepleri hakkında, makine bedeline ilişkin uyuşmazlık sona erdikten sonra fatura düzenlenmesi halinde yatırım teşvik belgesinin istenilmesinin mümkün olduğunu, bu itibarla davacının bu isteğinin mevsimsiz ileri sürülmekle, KDV alacağına yönelik davanın reddine karar verildiğini belirtip, KDV alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemektedir. Davalı taraf ise, davaya konu edilebilecek muaccel bir alacak bulunmadığını, makine bedeline ilişkin alacağın taraflar arasında imzalanan 11/03/2020 tarihli ödeme-sulh ve ibra protokolü ile davacı şirkete ödendiğini, makine bedeline ilişkin uyuşmazlık sona ermiş olmasına rağmen, mahkeme kararının gerekçesinde belirtildiği üzere, davacı tarafça buna uygun şekilde geçerli bir fatura düzenlenerek kendilerine gönderilmediğini, davacının iddia ettiği üzere ortada bir zarar varsa, bu duruma davacının taahhüt ettiği proforma faturaya uygun şekilde fatura tanzim etmeyerek kendisinin sebebiyet verdiğini, fatura nedeniyle yaşanan aksaklık ve süre aşımı nedeniyle bu teşvikin kapsamından dava konusu makinenin çıkmasına davacının neden olduğunu, bu makine ile ilgili teşvikten yararlanmasının engellendiğini, kesinleşen alacak davasına konu 3 adet makinenin 14/07/2006-03/07/2009 tarih aralığında geçerli olan 84814 nolu yatırım teşvik belgesi kapsamında olduğunu, bu belgenin 03/07/2009 tarihinde Hazine Müsteşarlığı tarafından yatırım yerinde ekspertiz çalışması yapılarak 08/07/2009 tarihinde kapama işlemi yapıldığını, belgenin artık hükümsüz olduğunu, davacının üçüncü makine yönünden teslim sürelerine aykırı davranıp, makineyi geç teslim ettiğini, yazılımında hatalar yaptığını, daha önceki 2 adet makinede yaptığının aksine proforma faturaya ve sözleşme şartlarına aykırı fatura kestiğini beyan etmektedir. Taraflar arasında 04/10/2006 tarihli Makine İmalat Sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşme kapsamda daha önce davacı tarafından bir adet CNC köşebent işleme makinesinin bedelinin ödenmediği gerekçesiyle alacak davası açılmıştır. Yapılan yargılama sonucunda 298.571,84 TL talep edildiği, davacının makine bedeline ilişkin alacak talebinin kabul edildiği, ancak KDV alacağına ilişkin talebinin “...asıl davada KDV'nin tahsiline yönelik alacak kısmı ile ilgili olarak makine bedeline ilişkin uyuşmazlık sona erdikten sonra fatura düzenlenmesi halinde yatırım teşvik belgesinin istenilmesinin mümkün olduğu, bu itibarla davacının bu isteği mevsimsiz ileri sürülmekle” gerekçesiyle reddedildiği ve söz konusu kararın Yargıtay 15. HD'nin E.2021/3531, K.2021/2525 sayılı ve 07/06/2021 tarihli ilamı ile kesinleşmiştir. Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen karşı davada, davalı tarafından geç teslim ve ayıplı ifa nedeniyle uğranılan zararların talep edildiği, bununla birlikte bu hususlar ispat edilemediğinden karşı davanın reddine karar verildiği ve bu kararın da Yargıtay 15. HD'nin E.2021/3531, K.2021/2525 sayılı ve 07.06.2021 tarihli ilamı ile kesinleştiği görülmüştür. Yukarıda yapılan yargılama süreci kapsamına göre, davacı tarafından Ankara 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 14/07/2008' tarihinde alacak davası açılmış, makine bedeline ilişkin olarak verilen karar 05/04/2022 tarihinde kesinleşmiş olup, davacı tarafından Yargıtay ilamı doğrultusunda KDV alacağına ilişkin olarak eldeki alacak davası açıldığı anlaşılmıştır. Davalı alacağın zaman aşımına uğradığını ileri sürmüş ise de, davacının KDV alacağı ancak 05/04/2022 tarihinde kesinleşen ve makine bedeli ile ilgili davacı alacağının belirlenmesi sonrası ancak KDV alacağı talep edilebilir hale geldiği için, zaman aşımının alacakla ilgili hükmün kesinleştiği 04/05/2022 tarihinde işlemeye başladığı, sözleşmeden kaynaklanan alacaklar için BK. nın 146. maddesinde belirlenen 10 yıllık süre dava tarihi itibarı ile dolmadığı için zaman aşımının gerçekleşmediği kabul edilmiştir. Davalı tarafından 11/03/2020 tarihli Ödeme-Sulh ve İbra Protokolü imzalandığı, bu nedenle işbu davanın açılamayacağı belirtilmiş ise de, Protokol konusunun Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/566 Esas ve 2019/1140 Karar Sayılı ilamı sonucu hükmedilen makine bedeline ilişkin olduğu, bu protokol ve eklerinde davacının KDV alacak talebini sona erdiren bir kararlaştırma olmadığı kabul edilmiştir. Gerekçeleri itibarı ile somut olaya uygun ve denetime açık olduğu için hükme esas alınan raporda da belirtildiği gibi, dosya kapsamında yer alan 05/03/2008 tarihli 047136 nolu ve 500.000-TL tutarlı fatura dava konusu... İşleme Makinesi için düzenlenmiştir. Söz konusu faturan davalıya gönderilmiş, davalı Ankara 25. Noterliği'nin 26/03/2008 tarihli ve 11043 yevmiye nolu ihtarnamesi ile davacıya iade etmiş, gerekçe olarak makinaların sözleşmede belirtilen nitelikleri taşımadığını gösterilmiştir. Davalı taraf iade gerekçesi olarak makinaların çalışmaması, bu nedenle kabullerinin yapılmamış olması, ayrıca cari hesap konusunda mutabakat sağlanmamış olmasını göstermiş ise de, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde yapılan yargılama sonucu davacı tarafından davalıya teslim edilen makinelerde herhangi bir ayıp bulunmadığı, ayrıca geç teslimin de söz konusu olmadığı kabul edilmiştir. Aynı yargılamada taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi incelenmiş, davacının alacağı daha fazla olmakla birlikte taleple bağlı kalınarak teslim edilen makine sebebiyle davacı alacağının 298.571,84-TL lik kısmı için hüküm oluşturulmuştur. Bu kabul sonrası davalının ihtarnamede belirtmiş olduğu faturaya itiraz etme gerekçelerinin herhangi bir geçerliliğinin bulunmadığı kabul edilmiştir. İade edilen fatura sonrası davacı tarafından 03/07/2008 tarihli 113.656,98-TL bedelli ek faturanın düzenlenerek davalıya gönderilmiş, ancak söz konusu faturaya davalı tarafından itiraz edilmemiştir. KDV faturası 05/03/2008 tarih ve 047136 nolu faturaya dayanılarak düzenlenmiş olup, bu faturadaki makine ile ilgili yatırım teşvik belgeleri ibraz edilmediği için 24/12/2008'de KDV Beyannameleri verilmiş, beyannamelerde taraflarına sözleşme gereğince teşvik belgesinin aslı veya noter onaylı suretinin ibraz edilmemesinden dolayı ek KDV'nin firmaya tahakkuk ettirilmesi şeklinde açıklama yapılmıştır. 05/03/2008 tarihli 500.000-TL tutarlı fatura için 90.000,00-TL, 03/07/2008 tarihli 113.656,98-TL bedelli fatura için 20.458,26-TL olmak üzere toplamda 110.458.26-TL KDV tahakkuk ettiği, bildirilen tutarların faturalarla uyumlu olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında imzalanan 04/10/2006 tarihli Makine İmalat Sözleşmesi'nde yatırım teşvik belgesi ile ilgili açık bir hüküm bulunmamakla beraber, tarafların ilgili sözleşme uyarınca yatırım teşvik belgesi kapsamında iş yaptığı Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kararında belirlenmiştir. Yine raporda da belirtildiği gibi, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 13/d maddesinde “Yatırım Teşvik Belgesi sahibi mükelleflere belge kapsamındaki makina ve teçhizat teslimleri ile belge kapsamındaki yazılım ve gayri maddi hak satış ve kiralamaları (Şu kadar ki, yatırım teşvik belgesinde öngörüldüğü şekilde gerçekleşmemesi halinde, zamanında alınmayan vergi alıcıdan, vergi ziyar cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte tahsil edilir. Zamanında alınmayan vergiler ile vergi cezalarında zamanaşımı, verginin tarhini veya cezanın kesilmesini gerektiren durumun meydana geldiği tarihi takip eden takvim yılının başından itibaren başlar)." hükmü yer almakta olup, davacı tarafından üretilen dava konusu CNC Köşebent İşleme Makinesinin de bu kapsamda olduğu ve davalının sahip olduğu 08/08/2006 tarihli ve 84814 sayılı Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında KDV'den müstesna olduğu belirlenmiştir. Yine dosya kapsamında yer alan yatırım teşvik belgesinde, Yatırımcının...olduğu, başlama tarihinin 14/07/2006, bitiş tarihinin ise 03/07/2009 olduğu, bu durum davalının beyanıyla da uygun olup, söz konusu yatırım teşvik belgesi, dava konusu makinenin davalıya teslimi (Mart-2008) tarihinde geçerlidir. Bununla birlikte davalı taraf, fatura nedeniyle yaşanan aksaklık ve süre aşımı nedeniyle bu teşvikin kapsamından dava konusu makinenin çıkmasına bizzat davacının sebebiyet verdiğini, bu makine ile ilgili teşvikten yararlanmasının engellendiğini, kusurun davacı tarafta olduğunu iddia etmiş ise de, kesinleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ilgili kararı gereğince davacının bu hususta bir kusurunun bulunmadığı, makinanın teşvik kapsamından çıkmasına davacı tedarikçinin neden olmadığı kabul edilmiştir. Kesinleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ilgili kararı ile, makine bedeline ilişkin uyuşmazlık yönünden, davacının söz konusu davada daha önce düzenlemiş olduğu 05/03/2008 tarihli 500.000-TL tutarlı fatura ve 03/07/2008 tarihli 113.656,98-TL bedelli ek fatura toplamından kalan bakiye alacağının taleple bağlı kalındığında 298.571,84-TL olduğu belirlenmiştir. Eldeki davada ise 05/03/2008 tarihli ve 03.07.2008 tarihli makine bedeline ilişkin uyuşmazlığa konu edilen faturaların KDV bedelleri talep edilmiş olup, bu faturaya konu bedelin dosya kapsamında yapılan incelemede talep edilen KDV bedellerinin vergi idaresine ödenen bedellerle aynı olduğu tespit edilmiş, makine bedelinin Yatırım Teşvik Belgesi kapsamına alınmamasında davacı tarafın kusurunun bulunmadığı, yurt dışı edilemeyen ve bu davacının kusurundan kaynaklanmayan olay nedini ile de davalının KDV den sorumlu olması gerektiği, bu nedenle dava konusu KDV tutarının davalıdan tahsili gerektiği" gerekçesi ile, davanın kabulüne, 110.458,26 TL davacı alacağının 19/09/2023 dava tarihinden itibaren hesaplanacak değişen oranlı avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili tarafından verilen 26/06/2024 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemece hükmedilen alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, dava dilekçesinde dava konusu KDV alacağının fatura tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesinin talep edildiğini, yerel mahkeme kararında faiz başlangıç tarihinin, dava tarihi olarak alınmasına ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını, yine yerel mahkeme kararında da ifade edildiği gibi dava konusu KDV alacağının, asıl alacağın kesinleştiği 05/04/2022 tarihinden itibaren dava zamanaşımı süresinde açıldığından zamanaşımına ilişkin itirazların yerinde olmadığını, hükmedilen alacağa 04/12/2008 tarihinden itibaren hesaplanacak değişen oranlı avans faizi ile birlikte hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını davanın talepleri doğrultusunda kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili tarafından verilen 13/06/2024 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu edilen 110.458,26 TL tutarındaki KDV alacağının Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/31 Esas - 2014/125 Karar sayılı dosyasına konu edildiğini ve mahkeme verilen KDV alacağı talebinin reddine karar verildiğini, bu kararın Yargıtay tarafından da onandığını, yine taraflar arasnıda imzalanan 04/10/2006 tarihli mal alım satımına ilişkin eser sözleşmesindeki CNC köşebent işleme tezgahının davacı tarafça müvekkili şirkete teslim edileceği tarihin 28/12/2006 olarak kararlaştırıldığını, zamanaşımı süresinin bu tarihten itibaren başlayacağını ve huzurdaki davanın ikame edildiği tarih itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğunu, mahkemece zamanaşımı başlangıç tarihinin KDV'ye konu alacak ile ilgili hükmün kesinleştiği tarih olan 04/05/2022 olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu uyuşmazlıkta davacı tarafından KDV alacağına ilişkin herhangi bir fatura düzenlenmediğini, davanın ikame edilmesinde davacının hukuki yararının bulunmadığını, malın teslim süresinde ve ayıplı olduğu hususunda ihtilaf söz konusu olduğunu, tek taraflı olarak düzenlenen ve müvekkilince iade edildiği açıkça belirtilen faturanın geçersiz olduğunu, davacının basiretli bir tacir olarak yapması gerekenin, yasal süresi içerisinde ihtarname ile iade edilmiş faturayı iptal etmek ve KDV beyanında bulunmak olduğunu, ancak davacının bunu yapmayarak usulsüz faturaya ilişkin beyan edilen KDV'yi müvekkilinden talep etmesinin hatalı olduğunu, müvekkilince iade edilen bir faturaya ilişkin sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, malın ayıplı olduğu ve geç teslim edildiği iddiası söz konusu iken, yatırım teşvik belgesinin davacıya verilmemesinin hayatın olağan akışın aykırı olduğunu, ayrıca davacının yatırım teşvikinden yararlanmasında veya yararlanmamasında müvekkilinin doğrudan bir kusuru bulunmadığını, dolayısıyla müvekkilinin KDV tutarından sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda; Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davacı, yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar taraflarca istinaf edilmiştir. Mahkemece de dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla taraf vekillerinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/04/2024 tarihli 2023/621 Esas 2024/254 Karar sayılı kararı usul ve yasa hükümlerine uygun olduğundan taraf vekillerinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olduğundan davacıdan alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL'nin mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı taraftan alınması gerekli 7.545,40 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 + 1.458,75 = 1.886,35 TL'nin mahsubu ile kalan 5.659,05 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından, taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 02/09/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Başkan E-imzalıdır

Üye E-imzalıdır

Üye E-imzalıdır

Katip E-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/581, K. 2026/722, T. 02.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-581-e-2026-722-k-23c75aa47671