Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/502 E. 2026/731 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/502
Karar No
2026/731
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/502 Esas

KARAR NO: 2026/731

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 17/01/2024

NUMARASI: 2023/28 E. - 2024/34 K.

DAVANIN KONUSU: Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Durdurulması, Önlenmesi

BİRLEŞEN MAHKEMENİN 2023/46 ESAS SAYILI DAVASINDA;

DAVANIN KONUSU: Markanın Hükümsüzlüğü

BİRLEŞEN MAHKEMENİN 2023/47 ESAS SAYILI DAVASINDA;

DAVANIN KONUSU: Markanın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/04/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin uzun yıllardır silah sektöründe faaliyet gösterdiğini, Nice sınıflandırmasına göre 13. Sınıfta yer alan ateşli silahlarda tescilli ... markasının sahibi olduğunu, müvekkiline ait ... no'lu "..." markasının daha önce silah sektöründe faaliyet göstermeyen ... adına tescilli olup müvekkilinin Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2022/377 E. sayılı dosyasında markanın kullanmama nedeniyle iptali talepli davasından sonra ... tarafından 13. sınıfın tamamında müvekkiline devredildiğini, marka hakkına dayanan müvekkilinin İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2022/213 D.İş sayılı dosyasında davalının eylemlerine ilişkin tespit yaptırdığını, bu tespitte bilirkişilerin davalının “...” ibaresinin 13. sınıfta yer alan “ateşli silahlar" emtiasında kullanıldığı ve bu kullanımın markayı devir alarak hak sahibi olan davacı markasına iltibas ve karışıklığa sebep olacağı yönünde görüş bildirdiğini, SMK 29 ve devamı maddeleri gereğince, mahkemenin davalının "..." ibaresi kullanmasının müvekkilinin ... no'lu "..." markası ile iltibas yarattığının, tecavüz olduğunun tespit edilmesi nedeniyle, işbu davada, davalının eylemlerinin ... no'lu "..." markasının müvekkilinin marka hakkına tecavüz tespiti, durdurulması ve önlenmesini, https://www..../ internet sitesine ve davalıya ait sosyal medya hesaplara erişimin engellenmesini, Müvekkilinin ... no'lu "..." unsurlu markadan kaynaklanan haklarına tecavüz eden ürünlerin üretiminin, satışının durdurulması, reklamlarında ve tüm tanıtım vasıtalarında kullanılmasının durdurulması, internet sitesinde, sosyal medyada yer alan ... ibareli markaların çıkarılması, ... markalı emtiaların üretiminde münhasıran kullanılan vasıtalara tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde el konulması, "..." ibaresini taşıyan ürünlerin Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar dâhil, bulundukları her yerde elkonulması ve bunların saklanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dayanak ... numaralı markasının tescil tarihinin 17.06.2009 olduğunu, yani davaya dayanak markanın tescil tarihi üzerinden 5 yıl geçtiğini, işbu dayanak marka hakkında SMK md. 29/2 uyarınca kullanmama def‟i ileri sürdüklerini, nitekim davacı vekilinin sundukları 13.03.2023 tarihli dilekçenin 3. konu başlığında “2006 yılında markayı tescil ettiren 3. şahıs markayı son 5 senedir kullanmamış ancak müvekkilim markayı kullanmaktadır.”demek suretiyle bu durumu ikrar ettiğini, müvekkilinin ve elbette dava konusu markanın davacı şirket tarafından bilindiğinin, davacının müvekkili şirket ile eskiden ticari ilişkide olduğunun ve “...” ibareli marka/model müvekkiline ait ürünlerinin satışının davacı tarafından yapıldığının, taraflar arasındaki ticari ilişki sona erdikten sonra davacının ticari hınç saiki ile işbu kötüniyetli davayı ikame ettiğinin bilinmesi gerektiğini, müvekkili ile bu şirket arasında 15.12.2016 tarihinde distribütörlük sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşme ile... Rusya'da bulunan ...firmasına tek satıcı olduğu, Rusya'da müvekkilinin ürünlerinin satılması yönünde yetkili olduğu, 2017 yılı için müvekkilinden 4.000 adet tüfek satın alacağı”nın belirlendiğini, bununla birlikte bahsi geçen distribütörlük sözleşmesinin 11 numaralı başlığı ile... müvekkiline ait markalarını sözleşmenin uygulama alanına ve müvekkilinin menfaatine uygun biçimde kullanabileceğinin düzenlenmiş olduğunu, faturalarda müvekkiline ait “...” ve “......” ibareli marka/model tüfek ürünlerinin satışının yapıldığının açık bir şekilde görüldüğünü, müvekkilinin başta dava konusu “...” ibaresini içerir markalar olmak üzere TÜRKPATENT ve yurt dışı patent ofisleri nezdinde pek çok markanın sahibi olduğunu, müvekkilinin “...” ibaresini içerir 13. sınıftaki tescillerinin 2010 yılından itibaren başladığını, şayet davacının “...” markası üzerinde gerçek bir hakkı olsaydı dahi her halükarda devraldığı marka sahibinin suskunluğu dahil, ... numaralı bu markadan kaynaklı her türlü hak sahipliğinin “sessiz kalma yoluyla kayba uğradığını" birleşen davada davacı Rec Dış. Firmasının aynı zamanda müvekkiline ait tescilli ... no.lu “neox”; ...no.lu “ata neox12r”; ...no.lu “ata neo12r” ibareli markalarının TÜRKPATENT nezdinde hükümsüzlüğünü istediğini, davacının, hiç kullanılmayan bir marka hakkına dayanarak müvekkilinin tescilli markalarının hükümsüzlüğünü istediğini, davacının hükümsüzlük talepleri bakımından SMK md. 25/7 uyarınca “kullanmama defi” ileri sürdüklerini, davacının dayanak olarak gösterdiği Rusya tescilinin “ülkesellik prensibinin” geçerli olduğu marka hukuku ilkeleri bağlamında bizim hukukumuzda geçerli olmaması bir yana, zaten davacının Rusya‟daki kötüniyetli 17.09.2019 tarihli tescili de 28.03.2023 tarihli duruşmada Rus mahkemeleri tarafından iptal edildiğini, SMK md. 25/7 ve md. 29/2 hükümleri uyarınca ileri sürdükleri kullanmama def'i gözetilerek, davacıya, dava tarihinden geriye son 3 aylık kullanımlar hariç olmak üzere 5 yıl boyunca ciddi ve kesintisiz kullanımını gösterir delillerini sunmak üzere süre verilmesini, 2023/28 E. sayılı esas ve 2023/47 E. sayılı birleşen davanın, dilekçelerinde izah etmiş oldukları nedenlerden ötürü reddine karar verilmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN MAHKEMENİN 2023/46 ESAS SAYILI DOSYASINDA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin uzun yıllardır silah sektöründe faaliyet gösterdiğini, Nice sınıflandırmasına göre 13. sınıfta yer alan ateşli silahlarda tescilli "..." markasının sahibi olduğunu, müvekkiline ait ... no'lu "..." markasının daha önce silah sektöründe faaliyet göstermeyen ... adına tescilli olup, müvekkilinin Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi’nin 2022/377 Esas sayılı dosyasında markanın kullanmama nedeniyle iptali talepli davasından sonra ... tarafından 13. sınıfın tamamında müvekkiline devredildiğini, müvekkilinin "..." markasının 17/09/2019 yılından beri Rusya'da tescilli olduğunu, marka hakkına dayanan müvekkilinin İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2022/213 D.iş sayılı dosyası ile davalının eylemlerine ilişkin delil tespiti yaptırdığını, tespitte bilirkişilerin davalının “...” ibaresinin 13.sınıfta yer alan “ateşli silahlar" emtiasında kullanıldığı ve bu kullanımın markayı devir alarak hak sahibi olan davacı markasına iltibas ve karışıklığa sebep olacağı yönünde görüş bildirdiklerini, bunun üzerine davalının müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiği iddiasıyla tecavüzün tespiti ve durdurulması ile ilgili İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2023/28 Esas sayılı davasını açtığını, davalı adına tescilli "..." ibareli dava konusu markaların kök sözcüğünün müvekkilinin markası ile birebir aynı olmasının tüketiciyi yanıltacağını ve şirketlerin bağlantılı olduğu kanısıyla şirketler arasında karıştırma ihtimalini yaratacağını belirterek, tüm bu nedenlerle davalının ...... "...", 2022 ... "..." ve ...... "..." markalarının olası devirlerinin önlenmesi için sicil kayıtlarına ihtiyati tedbir konulmasını, .....".... "..." ve ..... "..." markalarının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesinini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ve elbette dava konusu markanın davacı şirket tarafından bilindiğinin, davacının müvekkili şirket ile eskiden ticari ilişkide olduğunun ve “...” ibareli marka/model müvekkiline ait ürünlerinin satışının davacı tarafından yapıldığının, taraflar arasındaki ticari ilişki sona erdikten sonra davacının ticari hınç saiki ile işbu kötüniyetli davayı ikame ettiğinin bilinmesi gerektiğini, müvekkili ile bu şirket arasında 15.12.2016 tarihinde distribütörlük sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşme ile “...‟in Rusya‟da bulunan ...firmasına tek satıcı olduğu, Rusya‟da müvekkilinin ürünlerinin satılması yönünde yetkili olduğu, 2017 yılı için müvekkilinden 4.000 adet tüfek satın alacağının belirlendiğini, bununla birlikte bahsi geçen distribütörlük sözleşmesinin 11 numaralı başlığı ile ...‟in müvekkiline ait markalarını sözleşmenin uygulama alanına ve müvekkilinin menfaatine uygun biçimde kullanabileceğinin düzenlenmiş olduğunu, faturalarda müvekkiline ait “...” ve “...” ibareli marka/model tüfek ürünlerinin satışının yapıldığının açık bir şekilde görüldüğünü, Müvekkilinin başta dava konusu “...” ibaresini içerir markalar olmak üzere TÜRKPATENT ve yurt dışı patent ofisleri nezdinde pek çok markanın sahibi olduğunu, müvekkilinin “...” ibaresini içerir 13. sınıftaki tescillerinin 2010 yılından itibaren başladığını, iayet davacının “...” markası üzerinde gerçek bir hakkı olsaydı dahi her halükarda devraldığı marka sahibinin suskunluğu dahil, ... numaralı bu markadan kaynaklı her türlü hak sahipliğinin “sessiz kalma yoluyla kayba uğradığını”, birleşen davada davacı..... Firmasının aynı zamanda müvekkiline ait tescilli ... no.lu “...”; ...no.lu “...”; ...no.lu “....” ibareli markalarının TÜRKPATENT nezdinde hükümsüzlüğünü istediğini, Davacının, hiç kullanılmayan bir marka hakkına dayanarak müvekkilinin tescilli markalarının hükümsüzlüğünü istediğini, davacının hükümsüzlük talepleri bakımından SMK md. 25/7 uyarınca “kullanmama defi” ileri sürdüklerini, davacının dayanak olarak gösterdiği Rusya tescilinin “ülkesellik prensibinin” geçerli olduğu marka hukuku ilkeleri bağlamında bizim hukukumuzda geçerli olmaması bir yana, zaten davacının Rusya'daki kötüniyetli 17.09.2019 tarihli tescili de 28.03.2023 tarihli duruşmada Rus mahkemeleri tarafından iptal edildiğini, Esas (2023/28) ve birleşen (2023/46) dava bakımından SMK md. 25/7 ve md. 29/2 hükümleri uyarınca ileri sürdükleri kullanmama def'i gözetilerek, davacıya, dava tarihinden geriye -son 3 aylık kullanımlar hariç olmak üzere- 5 yıl boyunca ciddi ve kesintisiz kullanımını gösterir delillerini sunmak üzere süre verilmesini, 2023/28 E. sayılı esas ve 2023/47 E. sayılı birleşen davanın, dilekçelerinde izah etmiş oldukları nedenlerden ötürü reddine karar verilmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN MAHKEMENİN 2023/47 ESAS SAYILI DOSYASINDA;

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1955 yılında kurulduğunu, bir imalathane olarak hizmetlerine başladığını, 1967 yılında kurucu ... tarafından Kayseri’de Türkiye’nin ilk çift kırma av tüfeği, 1973 yılında Düzce’de Türkiye’nin ilk süperpoze av tüfeğinin üretildiğini, yaklaşık 550 çalışanı olan müvekkili şirketin, milyon dolarlık ihracat rakamlarıyla Türkiye ekonomisine de büyük katkı sağladığını, 85’ten fazla ülkeye ihracat yaptığını, 2018 yılında "........" ödülüne hak kazandığını, müvekkilinin başta dava konusu "..." ibaresini içerir markalar olmak üzere TÜRKPATENT ve yurt dışı patent ofisleri nezdinde pek çok markanın sahibi olduğunu, davalıya ait dava konusu ... tescil numaralı markanın ise 13. sınıfta, ..../06/2009 tarihinde tescil edildiğini ve tescil edildiği emtialar bakımından "fiilen kullanılmayan marka" niteliğinde olduğunu, tescil edildiği 13. sınıftaki tüm emtialar bakımından (Ateşli silahlar, atıcılık sporu için olanlar da dahil tüfekler, av tüfekleri, havalı (pompalı) tüfekler, tabancalar, zıpkınlar ile bunların cephane ve mermileri, patlayıcı maddeler, dinamitler, ağır askeri silahlar, havanlar, roketler. Havai fişekler. Fişeklikler, silahlar için askı kayışları, silahlar için kılıflar. Kişisel kullanım için koruyucu gazlar.) son 5 yıl içinde fiilen kullanılmamasından dolayı iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; her iki tarafın da "..." markasını tescilsiz olarak uzun yıllardır kullandığını, burada esas tartışılması gereken davanın esası markanın devriyle, marka hakkının yanı sıra devrin konusu marka ile ilgili hakların da devralana geçmesi noktası olduğunu, 2006 yılında markayı tescil ettiren 3. ahsın markayı son 5 senedir kullanmadığını ancak müvekkilinin markayı 2010 yılından beridir ciddi bir şekilde kullandığını, müvekkilinin markayı devralarak hukuken devrin konusu marka ile ilgili tüm haklara da geçmişe yönelik olarak sahip olduğunu, bununla birlikte markayı kullanımının da kesintisiz devam ettiği dikkate alındığında bu davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin belgelerden de anlaşılacağı üzere markayı devralmadan önce de zaten "..." markasını ciddi bir şekilde kullanmakta olduğunu, yine müvekkilinin davalı ile arasındaki ticari ilişkiden önce de devraldığı markayı zaten kullanmakta olduğunu, sessiz kalma yolu ile hak kaybının yeni devralınmış bir marka için geçerli olamayacağını, sessiz kalma için irade söz konusu olmadığını, Müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, hukuki haklarını bilen basiretli bir tacir olduğunu, her iki tarafın uzun seneler markayı kullanmış olmasının tek başına davalıyı gerçek hak sahibi yapmayacağını, tüm bu nedenlerle müvekkilinin üstün hakkı olduğunun kabulü gerektiğini, açıklanan nedenlerle haksız yere açılan karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesi 2023/28 esas, 2024/34 karar sayılı, 17/01/2024 tarihli kararı ile; ''Asıl davadaki davacı ... LİMİTED ŞİRKETİ'nin davalı ... A.Ş.'nin, ... LİMİTED ŞİRKETİ adına tescilli ... tescil numaralı ... markasına benzer ya da aynı markasal kullanımları dolayısıyla marka hakkına tecavüz yönündeki talepleri değerlendirilmiş, davacı ve davalı tarafa ait markalardaki ana unsur olan ... ibaresi karşılaştırıldığında marka ve markasal kullanımların görsel, işitsel ve anlamsal yönlerden benzerlik arz ettiği, ilgili marka ve markasal kullanımları aynı anda ya da farklı yer ve zamanlarda gören tüketicinin ilgili marka ve markasal kullanımların aynı işletmesel kökenden geldiğini düşünebileceği bu haliyle marka hakkına tecavüz oluştuğunun kabul edilebileceği, ancak hem birleşen dava hem asıl davadaki asıl dava davalının kullanmama defi ve birleşen dava olan Mahkememizin 2023/47 E. Sayılı dosyasındaki kullanmama dolayısıyla iptal talepleri birlikte değerlendirildiğinde az yukarıda ifade edildiği üzere asıl dava davacısına ait ... sayılı markanın davacı tarafça etkin kullanımının ispat edilmediği, kullanmama sebebiyle iptal koşullarının oluştuğu, markanın devrine kadar devreden tarafın devre kadar geçen 18 yıl boyunca sessiz kalınmış olunması ve bu yıllarda davalının ciddi markasal kullanımları bulunması nedeniyle sessiz kalma suretiyle hak kaybı kavramının temelinde olan davalının sessiz kalınmasına duyduğu güven ve üstün menfaati göze alındığında markanın eski sahibi dava dışı 3. Kişi ve dolayısıyla kural olarak markayı kül halinde devralan davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığının kabul edilmesi karşısında ve davacı tarafın iptal sonrası korunan bir marka hakkının bulunmayacağı kabul edilerek asıl davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hem asıl dava hem de birleşen davalar yönünden anılan gerekçelerle,

Asıl davanın REDDİNE,

Birleşen Mahkememizin 2023/46 E. Sayılı davasının REDDİNE,

Birleşen Mahkememizin 2023/47 E. Sayılı davasının KABULÜ İLE;

1-Davalı adına tescilli ... tescil numaralı ... markasının tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler yönünden kullanılmama sebebiyle İPTALİNE " karar vermiştir.

İSTİNAF:

Davacı/birleşen dosyada davalı ... Limited Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin uyuşmazlığa hatalı mevzuatı 556 sayılı KHK uyguladığını, üç farklı davaya ilişkin gerekçelerin belirsiz ve anlaşılmaz olduğunu, bu durumun hukuka aykırı olduğunu, duruşmalar arasındaki kısa sürenin akademik bir uzman görüşü almalarını fiilen engellediğini, bunun da adil yargılanma hakkını kısıtladığını, dosyanın sadece bir hukukçu ve iki mühendisten oluşan yetersiz bir heyetle karara bağlandığını, marka hukuku konusunda uzman akademisyenlerden rapor alınması gerektiğini ve rapora sundukları esaslı itirazların mahkemece tamamen göz ardı edildiğini, müvekkilinin ... markasını 2010 yılından beri ciddi ve sürekli bir şekilde kullandığını, buna dair dosyaya sunulan çok sayıda fatura ve belgenin mahkemece hiçbir gerekçe gösterilmeden yok sayıldığını, markanın kullanılmadığı gerekçesiyle verilen iptal kararının haksız olduğunu, müvekkilinin markayı devralmadan önce tescilsiz olarak kullandığını, bu süreçte yasal bir hakkı bulunmadığı için "sessiz kalma yoluyla hak kaybı" şartlarının oluşmadığını, mahkemenin henüz kesinleşmemiş bir iptal davasını gerekçe göstererek tecavüz davasını reddetmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, iptal kararlarının geriye dönük sonuç doğurmayacağını karşı tarafın markanın başkasına ait olduğunu bilmesine rağmen benzer ibareleri tescil ettirmeye çalışarak haksız avantaj sağladığını belirterek usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının kaldırılarak davanın müvekkili lehine sonuçlandırılmasını talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP:

Davalı/birleşen dosyada davacı ... San. A.Ş. vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, kötü niyeti hukuk sisteminin korumayacağını, karşı tarafın haksız menfaat elde etme çabalarının kabul görmediğini, karşı taraf yargılamayı uzatmak amacıyla istinaf başvurusunda bulunduğunu, karşı tarafın markayı kullanma iddialarının asılsız olduğunu, karşı tarafın sunduğu evraklarda dahi müvekkilinin unvanının yazdığını, davacı ile bir dönem çalışmalarının olduğunu ve son bulduğunu, karşı tarafın kötüniyetli olduğunu, ve müvekkilinin “...” ibareli markası üzerindeki üstün hakkını bilmesine rağmen kullanılmayan atıl bir markayı devralarak müvekkilinin ticaretine mani olmak istediğini, karşı tarafın tüm mesnetsiz ve hukuka aykırı istinaf isteminin reddi ile mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Asıl dava; davacının ... tescil numaralı ''...'' ibareli markasına yönelik marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi istemlerine ilişkindir.

Birleşen mahkemenin 2023/46 esas sayılı davası; davalı ...... şirketi adına tescilli ... sayılı ''neox'', ...sayılı ''ata neox12'', ...sayılı ''ata ...'' ibareli markaların SMK'nın 6/1. maddesine dayalı olarak hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

Birleşen mahkemenin 2023/47 esas sayılı davası; ...... şirketi tarafından ikame edilmiş olup Rec... şirketine ait ... tescil numaralı ''...'' ibareli markasının kullanılmama nedeni ile iptali istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesi tarafından asıl davanın reddine, birleşen mahkemenin 2023/46 E. sayılı davasının reddine, birleşen mahkemenin 2023/47 E. sayılı davasının kabulü ile ... tescil numaralı ''...'' ibareli markanın kullanılmama nedeni ile iptaline karar verildiği, asıl ve birleşen 2023/46 esas sayılı davada davacı/ birleşen 2023/47 esas sayılı davada davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.

Dosyanın tetkikinde; Rec... şirketinin sahibi olduğu ... tescil numaralı ''...'' ibareli markanın ilk olarak dava dışı ... A.Ş. adına 15.12.2006 tarihinde başvurusunun yapıldığı, 13. sınıfta işbu şirket adına tescil edildiği, ....... şirketinin sahibi olduğu “ata arms ...” ibareli marka için 26.05.2010 tarihinde başvuru yapıldığı ve 2011 yılında tescil edildiği, dava dışı ... A.Ş tarafından işbu markanın kullanılmadığı gerekçesi ile marka kullanım ve tescillerine devam edildiğinin savunulduğu, Rec... şirketi ile ...... şirketi arasında 15.12.2016 tarihli distribütörlük sözleşmesi ile hukuki ilişkinin tesis edildiği, devamında ... tescil numaralı ''...'' ibareli markanın kullanılmadığı gerekçesi ile davacı Rec... Şirketi tarafından Ankara 4. FSHHM 2022/377 E. sayılı dosyası kapsamında marka sahibi ... A.Ş.’ye karşı açıldığı ve markanın iptalinin talep edildiği, bilahare Rec... şirketi ve ... A.Ş. arasında anlaşma tesis edildiği ve feragat edilerek 07.11.2022 tarihli devir sözleşmesi ile markanın devralındığı anlaşılmıştır. SMK'nın 26/1-a bendi ile 9/1. maddesi gereğince, tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilmesi mümkün olup markanın devredilmesi durumunda sürenin kesilmesi söz konusu olmayıp, devirden önce markanın kullanılmadığı sürenin de iptal koşulları bakımından dikkate alınmasının gerektiği anlaşılmakla, markanın kullanılmadığı iddiası ile davacı tarafından açılan dava da nazara alındığında mevcut delil durumu itibari ile markanın tescil tarihinden itibaren kesintisiz olarak ciddi şekilde kullanımını gösterir deliller mevcut olmadığından markanın iptali koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır. Bu yönü ile birleşen 2023/47 esas sayılı dava kapsamında ... tescil numaralı ''...'' ibareli markanın iptaline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.

SMK'nın 27/2. maddesi gereğince markanın iptaline karar verilmesi hâlinde ise bu karar, iptal talebinin sunulduğu tarihten itibaren ileriye etkili olup SMK'nın 25/7. maddesi gereğince 6. maddenin 1. fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davasında, 19. maddenin 2. fıkrası hükmünün defi olarak ileri sürülebilmesi mümkündür. Birleşen hükümsüzlük istemli dava kapsamında kullanmama def'i ileri sürülmüş olup işbu dava tarihinden geriye doğru beş yıllık süre içerisinde ciddi ve kesintisiz kullanımlarının dosya münderecatından tespit olunamadığı anlaşılmakla, hükümsüzlük istemli birleşen 2023/46 esas sayılı davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

Bununla birlikte mahkemece asıl dava kapsamında dava tarihi itibari ile yürürlükte olan SMK hükümlerine atıfla hüküm kurulması gerekirken gerekçe içerisinde mülga KHK düzenlemelerine yer verilmesi isabetsiz bulunmuştur. Ayrıca marka hakkına tecavüz istemli asıl dava kapsamında davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı ve davacı tarafın iptal sonrası korunan bir marka hakkının bulunmayacağı kabul edilerek reddine karar verildiği görülmüş ise de SMK'nın 27/2. maddesi gereğince markanın iptaline karar verilmesi hâlinde bu karar, iptal talebinin sunulduğu tarihten itibaren ileriye etkilidir. Talep üzerine, iptal hâllerinin daha önceki bir tarihte doğmuş olması hâlinde iptal kararının bu tarihten itibaren etkili olacağına karar verilebilir. Ayrıca sessiz kalma yoluyla hak kaybının gerçekleştiğine atıf yapılmış ise de asıl dava kapsamında da kullanmama defi ileri sürülmüş ve davacının dava konusu ... tescil numaralı ''...'' ibareli markasını ciddi ve kesintisiz şekilde kullanmadığı sübut bulmuş olup işbu sebeplerle asıl davanın reddine karar verilmesi gerekirken sessiz kalma sureti ile hak kaybına dayalı gerekçe ile istemin reddine karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur. Böylece asıl davanın reddine karar verilmesi sonuç itibari ile doğru ise de asıl dava yönünden mahkeme kararının gerekçesi düzeltilerek aynı hükmün verilmesi gerekmekle; istinaf edenin sıfatı ile istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; davacı/ birleşen dosyada davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, asıl dava yönünden düzeltilmiş gerekçe ile '' Asıl davanın REDDİNE,

Birleşen Mahkemenin 2023/46 E. sayılı davasının REDDİNE,

Birleşen Mahkemenin 2023/47 E. sayılı davasının KABULÜ İLE;

1-Davalı adına tescilli ... tescil numaralı ... markasının tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler yönünden kullanılmama sebebiyle İPTALİNE '' karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Davacı/birleşen dosyada davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,

2- İstanbul Anadolu .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin .../01/2024 tarih, 2023/... E., 2024/... K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden asıl dava yönünden düzeltilmiş gerekçe ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,

3- Asıl davanın REDDİNE,

-Birleşen Mahkemenin 2023/... E. sayılı davasının REDDİNE,

-Birleşen Mahkemenin 2023/.. E. sayılı davasının KABULÜ ile;

-Davalı adına tescilli ... tescil numaralı ... markasının tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler yönünden kullanılmama sebebiyle İPTALİNE,

4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

Asıl davaya yönelik gerekçe düzeltilmekle yalnızca işbu dosya yönünden karar tarihindeki düzenlemelere göre;

4/a- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile 552,10 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55.000-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,

Birleşen 2023/46 E.sayılı davaya yönelik;

4/e- Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4/f-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4/g-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 25.500-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

Birleşen 2023/47 E.sayılı davaya yönelik;

4/h-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4/ı-Davacı ... ANONİM ŞİRKETİ tarafından yatırılan toplam 179,90TL harç giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,

4/i-Davacı tarafından yapılan 205,50 TL ilk dava masrafı, 66,00 TL tebligat ve müzekkere masrafları ile 4.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.771,50 TL yargılama giderinden, davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,

4/j-Davacı ... ANONİM ŞİRKETİ kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 25.500-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,

5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı/ birleşen davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,

5/b-İstinaf yargılaması için davacı/ birleşen davalı tarafından yapılan 3.508,20 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 230,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 3.738,20 TL'nin davalı/ birleşen davacıdan tahsiliyle davacı/ birleşen davalıya verilmesine,

5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6- HMK'nın 333. maddesi gereğince mevcut ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/502, K. 2026/731, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-502-e-2026-731-k-d5fddee69a45