Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2024/3499 E. 2025/1118 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3499
- Karar No
- 2025/1118
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/3499
KARAR NO: 2025/1118
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 26/06/2024
NUMARASI: 2023/151 E - 2024/536 K
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 24/04/2025
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... davalı ile akdettiği ortaklık sözleşmesi kapsamında Eşi ... hesabı üzerinden davalıya toplamda 649.950,00 TL ödeme gerçekleştirdiğini, davalı ile akdettiği mutabakat çerçevesinde bu tutarın 100.000,00 TL tutarlık kısmını iade aldığını, kalan tutarın iadesi için İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini, icra dosyası durdurulduğunu belirterek haksız ve hukuki mesnetten yoksun itirazın iptali ve takibin devamına, haksız ve kötü niyetli davalı tarafın alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; öncelikle mahkemenin görevine yönelik itirazları bulunduğunu, huzurdaki davanın alacak iddiasına dayanan itirazın iptali davası olduğunu, davacı tarafından iddia edilen alacak iddiasının HMK'nun 2.maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinin görevinde olduğunu, bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davacı ...'in taraf sıfatının bulunmadığını, davacı tarafından delil olarak sunulan banka dekontları incelendiğinde davalı müvekkili ... adına parayı gönderen olarak dava dışı 3.kişi ... isimli bir kişinin olduğunun görülmekte olduğunu, aktif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının alacak iddiasının ortaklık sözleşmesine dayandırıldığını, davacının delil olarak sunduğu ve tarih içermeyen ortaklık sözleşmesindeki imzanın davalı müvekkiline ait olmadığını, delil olarak sunulan ortaklık sözleşmesinin geçersiz olduğunu, dava dışı ...'in ortaklık bedeli adı açıklaması ile değişik tarihlerde ve miktarlarda davalı müvekkili ...'a gönderdiği paranın sebebinin dava dışı ... isimli kişinin davalı müvekkili şirketinin franchise sözleşmesi kapsamında faaliyet gösteren başka bir şubesinin franchise bedeli olarak ödenen paralar olduğunu belirterek öncelikle davanın görev ve aktif husumet yokluğundan usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddini talep etmiştir. Mahkeme,"Davalının görevsizlik itirazının reddine,ayrıca tarafların sunacağı kayıtlar üzerinde inceleme yaptırılmasına karar verilmiştir. Resen atanan mali müşavir bilirkişi 22/02/2024 tarihli raporunda, ... bankası kayıtları ile birlikte yapılan öncelemede, dekontlarda “ortaklık bedeli” açıklaması ile ...l’in ...’ın hesabına, 2021 ylı içinde muhtelif tarihlerde 7 seferde toplamda 649.950 TL havale ettiğini, son ödemenin 10/08/2021 olduğunu; sonrasında 24/12/2021 tarihinde ...’ın ...’e 100.000 TL ödeme yaptığını, böylece bakiye 549.950 TL kaldığını, davacının takipte haklı olduğu kanaatinin oluştuğunu mütalaa ettiği,davalı yapılan ödemenin ... tarafından franchise sözleşmesine binaen yapıldığını ileri sürmüşse de; bu iddiayı somutlaştıracak her hangi bir franchise sözleşmesi veya her hangi bir belge sunulmuş değildir. Yine Banka dekontları incelendiğinde ilk ödemeye ait dekontta “güzellik merkezi ortaklık ön ödeme”, diğerlerinde “Ortaklık bedeli ...” açıklamasının yer aldığı görülmüştür.Gelinin aşama itibariyle davalı itirazlarının yargılamayı sürüncemede bırakmaya yönelik olduğu görülmüş, davacının davasını yeter ölçüde ispatladığı " gerekçesi ile; "1-Davanın KABULÜNE; 2-İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takibe yapılan itirazın İPTALİ ile takibin aynen DEVAMINA; 3-Alacağın likit olduğu anlaşılmakla %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar vermiştir. Kararı davalı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu,davacı tarafça davalıya para gönderilmediğini, banka dekontlarında davalı ... adına parayı gönderen olarak dava dışı 3. Kişi ... isimli bir kişinin olduğunun görüldüğünü,bu nedenle davacının taraf sıfatının bulunmadığını,temlikname ile talep edilen hususun gerçeği yansıtmadığını,olayın adi ortaklık olarak kabulünde dahi davanın itirazın iptali şeklinde görülemeyeceğini,adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi usullerinin uygulanması gerektiğini,davanın görev ve esastan reddine karar verilmesi için kararın kaldırılmasını talep etmiştir.6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Dava,ortaklık amacıyla gönderildiği ileri sürülen tutarın iadesine yönelik itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine yöneliktir.Dava Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır.Alınan 22/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda,; "... bankası kayıtları ile birlikte yapılan öncelemede, dekontlarda “ortaklık bedeli” açıklaması ile ...’in ...’ın hesabına, 2021 yılı içinde muhtelif tarihlerde 7 seferde toplamda 649.950 TL havale ettiğini, son ödemenin 10/08/2021 olduğunu; sonrasında 24/12/2021 tarihinde ...’ın ...’e 100.000 TL ödeme yaptığını, böylece bakiye 549.950 TL kaldığı " belirtilmiştir.Davanın konusunun tarafların bir güzellik merkezi işletmek amacıyla ortaklık kurmak için nakdi sermaye ödemeleri olduğu kararda belirtilerek ,bu doğrultuda davalıya ödeme yapıldığı ileri sürülmekle , tarafların ilişkisinin ticari sayılması gerektiği gerekçesiyle davalının görevsizlik itirazının mahkemece reddine karar verilmiştir.Görevsizlik yönünden davalı istinafının incelenmesinde; tarafların gerçek kişi oldukları ,bu bağlamda davacı ve davalının tacir olduğunun ileri sürülmediği gibi yargılama aşamasında da tespit edilmediği,ayrıca adi ortaklık iddiasıyla ortaklık için gönderilen bedelin ortaklık kurulmadığı için iadesi talep edilmekle,gerçek kişi tarafların tacir olup olmadığı araştırılmadan görevsizlik itirazının reddinin usul ve hukuka uygun bulunmadığı anlaşılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin, taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Yine, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı madde gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki (6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak) iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, HMK 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce resen dikkate alınması gerekmektedir. 507 sayılı Kanun, 21/06/2005 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 76'ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve maddenin ikinci cümlesi ile diğer yasaların 507 sayılı Yasaya yaptıkları atıfların 5362 sayılı Yasaya yapılmış sayılacağı açıklanmıştır. Bu durumda 4857 sayılı Yasanın 4 üncü maddesinde 507 sayılı Yasaya yapılan atıf, 5362 sayılı Yasaya yapılmış sayılmalıdır. Bahsi geçen yeni yasal düzenlemede esnaf ve sanatkâr tanımı değiştirilmiştir. Yeni yasanın 3 üncü maddesine göre esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dâhil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak belirtilmiştir. Somut olayda ,davacı ve davalı gerçek kişinin tacir olup olmadığı tam olarak tespit edilmemiştir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için, uyuşmazlık konusu işin, taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Davacı ve davalının tacir olup olmadığı araştırılarak,tacir olmadıkları belirlendiğinde uyuşmazlığın genel mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gereklidir.Görev hususu dava şartı olup,kamu düzerine ilişkin olduğundan ,yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekli olup,görev yönünden usuli kazanılmış hak da sözkonusu olmayacaktır.Bu sebeple,davalının istiraf başvurusunun kabulü ile kararın HMK 353/1a-6 gereği kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun kabulü ile kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine, Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.24/04/2025