Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/294 E. 2025/1280 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/294
- Karar No
- 2025/1280
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/294 Esas
KARAR NO : 2025/1280
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/06/2021
NUMARASI : 2018/1320 Esas, 2021/482 Karar
BİRLEŞEN İSTANBUL 3.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN
2020/417 ESAS SAYILI DOSYASI
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)|Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 22/10/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin şirket merkezinde 09/11/2018 gerçekleşen hırsızlık sonrası müvekkili şirkete ve aynı adreste faaliyet gösteren ... Gıda ve Tekel Ürünleri Tic.AŞ'ye ait çok sayıda çekin çalındığını, gerçekleşen hırsızlık olayında boş olarak çalınan çekler arasında yer alan ... A.Ş. Gayrettep Ticari Şube Müdürlüğü muhataplı E1-... seri no'lu çekin sahte olarak 27/01/2019 vade 65.000-TL bedel yazılarak sahte olarak imzalandığını ileri sürerek, davaya konu çek nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı cevap dilekçesi vermemiştir.
BİRLEŞEN DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin şirket merkezinde 09/11/2018 gerçekleşen hırsızlık sonrası müvekkili şirkete ve aynı adreste faaliyet gösteren ... Gıda ve Tekel Ürünleri Tic.AŞ'ye ait çok sayıda çekin çalındığını, gerçekleşen hırsızlık olayında boş olarak çalınan çekler arasında yer alan ... A.Ş. Gayrettep Ticari Şube Müdürlüğü muhataplı E1-... seri no'lu çekin sahte olarak 27/01/2019 vade 65.000-TL bedel yazılarak sahte olarak imzalandığını ileri sürerek, davaya konu çek nedeniyle müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespitine ve çekin müvekkiline istirdatına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin Alanya da ikamet etmesinden dolayı mahkemenin yetkili olmadığını, davacının haksız fiilden bahsettiği durumla ilgili müvekkilinin herhangi bir ilgisinin olmadığını ve çekte hamil olduğunu, çekin ticari hayata girmeden boş şekilde çalınması karşısında ticari davanın söz konusu olamayacağı ve haksız fiil uyarınca genel mahkemelerin görevli olduğunu, davacının çekteki imzaya açıkça itiraz etmediğini, müvekkilinin iyi niyetli hamil olduğunu, soruşturma dosyasının akıbetinin sorulmasını, istirdat davası açmak için 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı cevap dilekçesi vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, HMK 16.maddesi uyarınca haksız fiilin meydana geldiği yer itibarıyla mahkemenin yetkili olduğu, yine davaya konu çekin şeklen imzalanması nedeniyle görünürde çek vasfını taşıması nedeniyle tedavüle elverişli olası dolayısıyla TTK ve sair mevzuat hükümlerine göre uyuşmazlığın çözümü gerektiğinden mutlak ticari dava olarak değerlendirildiğinden davalının görev itirazlarının da reddi gerektiği, birleşen dava dosyasında davalı ...'in zamanaşımı def'ilerinin de asıl dava yönüyle haksız fiilin gerçekleştiği 09/11/2018 tarihinden sonra 28/12/2018 tarihinde dava açılması ve sonrasında çek aslına ulaşıldıktan sonra mevcut davalı lehtar dışında bir ciranta ve bir hamilin tespit edildiği ve taraf teşkilinin sağlanması yönüyle birleşen davanın açıldığı tespit olunmakla reddi gerektiği, davaya konu çekteki keşide imzalarının mukayese imza örneklerine kıyasla ...'ın eli ürünü olmadığının tespit edildiği, bu haliyle davacı tarafın iddiasının sübut bulduğu, imzada sahteliğin herkese karşı ileri sürülebilen mutlak def'ilerden olduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen dava yönüyle davacı şirketin davalılara karşı açtığı davalarının kabulü ile; ... Gayrettepe Ticaret Şubesine ait ... İşletmeleri AŞ ye ait E1-... seri numaralı 27/01/2019 keşide tarihli 65.000-TL miktarlı çek yönüyle davacının borçlu olmadığının tespitine ve çek aslının davacıya iadesine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Birleşen davada davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; mahkemenin görevsiz ve yetkisiz olduğunu, istirdat davası için kanunda ön görülen 1 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu, mahkemece zamanaşımı itirazının reddinin hatalı olduğunu, davacının asıl davayı açmış olmasının müvekkil yönünden zamanaşımını kesmediğini, asıl dava dosyasında birleşme kararı öncesi iki kez rapor alınmış olmasına rağmen müvekkilinin henüz taraf olmadığı aşamada alınan raporların müvekkil aleyhine hükümde kullanılmasının mümkün olmadığını, ilk raporda imza incelemesinin sonucunda bir kanaate ulaşılamadığını, ikinci alınan raporda ise imzanın yetkili elinden çıkmadığı kanaatine varıldığını, ilk raporda yeterli kıyaslamaya uygun imza yok şeklinde bir gerekçe varken ve sebep olarak da yeterli imza örneği yok denmesine rağmen ikinci raporda ilk rapordan sadece bir adet fazla evrak ile sonuca ulaşılmış olmasının da çelişkili olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:
Asıl dava menfi tespit, birleşen dava ise menfi tespit ve çekin istirdatı talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar birleşen davada davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davaların birleştirilmesi, yargılamalarının birlikte yürütülüp aynı anda karara bağlanmalarını gerektirse de birleşen her bir dava bağımsızlığını korumaktadır. Bu nedenle birleşen her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerekmektedir. İlk derece mahkemesince "asıl ve birleşen dava yönüyle davacı şirketin davalılara karşı açtığı davalarının kabulü ile; ... Gayrettepe Ticaret Şubesine ait ... İşletmeleri AŞ ye ait E1-... seri numaralı 27/01/2019 keşide tarihli 65.000-TL miktarlı çek yönüyle davacının borçlu olmadığının tespitine ve çek aslının davacıya iadesine" karar verilmiştir. Asıl davanın sadece menfi tespit, birleşen davanın ise menfi tespit ve çek istirdatı talebine ilişkin olmasına, dolayısıyla asıl davada çek istirdatı talebi olmamasına rağmen, asıl ve birleşen dava yönünden HMK'nın 26. ve 297.maddesine aykırı olarak, infazda tereddüt olacak şekilde tek bir hükümle menfi tespit ve istirdat yönünde hükmü kurulması doğru görülmemiştir. Bu nedenle HMK'nın 355.maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının re'sen kaldırılmasına karar verilmiştir.Çekin sahteliği iddiasına dayalı olarak İİK'nın 72.maddesi uyarınca açılan menfi tespit davası ile TTK'nın 757.maddesi uyarınca açılan çekin istirdatı davası mutlak ticari dava niteliğinde olup, uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. Bu nedenle kararı istinaf eden birleşen davada davalı vekilinin mahkemenin görevine ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Birleşen dava çekin istirdatı ve çeke dayalı menfi tespit davası olup, dava tarihi itibariyle girişilmiş bir icra takibi bulunmamaktadır. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davalarında yetkili mahkeme genel yetki kurallarına göre belirlenir. Dava konusu çekte ödeme Şişli olduğuna, Şişli adresinin İstanbul mahkemelerinin yargı çevresinde kaldığına göre, dava yetkili mahkemede açılmıştır. İlk derece mahkemesinin birleşen dava davalısı ...'in yetki itirazının reddine dair kararı sonuç olarak doğru olmakla birlikte, davaların niteliğinde hataya düşülerek, HMK 16.maddesi uyarınca haksız fiilin meydana geldiği yer itibarıyla mahkemenin yetkili olduğu yönündeki red gerekçesi gerekçesi doğru görülmemiştir.Menfi tespit davalarına ilişkin mevzuatta, bu dava türü için özel olarak belirlenmiş genel bir zamanaşımı süresi bulunmamaktadır. Çek istirdat davasında zamanaşımı süresi, genel hükümlere tabi olup, TBK'nın 146. maddesine göre, alacak hakkı on yıllık zamanaşımına tabidir. İlk derece mahkemesinin birleşen dava davalısı ...'in zamanaşımı def'inin reddine dair kararı sonuç olarak doğru olmakla birlikte, zamnaşımı süresinin de haksız fiil hükümlerine göre değerlendirildiği gerekçesi gerekçesi doğru görülmemiştir. Bu nedenle kararı istinaf eden birleşen davada davalı vekilinin mahkemenin yetkisine ve zamanaşımı def'ine ilişkin istinaf itirazları, gerekçe yönünden kısmen yerinde görülmüştür. İmza incelemesinde öncelikle senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin borçlunun karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin belge bulunamazsa daha sonraki tarihli belgeler, karşılaştırmaya elverişli imza örneği taşıyan herhangi bir belge temin edilemez ise borçlunun duruşmada alınan medarı tatbik imza ve yazı örnekleri üzerinden inceleme yapılmalıdır. Sıhhatli bir sonuç alınabilmesi için, inkâr edilen imzanın atıldığı tarihten öncesinde veya mümkün olduğu kadar yakın tarihlerde düzenlenen belgelerde bulunan borçluya ait imzaların celbedilip ondan sonra bilirkişi incelemesi yapılması gerekir. (YHGK 2017/12-328 E-2019/387 K) Hükme esas alınan bilirkişi raporunun, davacı şirket yetkililerinn yargılama sırasında alınan imzalarının dışında; ...'ın 18/06/2019 tarihli, ...'ın 24/06/2019 tarihli mukayese imzalarının incelenmesi ile hazırlandığı, söz konusu mukayese imzaların da davaya konu çekin keşide tarihinden sonra olduğu, dolayısıyla sahtecilik incelemesinin usulüne uygun yapılmadığı gibi, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı gibi, davaya konu çekte davacı şirket adına atılan imzanın şirket yetkilisi ... eli ürünü olup olmadığı konusunda müspet menfi bir kanaat edilemediğinin belirtilmesine rağmen hükme esas alındığı görülmüştür. Uyuşmazlığın çözümü için mahkemece, hakimin davayı aydınlatma görevi çerçevesinde resmi kurumlardan, davaya konu çekin düzenleme tarihinden önce ve bu tarihe yakın, davacı şirket yetkililerinin imzasının bulunduğu yeteri kadar mukayeseye esas imza toplandıktan sonra, ATK Fizik İhtisas Dairesinden rapor alınarak, asıl davanın istinaf edilmemesi nedeniyle kazanılmış haklar korunarak, birleşen dava yönünden sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiş, bu nedenle birleşen davada davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kaldırma sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Birleşen davada davalı ... vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, 2- İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/06/2021 gün ve 2018/1320 Esas, 2021/482 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 355 ve 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf peşin harcının talebi halinde birleşen davanın davalısı ...'e iadesine, 5- İstinaf aşamasında birleşen davanın davalısı ... tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 180,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.349,40 TL'nin davacıdan alınarak birleşen davanın davalısı ...'e verilmesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.22/10/2025