Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/257 E. 2026/780 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/257
Karar No
2026/780
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

40. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

DOSYA NO: 2024/257

KARAR NO: 2026/780

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 15/11/2023

NUMARASI : 2018/940 (E) - 2023/1017 (K)

DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat

KARAR TARİHİ: 22/05/2026

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ... AŞ'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) poliçesiyle sigortalı, ...'in işleteni olduğu, ...'un idaresindeki ... plakalı aracın 13/06/2017 tarihinde müvekkiline çarparak yaralanmasına neden olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL maddi tazminatın davalılar ... ve ...'tan kaza tarihi olan 13/06/2017 tarihinden itibaren, diğer davalı ... AŞ'den ise başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 13/07/2023 tarihli bedel belirleme dilekçesiyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 296.898,30 TL, geçici iş göremezlik tazminatı talebini ise 6.311,73 TL olmak üzere maddi tazminat talebini 303.210,03 TL olarak belirlemiştir.

Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde davanın reddini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince;"Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 296.898,30 TL sürekli maluliyet tazminatı ile 6.311,73 TL geçici iş göremezlik tazminatı toplamı 303.210,03 TL davalı ... ile davalı ...’dan kaza tarihi olan 13/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalı ... AŞ'den (poliçe limiti 330.000 TL ile sınırlı olarak) tahsilde tekerrür oluşturmadan temerrüt tarihi olan 05/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine" karar verilmiştir.

Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı ... AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; maluliyet raporuna karşı itirazları değerlendirilmeksizin kurulan hükmün usul ve esasa aykırı olduğunu, hükme esas alınan ATK 2. İhtisas Kurulunun 23/08/2021 tarihli raporunda zihinsel, ruhsal, davranışsal bozukluklar, geçici fonksiyon kaybına neden olan ruhsal hastalıklar - beyin hasarı, beyin işlev bozukluğuna bağlı davranış bozuklukları nedeni ile davacıya maluliyet atfedildiğini, davacının gerçek maluliyet oranının tespiti için davacının yazılı onamının da alınarak güncel muayenesinin yapılması suretiyle 16/07/2018 tarihli tıbbi mütalaa uzman görüşü raporu alındığını, söz konusu muayene bulgularının incelenmesi suretiyle düzenlenen 16/07/2018 tarihli tıbbi mütalaada davacının sürekli maluliyetinin bulunmadığının açıkça tespit edildiğini, karara esas alınan 23/08/2021 tarihli ATK maluliyet raporunun incelenmesi suretiyle alınan 25/09/2021 tarihli tıbbi mütalaada da aynı yönde görüş bildirildiğini, sunmuş oldukları tıbbi mütalaalar doğrultusunda mezkur kaza nedeniyle davacının uğramış olduğu maluliyetinin bulunmadığı açıkça tespit edilerek ispatlanmış olduğundan kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, karara esas alınan maluliyet raporundaki söz konusu tespitlerin davacının tek taraflı beyanına dayandığını ve davaya konu kaza ile illiyet bağının bulunmadığını, davacının uzun süre boyunca uygulamış olduğu psikolojik tedavilere ve kullanmış olduğu ilaçlara yönelik yeterli araştırma yapılmadan alınan maluliyet raporu doğrultusunda hüküm kurulmuş olmasının hatalı olduğunu, maluliyet raporunda söz konusu rahatsızlığın psikolojik tedavi ile iyileşip iyileşmeyeceği, belirlenen maluliyet raporunun davacının bakiye ömrü boyunca devam edip etmeyeceği gibi ayrıntılara da yer verilmediğini, bu hali ile eksik inceleme ürünü olan maluliyet raporu doğrultusunda hüküm kurulmuş olmasının yerleşik Yargıtay içtihatlarına da aykırı olduğunu, çelişkilerin giderilmesi amacıyla düzenlenen 15/05/2023 tarihli kusur raporunda çelişkilerin neden kaynaklandığına ilişkin gerekçeli ve denetime elverişli hiçbir açıklamada bulunulmadığını, kusur raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla ATK Trafik İhtisas Dairesinden yeniden rapor alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik zararlarına yönelik müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını, bakiye ömrün tespitinde TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınmasına katılmakla birlikte progresif rant yönteminin kullanılmasını kabul etmediklerini, devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü ve 1.8 teknik faiz kullanılarak ek rapor alınması gerektiğini, davacı tarafından sunulan ıslah dilekçesi taraflarına tebliğ edilerek beyanda bulunmak üzere süre verilmeden adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkına aykırı olarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili sigorta şirketi aleyhine 05/04/2018 temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:

Dava, trafik kazasından kaynaklanan geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.

Kusur tespitine ilişkin olarak ilk derece mahkemesince alınan 06/07/2022 tarihli bilirkişi raporunda, davacı yaya ...'ın %25 oranında, davalı sürücü ...'un %75 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/24077 soruşturma dosyasından alınan 03/07/2017 tarihli kusur raporunda ise davacı yaya ...'ın asli kusurlu, davalı sürücünün tali kusurlu olduğu belirlenmiştir.

Mahkemece kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla üçlü bilirkişi heyetinden alınan 15/05/2023 tarihli raporda, yola girmeden önce sol ve sağ taraftan gelen araç trafiğini kontrol etmesi, müsait olması halinde hızlı bir şekilde yolu kat ederek geçişini tamamlaması gerekirken bu hususlara riayet etmeyen, yolda ilk geçiş hakkına sahip motorlu araca rağmen ilk geçiş hakkını tanımadan yola kontrolsüzce girip dikkatsiz ve tedbirsiz davranışı ile meydana gelen kazada davacı yaya ...'ın %75 oranında kusurlu olduğu; her ne kadar karayolunda ilk geçiş hakkına sahip olsa da meskun mahalde hızlı kullandığı aracıyla yayaya çarpması sonucu meydana gelen kazada ... plakalı araç sürücüsü ...'un %25 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir.

İlk derece mahkemesince hükme esas alınan 15/05/2023 tarihli bilirkişi kurulu raporunda olay anını gösteren kamera görüntüleri incelenmek suretiyle soruşturma dosyasında alınan rapor doğrultusunda çelişkinin giderildiği, mahkemece benimsenen kusur durumunun oluşa ve dosya kapsamına uygun olmasına göre kusura ilişkin kabul şeklinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

ATK İkinci İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 23/08/2021 tarihli raporda, davacının 13/06/2017 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ile bu yönetmelik kapsamında yer almayan bölüm, cetvel ve listeler için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kullanılarak davacının %73 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 18 aya kadar uzayabileceği; 29/11/2021 tarihli raporda ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre değerlendirme yapılarak davacının tüm vücut engellilik oranının % 80 olduğu, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 12 aya kadar uzayabileceği tespit edilmiş, ilk derece mahkemesince her iki rapora karşı sadece davalı ... tarafından itiraz edildiğinden usuli kazanılmış hak dikkate alınarak ATK İkinci İhtisas Kurulu tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenen raporla belirlenen sakatlık oranı benimsenerek karar verildiği anlaşılmıştır.

5/7/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2. maddesi uyarınca adlî tıpla ilgili konularda bilimsel ve teknik görüş bildirmek görevi bulunan Adli Tıp Kurumu İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından, davacının yaralanması nedeniyle tedavi gördüğü hastanelerde düzenlenen raporlar ve belgeler incelenerek ve 18/06/2021 günü kurulda muayenesi de yapılarak Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenen 23/08/2021 tarihli raporun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

25/02/2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun ...'ye geçmesine karşın belgeye dayanmayan tedavi giderlerinden (geçici iş göremezlik, bakıcı gideri, tedavi yol gideri vb.) zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesini düzenleyen sigorta şirketi ile araç işleteni ve sürücüsünün sorumluluğunun devam ettiğinin anlaşılması karşısında davalı ... şirketinin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu tutulmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.

Mahkemece hükme esas alınan 23/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda tazminat hesabının Yargıtay'ın güncel içtihatlarında belirtildiği şekilde TRH 2010 yaşam tablosu kullanılarak ve progresif rant yöntemi uygulanarak yapılmış olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.

Her ne kadar davalı ... vekiline talep artırım dilekçesi tebliğ edilmemiş ise de hükme esas alınan 23/05/2023 bilirkişi ek raporunun davalı ... şirketine tebliğ edildiği, davalı ... vekilinin de bu rapora karşı itiraz dilekçesini dosyaya sunduğu, davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olduğu göz önüne alındığında bu durumun sonuca etkili olmadığı değerlendirilmiştir.

Davacı tarafın dava açılmadan önce sigorta şirketine başvurduğu, ancak başvuru dilekçesinin sigorta şirketine ne zaman ulaştığı dosya içeriğine göre tespit edilememekle birlikte davalı ... şirketinin davacı tarafa başvurusu hakkında 26/03/2018 tarihinde yanıt verdiği anlaşılmıştır.Bu durumda 26/03/2018 tarihi itibarıyla temerrüde düştüğünün kabulü ile faize karar verilmesi gerekirken 05/04/2018 tarihinden itibaren faize karar verilmesi doğru değil ise de istinaf edenin sıfatına göre kararın kaldırılma nedeni yapılmamıştır.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,

2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 20.712,28 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 5.179 TL harcın mahsubu ile bakiye 15.533,28 TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ... AŞ'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

3-Davalı ... AŞ'nin istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/257, K. 2026/780, T. 22.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-257-e-2026-780-k-8eaa6a902e8f