Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/2565 E. 2026/289 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/2565
- Karar No
- 2026/289
- Karar Tarihi
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/2565
KARAR NO : 2026/289
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/09/2024
NUMARASI : 2022/910 Esas 2024/879 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 12/10/2022
İSTİNAF KARARININ
VERİLDİĞİ TARİH: 18/02/2026
YAZILDIĞI TARİH: 18/02/2026
Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/910 Esas 2024/879 Karar sayılı kararı davacı ve davalı tarafından istinaf incelemesi için dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...tarihinde, davacı müvekkili ...’nin evinin önünde oynadığı esnada plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen bordo renkli ... marka bir aracın çarpıp kaçması sonucu yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, işbu kaza neticesinde davacı müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, yargılama konusu trafik kazasının meydana gelmesinde, davacı müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, dava konusu trafik kazasına kusuruyla sebebiyet veren araç ya da sürücüsünün tespit edilemediğini, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 14/2-a ve Güvence Hesabı Yönetmeliği’nin 9/1-a maddeleri uyarınca;“Sigortalının tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar için” Güvence Hesabı'na başvurulabileceğinin düzenlendiğini, bu nedenle kazaya kusuru ile sebebiyet veren aracın plakası ve sürücüsü tespit edilemediğinden ...'nın müvekkilinin uğramış olduğu maddi zararların tazmininden varsa diğer sorumlularla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davacı müvekkilinin dava konusu trafik kazası nedeniyle ağır şekilde yaralandığını, sol tibia kırığı ve doku yumuşaması başta olmak üzere vücudunun çeşitli yerlerinde kırıklar, ezilmeler, yırtıklar ve yaralanmalar meydana geldiğini, kazadan sonra ...Hastanesi’ne kaldırılan müvekkilinin, yapılan ilk müdahalenin ardından ...Hastanesi'nde yatarak tedavi gördüğünü ve çeşitli cerrahi operasyonlar geçirdiğini, dava konusu trafik kazası sebebiyle ağır şekilde yaralanan müvekkilinin; kalıcı iş göremezliğe maruz kaldığını, aynı zamanda bakıcı ihtiyacının da doğduğunu, davaya konu kaza sebebiyle, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 2022/51336 sayılı dosya üzerinden soruşturma yapıldığını ve daimi arama kararı verildiğini, kendilerince işbu kazada müvekkili ...'nin ağır şekilde yaralanması sebebiyle uğramış olduğu zararın tazmini için gerekli tüm bilgi, belge ve evraklarla birlikte davalı ...'na başvuruda bulunulduğunu, yasal süre içerisinde kendilerine herhangi bir ödeme yapılmadığını ve başvurusunun reddedildiğini belirterek HMK'nun 107/2 maddesi uyarınca başlangıçta belirttiğimiz talebimizi artırım hakkımız saklı olmak üzere, HMK'nun 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası niteliğinde haklı davasının kabulü ile; müvekkilinin dava konusu kazada yaralanarak işgöremezliğe uğraması nedeniyle; kalıcı iş göremezlik bedeli olarak şimdilik 100,00-TL, bakıcı gideri tazminatı olarak şimdilik, 100,00-TL olmak üzere toplam 200,00-TL’nin kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı ...'ndan (teminat limiti ile sorumlu olmak üzere) tahsili ile müvekkil davacıya ödenmesine, her türlü yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafa Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku hakkında kanun gereğince teminat yatırmak üzere süre verilmesi gerektiğini, 5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un "Teminat" başlıklı 48. maddesi; "Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. " hükmü bulunduğunu, davacı tarafça başvuru şartının tam olarak yerine getirilmediğini, ... tarihinde meydana gelen kaza ile ilgili olarak, kaza gününde herhangi bir tutanak düzenlenmediğini ve davacı tarafından da hiçbir mercie müracaatta bulunulmadığını, kazadan 3 gün sonra 08/11/2021 tarihinde ...’nin babası ...’nin verdiği ifadede işte çalıştığı sırada eşinin aradığını oğullarına bir aracın çarpıp kaçtığını, komşunun aracı ile hastaneye gittiklerini söylediğini, tespiti halinde olay sürücüsünden şikayetçi olduklarını belirttiklerini, 14/11/2021 tarihli kamera şahıs ve araştırma tutanağında, yapılan araştırmada, olayın gerçekleştiği yeri gösterir kamera kaydı olmadığının anlaşıldığını, meydana geldiği iddia edilen ancak hiçbir somut delil bulunmayan kaza nedeniyle davacı ...'nin maluliyeti oluşup oluşmadığı ve oluşmuşsa bunun kaza nedeniyle olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini belirterek haksız ve dayanaksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; Davanın KABULÜ ile 2.683,13-TL bakıcı gideri zarının ZMMS poliçesinin sağlık tedavi giderleri teminat limitinden karşılanması, 317.724,70-TL kalıcı iş görememezlik zararının ZMMS poliçesinin sağlık/ölüm teminat limitinden karşılanması koşulu ile toplam 320.407,83-TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan arabuluculuk başvuru tarihi 19/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte devalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin hiç bir kusurunun bulunmadığını, mahkemece karar verilmiş ise de fazlaya ilişkin taleplerini saklı tuttuklarını, yargılama giderlerinin eksik hesaplandığını verilen kararın kaldırılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti hususunda yeniden hüküm kurulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı tarafça başvuru şartlarının tam olarak yerine getirilmediğini, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, kaza ile ilgili davacının ailesinin beyanlarından başka hiç bir somut delilin bulunmadığını, mahkemece ailenin çelişkili beyanları esas alınarak, karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ailenin gözetim yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeni ile kusur indirimi yapılması gerektiğini, dosyada ki maluliyet raporları arasında ki çelişkinin giderilmeden karar verildiğini, davacıya fiilen bakıcı tutulduğunun ispatlanmadığını, mahkemece bakıcı giderlerine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, SGK tarafından davacı tarafa ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun araştırılmadığını, kazaya sebep olan araç tespit edilememiş olduğundan meydana geldiği kesin olarak ispat edilemeyen bir kazadan dolayı müvekkili şirket aleyhine hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazasından kaynaklı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesi gereği cismani zarardan doğan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 30/09/2024 tarih, 2022/910 Esas 2024/879 Karar sayılı kararı ile, trafik kazasından kaynaklı maddi tazminat davasının kabulüne karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı süresi içerisinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi HMK 355. maddesi gereğince ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Duruşma açılmasını gerektiren sebepler bulunmadığından HMK'nın 353 ve 355 maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler dosya üzerinden yürütülmüştür.
5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14/b maddesinde rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dahilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için zorunlu sigortalara ilişkin olarak koşulların oluşması halinde ortaya çıkan zararların, bu sigortalarla saptanan geçerli teminat miktarlarına kadar karşılanması amacıyla ... oluşturulacağı, yasanın geçici 2. maddesine dayanılarak çıkarılan Güvence Hesabı Yönetmeliğinin 16/c maddesinde zarardan sorumlu olan kişilere, hesaptan yapılan ödemeler nedeniyle rücu hakkının kullanılacağı düzenlenmiştir.
Güvence Hesabı yönetmeliğinin 9. maddesinde
b) Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için, başvurulabileceği
Güvence Hesabı yönetmeliğinin 16. maddesinde
(1)Hesaptan yapılan ödemeler nedeniyle;
a) Zorunlu sigorta yaptırmayan veya geçerli teminat tutarları üzerinden zorunlu sigortaları yaptırmayan kişilere,
b) Sorumlunun sonradan belli olması halinde bu kişilere veya yükümlü sigorta şirketine,
c) Zarardan sorumlu kişilere veya yükümlü sigorta şirketine,
ç) 9 uncu maddenin birinci fıkrasının (ç) bendine göre yapılan ödemeler çerçevesinde yükümlü sigorta şirketine,
d) 9 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre yapılan ödemeler nedeniyle Büroya, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde rücû edilir." hükmüne haizdir.
Bu halde Güvence Hesabı Yönetmeliğinin 9/b maddesi uyarınca, rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dahilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar ...ndan talep edilebilir. Aynı yönetmeliğin “Rücû hakkının kullanılması” başlıklı 16. maddesi (a) bendi uyarınca da, hesaptan yapılan ödemeler nedeniyle, zorunlu sigortasını yaptırmayan kişilere veya zarardan sorumlu kişilere davacının rücu hakkı vardır. ...nın rücu edebileceği tazminat tutarı, sigortasız araç sürücüsünün kusur oranına ve zarar görenlerin gerçek zararına göre belirlenir. Bu halde, trafik sigortası olmayan araçlar yönünden tazminat ödeme yükümlülüğü olan ..., Güvence Hesabı Yönetmeliğinin 9/b ve 16/a. maddeleri uyarınca ödediği tazminatı, zorunlu trafik sigortasını yaptırmayan ve zarardan sorumlu olan kusurlu araç işleteninden isteyebilecektir. (Yargıtay 17. HD 2013/15017E., 2015/2703K.; 2016/8967E.,2016/7348 K.;2014/988 E., 2016/8870 K. )
Somut olayda, trafik kazasına sebebiyet vermiş olan ve plakası tespit edilemeyen aracın trafik kazasının meydana geldiği ...tarihi itibariyle ZMMS poliçesi de tespit edilemediğinden; Güvence Hesabı Yönetmeliğinin 9/b. maddesi gereğince trafik kazası neticesinde cismani zarara uğrayan davacının zararının tazminini ...ndan talep edebileceği, davalı ... vekilinin davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiği yönündeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 115. maddesi “(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
(2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
(3) Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.” düzenlemesini içermektedir.
2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı’ başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Somut olayda kaza tarihi ... tarihi olup dava 12/10/2022 tarihinde açılmıştır. Trafik kazası 6704 sayılı yasanın yürürlük tarihi olan 26.04.2016 tarihinden sonra meydana gelmiş olup, trafik kazaları haksız fiil niteliğinde olduğundan (2918 s.k.m.90) ve haksız fiiller gerçekleştikleri anda hüküm ve sonuç doğurduklarından, olayda kaza tarihindeki yasal mevzuat uygulanacağından, 6704 sayılı yasa gereğince davacı için davalı...na dava açılmadan önce başvuruda bulunulması şartı söz konusu olup, tazminatın ödenmesi için davacı tarafça davalı ...na 07/09/2022 tarihinde başvuru dilekçesi ve belgeler sunulmak suretiyle başvuruda bulunulmuş ve başvuruda bulunulmuş olduğuna ilişkin evrakın 08/09/2022 tarihinde ... tarafından teslim alınmış olduğu ve ...nca davacıya herhangi bir ödemede bulunulmadığı; yine davacı tarafça 19/09/2022 tarihinde arabulucuğa başvurmuş olduğu anlaşılmış olup, davacının ...na başvurmamış olmasından kaynaklı dava şartı yokluğu söz konusu değildir, usulüne uygun başvuru yapılmadığına ilişkin davalı vekilinin istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir.Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların, haksız fiil 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 ila 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne, 02/09/2013 tarihten itibaren Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği'ne, 01/06/2015 tarihinden sonra ise Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri, yaralananın çocuk olması halinde ise 20/02/2019 tarihinde yürürlüğe giren Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre maluliyetin tespiti gerekmektedir.
Somut olayda, ilk derece mahkemesince, usulüne uygun teşekkül ettirilmiş olan Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığın'dan davacı ...'nin maluliyet oranının tespitine ilişkin olarak alınmış olan 23/11/2023 tarihli "Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümleri" kapsamında rakamsal olarak ifade edilebilin bir maluliyet ya da engel oranı tespit edilmesinin mümkün olamadığı gerekçesiyle "Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri" kapsamında alınmış olan raporda davacının sürekli maluliyet oranının %3 olduğu tespit edilmiş olmakla, kaza tarihi itibariyle "Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine" göre alınan raporun kaza tarihi itibariyle yürürlükte olmayan "Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri" kapsamında alınmış olduğu düşüncesiyle; "Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümleri" kapsamında rakamsal olarak ifade edilebilin bir maluliyet ya da engel oranı tespit edilmesinin mümkün olamadığı gerekçesiyle kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri” kapsamında alınmış olan raporda davacının sürekli maluliyet oranının %3 olarak tespit edildiği, hükme esas alınan raporun mevzuata uygun kuruluşlardan ve maluliyet yönünden mevzuata uygun yönetmelik uygulanarak ve maluliyetle trafik kazası arasında illiyet bağı kurulmak suretiyle hazırlanmış olup; davalı vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.
Yargıtay yerleşik uygulamalarına göre, haksız eylemden zarar gören kişinin bedensel zarar uğradığının ispatlanması yeterli olup, bakıcı giderlerinin ödediğine ilişkin belgelerin sunulması gerekmediğinden, davalı vekilinin davacıya fiilen bakıcı tutulmadığı gerekçesiyle bakıcı gideri ödenmesine karar verilmemesi gerektiği yönündeki istinafının yerinde olmadığı tespit edilmiştir.
Bedeni zararlara ilişkin teminat limiti ile tedavi giderlerine ilişkin teminat limiti birbirinden bağımsız olup, birinin tüketilmesi halinde davalı sigortanın tüm yükümlülüklerini yerine getirerek sorumluluğunun sona ereceğinden bahsetmek olanaklı değildir. Kazada yaralanan kişi, maluliyetin oluşması halinde oluşacak sürekli iş göremezlik zararını bedeni zararlar klozundan, bakıcı gideri, zararlarını ise tedavi giderleri klozundan karşılamak üzere talep edebilir.(Yargıtay 17.HD.’nin 2015/18540 E. 2017/7764 K. 14/09/2017 tarihli ilamı) . Poliçe limitinin belirlenmesinde zararın aslı olan tazminat dikkate alınmakta; faiz, vekalet ücreti, yargılama giderleri gibi feri nitelikte zararlar poliçe limiti haricinde tutulmaktadır.
Somut olayda, mahkemece aktüerya bilirkişisi tarafından davacı için hesap edilen 317.714,70 TL. sürekli işgöremezlik tazminatının, bedeni zararlar klozu yönünden 430.000-TL. limitin üstünde olmaması ve davacı vekilinin talebi değerlendirilmek suretiyle poliçe limiti aşılmaksızın davacı lehine 317.724,70-TL. sürekli işgöremezlik tazminatına; yine 430.000-TL. tedavi giderleri klozunu aşmayacak şekilde 2.683,13 TL. bakıcı giderine hükmedilmiş olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.
Trafik kazası neticesinde yaralanan kişiye, trafik kazası nedeniyle SGK.veya başka Sosyal kurumlar tarafından ödenmiş olan peşin sermayenin aktüerya bilirkişisi tarafından hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi gerekir.
Somut olayda, mahkemece SGK'ya yazılan yazıya verilen ...tarihli yazı cevabında, trafik kazası nedeniyle davacıya mahsubu gerektirir peşin sermayeli herhangi bir ödemenin yapılmadığı belirtilmiş olmakla, davalı vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.
Trafik kazası nedeniyle uğranılan zararın tazminine ilişkin tazminat davasında, alacak haksız fiilin yani kazanın meydana gelmiş olduğu tarihte muaccel olduğundan, alacağa kaza tarihinden itibaren araç sürücüsü ve işleten malikten faiz istenebilecek, sigortadan ise sigortaya başvuru tarihinden itibaren 2918 sayılı KTK'nın 99. maddesi uyarınca 8 işgünü içerisinde tazminatın ödenmemesi halinde temerrüte uğradığı tarihten itibaren, dava açılmadan sigortanın temerrüte uğratılmamış olması halinde ise dava tarihinden itibaren faiz istenebilecektir.
2918 sayılı KTK'nın 99. maddesine göre hak sahibince usulüne uygun olarak temin edilmiş belgelerin sigortaya iletildiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemeyen sigorta temerrüte uğramış sayılır ve temerrüte uğramış olduğu tarihten itibaren hak sahibine faiz ödemelidir.
Somut olayda, davacı vekili tarafından dava açılmadan önce 2918 sayılı KTK'nun 97. maddesi uyarınca tazminat ödenmesi hususunda davalı sigortaya elde edebileceği tüm belgelerle birlikte 07/09/2022 tarihinde başvuruda bulunduğu, yazılı başvuru beyanının ve belgelerin 08/09/2022 tarihinde davalı sigortaya tebliğ edildiği ve 2918 sayılı KTK'nın 99.maddesi uyarınca davalı ...nın 21/09/2022 tarihi itibariyle ödemede temerrüte uğramış olduğu; davacı tarafça 19/09/2022 tarihinde arabulucuğa başvurmuş olduğu anlaşılmış olup, Yargıtay yerleşik uygulamaları gereğince arabulucuğa başvuru tarihi ... için temerrüt tarihi olduğu için, mahkemece davacı yönünden en erken temerrüt tarihi arabuluculuğa başvuru tarihi olan 19/09/2022 olduğundan, 19/09/2022 tarihi itibariyle alacağa faiz işletilmesine karar verilmiş olması isabetli olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.
Sigortanın davalı olması otomatik olarak trafik kazasını ticari iş haline getirmeyecek olup, trafik kazasına karışan aracın ticari olup olmadığına bakılacak, aracın ticari olması halinde alacağa ticari avans faiz oranları, aracın ticari olmaması halinde ise alacağa yasal faiz oranları uygulanacaktır. İşletilecek faiz türünün tespitinde, zarara neden olan aracın trafik kaydı ve kaza tarihindeki gerçek kullanım amacının değerlendirilmesi, bu değerlendirme neticesinde aracın kullanım amacının hususi olması durumunda yasal faize, ticari olması ve avans faizi talebi bulunması halinde avans faizine hükmedilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, trafik kazasının meydana gelmesine sebebiyet veren araç tespit edilemediğinden, dosya içerisindeki belgelerden ise aracın ticari amaçla kullanıldığı anlaşılamadığından, alacağa yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken; mahkemece değişen oranlarda ticari avans faize hükmedilmesi doğru görülmemiş olup, davalı vekilinin bu yöndeki istinafının yerinde olduğu, ilk derece mahkemesi kararının faiz türü yönünden HMK'nın 353/1-b/2.maddesince kaldırılarak, Dairemizce yeniden hüküm kurulması gerektiği görülmüştür.
Trafik kazası ile ilgili olarak, ceza dosyasında alınan kusur bilirkişisi raporu, eldeki davada alınan kusur bilirkişisi raporu ile aynı trafik kazasına bağlı olarak açılmış olan diğer tazminat davalarında alınmış olan kusur bilirkişisi raporlarının tutarlı olup, birbiriyle çelişkili olmaması gerekir. Raporlar arasında çelişki olduğu takdirde çelişkinin mahkemece Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik kürsüsünden seçilecek heyetten ya da İTÜ trafik kürsüsünden seçilecek heyetten rapor aldırılmak suretiyle çelişkinin giderilmesi gerekir.
Somut olayda, trafik kusur bilirkişisi ...'dan alınan ... tarihli trafik kusur raporunda trafik kazasının meydana gelmesinde sürücüsü tespit edilemeyen kazaya sebebiyet veren aracın sürücüsünün %75 oranında kusurlu, davacı yayanın %25 oranında kusurlu olduğunun kusurlu olduğunun rapor edildiği, mahkemece bu raporun hükme esas alınmak suretiyle karar verilmiş olduğu, raporun olay oluş şeklini doğruladığı kanaatine varılmış olmakla, taraf vekillerinin kusura yönelik aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı tespit edilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın “Yargılama giderlerinden sorumluluk” başlıklı 326. maddesinde ise “(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.(2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.(3) Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir” hükmüne yer verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 323. Maddesindeki düzenlemeye göre, yargılama gereğince yapılan giderler yargılama giderleri kapsamındadır. Yine aynı kanunun 330. maddesine göre de kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.
Somut olayda, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olmakla, yargılama giderlerinin hesaplanmasıyla ve bu yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesi gerektiği hususunda herhangi bir hata yapılmadığı kanaatine varılmış olmakla, davalı vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.
Yukarıda izah edilen sebeplerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1.maddesi uyarınca esastan reddi ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b/2 uyarınca yargılamada bir eksiklik bulunmamakla birlikte kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı veya yargılamada bulunan eksikler duruşma yapılmadan tamamlanacak nitelikte ise Bölge Adliye Mahkemesince düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi mümkün olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin kararının faiz türü yönünden kaldırılarak Dairemizce duruşma yapılmaksızın yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere) ;
A-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE,
B-) Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/910 Esas 2024/879 Karar sayılı kararının yeniden hüküm kurulmak üzere KALDIRILMASINA, hükmün HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince YENİDEN TESİSİNE,
1-Davanın KABULÜ İLE 2.683,13-TL bakıcı gideri zarının ZMMS poliçesinin sağlık tedavi giderleri teminat limitinden karşılanması, 317.724,70-TL kalıcı iş görememezlik zararının ZMMS poliçesinin sağlık/ölüm teminat limitinden karşılanması koşulu ile toplam 320.407,83-TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan arabuluculuk başvuru tarihi 19/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte devalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gereken 21.887,05-TL nisbi karar ve ilam harcından davacıdan peşin olarak alınan 80,70-TL peşin harcın ve 1.063,67-TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 20.742,68-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.600,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacı tarafça yatırılan 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harcı ve 1.063,67-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.225,07-TL'nın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça yapılan 147,00-TL e-tebligat gideri, 229,00-TL posta masrafı, 5,00-TL dosya masrafı, 2.500,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.881,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davalının üzerinde bırakılmasına,
7-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
8-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 49.658,70-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Kararın mahiyeti gereği davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
10-Kullanılmayan gider avanslarının taraflara re'sen iadesine,
C-) Davalının istinaf başvurusu kabul edilmiş olmakla;
1-) İstinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,
2-) İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
3-) Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcın ile 394 TL posta gideri olmak üzere toplam 1.563,40 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
C-) Davacının istinaf başvurusu reddedilmiş olmakla;
1-) Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 304,40-TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
2-) İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
3-) Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
D-) 1-) İstinaf yargılaması bakımından istinaf kanun yoluna başvuran tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatırana iadesine,
2-) Kararın kesin olması nedeniyle taraflara tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin HMK'nın md. 302/5 ve 359/3 uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; tarafların yokluğunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b/2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1 - a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 18/02/2026