Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/2542 E. 2026/1842 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/2542
Karar No
2026/1842
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2542 - 2026/1842 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/2542 KARAR NO : 2026/1842

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

Başkan : Üye : Üye : Katip :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/06/2024 NUMARASI : 2020/... Esas, 2024/... Karar DAVACI : ... - VEKİLİ : Av. DAVALI : ... HESABI VEKİLİ : Av. DAVA : Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ : 15/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/06/2026

Adana 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/06/2024 tarih ve 2020/... Esas, 2024/... Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06.03.2018 tarihinde müvekkili ...'in yaya olarak ilerlediği esnada bir aracın kendisine çarpıp kaçtığını ve müvekkilinin aracın plakasını alamadığını, kaza sonucu müvekkilinin yaralandığını, kazanın oluşumunda müvekkiline çarpıp kaçan araç sürücüsünün kusurlu olduğunu ve Karaisalı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2018/... sayılı soruşturma dosyası ile araç sürücüsü hakkında daimi arama kararı verildiğini, müvekkilinin hayatı boyunca bu kazanın izlerini taşıyacak ve ileride çalışamayacak ve kazadan önceki kazanma gücünü ve ilerideki kazancını artık asla kazanamayacağını, maluliyetten ileri gelen hali hazırda ve istikbale dönük ciddi bir kazanç mahrumiyeti söz konusu olduğunu beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 100,00 TL sürekli maluliyet sebebi ile maddi tazminatın davalı ... Hesabı'ndan başvuru tarihini müteakip 8 iş gününün bitimi tarihinden başlayarak işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Hesabı teminat limiti ile sorumlu olduğunu, ... Hesabı’nın sorumluluğu; kazanın gerçekleştiği tarihte geçerli olan sigorta teminat limiti ile sınırlı olduğunu, teminat limiti zarar gören kişi başına geçerli olup tüm hak sahipleri için tek teminat ile sınırlı olarak karar verilmesi gerektiğini, ayrıca, harç/yargılama gideri ve avukatlık ücreti de iş bu teminat miktarının içerisinde olduğunu, teminat tutarını aşan zararlardan ... Hesabı sorumlu olmadığını, SGK'dan rücuya tabi ödemelerin sorulması gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından iş bu kaza nedeni ile davacıya ödenen ve rücuya tabi alacakların tazminattan indirilmesi gerektiğinden, bu kurumlarca yapılan ödemlerin/bağlanan gelirlerin tespit edilmesi gerektiğini, söz konusu hususun SGK' dan sorulmasını talep ettiklerini, müvekkili ... Hesabının, sigortasız araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, bunun için mahallinde keşif yapılarak tarafların kusur oranlarının tespiti gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, davanın kabulü ile; 139.657,49 TL tazminatın temerrüt tarihi olan 08/04/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili; plakası tespit edilemeyen bir aracın varlığının ispatlanamadığını, plakası tespit edilemeyen bir aracın varlığının yanı sıra zorunlu sigortaya tabi olduğunun da usulüne uygun ispatlanamadığını, kusur bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının değerlendirilmemiş olmasının hatalı olduğunu, hesap raporunun yönteminin hatalı olduğunu, ATK maluliyet raporunun usule uygun olmadığı halde hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, temerrüt tarihinin hatalı belirlendiğini, tazminata hükmedilecekse de hakkaniyet indirimi yapılmamasının hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, meydana gelen yaralamalı trafik kazası sonucu açılmış olan maddi tazminat devasıdır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekilinin kazanın gerçek bir trafik kazası olduğunun ispatlanması gerektiğine ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; Dosya arasında bulunan davacının yaralanmasına ilişkin olarak meydana gelen trafik kazası nedeniyle Karaisalı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2018/... soruşturma sayılı dosya ve içindeki deliller incelendiğinde, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından taksirle yaralama suçundan soruşturma başlatıldığı, davacıya çarpıp kaçan sürücü tespit edilemediğinden dosyanın daimi aramaya alındığı, hastane kayıtlarının incelenmesinde davacının olaydan hemen sonra hastaneye araç dışı trafik kazası olarak giriş yaptığı, yine davacının hastaneye beyanının bir aracın kendisine çarpıp kaçtığı olarak geçtiği görülmüştür. Şu halde Karaisalı Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/... soruşturma sayılı dosyası müştekinin ifadeleri, hastane kayıtları dikkate alındığında davacının plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen bir otomobilin sebep olduğu bir trafik kazasında yaralandığı anlaşıldığından; ... Hesabının husumetinin bulunmadığına yönelik istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Kusur yönünden yapılan istinaf incelemesinde; Mahkemece 22.12.2020 tarihli trafik polisi bilirkişisinden alınan raporda yaya ...'in karayolunda iki yönlü yolda yolun sağında ve solunda banket bulunduğu halde sol banketi kullanmadığı ve geceleyin görünürlüğü artırıcı açık renkli giysi kullanmadığından dolayı %70 oranında asli kusurlu, plakası ve sürücüsü belli olmayan aracın aracının hızını aracın yük ve teknik özelliğine görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak ve hatalı sağa manevra yapma kuralını ihlalden %30 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Mahkemece aldırılan raporun dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olduğu anlaşıldığından kusur oranın yanlış tespit edildiğine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Maluliyet raporuna yönelik yapılan istinaf incelemesinde; Bilindiği üzere Yargıtayın 4. ve 17. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli Tıp Kurumu İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki kazalar için 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınması gerekmektedir. Açıklamalar ışığında eldeki dosyaya baktığımızda, kaza tarihi 06.03.2018 olup mahkemesince alınan 21.01.2022 tarihli İstanbul ATK 2. İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 06.03.2018 tarihinde yürürlükte bulunan 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümleri çerçevesinde düzenlendiği, maluliyet oranının %5 olduğu; yine mahkemece alınan Adli Tıp İkinci Üst Kurulu tarafından hazırlanan 05.12.2022 tarihli ATK maluliyet raporunun kaza tarihi olan 06.03.2018 tarihinde yürürlükte bulunan 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümleri çerçevesinde düzenlendiği, maluliyet oranının %5 olduğu, davacının son film ve grafileri incelenmek sureti ile raporun hazırlandığı, rapora itiraz edilirken başka somut delil sunulmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/... K sayılı kararları) Hesap raporuna yönelik yapılan istinaf incelemesinde: Anayasa Mahkemesinin 2019/... E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/...Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile davacının zararının belirlendiği, raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Faiz başlangıç tarihine yönelik yapılan istinaf incelemesinde; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunun 14. maddesi gereğince ihdas edilen ... Hesabı Yönetmeliğinin 15.maddesi gereğince rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte ihbar edildiği tarihte ... Hesabının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, ödememe halinde temerrüt bu tarihte gerçekleşmektedir. Bu nedenle başvuru tarihi itibariyle temerrüde düşen ... Hesabı yönünden başvuru tarihi dikkate alınarak 8 gün sonrası faiz başlangıç tarihinin belirlenmiş olması davalı lehine olduğundan bu yöndeki istinaf başvurusunun da reddi gerekmiştir. (Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/... sayılı ilamı) Yine davalı vekilince belirlenen zarardan hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini belirtmiş ise de bu sebeple indirim yapılacağına dair bir hukuki gerekçe olmadığından bu yöndeki istinaf da yerinde görülmemiştir.

HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine göre, davanın kabulüne karar verilmiş olması yerinde görülmekle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 9.540,00 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 2.385,01 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 7.154,99 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.15/06/2026

Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/2542, K. 2026/1842, T. 15.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-2542-e-2026-1842-k-bca23594e075