Bölge Adliye Mahkemesi · Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 2024/1677 E. 2025/340 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1677
- Karar No
- 2025/340
- Karar Tarihi
T.C. GAZİANTEP BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : .. KARAR NO : ..
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ŞANLIURFA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ : .. NUMARASI : .. İHTİYATİ HACİZ TALEP EDEN DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF DAVALI : .. DAVANIN KONUSU : İhtiyati Haciz İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : .. YAZIM TARİHİ : ..
Taraflar arasında görülen davada yerel mahkemece verilen ara karar ihtiyati haciz talep eden davacı vekilince istinaf edilmekle, dosyadaki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: DAVA : İhtiyati haciz talep eden davacı vekili, taraflar arasındaki borçlanma işleminin dayanağı pamuk satımına ilişkin adi senetlerden kaynaklandığını, davalı imzaladığı senet ile hak ve yükümlülüklerini hür iradesi ile kabul, beyan ve taahhüt ettiğini, davalı tarafından kabul, beyan ve taahhüt edilen edimin yerine getirilmemesi neticesinde müvekkili tarafından .. İcra Dairesi .. esas sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, müvekkili tarafından başlatılan işbu takibe ilişkin, davalı tarafından ödeme emrinde gösterilen ana para, faiz, faiz oranı ve sair fer’iler toplamından oluşan borcun tamamına itiraz edildiğini, takibin durdurulması talep edildiğini, akabinde müvekkili tarafın başlatmış olduğu takibin durduğunu, ancak yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali göz önüne alınarak, davalı adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3.kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyati haczine karar verilmesini talep etmiştir. YEREL MAHKEME KARARI : Mahkemece, her ne kadar davacı ihtiyati haciz talebinde bulunmuşsa da, dosya kapsamında tek başına sunulan belgelerin alacağın mevcudiyetini yaklaşıkta olsa ispat eder mahiyette olmadığı, alacağın yargılamayı gerektirir ve ihtilaflı olması ve bu haliyle alacağın likit ve muayyen bir para borcuna dayalı olmadığı, 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 257. maddesi koşullarını taşımadığı ve İİK 258. maddesi gereğince sunulan belgelerden alacağın varlığı ve ihtiyati haciz sebepleri açısından yaklaşık ispat kurallarına göre yeterli kanaat edinilemediği gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: İhtiyati haciz talep eden davacı vekili, dava konusu uyuşmazlıkta davalı yanın borcunun sabit olup, borç ifa edilmeyerek mal kaçırma şüphesinin doğduğunu, taraflarınca davalı/ borçlu aleyhine icra takibi başlatılmasında usul ve yasaya aykırı bir iş ve işlem bulunmamakla birlikte davalı/ borçlu yönünden icra takibine itiraz edilmesinin haksız, kötü niyetli ve sebepsiz zenginleşme amaçlı olduğunu, mahkeme kararının uyuşmazlığı ispat için sunulan deliller karşısında hukuki isabetten yoksun olduğunu, bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. İNCELEME VE GEREKÇE: Talep hukuki niteliği itibariyle, itirazın iptali davası ve ihtiyati haciz istemine ilişkindir. Dairemizce inceleme, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf nedenleri ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukukî ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki hâlinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Bu nedenle, asliye hukuk mahkemesinin bakması gereken davalarda, asliye ticaret mahkemesi görevli sayılamaz. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında, mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtayca re’sen dikkate alınır. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Davanın niteliğinin ve görevli mahkemenin belirlenmesinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile getirilen düzenlemelerin değerlendirilmesi gerekir. Talep, ihtiyati hacze itiraz istemine ilişkindir. İhtiyati haciz kararı için hangi mahkemenin görevli olduğu konusunda 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu'nun 258. maddesinde açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Anılan madde de sadece, genel olarak mahkemeden söz edildiğine göre, görev konusunda 6100 Sayılı HMK'nın göreve dair hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Mahkemelerin görevi, kamu düzenine dair olduğundan, kendisinden ihtiyati haciz talep edilen mahkeme, re'sen yada itiraz üzerine görevsizlik kararı verebilir. ..tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/k bendinde, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi "tüketici", 3/ı bendinde ise mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem "tüketici işlemi" olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir. HMK'nın 1. maddesinde de görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği düzenlenmiştir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Tüm bu açıklamalar sonrası somut olaya bakıldığında; davanın taraflar arasındaki pamuk alım satımına dayandığı, bu haliyle mutlak ticari dava sayılamayacağı, taraflardan yanlızca davalının TTK'nın yukarıda açıklanan hükümleri doğrultusunda tacir sayıldığı davacının tacir olmadığı bu nedenle davanın nisbi ticari dava da sayılamayacağı anlaşılmıştır. Bu itibarla; davaya bakmakla Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli bulunduğu anlaşılmaktadır. Görev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. O halde, eldeki uyuşmazlıkta Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli olup, mahkemece ihtiyati haciz talebi de görevsizlik nedeniyle reddedilmeliydi. Mahkemece görevsizlik nedeniyle ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, ihtiyati haciz talebi hakkında karar verilmesi yerinde görülmediğinden, göreve ilişkin olarak yapılan bu yanlışlık HMK'nın 355. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca re'sen gözetilmesi gereken kamu düzenine aykırılık kapsamında kalmakla, ilk derece mahkemesince verilen kararın öncelikle bu nedenle kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Bu itibarla; ihtiyati haciz isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca yeniden hüküm kurularak; ihtiyati haciz talebinin görev yönünden usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle, A)1-İhtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-.. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen .. esas sayılı ara kararının KALDIRILMASINA, 3-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin karar harcı olarak alınan 427,60 TL harcın isteği halinde ihtiyati haciz talep edene İADESİNE, B-6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca yeniden ihtiyati haciz talebi hakkında hüküm kurularak; 1-İhtiyati haciz talebinin görev yönünden usulden REDDİNE, 2-HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/02/2025 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... * ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP AYRICA ISLAK İMZA UYGULANMAYACAKTIR. "5070 Sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur."