Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1358 E. 2026/1024 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1358
- Karar No
- 2026/1024
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2024/1358 ( KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2026/1024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/06/2024 ESAS-KARAR NO : 2019/177 E 2024/435 K
DAVANIN KONUSU : İstirdat KARAR TARİHİ : 03/07/2026 YAZILDIĞI TARİH : 03/07/2026
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ ASIL DAVADA İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili; davalı şirket ile müvekkili şirket arasında ...parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonunda ... markası altında akaryakıt ve türevlerinin satışı hususunda. 15.03.2013 tarihli ve beş yıl süreli İstasyonlu Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi ile 20.1 1.2012 tarihli Akaryakıt Bayilik Protokolü imzalandığını; 220.000 TL, 750.000 USD , 250.000 USD ve 500.000 USD bedelli teminat mektuplarının müvekkili şirket tarafından davalıya verildiğini; bayilik sözleşmesi süresinin hitamı ile kendiliğinden son bulduğunu; davalı şirketin, yeniden beş yıl süreli sözleşme imzalanması için müvekkili şirket üzerinde baskı kurduğunu, ancak müvekkili şirketin davalı ... ile yeniden bayilik sözleşmesi imzalamak istemediğini; davalının 250.000 USD bedelli, 220.000 TL bedelli mektuplarını 04.04.2018 tarihinde nakde çevirdiğini; daha sonra 500.000 USD bedelli teminat mektubunun nakde çevrilmesine dayanak gösterebilmek amacı ile 4.162.640,00 TL bedelli ‘’cezai şart bedeli’’açıklamalı faturayı düzenlediğini, 500.000 USD bedelli teminat mektubunu nakde çevirdiğini, davalının müvekkilinin akaryakıt bayilik sözleşmesi ve protokollerinde belirtilen satış taahhütlerini yerine getirmediğini, eksik alım yapması nedeni ile cezai şart ödemesi gerektiğini belirtilip cezai şarttan kaynaklı alacaklı olduğunu iddia ettiğini, 1.038.686,64 USD gibi fahiş tutarda cezai şart talep etmesi ve buna nedenle teminat mektuplarının tamamını nakde çevirmek sureti ile 3.236.000.000,00 TL’yi haksız olarak uhdesinde bulundurmasının mümkün olmadığını, zira; taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin 15.03.2013 tarihinde başladığını, davalı şirketin taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin devamı müddetince müvekkil şirketin eksik alım yaptığından bahisle her hangi bir cezai şart talep etmeksizin ve ihtirazı kayıt koymaksızın ürün vermeye devam ettiğini; davalı yanın teminat mektubu tutarlarının tamamını haksız olarak nakde çevirmesi nedeniyle müvekkili şirketin dava dışı bankalara teminat mektubu bedelini yapılandırmak ve faiz ödemek zorunda kaldığını ve bu nedenle maddi ve manevi olarak zarara uğradığını, neticeten, davalı yanın, teminat mektuplarını nakde çevirmek suretiyle toplam 3.234.000,00 TL’yi uhdesine geçirdiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100.000 USD’lik kısmının teminat mektuplarının paraya çevrildiği tarihten itibaren (... Bankasına ait teminat mektuplarının nakde çevrildiği 04.04.2018 tarihinden itibaren, ...’a ait teminat mektubu bakımından 06.04.2018 tarihinden itibaren) bankaların yabancı paralara uyguladığı en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan istirdadı, yine fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile teminat mektubunun haksız nakde çevrilmesi sebebiyle şimdilik 1.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi olmak üzere 11.000,00 TL tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı ... AŞ vekili ; davcaının asgari ürün alım taahhütlerinin sözleşme süresi sonuna kadar tamamlanmaması nedeniyle müvekkilinin cezai şart alacağının doğduğunu, eksik tonaj nedeni ile cezai şart faturası düzenlendiğini, sözleşmenin teminatı olarak davacı tarafından Müvekkil Şirket lehine düzenlenmiş olan teminat mektuplarının nakde çevrildiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVAD İDDİANIN ÖZETİ Davacı ... vekili; davalının bayilik sözleşmesinden kaynaklanan borcunu ödemediğini, nakde tahvil edilen teminat mektuplarının bedelinin mahsubu ile bakiye alacağın tahsili için girişilen icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı ..., davacının düzenlemiş olduğu haksız 1.038.686,64 USD bedelli faturadan, nakde çevrilen teminat mektuplarının mahsubu sonrasında 189.243,16 USD bakiye alacağı bulunduğu iddiasıyla müvekkili şirket aleyhine icra takibinin yapılması ve itiraz sonrasında mevcut davanın açılmasının haksız olduğunu bildirerek haksız davanın reddi ile müvekkili lehine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEME KARAR ÖZETİ Mahkemece; benimsenen bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda: Taraflar arasında mevcut sözleşme kapsamında bayilik işlemleri sonrasında davalı şirketin cezai şart alacağına dayalı olarak ve buna mahsuben davacı şirkete ait teminat mektuplarının nakde çevrilmesinde, davacı şirketin kişilik haklarının ihlali söz konusu olmamakla, manevi tazminat istemine ilişkin açılan davanın haklı bulunmadığı, sözleşme ve protokol kapsamında eksik ürün satması nedeniyle talep etmekte haklı olacağı cezai şart toplam tutarı 958.431,372 USD olup, söz konusu tutarın tahsili davacı şirketin ekonomik mahvına sebebiyet verecek olmakla, %50 tenkisi yapılması sonrasında, 479.215,686 USD cezai şart talep edilebileceği, davalı şirket tarafından nakde çevrilen teminat mektupları tutarı 804.797,25 USD olup, mahsubu sonrasında davacının davalıdan istirdadını talep edebileceği tutar 325.581,564 USD olmakla, bu miktar için teminat mektubunun nakde çevrildiği tarih temerrüt tarihi kabul edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne, Birleşen davaya ilişkin olarak; Davacının, sözleşme kapsamında davalının eksik ürün satması nedeniyle 1.038.686,64 USD alacaklı olduğu iddiasına dayalı olarak, nakde çevrilen teminat mektuplarının mahsubu sonrasında var olduğunu iddia ettiği 189.243,16 USD asıl alacak, 3.121,22 USD işlemiş faiz toplamı 192.364,38 USD alacağın, Ankara 9. İcra Dairesi'nin 2018/8755 esas sayılı dosyasında icraen tahsilini, itiraz üzerine itirazın iptali istemini mevcut dava ile talep etmiş ise de; esas dava gerekçesinde açıklandığı üzere talep edebileceği cezai şart toplam tutarı 958.431,372 USD'den 804.797,25 USD toplam tutarlı teminat mektuplarının bedelinin mahsubu sonrasında talep edebileceği tutar 153.634,12 USD ve buna bağlı olarak 3.123,19 USD temerrüt faizi toplamı 156.757,31 USD olmakla, takip tarihi itibariyle fazladan talep edilen toplam tutar 35.607,07 USD olup sözleşme koşullarına göre belirlenen cezai şart toplam tutarı üzerinden %50 tenkisata gidildiği için, davacının talep edebileceği cezai şart toplam tutarı 479.215,686 USD olarak hesaplanmış ve mahsubu gereken toplam teminat mektupları tutarı bu miktardan fazla olmakla, birleşen davanın bütünüyle reddi cihetine gidilerek (icra takip ve dava tarihi itibariyle davacının mahkemenin takdirinde olan tenkis yoluyla cezai şart miktarının %50 oranında eksiltileceğini bilemeyeceği için, yargılama giderlerinden sorumlu tutulmayarak) asıl davada, manevi tazminat isteminin reddine, istirdat istemi ile açılan davada, davanın kısmen kabulü ile, 325.581,56 USD'nin 06/04/2018 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/A maddesi uyarınca devlet bankalarının USD cinsinden açılmış, bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ I- )Asıl davada davacı – birleşen davada davalı vekili; taraflar arasında akdi ilişki sona erdikten sonra geriye dönük olarak cezai şart alacağı için teminat mektuplarının nakde tahvil edilemeyeceğini, ihtiraz-i kayıt koymadan mal vermeye devam ettiğini, cezai şart talep etmeyeceğine ilişkin haklı güven yaratıldığını, yeni dönem için bayilik sözleşmesi imzalanmış olsaydı teminat mektuplarının nakde çevrilmeyeceğini, davalının kötü niyetle hareket ettiğini, asıl davada nispi vekalet ücretinin karar tarihi üzerindeki kurdan hesap edilmesi gerekirken dava tarihi ile hesabının hatalı ve birleşen davada ise müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin de hatalı bulunduğunu belirterek ilk derece mahkeme hükmünün kaldırılarak asıl davanın kabulüne birleşen davada ise müvekkili lehine vekalet ücretine karar verilmesini istemiştir. II- Asıl davada davalı - birleşen davada davacı vekili; asıl davada davacı lehine girişilen bir icra takibi bulunmadığını dolayısıyla istirdat davasının şartlarının oluşmadığını, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, hükme esas alınan raporun eksik ve yetersiz olduğunu, müvekkilinin sözleşme hükümleri gereğince cezai şart alacağının doğduğunu, cezai şart alacağının tenkis edilemeyeceğini bildirerek ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak asıl davanın reddine birleşen davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık; bayilik sözleşmesi kapsamında düzenlenen teminat mektuplarının nakte çevrilip çevrilemeyeceği buradan varılacak sonuca göre davalının bakiye cezai şart alacağının bulunup bulunmadığı ve tenkisine karar verilip verilemeyeceği hususuna ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Asıl dava, bayilik sözleşmesinin sona ermesi üzerine haksız yere nakde çevrilen teminat mektuplarının bedelinin iadesi, birleşen davada ise bayilik sözleşmesi kapsamında asgari alım taahhüdünün yerine getirilmemesi nedeniyle bakiye cezai şart alacağı için girişilen takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Asıl ve birleşen davaya konu borç - alacak asgari alım taahhüdüne aykırılık nedeniyle cezai şart alacağına ilişkindir. Somut olayda, davacı ile davalı şirket arasında bayilik sözleşmesi imzalandığı, sözleşme ile belirlenen sürenin sona erdiği hususunda ihtilaf bulunmayıp, ihtilafın, ticari faaliyetin sona erme sebebi, davacının cezai şart talep edip edemeyeceği, edebilecek ise miktarı, bu suretle bayinin alacak miktarı noktasında toplanmıştır. Cezaî şartla ilgili BK’nın 182. maddesinin birinci fıkrası hükmü, (Taraflar cezanın miktarını serbestçe tayin belirleyebilirler) prensibini kabul ettikten sonra, üçüncü fıkrası hükmü ile, hâkim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir. Tacir sıfatını haiz olan tarafların (cezaî şart) miktarını serbestçe tayin edebilecekleri ilkesini kabul ettikten sonra, bu tayin edilen cezanın indirilmesini yani tenkisini talep edemeyeceklerini, şart olarak benimsemiş bulunmaktadır (Doğanay, İ.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, İstanbul, 2004, C.I, s:233,234). Mahkemenin bu hususta karar verirken, borçlu bir şirket ise, bu şirketin ticaret sicilindeki ana sözleşmesini celp ederek ne miktar bir sermaye ile ticarî faaliyette bulunduğunu, mal varlığının neye baliğ olduğunu ve kararlaştırılan cezaî şartın tahsili cihetine gidilmesi hâlinde o şirketin eskisi gibi ticarî hayatını devam ettirmesinin mümkün olup olmadığını gerekirse bilirkişiden de mütalâa alarak araştırması icap eder, aynı incelemeyi gerçek kişi olan (tacir) için de yapması icap eder. 6102 sayılı YTTK'nın 22 md uyarınca; “Tacir sıfatını haiz bir borçlu Borçlar Kanunu’nun 121. maddesinin 2. fıkrasıyla 182. maddesinin üçüncü fıkrasında ve 525. maddesinde yazılı hallerde, aşırı ücret veya ceza kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla ücret veya sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemez.” Ancak, kararlaştırılan cezai şart miktarının ekonomik yönden borçlunun mahvına sebebiyet verecek ölçüde yüksek olduğunun saptanması durumunda cezai şarttan makul oranda indirim yapılabileceği Yargıtay uygulamalarında kabul edilmektedir. Ne var ki, bu şekilde bir indirime gidilebilmesi için borçlunun sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle ekonomik durumu yönünden ayrıntılı bir inceleme yapılması ve kararlaştırılan cezai şart ödemesinin ekonomik yönden mahvına sebep olup olmayacağı hususunun belirlenmesi gerekmektedir. Somut olay değerlendirildiğinde; Davalı taraf davalının sözleşme süresi sona erdikten sonra asgari alım taahhüdünün yerine getirilmediğinden bahisle akdi ilişki kurulurken verilen teminat mektuplarının iade edilmeyerek haksız nakde tahvil edildiğini belirterek alacak talep etmiş, mahkemece davacının taleplerinin kısmen yerinde görüldüğü, ancak sözleşmedeki cezai şartın fahiş olduğu asıl davada davacı- birleşen davada davalının ekonomik yıkımına sebep olacağı yönünde alınan bilirkişi rapor hüküm kurmaya elverişli görülmemiştir. Cezai şart tacir borçlunun ekonomik olarak mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek ise bu husus genel adap ve ahlâka aykırı sayılacağından, mahkemece cezai şartın tamamen veya kısmen iptaline karar verilmesi mümkün ise de bir akdin, taraflardan biri için iktisadi yıkım teşkil ettiğinin tespit edilmesi gerekir. Bu durumda mahkemece, cezai şart tutarının, ekonomik mahva yol açacak derecede ağır olup olmadığı, davalının ekonomik bütünlük ve büyüklük durumu yönünden, bayinin tüm ticari defter ve kayıtları getirtilerek, geçmiş yıllara ait bilanço kayıtları, verilen son beş yıllık vergi beyannameleri, toplam cirosu karşılaştırılarak, mal varlığını oluşturan menkul, gayrimenkulleri, üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları bu suretle aktifini oluşturan tüm unsurlar, icra takip dosyaları, bayiye ait şirket sicil dosyası, vs. kayıtlar üzerinde inceleme yapılarak anlaşılabilir. Cezai şart hususunda bir karar verilmeden önce yukarıda anlatıldığı gibi gerekli bilgi ve belgeler getirilmeli, sözleşmenin düzenlendiği tarihte tarafların iktisadi durumu, borçlunun ödeme gücü ve kabiliyeti, kusur durumu ve yukarıda açıklanan ilkeler göz önüne alınarak, bu yönde defter ve kayıtların incelenmesi tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılan sonuç ve verilen kararın denetime elverişli olacak şekilde gerekçeli kararda tartışılmış olması gerekir. Asıl davada davacı birleşen davalının tacir olduğu gözetilerek, tarafların aralarındaki kararlaştırmaya göre belirlenen cezai şartın ödenmesinin, ekonomik açıdan mahvına sebebiyet verdiğinin anlaşılması halinde ise hakkaniyete uygun miktara indirilerek, varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle; dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, tarafların diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmeden tarafların istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/177Esas, 2024/435Karar ve 04/06/2024 tarihli kararının asıl ve birleşen davalar yönünden KALDIRILMASINA, 2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde yatıranlara İADESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 03/07/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan... e-imzalıdır
Üye... e-imzalıdır
Üye... e-imzalıdır
Katip... e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."