Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1219 E. 2026/1137 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1219
- Karar No
- 2026/1137
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1219
KARAR NO: 2026/1137
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/05/2024
NUMARASI: 2023/386 Esas - 2024/437 Karar
DAVA: Banka Teminat Mektubundan Kaynaklanan Davalar (Finans İhtisas) (Alacak)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/06/2026
Taraflar arasındaki Banka Teminat Mektubundan Kaynaklanan Davalar (Finans İhtisas) (Alacak) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri tarafından ... Şubesi'nde 01/11/2010 tarihinde ... nolu ve .... nolu kiralık kasalar kiralandığını, 10/04/2015 tarihinde ise ...nolu kiralık kasa kiralandığını ve bu durumun banka kayıtlarında yer aldığını ve yapılan sözleşmeler ile sabit olduğunu, müvekkili ... tarafından 06/12/2021 tarihinde saat 11:30-12:00 sularında muhatap bankanın ... Şubesi'nde bulunan ... nolu kiralık kasanın ziyaretinde, kasada yer alan 800.000,00-USD, 280.000,00-EURO paranın ve ayrıca ...'nın dağıttığı "..." markalı hediye çanta içerisinde yer alan 100,00-USD bulunan cüzdan, 15.000,00-TL, 400,00-EURO, 300,00-USD'nin bulunduğu kasanın boş olduğunu fark ettiğini, olay yerine derhal polis çağırılarak .... Polis Karakoluna giderek şikayetçi olduğunu, meydana gelen hırsızlık nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/196864 ve 2022/90416 soruşturma numaralı dosyalarının açıldığını, daha sonra dosyaların 2021/196864 soruşturma dosyası üzerinde birleştirildiğini, davalı bankadan kamera kayıtlarının talep edildiğini, davalı bankanın kamera kayıtlarını göndermediğini, müvekkillerinin kiralık kasasına en son girdiği tarihin 30/08/2020 tarihi olduğunu, muhatap banka nezdinde bulunan kasanın bir anahtarının da banka görevlilerinde olduğunu, yani banka görevlisi olmadan kasanın açılmasının mümkün olmadığını, polis karakolunda verilen ifade sırasında haricen edinilen bilgiye göre kimliği belirsiz kişilerin banka görevlilerince kasa dairesine alındığı ve kamera kayıtlarında elleri boş olarak girdikleri kasa dairesinde ellerinde 2 adet siyah poşetle çıktıklarının tespit edildiğini, ayrıca müvekkilinin şikayetçi olduğu gün yapılan incelemede kasaların bulunduğu zeminde müvekkilinin kasasında yer alan poşetlere benzer 2-3 adet poşete de rastlandığını, olay yeri inceleme ekiplerince bunlara el konulduğunu, yine iş bu soruşturma dosyasına İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/203386 soruşturma nolu dosyasının da gönderildiğini, bu dosyanın müştekisinin kiralık kasasında bulunan altın ve paraların bulunmadığına yönelik şikayeti üzerine açıldığının görülmekte olduğunu, aynı şubede gerçekleşen birden çok hırsızlık olayının olması, her iki hırsızlık olayının da benzer şekilde ve benzer dönemde kasada herhangi bir zorlama olmaksızın gerçekleşmiş olmasının, banka çalışanlarından bir veya birkaçının iş bu hırsızlık suçunun faillerine açıkça yardım ederek suça ortak olduğunu gösterdiğini, kiralık kasanın güvenliği ve hukuki sorumluluğunun davalı bankada yer alması nedeniyle, toplamda 800.400,00-USD, 280.000,00-EURO, 15.000,00-TL paranın tebliğden itibaren 7 gün içinde müvekkillerinden herhangi birine ödenmesi hususunda davalı bankaya .... Noterliği'nin 18/05/2022 tarih ve ...yevmiye nolu ihtarnamesinin gönderildiğini, iş bu ihtarnamenin 20/05/2022 tarihinde davalı bankaya tebliğ edildiğini, ancak herhangi bir ödemenin yapılmadığını belirterek, müvekkilleri tarafından davalı banka uhdesinde kiralanan kasa içerisindeki paranın çalınmış olması nedeni ile 800.400,00-USD, 280.000,00-Euro ve 15.000,00-TL'nin, hırsızlık tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının huzurdaki davaya konu talebinin, müvekkili bankanın nezdinde bulunan kiralık kasasındaki muhteviyatın bilgi ve iradesi dışında alındığı, hırsızlığa maruz kaldığı yönünde olduğunu, dava dilekçesi, sunulan deliller, dava miktarı gözetildiğinde; davacıların tüketici olmadığını, davacıların; .... Ltd. (...) ve ...’nin (...) ortakları olduğunu, bu nedenle davacıların tacir olduğunu, müvekkili bankanın tacir sıfatı ve TTK'nın 4. ve 5. maddeleri gereği huzurdaki davanın "mutlak ticari davalar" arasında yer aldığını, davada görevli Mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olması nedeniyle davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu olayda müvekkili bankanın sorumluluğunun bulunmadığını, kiralık kasa tahsisi sonrası, söz konusu kasaya davacıların ziyaretlerini gösterir kiralık kasa kartonu tutulduğunu, bunun dilekçe ekinde sunulduğunu, kiralık kasaların 2 anahtar ile açıldığını ve bu anahtarlardan birinin müşteride birinin de banka görevlisinde bulunduğunu, müşteri olmadan tek anahtar ile kasanın açılmasının mümkün olmadığını, davacının kasada eksik bulunduğuna ilişkin itirazı sonrasında söz konusu kiralık kasanın ... tarafından incelendiğini ve kiralık kasa kilitlerine fiziksel bir müdahale olduğuna yönelik bir tespite ulaşılmadığını ve bunun tutanak altına alındığını, davacıların aynı kiralık kasada yaklaşık 350.000,00-TL değerinde altın bulunduğunu, söz konusu altınların göz önünde olmasına rağmen alınmadığını belirttiklerini, kiralık kasaların BK 299. maddesi anlamında adi kira sözleşmesi mahiyetinde olduğunu ve müvekkili bankanın kasa üzerinde zilyetliği bulunmadığını ve kasa içeriğini bilmediğini, kasada bulunduğu iddia edilen nakit varlığının ne şekilde elde edildiğinin/ kasaya nasıl konulduğunun davacılar tarafından kanıtlanması gerektiğini, söz konusu tutarların kiralık kasaya son ziyaret öncesi konulduğununun somut bir delille ispat edilmesi gerektiğini, söz konusu olaya ilişkin kamera kayıtları ve banka kayıtları incelendiğinde şube personeline yönelik herhangi bir suistimale rastlanılmadığını, ayrıca kamera kayıtlarının İstanbul CBS'nın 2021/203386 soruşturma sayılı dosyasına gönderildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ..davacıların, davalı bankanın ... Şubesi'nde 3 adet kiralık kasası bulunduğu, davacı ...'in 06/12/2021 tarihinde davalı banka şubesine gittiği,... nolu kiralık kasayı kontrol ettiğinde, kasada yer alan 800.000,00-USD, 280.000,00-EURO paranın ve ayrıca ...'nın dağıttığı "..." markalı hediye çanta içerisinde yer alan 100,00-USD bulunan cüzdan, 15.000,00-TL, 400,00-EURO, 300,00-USD'nin bulunduğu kasanın boş olduğunu fark ettiği, durumu banka görevlilerine ilettiği, olay yerine polis çağrıldığı, davacıların şikâyeti üzerine, meydana gelen hırsızlık nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/196864 ve 2022/90416 soruşturma numaralı dosyalarının açıldığı, 2022/90416 soruşturma sayılı dosyanın 01/11/2022 tarihinde 2021/196864 soruşturma sayılı dosyası ile birleştirildiği, soruşturma dosyasının halen devam ettiği, davacı tarafça, kiralık kasadan alındığı belirtilen para nedeniyle eldeki alacak davasının açıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği gibi bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan kuruluşlardır. Bankalar, sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir. Kuruluş faaliyetleri özel izne tabi olan ve özel usullerle denetlenen, yeterliliği ve uzmanlığı kabul edilmiş olan tüzel kişi tacir olan bankaların kendilerine yüklenen özen borcuna uygun hareket etmeleri gerekir. O hâlde bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Bankaların kiralık kasa faaliyetlerinde ve işlemlerinde kasanın içinde bulunduğu binanın korunması ve kasadaki eşyanın muhafazası konusunda da gereken dikkat ve özeni aynı şekilde yerine getirmesi gerekmektedir(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16/11/2009 tarih ve 2009/13118 Esas, 2009/11859 Karar sayılı kararı). Somut olayda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/196864 Soruşturma sayılı dosyası, davacılar dışında, aynı soruşturma dosyası kapsamında müşteki sıfatıyla yer alan ...'a ait aynı banka şubesindeki kiralık kasadan da altın ve ziynet eşyalarının alındığının belirtilmesi dikkate alındığında, davalının kasanın güvenliğini sağlama konusunda gerekli dikkat ve özeni göstermediği, davacılara atfedilecek bir kusurun bulunmadığı, davalının kusurlu olduğu, aradaki hukuki ilişkinin niteliği gereğince davalı bankanın, kiralık kasa hizmetini özenle yerine getirmek, bu kiralık kasanın korunması konusunda gerekli olan tüm önlemleri almak, üçüncü kişilerin bu kasalara erişimini engellemek yükümlülüğü bulunduğu, davalı bankanın bu yükümlülüklerine uyduğunu ve taraflar arasındaki sözleşme gereğince davacılara tahsis ettiği kiralık kasanın muhafazası için gerekli güvenlik önlemini aldığını ispatlayamadığı, bu nedenle davacıların zararından sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Yine, taraflar arasında kiralık kasa sözleşmesi imzalandığından ve uyuşmazlık anılan sözleşmelerden, Bankacılık Kanunu'ndan kaynaklandığından, davalı tarafın, adi kira ilişkisinin bulunduğu, buna göre davalı bankanın kiralık kasa üzerinde zilyetliğinin söz konusu olmadığı ve davalının kusurlu olmadığı yönündeki iddialarına itibar edilmemiştir. Aynı zamanda, davalı banka, kiralık kasadaki paraların davacı tarafından alınmış olduğu hususunu da ispat edememektedir. Ayrıca Mahkememizce davacılar hakkında yaptırılan sosyo-ekonomik durum araştırması, dinlenen tanık beyanları, ticaret ve vergi kayıtları, taşınmaz bilgileri, trafik tescil kayıtları ve banka hesaplarının incelenmesinden, davacıların ...'nin ortakları oldukları, tekstil ticareti ile iştigal ettikleri, İstanbul ...'da işyerleri bulunduğu, Bursa İnegöl'de fabrikaları bulunduğu, başka bankalarda da hesapları ve kiralık kasaları bulunduğu, İstanbul, Bursa, Yalova ve Kayseri'de adlarına kayıtlı çok sayıda taşınmaz bulunduğu, kendileri ve ortağı oldukları şirketler adına kayıtlı çok sayıda araç bulunduğu, davacı banka teftiş kurulunun iç yazışmalarında da davacıların, davalı bankanın ... Şubesi'nin en büyük mevduat müşterileri olduğunun belirtildiği anlaşılmakla, davacıların, kiralık kasada olmadığı belirtilen miktar kadar parayı kiralık kasada bulundurabilecekleri sonucuna varılmış, bu itibarla, davacılar beyan ettiği kadar paranın davalıdan tahsili gerektiği değerlendirilmiş ve davanın kabulüne" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından sadece davacıların beyanı ile, dava konusu nakit tutarların kasada olduğuna dair tek bir delil olmaksızın hüküm kurulduğunu, kiralık kasanın niteliği gereği, Bankanın muhteviyatı bilmesi mümkün olmadığından, kasanın içerisinde olduğu sadece iddia olunan nakit tutarların kasadan alındığını ispat yükümlülüğünün de davacılarda olduğunu, ilk Derece Mahkemesi "mevduat gibi" değerlendirme ile, kiralık kasadaki paranın alındığının müvekkili Banka tarafından ispat edilmesi gerektiğine karar verdiğini, müvekkili Bankanın objektif özen yükümlülüğü ve en hafif kusurundan sorumlu olduğuna yönelik gerekçe ile ispat yükümlülüğü arasında somut olaya özgü illiyet bağı bulunmadığını, banka yetkilileri tarafından davacıların kiralık kasası uzman kilit firmasına incelettirildiğini ve dışarıdan herhangi bir müdahele bulunmadığının tespit edildiğini, dava konusu iddia ile ilgili Savcılık dosyası devam eder iken, henüz bilirkişi aşamasında iken sonucu beklenmeksizin verilen karar eksik inceleme ile verildiğini, Harçlar kanunu 28. maddesi gereğince, eksik harç tamamlanmaksızın ve davacıları beyan ettiği temerrüt söz konusu olmayan tarih ile verilen faiz yönünden verilen kararın yasaya açıkça aykırı olduğunu, istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ispatlanamayan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, HMK md. 353-a/6 gereğince eksik inceleme nedeni ile dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme dava tarihindeki kur üzerinden vekalet ücretini tespit etmiş olmakla birlikte yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca tahsiline karar verilen yabancı para alacağının, karar tarihi itibariyle Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk lirası karşılığı esas alınarak davacı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 16/05/2024 tarihli, 2023/386 E. ve 2024/ 437 K. sayılı kararının 4 nolu bendinde davacı lehine hükmedilen vekalet ücreti yerel mahkemece yanlış hesaplanmış olmakla, 4 nolu bentte hatalı hükmedilen vekalet ücretinin kaldırılarak, karar tarihi itibariyle Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk lirası karşılığı esas alınarak davacı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi, vekalet ücreti bakımından yerel mahkeme kararının düzeltilerek karar verilmesine, davalının istinaf başvurusunun reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava, banka kiralık kasa sözleşmesinden kaynaklanan zararın tazmini davasıdır.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, kiralık kasanın içeriği ve zarardan sorumluluk noktasındadır.
Davacılar ile davalı banka arasında 01.11.2010 ve 10.04.2015 tarihinde kiralık kasa sözleşmesi imzalanmış, davacılara 2010 yılında ... ve . nolu kasalar dışında, 2015 yılında ... nolu büyük tip kiralık kasa tahsis edilmiştir.
Dosya kapsamına sunulan bilgi ve belgelerden, davacıların şikayeti üzerine hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, bankacılık kanununa aykırılık ve hırsızlık suçları üzerinden davalı banka çalışanı ... ve faili meçhul şahıslar hakkında soruşturma dosyası açıldığı, davalı bankanın bir diğer müşterisi olan ... tarafından aynı şubede bulunan .... nolu kiralık kasasından altın ve ziynet eşyalarının çalındığı iddiası ile suç duyurusunda bulunulduğu, soruşturma dosyalarının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/196864 Soruşturma sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği ve soruşturmanın halen devam ettiği anlaşılmaktadır.
Davacı tarafça, 06.12.2021 tarihinde davalı banka şubesine gidildiğinde ... nolu kiralık kasanın içinde yer aldığı iddia edilen 350.000 TL değerindeki altın dışında kasada para bulunmadığının banka görevlilerine bildirildiği, savcılığa yapılan şikâyet üzerine soruşturma başlatıldığı , başka bir banka müşterisinin de aynı şubede bulunan kiralık kasasından altın ve ziynet eşyalarının çalındığı iddiası ile suç duyurusunda bulunduğu belirtilerek davacılara ait ...nolu kiralık kasada 800.400 USD, 280.400 Euro, 15.000 TL para bulunduğu iddiasıyla uğranılan zararın tazminine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Bankalar, kasa kiralama sözleşmesi süresince, kasayı gözetlemekle, denetlemekle, kasanın güvenliğini en üst düzeyde sağlamakla ve kasayı dış etkenlere karşı korumakla yükümlüdür. Bankanın kasayı hırsızlık, gasp, yetkisiz birinin kasayı açması gibi insan etkilerinden ve nem, yangın, sel, deprem gibi doğal güçlerden koruması gerekir. Banka, kasa dairesinin gözetlenmesi, denetlenmesi ve güvenliğinin sağlanması işini müşterinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadâkat ve özenle yürütmelidir. Banka, kasa dairesini, sağlam inşa ettirmeli ve teknolojinin kabul gören en son standartlarına uygun olarak donatmalıdır. Bu kapsamda, banka, kamera ve alarm sistemi kurmalı; şubenin büyüklüğü, işlem hacmi ve fizikî koşulları ile bulunduğu bölge gibi hususları değerlendirerek şubede gerekli güvenlik önlemlerini almalı; şubede yeteri kadar güvenlik görevlisi bulundurmalıdır. Ayrıca banka, kasa dairesinin ve iki kilitli kasalarda banka tarafından açılacak olan kilidi açmakla görevlendirdiği personelini özenle seçmekle yükümlüdür.
Kasa kiralama sözleşmesinden doğan borçlarını hiç veya gereği gibi ifa etmeyen banka, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, müşterinin bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür (Türk Borçlar Kanunu md. 112). Banka, kiralanan kasanın müşteri tarafından kullanılmasında müşteriyle iş birliğinde bulunma, kasayı dış etkenlerden koruma, kasa dairesini gözetleme, denetlenme ve onun güvenliğini sağlama borçları ile sır saklama borcunu hiç veya gereği gibi yerine getirmezse, müşterinin bundan doğan zararını, Türk Borçlar Kanunu (TBK) 112 ve devamı hükümleri kapsamında gidermekle yükümlü olur.
Bankanın, üstlenmiş olduğu borçları gereği gibi ifa edip etmediğinin ve bu kapsamda özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, onun, somut olayda kasa kiraya verme işi yürüten basiretli bir bankadan beklenebilecek olan en yüksek derecede özen ölçüsünde davranıp davranmadığına bakılmalıdır. Zira, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/2203 Esas ve 2021/1089 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi; bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı ve katılım fonlarını sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlardır. Bankalar sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir (Battal, Ahmet: Güven Kurumu Nitelendirmesi Işığında Bankaların hukuki Sorumluluğu, Ankara 2001, s. 106). O hâlde bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Basiretli bir banka, kendi personelinin yeteneklerine ve imkânlarına göre ondan beklenebilecek olan özeni değil, bankacılık sektöründe faaliyet gösteren “tedbirli, öngörülü” bir bankadan beklenebilecek olan özeni göstermekle yükümlüdür (ARKAN, Sabih, Ticarî İşletme Hukuku, 27. Bası, Ankara 2021, s. 153)
Banka, sorumluluğun koşullarının gerçekleşmesi üzerine, borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle müşterinin uğradığı zararı gidermek zorundadır. Müşteri, kural olarak borca aykırılık yüzünden uğradığı zararı ispatla yükümlüdür. Müşteri zarara uğradığını ve bu kapsamda kasada bulunduğunu iddia ettiği değerli varlıkları, tanık dâhil her türlü delil ile ispat edilebilir. Kasa kiralama sözleşmesinde müşteri, bir zarara uğradığını ispat etmekle birlikte zararın gerçek miktarını ispat edemediği durumda hâkim, haksız fiillerde zararın miktarını belirlemeye ilişkin esası uygulamalıdır (TBK m. 114/II). Bu kapsamda, TBK m. 50/II uyarınca, müşterinin uğradığı zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa, hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirlenmelidir (Yargıtay 11.HD'nin 21/11/2013 Tarih ve 2013/4791 E. - 2013/21045 K. Sayılı kararı) Ayrıca, müşterinin zararının belirlenmesinde, ilk derece mahkemeleri tarafından, kasada bulunduğu iddia edilen eşyanın müşterinin sosyal ve ekonomik durumu itibariyle tasarrufunda olabilecek nitelikte olup olmadığı hususunun araştırılması gerekir. Kiralık kasanın iddia edilen eşyayı saklama kapasitesine sahip olup olmadığı hususunda uzman bilirkişiden rapor alınarak karar verilmesi gerekir.
Bankanın borca aykırı davranışından zarar gören müşterinin, bankanın kusurlu olduğunu ispat etmesine gerek yoktur. Aksine banka, kusursuzluğunu ispat etmelidir. Eğer banka, kasa kiralama işi yürüten basiretli bir bankanın göstermesi gereken bütün özeni gösterdiğini ispat edebilirse, sorumluluktan kurtulabilir. Ayrıca, banka, borcun sözleşmeye uygun olarak ifa edilmemesinin beklenmeyen hâlden, mücbir sebepten, müşteriden veya onun kasayı kullanan yetkili temsilcisinden kaynaklandığını ispat edebilirse, müşterinin zararını gidermekle yükümlü olmaz.
Somut olayda, davalı bankaya ait teftiş raporunda, kiralık kasa kilitlerinde fiziksel bir müdahale olduğuna yönelik bir tespite ulaşılmadığı, kasa dairesine giriş çıkışlara ilişkin müşteri ziyaret kayıtlarında eksiklikler olduğu belirtilmiş olup, dosya kapsamında kamera kayıtları incelenmediği gibi soruşturma dosyasında kamera görüntüleri yönünden yapılan bilirkişi incelemesinin sonucu beklenmeden ve kiralık kasanın saklama kapasitesi konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmadan mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, ilk derece mahkemesince eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, kararın kaldırılma sebebine göre davacılar vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmeksizin davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,
2-Kararın kaldırılma sebebine göre davacılar vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA,
3-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
4-İstinaf başvurusu bu aşamada incelenmediğinden davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcı ile istinaf başvuru harcının istemi halinde kendisine iadesine,
5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 04/06/2026