Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/982 E. 2025/1490 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/982
- Karar No
- 2025/1490
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/982
KARAR NO : 2025/1490
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/04/2023
NUMARASI : 2022/472 E. - 2023/245 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/11/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmaları:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... ... tarafından, lehdarının davalı, müteselsil kefilinin (avali) müvekkili şirket, düzenleme tarihi 30/03/2022, ödeme tarihi 15/05/2022, bedeli 15.000.000,00TL olan bononun düzenlenerek davalı ...'ya verildiğini, davalı tarafından bono bedelinin tahsili amacıyla İstanbul 2. İcra Dairesi ... sayılı dosya ile müvekkil şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirket söz konusu bonodan, 25/05/2022 tarihinde icra emrinin kendisine tebliği ile haberdar olduğunu, keşideci ... ... bononun tanzim tarihinde, müvekkil şirketin münferiden imza ve temsile yetkili yönetim kurulu üyesi ve davalının ablası; bono lehdarı ...'nin ise davalı keşideci ... ...'nın kız kardeşi ve aynı zamanda müvekkil şirketin 12/03/2022 tarihinde ölen hissedarı İzzettin ...'nın kızı ve murisi olduğunu, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre yönetim kurulu üyeleri genel kurul izni olmadan kendisi veya başkası adına işlem yapamayacağını, müvekkil şirket tarafından keşideci ... ...'ya verilmiş bir izin olmadığını, yapılan işlem batıl olduğunu, müvekkili şirketin müteselsil kefil (aval) kılınarak borçlandırıldığı dava konusu bonoda müvekkilin müteselsil kefil (aval) yapılmasının TTK m.395/1 hükmü gereği batıl olması ve/veya m.371/2 hükmü gereği dava dışı ... ... tarafından yapılan bu işlemle müvekkilin bağlı olmaması sebebiyle müvekkil şirketin borçlu olmadığının tespitinin gerektiğini belirterek keşidecisi ... ..., lehdarı ..., düzenleme tarihi 30/03/2022, ödeme tarihi 15/05/2022, bedeli 15.000.000,00TL olan bono ve bu bono dayanak yapılarak başlatılan İstanbul 2. İcra Dairesi ... esas sayılı dosyasında müvekkil şirketin borçlu olmadığının tespitine, İstanbul 23. İcra Dairesi ... esas sayılı dosyasına yatacak paranın alacaklıya verilmemesi amacıyla icra dosyasına teminatsız olarak tedbir konulmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı şirket yetkilisi ... ... arasında imzalanan davaya konu senedir hukuka uygun bir şekilde düzenlendiğini ve taraflar arasındaki borç ilişkisinden doğduğunu, davacı şirketin, dava dışı ... ...'nın yöneticisi-yetkilisi olduğu şirket olduğunu, dava dışı ... ... tarafından müvekkiline verilen senette kefil konumunda olduğunu, Türk Ticaret Kanunu 395/1. Maddesinde yönetim kurulu üyesinin şirketle, kendisi veya başkası adına işlem yapamayacağı hususunda düzenleme yapıldığını, davacı şirketin ise usul ve yasaya aykırı olarak işbu madde hükmünü hukuka aykırı bir şekilde yorumlamaya çalışarak borçtan kurtulmaya çalıştığını, davacı şirketin mevcut yetkilisi ... ... ... hakkında sahte imza ile yapılan genel kurullara ve bu kurullarda alınan kararlara ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/120757 Sor. sayılı dosyasından soruşturma başlatıldığını ve hakkında iddianame düzenlenerek İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/760 Esas Sayılı dosyasından kamu davası açıldığını, davacı şirket müvekkilinin babası muris İzzettin ... tarafından kurulduğunu, hukuka aykırı bir şekilde davacı şirketin mevcut yetkilisi ... ... ...'nın şirkete ortak edildiğini, devam eden süreçte ise ... ... ...'nın şirket hakkında usulsüz işlemlerine devam ettiğini, davacı şirketin mevcut yetkilisi tarafından davacı şirket hukuka aykırı işlem ve eylemlere konu edildiğini, hakkındaki ceza yargılamasının devam ettiğini, takibe konu kambiyo senedinin, kambiyo senedi vasfını taşıdığını, hukuka uygun olarak düzenlendiğini, davacının davasını ispat edemediği dosya kapsamında sabit olduğunu belirterek davanın reddine, alacağın %40'ından aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı ile; Davaya konu bonoların düzenlendiği tarihte dava dışı ... ...' nın davacı şirketi münferiden temsile yetkili yönetim kurulu üyesi olduğu ve keşidecisi olduğu davaya konu 30/03/2022 düzenleme tarihli, 15/05/2022 vade tarihli, 15.000.000,00 TL bedelli bonoda davacı şirketi müteselsil kefil yaptığı , bu işleme ilişkin genel kuruldan alınmış bir izin bulunmadığı, temsil yetkisinin kötüye kullanması nedeniyle bu aval işleminin TTK md. 395 uyarınca batıl olduğu , davalının bononun dayanağı olan borç ilişkisinin davacı şirketin işletme konusu dışında olduğunu bildiği , TTK 371/2 maddesi gereğince takip konusu bonodaki müteselsil kefil / aval şerhinin geçerli olmadığı gerekçesiyle "Davanın KABULÜ ile Keşidecisi ... ..., lehdarı ..., müteselsil kefil / avalisti ... İnşaat ve Tekstil San Tic A.Ş olan düzenleme tarihi 30/03/2022, ödeme tarihi 15/05/2022, bedeli 15.000.000,00TL olan bono ve bu bono dayanak yapılarak başlatılan İstanbul 2. İcra Dairesi ... esas sayılı dosyasında DAVACININ DAVALIYA BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin kararının usul ve esas yönünden hatalı olduğunu, öncelikle ticari davalarda menfi tespit talepli olsa dahi arabulucuya başvurma zorunluluğu bulunduğundan ve davacının arabulucuya başvurmadan dava açtığından dolayı davanın usulden reddi gerektiğini, ayrıca davacının senedi düzenleyen keşideci ... ...'ya karşı dava açmamasının kötü niyetli olduğunu ve muvazaa ihtimali doğurduğunu, bu durumun dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektirdiğini, davacı şirketin sözde yetkilisi ... ... ...'nın babasının imzalarını taklit ederek şirket hisselerini artırdığı ve bu nedenle hakkında İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesi'nde kamu davası açıldığı iddiasının davanın seyrini etkileyeceğini, yerel mahkemenin bu ceza dosyasının celp edilmesi talebini haksız yere reddederek eksik yargılama yaptığını, yine ... ... ...'nın şirketteki hisselerinin iptali için İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde dava açıldığını, bu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacı şirket yetkilisinin suça teşkil eden eylemlerde bulunduğuna dair beyanların bulunduğunu, davacının iddialarını ispat etmek için şirket mail, muhasebe kayıtları, bilgisayarlar ve diğer senetlerin incelenmesi gerekirken inceleme yapılmamasının hatalı olduğunu, ticari defter incelemesi yapılmadan hüküm kurulmasının da usule aykırı olduğunu, esasa ilişkin olarak ise; davaya konu senedin hukuka uygun düzenlendiğini, TTK 395. maddesinin olayda uygulanamayacağını, zira ... ...'nın borçlu, şirketin ise kefil konumunda olduğunu, senedin sebepten mücerret olduğunu, davacı şirketin kötü niyetli olarak dava dışı ... ... ile arasındaki ihtilafı müvekkile yönelttiğini, münferiden temsile yetkili ... ...'nın senet imzalamasının şirketi bağladığını, kaldı ki bononun düzenlenme amacının işletmeyi ilgilendiren miras taksiminden kaynaklandığını, bu durumun TTK 371/1 ve 371/2'ye göre şirketi bağladığını, müvekkilinin iyi niyetli olmasının korunması gerektiğini, davacı şirketin aynı minvalde açtığı diğer davaların reddedildiğini, bu durumların da kararın kaldırılmasını gerektirdiğini, ayrıca müvekkilinin maddi durumunun göz önünde bulundurularak adli yardımdan yararlandırılması gerektiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddini talep ettiğini savunmaktadır.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının adli yardım talebinin gerçek dışı ve kötü niyetli olduğunu, menfi tespit davalarının arabuluculuk dava şartına tabi olmadığının yerleşik Yargıtay ve BAM kararlarıyla sabit olduğunu, davalının şirket yönetiminin şaibeli olduğu iddialarının hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli olduğunu, davanın asıl borçluya açılmaması yönündeki itirazının menfi tespit davasının doğasına aykırı olduğunu, defter kayıtlarının incelenmesi talebine karşı uyuşmazlığın TTK m. 395/1 gereği batıl olan bir işlemden kaynaklandığını, bu nedenle incelemeye gerek olmadığını, davalının iyi niyetli olmadığını ve dava dışı borçlu kardeşi ile fikir ve eylem birliği içinde hareket ettiğini, bu işlemin her durumda mutlak surette batıl olup müvekkil şirketi bağlamayacağının hukuki mütalaa ve Yargıtay kararlarıyla sabit olduğunu ve nihayetinde davalının istinaf taleplerinin reddedilerek mahkeme kararının onanması gerektiğini, davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemedeDava, İİK.nun 72. maddesi hükmüne dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekili, dava dışı ... ... tarafından düzenlenip lehdarı ... olan, 30.03.2022 düzenleme, 15.05.2022 ödeme tarihli, 15.000.000,00 TL bedelli bonoda müvekkil şirketin müteselsil kefil (aval) olarak gösterildiğini; bu bonoya dayanılarak İstanbul 2. İcra Dairesi’nin ... sayılı dosyası üzerinden müvekkil aleyhine icra takibi başlatıldığını, keşideci ... ...’nın, bono tanzim tarihinde müvekkili şirketin münferiden imza yetkili yönetim kurulu üyesi ve davalı lehtar ...’nın ablası ve şirketin merhum hissedarı İzzettin ...’nın kızı olduğunu, TTK m.395/1 uyarınca yönetim kurulu üyelerinin genel kurul izni olmaksızın kendisi veya yakını lehine işlem yapamayacağını, müvekkili şirketin böyle bir izin vermediğini, TTK m.371/2 gereğince, yetkisiz temsil kapsamında yapılan işlemin şirketi bağlamayacağını, müvekkilinin dava konusu bonoda aval sıfatıyla borçlandırılmasının hukuken geçersiz olduğunu beyanla bonodan ve İstanbul 2. İcra Dairesi ... sayılı takipten dolayı müvekkil şirketin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili; davaya konu 15.000.000 TL bedelli bononun taraflar arasındaki borç ilişkisinden doğan, usulüne uygun şekilde düzenlenmiş geçerli bir kambiyo senedi olduğunu, davacı şirketin TTK m.395/1 hükmünü yanlış yorumlayarak borçtan kurtulmaya çalıştığını, davacı şirket yetkilisi ... ... ... hakkında sahte imzalı genel kurullar nedeniyle İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2022/760 Esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığını, şirketin hukuka aykırı işlemlerle yönetildiğini senedin kambiyo vasfında olduğunu belirterek davanın reddini ve alacağın %40’ından az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İstanbul 2. İcra Dairesi ... esas sayılı dosyasında, alacaklı ... tarafından borçlular ... ... ve ... İnşaat ve Tekstil San Tic A.Ş, hakkında; 15.000.000,00-TL asıl alacak, 45.000,00-TL komisyon, 116.506,85-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 15.161.506,85-TL tutarlı kambiyo takibine geçildiği takip dayanağının keşidecisi ... ... lehdarı ..., müteselsil kefil / avalisti ... İnşaat ve Tekstil San Tic A.Ş olan, 30/03/2022 düzenleme, 15/05/2022 ödeme tarihli, 15.000.000,00TL bedelli olan bir adet bono olduğu görülmüştür.Ticaret sicil kayıtlarından, takibe dayanak bonoda keşideci olan ... ...'nın bononun düzenlendiği 30.03.2022 tarihinde avalist olan davacı ... İnşaat şirketini münferiden imza ve temsile yetkili yönetim kurulu üyesi olduğu anlaşılmıştır.Somut olayda, dava konusu bonoda ... ..., hem keşideci (borçlu) hem de aval veren şirketin temsilcisi olarak yer almış olup çözümlenmesi gereken husus ... ...'nın (borçlunun) kendi lehine, temsil ettiği şirket adına aval vermesinin hukuka uygun olup olmadığıdır. Aval işlemi senet üzerinde gerçekleştiğinden temsil yetkisinin kötüye kullanıldığı iddiası senet lehtarına karşı ileri sürülebilecektir, TTK m.395/1:“Yönetim kurulu üyesi, genel kurulun izni olmadıkça, şirketle kendisi veya başkası adına işlem yapamaz; aksi halde yapılan işlemler batıldır.” Bu hüküm uyarınca, bir yönetim kurulu üyesinin kendisi ile temsil ettiği şirket arasında işlem yapabilmesi, ancak genel kurulun önceden verdiği açık izinle mümkündür. Somut olayda, böyle bir genel kurul izni bulunmamaktadır. Temsilcinin borçlu olduğu bonoda kendi lehine aval vermesi, kendisiyle işlem yapması anlamına gelir. Bu tür işlemler, “batıl” olup şirketi bağlamaz.... ...’nın hem keşideci hem de aval veren şirketi temsil eden sıfatıyla aynı senette yer alması, kendi lehine aval teşkil ettiğinden bu durumda, yetki kötüye kullanılmış olur. Lehtar alacaklı ...’nın keşideci ... ...’nın kız kardeşi olduğu, dolayısıyla işlemin şirketin işletme konusu dışında olduğunu bilecek durumda olduğu dikkate alındığında lehdar iyi niyetli sayılamayacağındanTTK m.371/2’ye göre yetkinin kötüye kullanımı nedeniyle yapılan işlem şirketi bağlamaz. Tüm bu nedenlerle mahkemece; ... ...’nın kendi lehine aval veremeyeceği, bu işlemin temsilcinin kendisiyle işlem yapması niteliğinde olduğu, şirketi bağlamayacağı, ayrıca lehdarın da kötü niyetli olduğu yönündeki yasal gerekçesi gösterilerek davacının bonodan dolayı borçlu olmadığının tespit yönündeki kararın hukuken isabetli olduğu kanaatine varılmıştır. Aşağıdaki Yargıtay kararları eldeki dosyaya emsal niteliktedir; Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2017/2711 - 2018/52 sayılı kararı eldeki "Ancak dosyadaki belgelere göre davalılar .... ve A...’un her ikisinin de davacı şirketi temsile münferiden yetkili bulundukları, kendilerinin keşideci olduğu bonoda davalı ...un şirketi temsil yetkisini kötüye kullanarak davacı şirketi bonoda avalist yaptığı temsilerinin temsil yetkisin kötüye kullanması nedeniyle bu aval işleminin batıl olduğu ve bu nedenle davacı şirketin dava konusu bonodan dolayı borçlu olmadığı anlaşılmaktadır. Zira temsilcinin kendisiyle işlem yapması kural olarak yasaktır. Temsilcinin izinsiz olarak kendisiyle yaptığı işlem sakat bir işlemdir. Bu işlem temsil olunanı bağlamaz. Özenli bir temsilci, iyiniyet ve sadakat borcu gereği, temsil ettiği şirketin çıkarına aykırı olarak bir işlem yaparsa bu işlem kural olarak temsil görevinin dışında kalır. ( Doç. Dr. Erol Ulusoy, Anonim Şirketlerde Şirketle İşlem Yapma Yasağı ve Çifte Temsil, Ankara, 2005, S: 67-78-228 )....Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi menfi tespit davasıyla ilgili gerekçesinde yukarıda açıklanan temsil yetkisinin kötüye kullanılması üzerinde durmalıdır. BOZULMASINA,"Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2018/43 - 2018/5977 sayılı kararı " ticari temsilin kötüye kullanılıp kullanılmadığının, yani temsilcinin kendi borcuna davacı şirket adına aval vermesinin temsilin kötüye kullanılması sayılacağından, şirket ana sözleşmesinde veya ortaklar kurulu kararıyla ticari temsilciye verilmiş bir iznin olup olmadığı üzerinde durularak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar değerlendirilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. BOZULMASINA"Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2017/5437 - 2019/1645 sayılı kararı "davaya konu bonoda, keşideci ...’ın aynı zamanda bononun düzenlenme tarihinde davacı aval veren şirketin yetkili temsilcisi olduğu anlaşılmaktadır. Temsil edilenin izni olmadan kendi lehine işlem yapan temsilci, temsil yetkisinin sınırları aşmış demektir. Bu durumda temsilcinin, temsil edilenin önceden verdiği bir izin olmaksızın kendi lehine ve temsil ettiği şirket aleyhine/zararına yapmış olduğu işlemlerin, yetkisiz temsilcinin yapmış olduğu işlemler niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. 818 sayılı BK’nun 38. maddesi (6098 sayılı TBK’nun 46. maddesi) uyarınca yetkisiz temsilcinin yapmış olduğu işlemin geçersiz olmasından dolayı somut olayda davaya konu bono ile ilgili borçtan davacı şirketin hukuken sorumlu tutulamayacağı gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir."Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1. maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/04/2023 tarih ve 2022/472 E., 2023/245 K. sayılı kararına karşı davalı tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.024.650,00 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının ileride haksız çıkandan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,4- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 13/11/2025