Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/497 E. 2025/1797 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/497
Karar No
2025/1797
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/497 Esas

KARAR NO : 2025/1797 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI : 2020/276 Esas- 2022/710 Karar

TARİH: 25/10/2022

DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtrazın İptali)

KARAR TARİHİ: 06/11/2025

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari iş ilişkisinin kurulduğunu, davalı tarafın müvekkil şirketten mal satın aldığını, taraflar arasındaki bu ticari ilişkiden kaynaklanan ve davalı şirketin müvekkil şirkete olan borcundan dolayı cari hesap alacağının tahsil edilemediğini, cari hesap alacağına dayalı olarak 14.379,04 TL asıl alacak için borçlu şirket hakkında İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile davalı aleyhine takip başlattıklarını, davalının ödeme emrine itiraz ettiğini ve takibin durduruğunu beyan ederek itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili süresinden sonra sunduğu beyan dilekçesinde özetle; Davacı tarafın iş bu dava ile her ne kadar kendilerinin müvekkili şirketten alacaklı olduklarını iddia etmiş iseler de iş bu dava ile haksız olduklarını, davacı firmanın müvekkili bankanın genel müdürlük ve şubelerine hizmet verdiğini, halihazırda devam eden bir sözleşmenin bulunmadığını, davacı ile müvekkili banka arasında ilişkilerin cari hesap olarak yürütüldüğünü, ancak her şube ve genel müdürlük binasına iletilen faturalar doğrultusunda gerekli ödemelerin yapıldığını, davacı tarafından gönderilen ödeme emrinin incelenmesi neticesinde bir kısım faturalar için iade dekont düzenlenmesine rağmen davacı tarafça bunların kayıtlara alınmadığının tespit edildiğini, davacı tarafca talep edilen alacağın banka kayıtları ile uyuşmadığını bu nedenle takibe itiraz etmek edildiğini ve bu nedenle alacağın likit olmaması nedeniyle tazminat talebinde hukuki dayanağının bulunmadığını belirterek netice olarak haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 25/10/2022 tarih ve 2020/276 Esas- 2022/710 Karar sayılı kararında;" Dava, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı ödenmeyen cari hesap alacaklının tahsili amacıyla davacı tarafından davalı aleyhine başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.Somut olayda davacı vekili tarafından mahkememize sunulan dava dilekçesi ile birlikte taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının davalıya mal satarak edimini yerine getirmesine rağmen davalının söz konusu malların bedelini ödememesi üzerine cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyası üzerinden yıllık %19.50değişen oranlarda ticari faiz işletilmek suretiyle 14.379,04 TL asıl alacak üzerinden takibe girişmiş olduğu, davalının süresi içerisinde yapmış olduğu borca itiraz ile birlikte takibin durması üzerine işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür. İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır.Yargılama esnasında mali müşavir bilirkişisi ...'ndan kök ve ek rapor alınmış olduğu, tarafların yapmış olduğu itirazlar üzerinden farklı bir mali, müşavir bilirkişisi ...'dan kök ve ek raporlar alınmış olduğu görülmüştür. İşbu raporlarda özetle;SMMM ... tarafından hazırlanan kök ve ek raporda davacının, davalıdan Davacı alacaklının takip tarihi itibari ile davalı borçludan 14.379,04 TL alacaklı olabileceği hakkında rapor düzenlenmiştir.Davacıya ait ticari defterlerde yapılan incelemede davacının, davalıdan 14.849,41 TL alacağının kayıtlı olduğu,Davalı tarafın, davacıya ödemelerini iade dekont ile yaptığı iddiaları karşısında, davacının geriye yönelik tüm tahsilatları incelenmiş ve dava konusu yapılmamış 3 adet iade dekontu ile davalının mal iadesinde bulunduğu tespit edilmiştir. Dekontlar dava konusu değildir.Banka dekontlarının FATURA yerine geçmesi ile dekontu düzenleyenin, düzenlenen dekontu yani davalı bankanın iade dekontunu davacıya tebliğ ettiğini ispatlaması gerektiği, dosyada davalının söz konusu ispata elverişli belgelerinin olmadığı, iade dekontu kesmekle davalının sadece kendi ticari defterlerinde borçtan kurtulmuş olduğu, Taraflar arasındaki bu ticari ilişki sonucunda davacının dava konusu yaptığı tüm faturalar, davalıya temel e- fatura senaryosu ile tebliğ edilmiştir. Tebliğ edilmiş faturalar nedeniyle davacı taraf davalıdan takip tarihi ile 14.379,04 TL alacaklıdır.Davacının 14.379,04 TL alacağına takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasa gereği yıllık %19,50 oranından başlayacak değişen oranlarda avans faiz uygulanması gerekecektir.Şeklinde hazırlanan kök ve ek raporlar mahkememize ibraz edilmiştir.Mahkememizce yargılama esnasında alınan her iki rapor kapsamında davalının davacıya icra dosyasındaki alacak kadar borçlu olduğu anlaşılmakla davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda davacının davasında haklı olduğu, davalının haksız olarak takibe itiraz etmiş olduğu, tarafların basiretli tacir olmaları gerektiği, düzenlenen faturalar karşısında alacağın likit olduğu anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmekle icra dosyasında asıl alacak tutarı olan 14.379,04 TL'nin %20'si olan 2.875,81 TL'nin icra inkar tazminatı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir..."gerekçesi ile,''1-Davacının DAVASININ KABULÜ ile; davalının İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasına vaki İTİRAZININ İPTALİ ile; takibin kaldığı yerden devamına,2-Davalının haksız itirazları nedeniyle asıl alacak tutarı olan 14.379,04 TL'nin %20'si oranında olan 2.875,81 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; hatalı bilirkişi raporları hükme esas alınarak davacının alacaklı olduğu icra dosyasına vaki itirazlarının iptali ile davanın kabulüne hükmedildiğini, ancak Yerel Mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, sunmuş oldukları itirazlarının yeterince değerlendirilmediği gibi gerekçeli kararda da bu hususta bir açıklama yer almadığını, bu nedenle de mezkur karara karşı istinaf yoluna gitme zaruretleri hasıl olduğunu, Yerel Mahkemece verilen nihai kararda, davacı yanın tebliğ edilen faturalara göre alacaklı olduğu, müvekkil bankaca bir kısım faturalara ilişkin olarak iade dekont düzenlendiği ancak bunların davacıya tebliğinin ispatına ilişkin belgelerin bulunmadığının belirtildiğini, bu hususta dosyada mübrez bilirkişi raporlarına karşı sundukları ititrazlarında belirttikleri üzere müvekkil banka kayıtlarında söz konusu iade dekontların yer almasının tek başına kayıt olarak değerlendirilmesi gerekirken tek taraflı olarak davacı kayıtlarına itibar edildiğini, Oysa ki; kendileri tarafından davacıya yapılan ödemelere ait hesabın hareketleri dosyaya sunularak, tek başına faturalar üzerinden söz konusu hesap üzerinden de inceleme yapılmasının talep edildiğini, söz konusu hesap hareketlerini sunmalarındaki amacın, işbu hesabın davacı ile yürütülen ticari ilişki döneminde ödemelerin yapıldığı hesap olması nedeniyle yapılan ödemeler dikkate alınarak gerçekten alacaklı olup olmadığı yönünde inceleme yapılması olduğunu, cari hesap ektresi ile hesap hareketleri karşılaştırıldığında davacının iddia ettiği gibi bir alacağı olmadığının görüleceğini, Yerel Mahkemeye daha evvel de belirttikleri üzere, cari hesap üzerinden alacak iddia edildiğinden ve ödemeler banka hesabına yapıldığından hesap mutabakatı sağlanması gerektiğini, nitekim dosyaya sadece faturalar üzerinden yapılan incelemenin hukuka uygun olmadığı, hesap hareketlerinin de incelenmesini gerektiği yönünde sundukları itirazlarının hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, bu nedenle de Yerel Mahkeme'nin kararının eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu verildiğini, ortadan kaldırılması gerektiğini, Davacı yanın icra inkar tazminatının kabulünün de hatalı olduğunu, zira davaya konu alacağın likit olmadığını, itiraza uğradığını, kararın bu yönüyle de hukuka aykırı olduğunu, itiraz ettiklerini beyanla, istinaf itirazlarının değerlendirilerek Yerel Mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına ve işbu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkin olup, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı vekili, Mahkemece sadece davacı tarafından düzenlenen faturalara göre hesaplama yapılan ve davalı bankaca düzenlenen iade dekontlarının dikkate alınmadığı bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmasının ve alacak likit olmamasına rağmen davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle istinaf talebinde bulunulmuştur. Davalı vekili tarafından bu istinaf sebepleri yargılama aşamasında beyan dilekçeleri ve bilirkişi raporlarına itiraz dilekçeleri ile ileri sürüldüğü, bilirkişi kök ve ek raporlarında ve Mahkemece gerekçeli kararda değerlendirildiği anlaşılmıştır. Taraflar arasında davacı tarafından cari hesabın dayanağı olan faturalara konu ürünlerin davalıya teslim edildiği hususunda ihtilaf bulunmadığı, davalı tarafından davacının ticari defterlerinde yer almayan banka iade dekontlarının davacıya tebliğ edildiğine ve iade dekontlarına konu ürünlerin davacıya iade edildiğine dair delillerin dosyaya sunulmadığı, davacının banka hesap hareketlerinde de söz konusu iade dekontlarının yer almadığı ve iade dekontlarının dayanağının ispat edilemediği gözetilerek Mahkemece davacı alacağından mahsup edilmemesi ve alacağın faturalar ile likit olmasından dolayı davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi isabetli olup, davalı vekilinin aksi istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 982,23-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 246,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 736,23-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 06/11/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/497, K. 2025/1797, T. 06.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-497-e-2025-1797-k-5b7d273b000f