Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1221 E. 2025/1801 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1221
Karar No
2025/1801
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/1221 Esas

KARAR NO : 2025/1801 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI : 2021/730 Esas - 2023/253 Karar

TARİH: 04/04/2023

DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtrazın İptali)

KARAR TARİHİ: 06/11/2025

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı-borçluların müvekkil banka ile imzalamış olduğu Genel Kredi Sözleşmesi gereği, borçlular lehine açılan ve kullandırılan kredi hesaplarından kaynaklanan borcun ödenmemesi nedeniyle, 21.01.2019 tarihi itibariyle hesapları kapatıldığını, hesabın katı ile birlikte davalı-borçluya müvekkil banka tarafından; borçlunun bankamıza bildirdiği adrese taahhütlü olarak Gebze 6. Noterliğinin 22.01.2019 tarih ve ... nolu ihtarname keşide edildiğini ve muhataplara tebliğ edildiğini, ihtarda öngörülen süre içinde borcun ödenmemesi üzerine bu kez, Bakırköy 14. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası açılmış, ödeme emrini tebellüğ eden borçlu, yasal süresi içinde borca ve ferilerine itiraz ederek takibin durduğunu, GKS'nin 5. ve 6. Maddeleri gereği icra takibi aşamasında istenilen alacak miktarı, işletilen faiz oranlarındaki isabet, banka defter ve kayıtlarının incelenmesi ile sabit hale geleceğini bildirerek tüm itirazların iptali ile takibin devamına, itiraza konu edilen alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının da hüküm altına alınmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılara dava dilekçesi ve tensip zaptının usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ancak davalılar tarafından herhangi bir cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 04/04/2023 tarih ve 2021/730 Esas - 2023/253 Karar sayılı kararında;"Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı kredi alacağı olduğu iddiasıyla davacı tarafından başlatılan Bakırköy 14. İcra dairesinin ... Esas sayılı icra takibine karşı davalılar tarafından yapılan itirazın iptaline ilişkindir. Mahkememizce celp edilen Bakırköy 14. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasında; davacı/alacaklının 193.159,44 TL gayri nakit alacağın tahsiline ilişkin icra takibine geçtiği, davalı vekilinin 19/03/2019 tarihli dilekçesi ile borca, faize ve masraflara itirazı üzerine takibin durduğu görülmüştür.Mahkememizce verilen 13/01/2020 celse ara kararı uyarınca, tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, banka kayıtları ve dosya incelenerek davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı varsa miktarının nelerden ibaret ve ne kadar olduğu konusunda rapor alınmak üzere bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, ... tarafından ibraz edilen 18/09/2020 tarihli raporda özetle; "Davacı ..., davalı asıl borçlu ...'dan takip 13.03.2019 tarihi İtibariyle; nakit kredilerden; 157.150,71 TL Asıl A!acak(TTK/TKMH) 7.504,51 TL Asıl Alacak(KK) 8.089,75 TL Faiz 404,48 TL Gider VergisiÇBSMV) 864,73 TL Masraf 312,94 TL Faiz(KK) 15,64 TL Gider Vergisi(BSMV) 174.342,76 TL toplam alacaklı olduğunu, gayrinakit kredilerden; davacı banka tarafından, davalı ...'a, tevdi edilen çek karnelerine ait "makbuz/tevdi Bordrosu" talep edilmesine karşın dava dosyasına sunulmadığı, diğer yandan hangi çek yapraklarına alt "Çek Taahhüt" bedeli ile takipte talep edilen 193.159,44 TL'lik "Gayrinakit Toplamı" açıklamalı talebe ilişkin, dava dosyasında herhangi bir delile rastlanılmadığından, mevcut delillerden bu konuda davacı alacağı tespit edilemediği, davalı müteselsil kefil ...'in kredi sözleşmesindeki kefalet limiti 200.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere ve kendi temerrütlerinden sorumlu olduğunun Yüksek Mahkemenin takdirlerinde olduğu," görüş ve kanaatine varıldığı görülmüştür.Mahkememizin 21/12/2020 tarihli 2019/317 Esas 2020/840 Karar sayılı kararı ile "Dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, " dair karar verilmiş, davacı vekili tarafından kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesi 06/10/2021 tarihli 2021/1672 Esas Esas 2021/1332 Karar sayılı ilamı ile mahkememizce usulüne uygun şekilde gider avansı ikmal edilmesi için süre verilmediği gerekçesi ile " Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile; İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/12/2020 tarih ve 2019/317 Esas - 2020/840 Karar sayılı kararının HMK' nın 353/1-a4 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dava dosyasının mahkemesine iadesine, " karar verildiği, mahkememizin 21/12/2020 tarihli 2019/317 Esas 2020/840 sayılı Kararı bozulmakla dava mahkememizin 2021/730 Esas sayılı sırasına kaydı yapılarak açık yargılamaya devam olunmuştur.Mahkememizin 18/01/2022 tarihli celse ara kararı gereği, Tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, banka kayıtları, GKS, hesap kat ihtarnamesi, icra takibi ve dosya incelenerek davacının nakit ve gayri nakit alacaklarının tespiti ile davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı varsa miktarının nelerden ibaret ve ne kadar olduğu konusunda rapor alınmasına karar verilmiş olup, Bilirkişi Bankacı ...'in 24/03/2022 tarihli raporunda, Davacı banka ile davalı ... borçlusu/kredi lehtarı (asıl borçlu) ... arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, işbu sözleşmeyi davalı kefilinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları, anılan sözleşme kapsamında kullandırılan ticari nitelikli kredilerin öngörülen süre içinde ödenmemiş oldukları nazara alındığında, davacı bankanın davalılar hakkında takip ve dava hakkının bulunduğu kanaati edinildiği, Kefalet Limiti ve Davalı Kefilin Sorumluluğu: Davalı kefilin/lerin sözleşmede gösterilen kefalet limiti toplamının 200.000,00 TL olduğu, temerrüt tarihi itibariyle hesaplanan nakdi kredi asıl borç tutarı 166.226,36 TL'nın kefalet limitinden daha düşük seviyede olması nedeniyle, davalı kefilin hem kendi ve hem de davalı ... lehtarı asıl borçlunun temerrüdü ve bunun hukuki sonuçlarından dolayı kefalet limitiyle sınırlı olmaksızın borcun tamamından müteselsilen sorumlu olduklarının düşünülebilineceği, nakdi krediler yönünden 1.811,68 TL (178.209,44- 176.397.76 ) reddi durumunda, takip tarihinden itibaren asıl alacak tutarı (taksitli kredi ve çek taah.bed.tazmin kredisi için) 117.370,95 TL tamamen tahsil edilinceye kadar yıllık 42,90 oranında; asıl alacak tutarı 41.350,90 TL (kredili mevduat hesabı için) 33 oranında ve asıl alacak tutarı 7.504,51 TL (Kredi kartı için) %33 oranında temerrüt faizi ve bu faiz üzerinden 65 gider vergisi (BSMV) ile birlikte istenilebileceği, Gayrinakdi Çek Taahhüt Bedeli DEPO Tatebi Yönünden dosya içeriğinde bulunan çek statü raporlarına göre, davacı bankaya halen ibraz ya da İade edilmeyen müşteri uhdesinde bulunan (8) adet çek yaprağından dolayı toplam 14.950,00 TL faiz getirmeyen bir hesapta davalı şahıs firması ve kefil tarafından müteselsilen depo etmesi gerektiği kanısına ulaşıldığı, ...'dan Sağlanan Tahsilat/Tazminat Yönünden ...'nun kefaletiyle davalı SÜLEYAN ALTUN a (1) adet taksitli kredi kullandırılmıştır. Bu kefalete atfen ...-Kredi Garanti Fonu A.Ş. tarafından dava tarihi 24.05.2019'den sonra olmak üzere 18.12.2019 tarihinde 101.100,00 TL tazimat ödemesi yapmıştır. Davacı banka, ... A.Ş. ile yapılan ek kefalet protokolü kapsamında, tazmin edilen işbu bedelin davalı firmadan tahsil edilmesinde sözleşmesel olarak yetkili ve sorumlu pozisyonunda bulunduğu, yani davacı banka tazmin edilen işbu bedel (101.100,00 TL) bakımından takiplere aynen devam etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bir başka deyişle davacı banka, ... A.Ş. ile imzalanan EK kefalet protokolü (D bendinin 1.2 ve 4.fıkraları) ve Bakanlar Kurulu Kararları (2009/15197-2015/7331 ve 2016/9538) kapsamında, davalı şahıs firması ve/veya davalı kefillerden ... 'nun kefaleti kapsamında kullandırılan kredilerden doğan alacaklarını tahsil etmek için açılan icra takiplerine aynen devam edilebileceğinin düşünüldüğü, Çünkü, bahse konu ödemeler/tazminatlar davalı Şahıs firması ve/veya davalı kefiller tarafından yapılmamıştır. İşte bu bakımdan gerek davacı banka ile dava dışı ... A.Ş. arasında akdedilen Ek Kefalet protokolü ve gerekse de Bakanlar Kurulu Kararına atfen sanki hiç ödeme yapılmamış gibi takiplere aynen devam edilebilineceği nazara alındığında, ...'dan tazminat yoluyla tahsil edilen 101.100,00 TL'nın davalı şahıs firmasının kredi borcuna mahsup edilemeyeceği görüş ve kanaatine varılmıştır. Yukarıda yapılan hesaplamalarda zaten tazminat bedeli borca mahsup edilemediği sonuç ve kanaatine varıldığı görülmüştür.Mahkememizin 11/10/2022 tarihli celse ara kararı gereği, Bilirkişi raporuna taraflarca yapılan itirazların değerlendirilmesi ve bozma öncesi alınan raporunda irdelenerek çelişkilerin giderilmesi konusunda daha önce rapor alınan bilirkişiye yeniden dosyanın tevdi edilerek ek raporun tanzim edilmesinin istenilmesine karar verilmiş olup, Bilirkişi Bankacı ...'in 26/10/2022 tarihli raporunda, Taraf vekillerinin beyan ve itirazları yukarıda etraflıca irdelenip tekrar 2. Kez değerlendirilmiştir. Mevcut delil durumuna göre kök raporda herhangi bir değişikliğin yapılamamış olduğu, Görüş ve kanaatine varılmıştır.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacı banka ile davalı ... borçlusu/kredi lehtarı (asıl borçlu) ... arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, işbu sözleşmeyi davalı ...'in de müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, anılan sözleşme kapsamında kullandırılan ticari nitelikli kredilerin öngörülen süre içinde ödenmemiş oldukları nazara alındığında, davacı bankanın davalılar hakkında takip ve dava hakkının bulunduğu kanaati edinildiği, davalı kefilin sözleşmede gösterilen kefalet limiti toplamının 200.000,00 TL olduğu, temerrüt tarihi itibariyle hesaplanan nakdi kredi asıl borç tutarı 166.226,36 TL'nın kefalet limitinden daha düşük seviyede olması nedeniyle, davalı kefilin hem kendi ve hem de davalı ... lehtarı asıl borçlunun temerrüdü ve bunun hukuki sonuçlarından dolayı kefalet limitiyle sınırlı olmaksızın borcun tamamından müteselsilen sorumlu olduğunun anlaşıldığı, nakdi kredi yönünden asıl alacak tutarı (taksitli kredi ve çek taah.bed.tazmin kredisi için) 117.370,95 TL tamamen tahsil edilinceye kadar yıllık 42,90 oranında; asıl alacak tutarı 41.350,90 TL (kredili mevduat hesabı için) 33 oranında ve asıl alacak tutarı 7.504,51 TL (Kredi kartı için) %33 oranında temerrüt faizi ve bu faiz üzerinden 65 gider vergisi (BSMV) ile birlikte istenilebileceği, Gayrinakdi Çek Taahhüt Bedeli DEPO Tatebi Yönünden dosya içeriğinde bulunan çek statü raporlarına göre, davacı bankaya halen ibraz ya da İade edilmeyen müşteri uhdesinde bulunan (8) adet çek yaprağından dolayı toplam 14.950,00 TL faiz getirmeyen bir hesapta davalı şahıs firması ve kefil tarafından müteselsilen depo etmesi gerektiği kanısına ulaşıldığı anlaşılmakla, usulüne uygun düzenlenen bilirkişi raporu uyarınca davalı tarafın itirazının kısmen, takibin 1 takibin taksitli kredi + KMH + çek taahhüt bedeli tazminatından kaynaklı talep yönünden 158.651,15 TL asıl alacak, 8.586,88 TL işlemiş faiz 429,34 TL faizin % 5 BSMV si; şirket kredi kartı talebi yönünden 7.504,51 TL asıl alacak, 343,96 TL işlemiş faiz, 17,19 TL faizin % 5 BSMV'si ve 864,73 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 176.397,76 TL alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren ayrı ayrı %42,90 temerrüt faizi uygulanmasına, alacak likit olduğundan asıl alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,14.950,00 TL gayrinakdi alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı bankada faiz getirmeyen bir hesapta depo edilmesine, dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiştir."gerekçesi ile, ''1-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, davalıların Bakırköy 14.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, takibe itirazlarının iptaline, takibin taksitli kredi + KMH + çek taahhüt bedeli tazminatından kaynaklı talep yönünden 158.651,15 TL asıl alacak, 8.586,88 TL işlemiş faiz 429,34 TL faizin % 5 BSMV si; şirket kredi kartı talebi yönünden 7.504,51 TL asıl alacak, 343,96 TL işlemiş faiz, 17,19 TL faizin % 5 BSMV'si ve 864,73 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 176.397,76 TL alacak üzerinden devamına, Asıl alacak miktarlarına takip tarihinden itibaren ayrı ayrı % 42,90 temerrüt faizi uygulanmasına,Fazlaya ilişkin istemin reddine,Alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan asıl alacak üzerinden % 20 icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,14.950,00 TL gayrinakdi alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı bankada faiz getirmeyen bir hesapta depo edilmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece hükme esas alınan itiraza konu bilirkişi raporunda, temerrüt tarihinin belirlenmesinde, ihtarnamenin “…muhatabın gösterilen adresinde tevziat sırasında bulunmaması üzerine daimi birlikte çalışan yetkili ...’a 24.01.2019 tarihinde tebliğ edildiği..” ve temerrüdün 26.01.2019 tarihinde gerçekleştiği yönünde tespitte bulunulmuş ise de; Davacı bankanın hesap kat ihtarının müvekkil ...’un genel kredi sözleşmesinde bildirdiği “Mehmet Akif Mah. Aşık Veysel Cad. ...İkitelli/İST.” adresine tebliğe çıkarılmadığını, Gebze 6. Noterliği’nden tasdikli 22/01/2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname içeriğinde gösterilen başkaca adreslerde de müvekkile tebligat yapılamadığını, Hâl böyle iken bilirkişi raporunda yer verilen “…sözleşmenin 13.2. m (yasal ikametgah taahhüdü), İİK’nun 68/b m. ile TK’nun 20 m. uyarınca asıl borçlu ve kefile çıkarılan tebligatların sonuç doğurabilecek nitelikte olduğu…” yönündeki tespitlerin hatalı olup bu tespitlere koşut olarak takip tarihinden önce temerrüt faizi hesaplanmasında da hataya düşüldüğünü, (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2013/7734 E., 2013/11304 K. ve 17.06.2013 T.) İtiraza konu bilirkişi raporunda, Ticari Taksitli Kredi yönünden temerrüt faiz oranının belirlenmesinde, dosya içeriğine göre emsal nitelikteki kredilere % 33 oranında faiz uygulandığı nazara alınarak, sözleşmenin temerrüt hükmünü düzenleyen 11. maddesi uyarınca % 30 fazlası mertebesinde %42,9 oranında temerrüt faizi belirlenmiştir. Bu bağlamda;Bilirkişinin yukarıda yer verilen tespitlerinde, dosya içeriğine göre emsal nitelikteki kredilere %33 oranında faiz uygulandığı yönünde belirleme yapılmış ise de huzurdaki yargılama kapsamında davacı bankanın TCMB’ye bildirmiş olduğu faiz oranları bankadan celp edilmiş ancak bankanın aynı dönem için fiilen uyguladığı, aynı cins kredilere ilişkin akdi faiz oranları yönünden belirleme yapılmamıştır. Bilirkişi raporunda emsal nitelikteki kredilere % 33 oranında uygulandığı bildirilen faiz davacı bankanın TCMB’ye bildirdiği faiz oranları ise de istikrarlı Yargıtay uygulamalarında bankaların Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’na bildirdikleri ancak müşterilerine uygulamadıkları akdi faizlerin temerrüt faizinin tespitinde esas alınmayacağının kabul edilmekte olduğunu, Bu kapsamda Mahkeme tarafından davacı bankanın 2019 yılında aynı cins kredilere fiilen uyguladığı akdi faiz oranlarının getirtilerek ticari krediye uygulanan akdi faiz belirlendikten sonra, genel kredi sözleşmesinin 11. maddesindeki anlaşma uyarınca fiilen uygulanan akdi faizin % 30 fazlası oranında temerrüt faizi belirlenmesi gerektiğini, İtiraza konu rapor içeriğinde taksitli krediye fiilen uygulanan akdi faiz oranının %15,60 olduğu belirtilmiş olup bu tespit üzerinden değerlendirme yapılacak olunursa, bu oranın %30 fazlası üzerinden belirleme ile temerrüt faizinin %20.2 olması gerektiğini, Sonuç olarak itiraza konu raporda Ticari Taksitli Kredi yönünden temerrüt faiz oranının belirlenmesinde hataya düşülmüş olup raporun bu haliyle hüküm tesisine elverişli olmadığını, İtiraza konu bilirkişi raporunda kredili mevduat hesabına uygulanacak temerrüt faizi yönünden yapılan değerlendirmelerde, takip talebinde gösterilen %33 faiz oranının yerinde olduğu yönünde tespit yapılmış ise de -5464 sayılı Kanunun 26. maddesinde öngörülen faiz oranları sabit olmayıp dönemsel olarak değişiklik gösterdiğinden- TCMB nin kredi kartları için açıkladığı dönemsel faiz oranları dikkate alınarak belirleme yapılması gerekliliğinin göz ardı edilerek bütüncül değerlendirme ile faiz oranının %33 olarak kabul edildiği raporun hatalı değerlendirmelere dayalı olduğunu, (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2016/19006 E.,2018/4499 K. ve 26.09.2018 T.,Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/1650 E., 2019/507 K. ve 02.05.2019 T.) İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararı incelendiğinde tarafları lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerekirken hükmedilmediğinin görüleceğini; davacı tarafın dava dilekçesinde takip toplamını 193.159,44-TL olarak beyan etmişken, ilk derece mahkemesi 04/04/2023 tarihli ilamında davacının davasının KISMEN KABULÜNE,176.397,76 TL nakdi alacak, 14.950,00 TL gayrinakdi alacak olmak üzere toplam 191.347,76 TL 'ye hükmettiğini; durum böyleyken kalan bakiye açısından taraflarına vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğini; davacı tarafın dava dilekçesinde, davalıların arabuluculuk görüşmelerine katılmadığını beyan ettiğini ve bilirkişi raporunda da bu yönde bir tespite yer verildiğini ancak arabuluculuk görüşmelerine ilişkin 2019/35598 dosya no, 2019/1673 başvuru dosya no,.lu ve 24/04/2019 tarihli son tutanak incelendiğinde; müvekkilinin ilk toplantı tarihi 16/04/2019 saat 11:00'de 05415414191 no.lu telefondan arayarak ilk toplantıya katıldığı ve ayrıca kaza geçirmesi sebebiyle mazeret bildirdiği, ancak ikinci toplantıya katılamadığı tespitine yer verildiğini 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11. maddesinde "Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur." düzenlemesine yer verilmiş olup, müvekkilinin ilk toplantıya katılması ve ayrıca mazeretini de bildirmiş olması nedeniyle anılan maddenin huzurdaki dava yönünden uygulanamayacağı gibi ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında da herhangi bir açıklamada bulunulmaksızın tarafları lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, İlk derece mahkemesince verilen karar incelendiğinde görüleceği üzere; mahkeme karar gerekçesini dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporlarına dayandırdığını ancak bilirkişi raporlarının hükme esas alınmaya elverişli olmayıp, itirazlarının değerlendirilmediği ve çelişkilerin giderilmediği bilirkişi raporlarını kabul etmediklerini; açıklanan nedenlerle; işbu bilirkişi ek raporu bu yönüyle de eksik olup, bilirkişi ek raporuna itiraz edilmişse de ilk derece mahkemesince itirazlarına ilişkin olumlu ve olumsuz bir karar verilmeden dosya karara bağlanmakla verilen kararın bu yönüyle de usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yukarıda ayrıntıları ile açıklanan nedenlerle; davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın usul ve yasaya aykırı ve aynı zamanda haksız ve mesnetsiz olmakla kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı banka ile davalı asıl borçlu ... arasında akdedilen diğer davalının müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalılar vekili, davalı ...'un temerrüt tarihinin ve kredilere uygulanan temerrüt faiz oranın yanlış tespit edildiğini, davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen davalı lehine reddedilen kısım üzerinden vekalet ücreti takdir edilmemesinin de hatalı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Davalılar vekili tarafından davalı ...'un genel kredi sözleşmesindeki adresine tebligat yapılmadığı ileri sürülmüş ise de, kat ihtarında davalının genel kredi sözleşmesinde yer alan adresi de dahil dört adet adresinin belirtildiği, davalının kat ihtarında (a) ve (b) bentlerinde belirtilen adreslerine çıkarılan tebligatın 24/01/2019 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, (b) bendinde belirtilen adresin sözleşmede geçen adres olduğu, kefil olan diğer davalı adına çıkarılan tebligatın da 24/01/2019 tarihinde bizzat tebliğ edildiği ve davalıların ihtarnamede verilen bir günlük süre sonrasında temerrüte düştüğü anlaşılmakla davalılar vekilinin temerrüt tarihinin yanlış belirlendiğine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, taksitli krediye ilişkin taraflar arasındaki sözleşmenin 11.maddesine uygun olarak davacı bankanın emsal nitelikteki kredilere fiilen uyguladığı en yüksek akdi faiz oranının % 30 ilavesi ile temerrüt faizinin belirlendiği, belirlenen temerrüt faizinin taraflar arasındaki sözleşme ve içtihatlara uygun olduğu, davalılar vekilinin istinaf sebebinin aksine davacı bankanın Merkez Bankasına bildirdiği faiz oranları değil, fiilen uyguladığı faiz oranının dikkate alındığı anlaşılmıştır. 03/08/2013 tarihli 28727 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2013/10 Sayılı Tebliğ ile Kredi Kartı İşlemlerinde Uygulanacak Azami Faiz Oranları Hakkında Tebliğ (Sayı:2006/1)'in 3. Maddesinden sonra gelmek üzere eklenen 3/A maddesi "kurumsal kredi kartı işlemlerinde uygulanacak azami faiz oranları hakkında, bu Tebliğin 3 üncü maddesi hükümleri uygulanır." hükmü ve 25 Mayıs 2013 tarihli 28657 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2013/8 Sayılı Tebliğ ile 2006/1 sayılı Tebliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen "Ancak, kredili mevduat hesaplarında uygulanacak azami akdi ve gecikme faiz oranları, 2/4/2006 tarihli ve 26127 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kredi Kartı İşlemlerinde Uygulanacak Azami Faiz Oranları Hakkında Tebliğ (Sayı:2006/1)'in 3 üncü maddesinde belirlenen akdi ve gecikme faiz oranlarını geçemez." hükmü gereği ticari nitelikteki kredili mevduat hesabına ve kredi kartı borcuna 5464 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinin üçüncü fıkrası hükmü gereği kredi kartları için 3 ayda bir belirlenen azami akdi ve gecikme faiz oranları üzerinde temerrüd faizi oranının uygulanamayacağı, bilirkişi tarafından dava konusu kredi dönemi için geçerli olan TCMB tarafından dönemler itibariyle yayımlanmış faiz oranlarının dikkate alınarak hesaplama yapıldığı, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın 5464 sayılı Kanuna ve TCMB tebliğ ve duyurularına uygun olduğu anlaşıldığından davalılar vekilinin faiz oranlarına ilişkin istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. Mahkeme karar tarihinde yürürlükte bulunan 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin 11. Fıkrasına göre taraflar geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. Arabuluculuk son tutanağına göre, ilk toplantı için belirlenen tarihte davalıların arabulucuya telefonla ulaşarak kaza yaptıklarını beyan etmesi üzerine arabuluculuk ilk toplantı tarihinin 24/04/2019 tarihine ertelendiği, ertelenen toplantı tarihinin davalılara tekrar tebliğ edildiği, ertelenen toplantının arabuluculuk ilk toplantısı olduğu ve davalılar tarafından geçerli bir mazeret bildirilmeksizin toplantıya katılmamaları sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona erdiği, bu sebeple 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin 11. Fıkrası dikkate alınarak reddedilen kısma ilişkin davalılar lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine karar verilmemesinin isabetli olduğu anlaşılmakla davalılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalıların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 12.049,73-TL istinaf karar harcından istinaf edenler tarafından peşin olarak yatırılan 3.012,43-TL harcın mahsubu ile bakiye 9.037,30-TL'nin davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 06/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/1221, K. 2025/1801, T. 06.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1221-e-2025-1801-k-e8c3ccd21d91