Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/49 E. 2026/1076 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/49
Karar No
2026/1076
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/49

KARAR NO: 2026/1076

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 10/02/2022

NUMARASI: 2019/642 Esas - 2022/82 Karar

DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/05/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 2016, 2017 ve 2018 yıllarını kapsayan olağan genel kurulu toplantısı için şirket ortağı olan davacı ...'ya toplantının yapılacağı yer ve saatin tebliğ edildiğini, davacının yurt dışında yaşıyor olması sebebiyle toplantıya vekaleten kendisini temsil etmesi için ...'nun yetkili kıldığını, davet kağıdı ile bildirilen toplantının yapılacağı gün ve saat olan 26/09/2019 tarihinde ...Mah. ... Sokak No: .. .../ İstanbul adresine davacının vekalet verdiği temsilcisi ile gidildiğini ancak toplantının yapılacağı fabrika binasının kapalı olduğunun görüldüğünü, davalı şirket ortaklarından ...'ya telefon ile ulaşıldığını ve ...'nun fabrika kapısının önüne gelerek deprem sebebi ile hükumet komiserinin gelmeyeceğini bildirdiğini, bu sebeple genel kurul toplantısının yapılmayacağını bildirildiği gibi davacının temsilcisi ve o anda hazır olan Av. ...'yu içeriye girmesini engelleyerek toplantının iptal edildiğini ısrarlı beyanları ile ifade ettiğini ve tutanak tutulmasını da engellediğini, bu olaydan sonra davacının temsilcisi ...'nun 27/09/2019 tarihinde davalıya gönderdiği iadeli taahhütlü mektup ile 26/09/2019 tarihindeki toplantının deprem sebebi ile hükumet komiserinin geri dönmüş olduğu ve yapılamayacağının kendisine bildirildiği, yapılamayan bu toplantı ile yerine yapılacak ikinci toplantının gün ve saatinin tarafına bildirilmesini talep ettiğini, hal böyleyken ve toplantının yapılmadığı veya yapılamadığı kendilerine bildirilmişken hile ve desise ile yalan beyanla davacının kandırıldığını, aynı gün toplantının yapılmış olduğunun ..../10/2019 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde görüldüğünü, açıklandığı üzere yapılan genel kurul toplantısının şartlarına uygun olmadan yapılması ve şirket ortağının kandırılarak toplantıya alınmaması sebebi ile mutlak butlan ile batıl olduğunu belirterek davalı şirketin 26/09/2019 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının ve alınan kararlarının baştan itibaren hükümsüz sayılmasına veya iptal edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin ...Mah. ... Sok. No:.. .../ İstanbul adresinde 26/09/2019 tarihinde yapılacak olan genel kurul toplantısına ilgili herkesin usule uygun çağrı kağıdı ile çağrıldığını, davacı tarafın da "olağan genel kurulu toplantısı için toplantının yeri ve saati tebliğ edilmiştir" diyerek bu durumu kabul ettiğini belirtmek gerekir ki dava konusu genel kurul toplantısında davacının menfaatine zarar verecek veya TTK'da hususları içermediğini, şirketin rutin olarak yaptığı bir genel kurul toplantısı gerçekleştiğini, genel kurul toplantısının yapıldığı 26/09/2019 tarihinde Silivri açıklarında saat 14:00'de meydana gelen depremin ....'de şiddetli şekilde hissedildiğini, bir anda oluşan panik ve korku nedeni ile fabrika yöneticisi ...'nun personeli toplanma alanında toplayarak çalışanlarının çocuklarını okuldan almalarını ve endişelerini gidermeleri için iş yerini tatil ettiğini, bu karmaşa arasında davacının babası ... ve ...'nun vekilinin saat 14:30 sularında fabrikaya geldiklerini ve kendilerinin de bu karmaşadan endişe ettiklerini, toplantı saatini beklemeden fabrikadan ayrıldıklarını, meydana gelen depremin etkisinin azalması ve toplantının başlama saati 15:00 sularında diğer ortakların fabrikaya gelmesi ve toplantı yeter sayısının oluştuğu gözlenerek genel kurul toplantısının yapıldığını, dolayısı ile davacı tarafın fabrikaya girmelerinin engellenmesi ve tutanak tutmalarının engellenmesi iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacının babası ... veya vekili tarafından genel kurula başkasının yerine girebilmek için özel şartları barındıran vekaletnamenin genel kurul toplantısı günü sunulmadığını, davacının yetkilendirdiği iddia edilen ... tarafından davalı şirket aleyhine açılmış 20'den fazla dava olduğunu, anılan kişinin menfaat çatışması ilkesi gereği kanunen genel kurul toplantısına katılamayacağını, davacının şirketin %1 hissesine sahip olduğunu, pay sahibinin iddia ettiği aykırılığın genel kurul kararının alınmasında hiçbir etkisi bulunmadığını belirterek tüm bu sebeplerden dolayı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "davacının davalı şirkette %1 pay sahibi olduğu, davalı şirketin 2016, 2017 ve 2018 yıllarını kapsayan 26/09/2019 günü saat 15:00'de ...Mah. ... Sok. No:... .../İstanbul adresinde yapılacak olan toplantısına dair davacıya bildirim yapıldığı, 26/09/2019 tarihinde Silivri Açıkları (İstanbul) Marmara Denizi'nde yerel saat ile 13:59'da 5.7 şiddetinde deprem meydana geldiği sabittir. Dosyada mevcut 26/09/2019 tarihli "Acil Durum Tutanağı"ndan deprem nedeni ile davalı şirketin toplantının yapılacağı ...fabrika binasında üretime ara verildiği, deprem saatinden itibaren personele 27/09/2019'a kadar izin verildiği anlaşılmıştır. Anılan tutanak içeriği, davacı tanığının beyanı ve davacı tanığının beyanını destekleyen telefon arama kaydının bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde; davacı tanığının beyanlarına itibar edilmiş olup, iş bu beyanlarla çelişen ve başkaca herhangi bir delil ile desteklenmeyen davalı tanığının beyanlarına ise itibar edilmemiş olup, buna göre davacı temsilcisinin davaya konu genel kurul toplantısına katılmak üzere toplantının yapılacağı fabrika binasına saat 14:00'den sonra gittiği, saat 15:00'e kadar beklediği, fabrikanın sabit numarasını telefon ile arayıp durumunu bildirdiği, davalı şirketin ortağı ...'nun deprem nedeni ile hükumet komiserinin gelemeyeceğini, bu sebeple toplantının yapılamayacağını söylemesi üzerine davacının temsilcisinin oradan ayrıldığı ancak bir kaç saat sonra toplantının yapıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda ertelenen genel kurulun yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere yeniden gün ve gündem ilan edilerek 2. bir toplantı ile gerçekleştirilmesi yada tüm pay sahiplerinin katılımı ile çağrısız genel kurul yapılması gerekli olduğu halde bu hususların yerine getirilmediği, aynı gün bir kaç saat sonra toplantının gerçekleştirildiği, somut olayın açıklanan özelliği karşısında davalı tarafın savunmasında geçen etki kuralının yani davacının %1 pay sahibi olması nedeni ile toplantıya katılsa dahi sonucu değiştiremeyeceğine dair savunmasının dinlenemeyeceği, açıklandığı üzere davacının temsilcisine 26/09/2019 tarihinde yapılmayacağı bildirilen toplantı için yeniden çağrı ve ilan yapılmasının zorunlu olması nedeni ile davalı şirketin 26/09/2019 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların yok hükmünde olduğuna, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, mahkemede iddia etmiş olduğu ... tarafından fabrikaya girmelerinin ve tutanak tutmalarının engellemesinin gerçek dışı olduğunu, genel kurul kararının alınmasında pay oranı bakımından hiçbir etkisi bulunmayan davacıya usulüne uygun olarak davet mektubu gönderildiğini, bir kadının, biri avukat olan iki erkeği tek başına korkutabilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, mahkemede sunulan iddialar davalı şirkete duyulan husumet sebebiyle kötüniyetli ve gerçek dışı olduğunu, toplantıya vekaleten katılacaklarını iddia eden kişilerce böyle bir vekaletnamenin toplantı günü gösterilmediği gibi mahkeme dosyasına da sunulma gereksinimi duyulmadığını, 26.09.2022 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların davacı tarafın menfaatlerine zarar vermediği ortada iken ve mahkemede açılan davada dahi özel vekaletnamenin sunulmamış olması davacı tarafın tamamen davalı şirkete karşı beslediği kin ve husumet ile hareket ettiğini ve amacının rahatsızlık vermek olduğunu, davacının toplantıya katılım için yetkilendirdiği ..., davalı şirket aleyhine 20'den fazla dava açması ile şirkete olan husumetini açıkça kanıtladığını, şirket menfaatlerinin görüleceği Genel Kurul toplantısına, davalı şirket aleyhine onlarca davası bulunan birinin vekaleten katılmasının da "menfaat çatışması" ilkesi gereği kanunen de mümkün olmadığını, davacı tarafın işbu mahkemedeki bahsi geçen davayı açmakta davalı şirkete rahatsızlık vermek dışında hukuki dayanağı bulunmadığı gibi korunan herhangi hukuki bir menfaatinin de bulunmadığını, davacı tarafın sahip olduğu şirket hissesi %1 gibi düşük bir oran olup pay sahipliği oranı ve dolayısıyla da toplantıdaki kararlara etkisinin de bulunmadığını, dava konusu genel kurul toplantısında davacının menfaatine zarar verecek veya TTK'da yer alan önemli kararlar başlıklı kararlar ile ilgili herhangi bir karar alınmadığını, davacı taraf ispata muhtaç iddialar ile mahkemedeki bahsi geçen davayı iyiniyet ve dürüstlük kuralına aykırı davranarak açmış olduğunu, arz ve izah edilen nedenlerle davacı taleplerinin hukuki gerekçesinin olmaması, rutin gündemler ile genel kurul toplantısının yapılması, davacının sahip olduğu hisse pay oranı nedeniyle toplantı kararlarına hiçbir etkisi olmaması, davacının menfaatine aykırı bir karar alınmaması ve dolayısıyla hukuki bir yaranının olmaması sebepleriyle davacının toplantı için yetkilendirdiği ...'nun davalı şirkete duyduğu husumeti de göz önüne alarak davacı tarafın tamamen kötüniyetli olarak huzurdaki davayı açtığını, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE : Dava, anonim şirket genel kurulunda alınan kararların butlanla malul olduğunun tespiti, davasıdır.

İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, davalı şirket vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davaya konu genel kurul kararına ilişkin olarak yokluk/butlan sebebinin bulunup bulunmadığı noktasındadır.

Davalı şirketin, 2016, 2017 ve 2018 yılı olağan genel kurulu, davacının katılımı olmadan 26.09.2019 tarihinde yapılmıştır.

Davacı tarafça, davalı şirket ortağı olduğunu, davalı şirketin 2016, 2017 ve 2018 yıllarını kapsayan olağan genel kurulu toplantısı için toplantının yapılacağı yer ve saatin tebliğ edildiğini, yurt dışında yaşıyor olması sebebiyle toplantıya vekaleten kendisini temsil etmesi için ...'nun yetkili kıldığını, davet kağıdı ile bildirilen toplantının yapılacağı gün ve saatte vekalet verdiği temsilcisi ile gidildiğini ancak toplantının yapılacağı fabrika binasının kapalı olduğunun görüldüğünü, davalı şirket ortaklarından ...'ya telefon ile ulaşıldığını ve ...'nun fabrika kapısının önüne gelerek deprem sebebi ile hükumet komiserinin gelmeyeceğini bildirdiğini, bu sebeple genel kurul toplantısının yapılmayacağını bildirildiğini, bu olaydan sonra müvekkilinin temsilcisi ...'nun 27/09/2019 tarihinde davalıya gönderdiği iadeli taahhütlü mektup ile yapılamayan bu toplantı ile yerine yapılacak ikinci toplantının gün ve saatinin tarafına bildirilmesini talep ettiğini, aynı gün toplantının yapılmış olduğunun 25/10/2019 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde görüldüğünü, yapılan genel kurul toplantısının şartlarına uygun olmadan yapılması ve şirket ortağının kandırılarak toplantıya alınmaması sebebi ile 26/09/2019 tarihinde yapılan genel kurulu kararlarının yokluk/butlanına karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 447. maddesi, "Genel kurulun, özellikle;

a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran,

b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran,

c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır." şeklindedir.

Davalı şirketin 2016, 2017 ve 2018 yılı olağan genel kurul toplantısının 26/09/2019 günü saat 15:00'de ...Mah. ... Sok. No:... .../İstanbul adresinde yapılacak olan toplantısına dair davacıya bildirim yapılmıştır. Aynı gün Marmara Denizi'nde 13:59'da 5.7 şiddetinde deprem meydana gelmiş, dosyada bulunan Acil Durum Tutanağına göre, deprem nedeni ile davalı şirketin toplantının yapılacağı fabrika binasında üretime ara verildiği, deprem saatinden itibaren personele 27/09/2019'a kadar izin verildiği görülmüştür. Mahkemece tanık olarak dinlenen davacının toplantıya katılması için vekaleten görevlendirdiği ...'nun toplantının yapılacağı ... /İstanbul'da bulunan şirketin fabrika binasına gittiğini, fabrikanın kapasının kapalı olduğunu, 15.01'e kadar beklediğini, 15.01 de şirketin telefonunu aradığını, 20-25 dakika daha beklediğini şirket ortaklarından ...'nun yanına gelerek deprem sebebi ile hükumet komiserinin gelemediğini toplantının yapılmayacağını beyan etmiştir. Dosyada bulunan telefon kayıtlarından tanığın davalı şirketi 14.55 de aradığı görülmüştür.

Somut olayda, davalı şirketin dava konusu genel kurul toplantısının yapılacağı gün davacının temsilcisinin davaya konu genel kurul toplantısına katılmak üzere toplantının yapılacağı fabrika binasına gittiği, fabrikanın sabit numarasını telefon ile de aradığı, aynı gün Marmara Denizi'nde 13:59'da 5.7 şiddetinde deprem meydana geldiği, deprem nedeni ile davalı şirketin toplantının yapılacağı fabrika binasında üretime ara verildiği, bu şiddette bir depremden sonra can güvenliğinin sağlanması için genel kurul toplantısı yapılmasının ve davacının toplantıya katılması beklenemeyeceği gibi davacıya toplantının ertelendiğine ilişkin kanaat oluşturularak, ertelenen yeni genel kurul toplantı tarihi bildirilmeden aynı gün davacının katılımı ve haberi olmaksızın, TTK'nın 414. maddesinde açıklanan ve emredici nitelikteki madde hükmüne uyulmadan ve ortaklara gönderilmesi gereken iadeli taahhütlü mektupla ertelenen genel kurul toplantısının bildirim koşulu yerine getirilmeden genel kurul toplantısının yapıldığı görülmüştür. Bu durumda, usulsüz çağrı değil, geçersiz bir çağrı söz konusudur. Böyle bir toplantıda alınan kararlar yoklukla maluldür (Prof.Dr.Erdoğan Moroğlu, Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, 7.basım, İstanbul 2014, s.14 vd.).

TTK'nın 416. maddesi gereğince bütün paydaşlar toplantıya iştirak etmediğinden, çağrısız genel kurulun koşulları da yoktur. Bu şekilde bütün ortaklar toplantıya katılmadığı sürece toplanan genel kurulda alınan bütün kararlar hükümsüz ve geçersizdir. Diğer bir deyişle yoklukla maluldür. Bunun sonucu olarak, böyle bir toplantıda alınan kararların bu şekilde yoklukla malul olduğunun tespitini ise TTK'nın 445, 446 ve 448. maddelerindeki koşullar aranmaksızın, her zaman ileri sürülebilir. Yokluk hali, mahkemelerce de resen gözetilir. Yok hükmünde olan genel kurulda alınan kararlara sonradan icazet verilmesi de söz konusu olmayacaktır. Bu durumda Mahkemece davalı şirketin 26/09/2019 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.

HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 81,00 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,00 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.21/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/49, K. 2026/1076, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-49-e-2026-1076-k-546f0068f77b