Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2908 E. 2024/1342 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2908
Karar No
2024/1342

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/428 KARAR NO: 2025/459 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2024/462 KARAR NO: 2025/144 KARAR TARİHİ: 12/02/2025 DAVA: Sigorta (Yangın Sigortası Kaynaklı) KARAR TARİHİ: 30/04/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin 10/06/2013 tarihinden itibaren "... Mahallesi, ... Cadde, No: ... Eyyübiye/Şanlıurfa" adresinde bulunan fabrikada Şanlıurfa Organize Sanayi Bölgesi birinci kısma bağlı olarak iplik imalatı ve işlemesi konularında faaliyet gösterdiğini, davacı şirkete şirkete ait fabrikada 25/05/2020 tarihinde meydana gelen yangın neticesinde davacı şirketin malvarlığı değerlerinde ciddi mahiyette maddi zarar oluştuğunu, söz konusu yangın neticesinde davacı şirkete ait işletmenin atıl ve kullanılamaz hale geldiğini, yangının meydana geldiği tarihten bu yana ekonomik olarak bitme noktasına gelen davacı şirketin halihazırda hiçbir şekilde maddi kazanç elde edemediğini, aktif olarak üretime devam etmediğini ve maddi olarak iflas etme noktasına gelmiş bulunduğunu, dolayısıyla belirsiz alacak talepli davalarını, dava konusu yangın nedeniyle sadece bir tabela şirketi haline gelen davacı şirket lehine adli yardım talepli olarak ihdas etme zaruretinin hasıl olduğunu belirterek öncelikle davacı şirket lehine adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesini, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile; 25/05/2020 tarihinde meydana gelen yangın nedeniyle davacı şirket bünyesinde oluşan ve davalı sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen -şimdilik- 100.000,00 Euro tutarındaki tazminat bedelinin 25/05/2020 zarar tarihinden itibaren işleyen kamu bankalarının uyguladığı Euro cinsi bir yıl vadeli en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacı şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; derdestlik itirazlarının bulunduğunu, ... Bankası A.Ş. - Şanlıurfa / Çarşı şubesinin rehinle alacaklı olup davacının işbu davaya kayıtsız şartsız muvafakat edildiğine dair belgeyi sunmadığından aktif husumet yönünden davanın reddedilmesi gerektiğini, davacının belirsiz alacak davası açmada hukuki yararının bulunmadığını, her halükarda işbu talebin HMK md.109 kısmı dava hükümleri esas alınarak incelenmesi gerektiğini, dava konusu taleplerinin zamanaşımına uğradığını, yangın olayı nedeniyle hasar dosyasının açılması akabinde hemen eksper tayin edilerek yapılan incelemeler sonrasında 15/09/2020 tarihinde 1.250.000,00 Euro “Kısmi İbraname ve Temlikname” ile ve eksper incelemeleri sonucunda tespit olunan bakiye 6.602.260,36 Euro 18/12/2020 tarihinde “Bakiye İbraname ve Temlikname” ile olmak üzere toplam 7.352,260,36 Euro hasar tazminat bedelinin davacıya ödendiğini, davacı tarafından yapılan ödemenin eksik olduğu iddiasıyla 22/01/2021 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuru yapıldığını ve ... numarasını aldığını, işbu dosyada Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından 22/03/2022 tarihli K-2022/68482 sayılı kararı ile başvurunun esastan reddine karar verildiğini, itiraz üzerine İtiraz Hakem Heyeti tarafından 15/06/2022 tarihli 2022/İHK-24252 sayılı kararı ile uyuşmazlığın yetkili mahkemece halledilmesi gerektiğinden “itiraza konu hakem kararının kaldırılmasına, heyetin dosyadan el çekmesine, itirazın esası hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına” karar verildiğini, işbu karara karşı taraflarca temyiz başvurulduğunu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından 2022/1. 3635 E. 2024/1342 K. 08/02/2024 tarihli kararı ile İHH kararının onandığını, davacı tarafından aynı taleplerle eldeki davanın açıldığını, yine davacı tarafından Müvekkili Şirket'in yapmış olduğu 7.352,260,6 EUR ödemenin zamanında yapmadığından bahisle temerrüt faizinin tahsili amacıyla 18/05/2022 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuru yapıldıüğını ve 2022.E.178870 numarasını aldığını, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından 22/09/2022 tarihli K-2022/246638 sayılı kararı ile başvurunun esastan reddine karar verildiğini, itiraz üzerine İtiraz Hakem Heyeti tarafından 08/01/2023 tarihli 2023/İHK-2697 sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiğini ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından 2023/2908 E. İle incelemede olduğunu, Davacı tarafça ayrıca Şanlıurfa Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/39 E. Dosyasında ise müvekkili sigorta şirketi tarafından ödenen miktarın gerçek zararı karşılamadığından bahisle şimdilik 510.000,00 TL maddi tazminat miktarının ... A.Ş, ... A.Ş., Şanlıurfa Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü'nden tahsili amacıyla dava açıldığını, yine müvekkili sigorta şirketi tarafından İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/447 E. Dosyası ile davacı şirkete yapılan 7.352.260,6 EUR tazminat alacağının ... A.Ş, ... A.Ş., Şanlıurfa Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü ve ... Sigorta A.Ş'den rücuen tahsili amacıyla 28/06/2021 tarihinde dava açıldığını ve yerel mahkeme tarafından 26/05/2022 tarihinde dosyanın hukuki ve fiili bağlantı nedeniyle HMK 166/1 Maddesi uyarınca Şanlıurfa Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/39 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiğini, davacının Şanlıurfa Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı 2021/39 Esasına kayıtlı dava ile eldeki davada taleplerinin aynı olduğunu bu nedenle davanın derdestlik dava şartı yönünden reddi gerektiğini, Sigorta Tahkim Komisyonda yapılan yargılama uzman bilirkişi heyetinden rapor alındığını ve davacının davasında haksızlığı ispatlanarak başvurusunun reddedildiğini ve eldeki davanın da aynı nedenle reddi gerektiğini, bilgilendirme yükümlülüğüne aykırı davranıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, haksız ve mesnetsiz bir iddia olduğunu, davacı şirketin vekilinin brokeri bulunmakta olduğunu ve bilgilendirme tam yetkili brokeri vasıtasıyla davacı şirkete yapıldığını, kabul anlamına gelmemek üzere bir an için bu iddianın dikkate alınsa bile TTK 1423/2'ye göre sigorta sözleşmesinin mevcut hüküm ve şartlarla kurulduğunu, sigorta şirketinin bağımsız ve tarafsız sigorta eksperi tarafından yapılan tespit hesap ve varılan sonuç ne ise ona göre sigorta tazminatı ödemekle yükümlü olup yükümlülüğünün tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, sigorta eksperinin hesaplaması, sigorta sözleşmesi şartlarına, sigortacılık teamül ve uygulamalarına uygun olup davacı şirketin bu rapora karşı talepleri, haksız sigortacılık mevzuat, teamül ve uygulamalarına uygun olmayan nitelikte olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ''Dava, sigorta (yangın sigortası kaynaklı) davasıdır. Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK.nun 166. maddesi uyarınca "(1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar. (2)Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır" denilmektedir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Mahkememizin iş bu dava dosyası ile Şanlıurfa Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/39 Esas sayılı dosyası arasında fiili, şahsi ve hukuki bağlantısının mevcut olduğu, uyuşmazlığın aynı yangından kaynaklandığı, davacının aynı yangından dolayı benzser taleplerle dava dışı kimselere karşı tazminat talebi ile davalar açtığı, davalının davacıya davadan evvel ödediği bir kısım tazminat için İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2021/447 E ile açtığı davanın da Şanlıurfa ATM'de birleştirildiği, her iki tarafın anılan dosyada bu surette taraf haline geldiği, davacının zarar kalemlerinin neler olduğunun anılan yargılamada da uyuşmazlık konusu olduğu ve buna dair tespitler yapılacağı muhakkak olup, yargılamalarda biri hakkında verilecek hükmün diğerini de etkileyeceği, tarafların aynı olduğu, yapılacak incelemenin aynı kapsamda olduğu, usul ve dava ekonomisi de gözönüne alınarak her iki dosyanın birleştirilmesine, yargılamaya Şanlıurfa Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/39 Esas sayılı dosyası üzerinden devam olunmasına..." karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Birleştirme kararının HMK'nın 166/2. maddesi ve Yargıtay içtihatlarına açıkça aykırı olduğunu, iki dosya arasında hukuki bağlantı bulunmadığını, Şanlıurfa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/39 esas numaralı dosyasının sigorta şirketinin kusuru ve yangının ortaya çıkmasındaki sorumluluk üzerinden ilerleyen bir dava olduğunu, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/462 esas numaralı dosyasında sigorta poliçesi limitleri dahilindeki eksik sigorta, aşkın sigorta ve KDV bedellerine ilişkin tazminat taleplerinin ele alındığını, bu iki dosyanın konuları tamamen farklı olup her bir davanın kendi içinde değerlendirilmesi gerektiğini, birleştirme kararının her iki davanın sonuçları arasında karışıklığa neden olacağını ve yargılamayı karmaşık hale getireceğini ayrıca İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen dava henüz ön inceleme aşamasında olmasına rağmen Şanlıurfa Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen davanın neredeyse sonuçlandığını, Şanlıurfa dosyasındaki davanın yalnızca ..., ... ve Şanlıurfa OSB Müdürlüğü gibi kurumların kusurlarına dayalı tazminat taleplerini içerdiğini, İstanbul dosyasındaki sigorta şirketiyle olan ilişkiyi kapsayan taleplerden tamamen farklı olduğunu, verilen birleştirme kararının usul ekonomisine aykırı olacağını ve tarafların adil yargılanma hakkını engelleyeceğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Davacıya ait "... Mahallesi, ... Cadde, No: ... Eyyübiye/Şanlıurfa" adresinde bulunan fabrikada 25/05/2020 tarihinde yangın olayı meydana gelmiş, çeşitli kıymetler hasara uğramıştır. Davacıya ait işyeri ... poliçe numaralı "Kapsamlı İşyeri Sigorta Poliçesi" ile davalı nezdinde sigorta teminatı altındadır. Davalı sigorta şirketi tarafından, davacı şirkete toplam 7.352.260,36 Euro ödeme yapılmıştır. İşbu dava, sigorta poliçesi kapsamında eksik ödeme yapıldığı iddiasıyla eksik ödenen bedellerin tazmini istemine ilişkindir. Davacı tarafından ayrıca aynı yangın olayı nedeniyle Şanlıurfa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/39 E. sayılı dosyasında sigorta şirketi tarafından ödenen miktarın gerçek zararı karşılamadığından bahisle ... A.Ş, ... A.Ş., Şanlıurfa Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü'ne karşı tazminat istemiyle dava açılmıştır. Yine davalı sigorta şirketi tarafından ise İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/447 E. sayılı dosyası ile davacı şirkete yapılan 7.352.260,6 EUR tazminat ödemesinin ... A.Ş, ... A.Ş., Şanlıurfa Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü ve ... Sigorta A.Ş'den rücuen tahsili amacıyla dava açılmış, söz konusu dava Şanlıurfa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/39 E. sayılı dosyası ile birleştirilmiştir. Eldeki dava yönünden de mahkemece, gerek Şanlıurfa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/39 E. sayılı dosyası gerekse işbu dosya ile birleştirilen İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/447 E. sayılı dosyasının aynı olaydan kaynaklandığı, hukuki ve fiili irtibat olduğu gerekçesiyle birleştirme kararı verilmiştir. Davacı tarafça birleştirme kararının usul ve yasaya aykırı olduğu iddiasıyla istinaf yoluna başvurulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 166. maddesi; "(1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar. (2) Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır. (3) Birleştirme kararı, derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir. (4) Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır. (5) İstinaf incelemesi ayrı dairelerde yapılması gereken davaların da bu madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Bu hâlde istinaf incelemesi, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait kararı inceleyen bölge adliye mahkemesi dairesinde yapılır." düzenlemesini içermektedir.Davaların birleştirilmesi usul ekonomisi bakımından önemli olup, anılan madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere davaların birleştirilmesi, davalar arasında bağlantı bulunması durumunda söz konusu olabilecektir. Davalar arasında bazı ortak hususların bulunması veya salt görünüşteki benzerlikler bağlantının varlığı için yeterli değildir. Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda aralarında bağlantı var sayılacaktır.Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar (6100 sayılı HMK. m. 166/1). Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise, bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır (6100 sayılı HMK. m.l66/2).Bu çerçevede, aynı yargı çevresinde yer alan, aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış olan davalarda birleştirme kararı, talep üzerine veya kendiliğinden davanın her aşamasında verilebilecektir. Birleştirilecek davalar farklı yargı çevrelerinde yer alan mahkemelerde görülüyorsa bu durumda birleştirme kararının talep üzerine verilmesi mümkündür (m.166/2). Talep söz konusu olduğunda bu talebin hangi tarafça ileri sürüleceği hakkında sınırlama yapılmadığından, birleştirme talebi her iki tarafça da ileri sürülebilecektir. Bu talep dilekçe ile veya duruşmada sözlü olarak da ileri sürülebilir, sözlü talebin tutanağa geçirilmesi gereklidir (m.154) birleştirme talepleri ikinci davanın açıldığı mahkemede ileri sürülmelidir. (m. 166/1-2) (Pekcanıtez Usul, Prof. Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr. Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.II, s.1439)Davalı vekili 12/02/2025 tarihli celsede "Biz dosyaların birleştirilmesini talep ediyoruz" şeklinde beyanı ile dosyaların birleştirilmesini talep etmiştir. Somut olayda; davacıya ait işyerinin davalı nezdinde sigortalı olduğu, meydana gelen yangın olayı nedeniyle davalı tarafından bir kısım ödeme yapıldığı, eldeki davanın ödemenin eksik olduğu iddiasıyla açıldığı, yine davacı tarafından aynı yangın olayı nedeniyle sigorta şirketi tarafından ödenmeyen zararlarının tazmini için işbu davadan önce ... A.Ş, ... A.Ş., Şanlıurfa Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü aleyhine Şanlıurfa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/39 E. sayılı dosyası ile dava açıldığı, ayrıca davalı tarafından davacı şirkete yapılan 7.352.260,6 EUR tazminat ödemesinin ... A.Ş, ... A.Ş., Şanlıurfa Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü ve ... Sigorta A.Ş'den rücuen tahsili amacıyla İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/447 E. sayılı dosyası ile dava açıldığı, gerek tarafların kusur oranlarının gerekse sorumluluk tutarlarının tayini açısından davaların bir arada görülmesinin yerinde olduğu, zira aksi takdirde çelişkili kararların çıkma ihtimalinin bulunduğu, açıklanan nedenlerle davalar arasında HMK 166/4 maddesi anlamında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği anlaşılmakla, birleştirme kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının ve istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.30/04/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/2908, K. 2024/1342, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2908-e-2024-1342-k-e0c76f005d0b