Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/112 E. 2024/449 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/112
- Karar No
- 2024/449
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/293 Esas KARAR NO: 2025/467 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) NUMARASI: 2023/112 Esas- 2024/449 Karar TARİH: 20/11/2024 DAVA: Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 20/03/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Sigorta A.Ş.'nin sigortacılık işi ile iştigal eden Türkiye’nin önde gelen sigorta şirketlerinden biri olduğunu, dava dışı müvekkili sigortalısı ... End. A.Ş.'ye ait otomotiv fabrikası makinelerinin, taşıma sırasında oluşabilecek rizikolara karşı Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi ile teminat altına alındığını, sigortalı ... tarafından İngiltere'deki Honda fabrikasından 2. el makineleri satın alındığını, emtiaların .../İngilere'den, Haydarpaşa/Türkiye'ye ... gemisi ile taşındığını, geminin 23.02.2022 tarihinde Haydarpaşa Limanı'na yanaştığını, tahliye esnasında yükün ambar içerisinde kaydığının görüldüğünü, ekspertiz incelemesi neticesinde yükte ağır hasar olduğu ve lashing ile istiflemenin uygun olmadığının görüldüğünü, yükte hasarın görülür görülmez taşıyan, gemi kaptanı ve gemi acentesine ihtar gönderildiğini, ...'dan teminat mektubu talep edildiğini, geminin ..., 1 nolu davalı ... dikkatine teminat mektubu verdiğini, 1 numaralı davalının navlun faturası düzenlemek suretiyle akdi taşıyan olarak hareket ettiğinden hasardan sorumlu olduğunu, 2 ve 3 numaralı davalıların taşıma senedi ve konşimento düzenleyerek fiili taşıyan olarak hareket ettiklerini, hasarsız bir şekilde gemiye yüklenen emtianın taşıma sırasında hasar görmesi sebebiyle her üç davalının da taşıyan sıfatıyla oluşan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, taşıyanın hem kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermediğini, hem de hasarın eşyanın kendi hakimiyetinde bulunduğu sırada meydana geldiğini, dolayısıyla TTK m. 1178 uyarınca taşıyanın sorumluluğunun olduğunu, müvekkilinin hasar ile ilgili araştırmalarının devam ettiğini, sigortalı ile de mutabık kalınarak şimdilik tespit edilebilen zarar olan 50.000,00 GBP'yi sigortalıya avans olarak ödediğini, sigortalının haklarına hem TTK madde 1427, hem de TBK m. 183 kapsamında halef olduğunu, hasar tutarı artacağından kesinleşen tutarın hazırlanacak nihai eksper raporu ile belirleneceğini beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı olmak kaydı ile davanın kabulü ile şimdilik tespit edilebilen 50.000,00 GBP alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek, devlet bankalarının GBP cinsi dövize uyguladığı en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkili şirketin hasar ile ilgili incelemeleri devam ettiğinden ve şu aşamada avans ödemesi yapmış olduğundan hasar tutarı nihai eksper raporu ile belirlendiğinde müvekkilinin ödemesi gerekecek ek tazminat bedelinin de HMK m. 107/2 uyarınca davalılardan dava tarihinden itibaren devlet bankalarının GBP cinsi dövize uyguladığı en yüksek mevduat faizi ile birlikte işleyecek faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalılar ... Ticaret A.Ş. ile ...'a izafeten ... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile armatör arasında yapılmış charter party sözleşmesinde olası anlaşmazlıklarda İngiliz Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davada yetki itirazlarının bulunduğunu, davacının talep ettiği alacağın hak düşürücü süreye uğradığını, davacı şirketin belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacı şirket tarafından yapılan ödemenin lütuf ödemesi niteliğinde olduğunu, davalı müvekkili ... Tic. A.Ş. söz konusu taşımada taşıma işleri komisyoncusu olarak yer aldığından hukuken sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkili şirkete karşı hem izafeten hem de doğrudan dava açılmasının mümkün olmadığını, emtianın hasarı ile müvekkili şirketin ilgisi ve sorumluluğunun bulunmadığını, istifleme ve lashing işlemlerinin davalı müvekkili şirketin sorumluluğunda olmadığını, armatör tarafından gerçekleştirildiğini, armatör tarafından yüklemenin gerçekleştirilmesi üzerine yapılan yazışmada davalı müvekkili şirkete yükleme operasyonunun tamamlanmasının ardından ekiplerin, yükün cinsine göre çelik zincir veya kanvas kemer kullanarak yükü bağladı ve takla yapıldığı, 1.342.834 m/ton toplam 41 paket proje kargosunun gemiye yüklendiğinin bildirildiğini, geminin 13/02/2022 tarihinde yük limanından hareket ettiğini, gemi kaptanı tarafından iletilen "..." isimli 14/02/2022 tarihli belgede aynı tarihte Biscay Körfezi'nde geminin batı-kuzeybatıdan 7 Beaufort kuvvetine kadar esen rüzgarlarla karşılaştığı, kötü hava koşullarında HL 18, HL 19, HL 20 ve ...'ın kıç üst ambarında istiflenmiş ahşap kasalardaki kargosunun kaydığı ve bunun sonucunda tahta kasaların kısmen kırıldığının fark edildiği hususlarının yazılı olduğunun görüldüğünü, gemi kaptanının mezkur belgede yükün güvenliğinin sağlanması için gerekli önlemlerin alındığını fakat ahşap kasalar içindeki yükün düzgün sabitlenmemiş olması sebebiyle hasarın meydana gelmiş olduğundan bahsettiğini, lashing ve istifleme davalı müvekkili şirketler tarafından gerçekleştirilmediğinden davalı müvekkili şirketlerin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için müvekkili şirketin sorumlu olduğu kabul edilse dahi sınırlı sorumluluk ilkesinin uygulanması gerektiğini, İngiltere'den Türkiye'ye deniz yolu taşıması sürecince meydana gelen dava dışı ... A.Ş.'ye ait emtianın hasara uğraması iddiası sebebiyle TTK madde 1186 hükümleri çerçevesinde sınırlı sorumluluk hükümlerinin uygulanabileceğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...'ye izafeten ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; dosyanın İngiliz hukuku uygulanmak üzere Londra'da tahkime havale edilmesi gerektiğini, tahkim itirazlarının reddi halinde müvekkili ..'nin işyerinin bulunduğu Urk Mahkemelerinde Hollanda hukuku uygulanması gerektiğinden davanın reddedilerek dosyanın görevli ve yetkili Urk Mahkemesi'ne gönderilmesini talep ettiklerini, yetki itirazlarının reddi halinde diğer davalılardan ... Ltd. tarafından 17 Şubat 2022 tarihinde Laindon'da düzenlenen ... sayılı denizde taşıma senedinin ön ve arka yüzlerinde yer alan atıflar çerçevesinde uygulama alanı bulan ... Konişmentosu'nun 25. maddesi uyarınca davanın reddedilerek dosyanın Hong Kong hukuku uygulanmak üzere görevli ve yetkili Hong Kong mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini, davacı tarafça işbu dava tahtında ileri sürülen taleplerin 1 yıl içinde yargı yoluna gidilmediğinden zamanaşımına ve hak düşümüne uğradığını, davacının öncelikle hasarlı olduğunu ileri sürdüğü yükün gemiye hasarsız yüklendiğini ispat etmesi gerektiğini, söz konusu yükün ikinci el makine ve parçalarından ibaret olduğunu, yükün ikinci el niteliği dikkate alındığında davacının ileri sürdüğü hasarların yük gemiye yüklenmeden önce mevcut olmasının muhtemel olduğunu, yükletenin yükü ahşap kutular içinde ve paketli vaziyette taşıyana teslim ettiğini, taşıyanın paket/ambalaj içindeki yükün durumunu (hasarlı veya hasarsız oluşunu) tespit edebilmesinin bu sebeple mümkün olmadığını, taşıyan tarafından kontrol edilme imkanının bulunmadığı ve yükün durumunun taşıyan tarafından bilinmediğinin ... ve ... sayılı denizde taşıma senetlerinde yazılı şekilde beyan edildiğini beyanla davanın reddi ile dosyanın Londra'da tahkime havale edilmesine, itirazlarının reddi halinde davanın reddedilerek dosyanın görevli ve yetkili Urk mahkemesine gönderilmesine, işbu iki itirazlarının da reddi halinde davanın reddedilerek dosyanın görevli ve yetkili Hong Kong mahkemesine gönderilmesine, zamanaşımı, belirsiz alacak, halefiyet ve aktif husumet itirazları uyarınca davanın reddine, her halde müvekkilinin dava konusu talepler bakımından hiçbir sorumluluğu bulunmadığından davanın esastan reddine, davanın kabulüne karar verilmesi halinde müvekkilinin sorumluluğunun sınırlı olduğunun dikkate alınmasına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 20/11/2024 tarih 2023/112 Esas- 2024/449 Karar sayılı kararında; "Dava, Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan yükün hasarlanması nedeniyle , sigortalıya ödenen sigorta tazminatının davalılara rücu edilmesi istemine ilişkindir.Davacı vekili 12/11/2024 tarihli dilekçesinde; davacı olarak davadan feragat ettiklerini, herhangi bir vekalet ücreti ya da yargılama gideri taleplerinin bulunmadığını belirtmiş olup, Davacı vekilinin vekaletnamesinin incelenmesinden davadan feragate yetkili olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenlerle; HMK 307, 309 ve 311 maddeleri gereğince davadan feragatin kesin hükmün sonuçlarını doğurması dikkate alınarak davanın feragat nedeni ile reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir..."gerekçesi ile,''Davanın feragat nedeni ile REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece her üç davalı yönünden sunmuş oldukları feragat dilekçesi uyarınca davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği ancak davalılar lehine nispi 170.069,80 TL red vekalet ücretine vekalet ücretine hükmedildiğini, gerek AAÜT'nin 13/4. maddesi gerekse de Yargıtay kararları doğrultusunda davalılar adına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, AAÜT 13/4. maddesinde davanın tamamen reddedilmesi durumunda maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düzenlendiğini;Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde ise Asliye Mahkemelerinde takip edilen davalarda vekalet ücretinin 2024 yılı tarifesine göre 17.900 TL olarak belirlenmiş olup Yerel Mahkemenin nispi vekalet ücretine hükmederek davalılar vekili lehine 170.069,80 TL tutarında vekalet ücretine hükmettiğini, söz konusu kararda AAÜT'nün herhangi bir maddesine dahi atıf yapılmadığını, Yerel mahkemenin bu kararı hangi yasal dayanak çerçevesinde verdiğinin belirli olmadığını, çok yeni tarihli Yargıtay kararlarında dahi sigorta şirketlerinin açmakta olduğu tazminat davalarının tamamen reddi durumunda maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin açık bir şekilde belirtildiğini, yine Bölge Adliye Mahkemesinin benzer şekilde davacının davadan feragat ettiği bir davada maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine karar verdiğini; Hal böyle iken, hem AAÜT'nin md.13/4. maddesi, hem de yargı kararları doğrultusunda Yerel Mahkemenin davalı vekilleri lehine hükmetmiş olduğu nispi vekalet ücreti hukuka aykırı olduğundan İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/112 E. 2024/449 K. Sayılı 20.11.2024 tarihli kararının yalnızca davalılar lehine hükmedilen vekalet ücreti yönünden kaldırılarak davalılar lehine karar tarihindeki AAÜT uyarınca belirlenecek maktu vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, davacının Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi ile sigortalısı olan dava dışı şirkete ait emtianın uluslararası deniz yolu ile taşınması sırasında hasara uğradığı, hasar bedelinin poliçe kapsamında dava dışı sigortalıya ödenerek haklarına halef olunduğundan bahisle hasarın akdi ve fiili taşıyan olduğu iddia edilen davalılardan rücuan tazmini talebine ilişkindir.Davacı vekili 12/11/2024 tarihli dilekçesi ile davadan feragat etmiş, Mahkemece davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebebi, Mahkemece davalılar lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğuna ilişkindir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarife'nin 13/4. maddesi ile maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücretinin, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre belirleneceği, 6. maddesi ile de, anlaşmazlığın davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle, ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilmesi halinde, Tarife hükümleri ile belirlenen ücretin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunacağı düzenlenmiştir. Dava, sigortalıya emtia hasarı nedeniyle ödenen bedelin rücuan tazmini talebine ilişkin bir maddi tazminat davası olup, davacının feragati nedeniyle davanın ön inceleme tutanağının imzalanmasından sonra tümden reddine karar verildiğinden Mahkemece davalılar lehine Tarifenin ikinci kısım, ikinci bölümündeki maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken üçüncü kısmına göre nispi vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur. Bu sebeple davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca İlk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında aynı şekilde ve vekalet ücreti düzeltilerek yeniden karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) 20/11/2024 tarih ve 2023/112 Esas- 2024/449 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 2-Davanın feragat nedeniyle reddine, İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 3-Dairemiz karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40 TL harcın davacı tarafından dava açılırken yatırılan 19.441,71 TL harçtan mahsubu ile bakiye 18.826,31 TL'nin talep halinde davacıya iadesine, 4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davalı tarafından yargılama gideri sarf edilmediği anlaşılmakla; bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.200,00 TL Arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,7-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 9-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 10-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 330,00 TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gidiş- dönüş gideri ve 50 TL posta gideri olmak üzere; toplam 2.063,10 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 11-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 12-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 20/03/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.