Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2455 E. 2025/1497 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2455
Karar No
2025/1497
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2023/2455

KARAR NO:2025/1497

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:14/02/2023

NUMARASI:2022/275 Esas - 2023/126 Karar

DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ:16/04/2025

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı tarafından İstanbul 5. İcra Dairesi nezdinde genel haciz yolu ile başlatılmış olan ... (Eski ...) numaralı icra dosyası kapsamında davalının dava dışı ...'tan olan borcu talep edildiğini, davalının başlatmış olduğu takip sonucu açılan icra dosyasına dosya ile hiç bir ilgisi bulunmamasına rağmen davalının talebi üzerine müvekkili şirketin üçüncü şahıs olarak eklendiğini, müvekkil şirketin dosya borcunun borçlusu olmamasına ve nezdinde...'a ait hiç bir hak ve alacak bulunmamasına rağmen kötü niyetli olarak icra dosyasına eklendiğini bu dosya kapsamında müvekkil şirkete ait iki farklı adreste Çatalca İcra Müdürlüğünün ... talimat ve İstanbul Anadolu Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... talimat sayılı dosyaları ile müvekkiline ait antrepoların ve idari ofis birimlerinin bulunduğu iş yerlerinde haksız ve kötü niyetli olarak fiili hacizler gerçekleştirildiğini, davalı tarafından kötü niyetli ve haksız olarak gerçekleştirilen fiili haciz işlemleri kapsamında müvekkili şirketin itibarının zedelendiğini ve müvekkili şirketin manevi zarara uğratıldığını, bu doğrultuda, müvekkil şirketin 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ("TBK") 49 ve devamı maddeleri gereğince ticari itibarının zedelenmesi sebebi ile oluşan manevi zararının tazmin edilmesi gerektiğini, davalının müvekkili şirkete karşı gerçekleştirmiş ve müvekkili şirketin kiracısına karşı gerçekleştirmeye çalışmış olduğu haksız haciz işlemleri dolayısıyla 50.0000 TL tutarındaki manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkilin alacağına kavuşması amacıyla İstanbul ... İcra Dairesi ... Esas ( Eski Esas : ...) dosyası ile borçlular ... Şirketi ve... aleyhine icra takibi başlatıldığını ve takip usulüne uygun olarak kesinleştiğini, takibin kesinleşmesiyle beraber borçluların mevcut tüm malvarlığına haciz konulduğunu, üçüncü kişilerde bulunan hak ve alacakların haczi için 89 haciz ihbarnameleri gönderildiğini ve borçlunun açık bir şekilde mevcudunu eksilterek üçüncü kişiler üzerinden faaliyetine devam etmesi üzerine borçlunun faaliyetine devam ettiğini düşündükleri adreslere de fiili hacze gidildiğini, müvekkilinin alacağının sabit olması ve günümüz borçlularının borçlarını ödememek amacıyla muvazaalı işlemler yapması sebebiyle borçlunun mallarını devrettiğini, faaliyetine başka bir şirket üzerinden devam ettiği veya muvazaalı olarak kendisini o şirketin temsilcisi/ortağı olarak göstermeyip üçüncü kişileri aracı olarakolarak kullandığının tespit edilmesiyle birlikte ödeme emrinin tebliğ edilmediği veya borçlunun sicil/ikametgah adresi olmayan adreslere hacze gidilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, müvekkili şirketin alacağı için davacı şirketin adresine hacze gidilmesi İİK 96 ve devamı maddeleri gereği olup yapılan haciz işlemlerinin hukuka uygun olduğunu, haciz mahallinde borçluya ait evrak araştırması yapılmasının yerleşik içtihatlar gereğince hukuka uygun olup davacının bu sebeple zarara uğradığı iddiasının reddedilmesi gerektiğini, davacının haksız haciz sebebiyle talep etmiş olduğu tazminat davasının şartları oluşmaması sebebiyle davanın reddi gerektiğini belirterek, müvekkili şirketin alacağına kavuşması amacıyla İcra ve İflas Kanunu'nda açıkça düzenlenen prosedüre göre hukuka uygun haciz işlemleri yapılması sebebiyle davacının haksız zenginleşmeye dayalı tazminat talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "... davalı tarafça dava dışı ... Şirketi ve... aleyhine icra takibi başlatıldığı ve takip kesinleştikten sonra haciz işlemlerine girişildiği, 3. Kişi olarak davacı firmaya ait işyerinde ... talimat sayılı dosyası üzerinden 03/12/2021 tarihinde fiili haciz işleminin yapıldığı, İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosya içeriğinde yer alan haciz tutanaklarına göre ... talimat sayılı dosyası üzerinden 09/12/2021 tarihinde fiili haciz işleminin yapıldığı, bu dosya kapsamında istihkak iddiasının ileri sürüldüğü, davalı tarafça istihkak iddiası ile ilgili dava açılmadığının bildirildiği görülmekle 2004 sayılı İİK 99. Madde kapsamında iddia kabul edilmiş sayılır. Dava haksız fiil nedenine dayandığından dava dilekçesi içeriğinde tanık deliline dayanıldığının anlaşılmasıyla Mahkememizce dinlenen davacı tanıkları beyanlarında genel olarak haciz esnasında davacı müşterilerinin işyerine geldikleri, haciz işlemine şahit oldukları, davacı çalışanları arasında haciz işleminden dolayı tedirginlik yaşandığı, aynı yerde kiracının bulunduğu, haciz işleminin yapıldığı gün kiracının balo yemeğinin olduğu, bazı çalışanların haciz sebebiyle katılamadıkları ifade edildiği anlaşılmış davacı şirketin iş yerlerinde uygulanan hacizler ve eşyaların muhafaza altına alınması işlemlerinin davacı yönünden manevi zarar oluşturacağı açıktır. Tüm bu hususlar gözetildiğinde yapılan hacizlerin haksız, davalı tarafın kusurlu olduğu, kişinin ekonomik itibar ve onurunun TBK 58. Maddedeki korumadan faydalanması gerektiğinden davalının manevi tazminat sorumluluğu doğduğu kanaatine varılmıştır.Davacının davasının KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile 25.000,00TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine ..." karar verilmiştir.Verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, hükmedilen manevi tazminat miktarının çok düşük olduğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla,davacı taraf dilekçesinde delil bildirmemesine rağmen ilk duruşmada davacı tarafa tanık isimlerini sunmak için süre verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, borçlunun üçüncü kişiler üzerinde bulunan menkullerinin haczedilmesinde zarar verici eylem bulunmadığını, borçlunun muvazaalı olarak faaliyetine devam ettiğini düşündükleri adrese fiili hacze gidildiğini, eldeki davada manevi tazminat koşullarının oluşmadığını beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız hacze dayalı dayalı olarak açılan manevi tazminat davasıdır.Davacı tarafın, dava dilekçesinde, " saatler süren haciz işlemleri esnasında iş yerinde bulunan çalışanlar, müşteriler, alt kiracı şirket yetkililerinin tanık ifadeleri ile de kanıtlanacaktır." demek suretiyle açıkca tanık deliline dayandığı, İlk derece mahkemesince tanıkların dinlenmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Dosyada mevcut bilgi ve belgelerden, davacının hacze konu mallar yönelik olarak istihkak iddiasında bulunduğu, İcra Müdürlüğünce dosya borçlusuyla bağlantı kurulamayan davacının dosya kapsamında 3. şahıs olduğu kanaatine varıldığı, bu sebeple dosya alacaklısı olan davalı tarafa, davacı tarafça sunulan istihkak iddiasına karşı İİK md. 99 gereğince 7 gün içerisinde dava açması için süre verildiği, ancak davalının istihkak iddiasının kaldırılması için dava açmadığı ve davacının istihkak iddiasını kabul etmiş sayıldığı, buna göre davalının takipte ve haciz işleminde kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Manevi tazminatın miktarı yönünden yapılan istinaf istemine gelince;6098 sayılı TBK’nın 58. maddesi hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan sebepleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Somut olayda; Olayın meydana geliş biçimi, davalının eylemi, eylemin davacı üzerindeki etkisi, olay tarihi, paranın olay tarihindeki alım gücü ve yukarıdaki ilkeler nazara alındığında davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı yerindedir. Manevi tazminatın miktarına ilişkin istinaf istemi bu sebeple doğru değildir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/275 Esas 2023/126 Karar sayılı 14/02/2023 günlü kararına yönelik taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 426,94 TL'nin mahsubuyla bakiye 188,46 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.707,75 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 426,94 TL'nin mahsubuyla bakiye 1.280,81 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,7-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 16/04/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/2455, K. 2025/1497, T. 16.04.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2455-e-2025-1497-k-7894fc97ec9c