İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/872 E. 2025/318 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/872
- Karar No
- 2025/318
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/872 Esas KARAR NO : 2025/318 DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/12/2021 KARAR TARİHİ : 24/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi özetle; Davacı şirket bünyesinde uzun yıllar çalışmış konularında uzman 17 çalışanın 10 aylık süreç içinde sistematik bir şekilde ayartıldığı, davalı şirket tarafından istihdam edildiği, söz konusu çalışanların satın alma sorumlusu- ---------: ---------; ---------; -----------; ---------; ---------; --------- olduğu, davalının gerçekleştirdiği bu eylemin haksız rekabet teşkil ettiği ileri sürülerek haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi özetle; Davacı şirketten ayrılan çalışanların kendi iradeleri ile iş akitleri sona erdirdiği, geçmişte davacı şirket bünyesinde çalışmış olanlardan davalıda çalışmaya başlayanlardan ilki olan ---------- 18/03/2020'de son isim ---------- ise 02/12/2021 tarihinde işe alındığı iki yıla yakın bir süre içinde bu işe alımların gerçekleştiği, söz konusu kişilerin davacı şirkette çalışmayı bıraktıktan sonra başka şirkette çalışamya başlamalrının normal olduğu, davacının çalışanların ayartılmadığı,---------, ----------, ---------- ve --------- ---------- üzerinden iş başvurusunda bulunduğu, diğer çalışanların ise farlı referanslarla davalı şirkete başvurmaları neticesinde işe alındığı, bu durumun tek başına haksız rekabet teşkil etmeyeceği, bu kişilerin kilit personel olmadığı ileri sürülerek davanın reddi talep edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, haksız rekabetten kaynaklı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Davada taraf teşkili sağlanmıştır. Davalı tanıkları --------- ve ---------- dinlenilmiştir.Tanık ---------- beyanında: Ben davalı şirkette finans direktörü olarak halen çalışıyorum. Ben davalı şirkette 3,5 yıldır çalışıyorum, davacı şirkette çalışıp daha sonra davalı şirkete işe gelip çalışanlar oldu, bunlardan isimlerini hatırladığım ---------- ve ----------- vardı. Davacı şirkette çalışıp Zaman içinde peyder pey davalı şirkete gelen oldu , --------- bizim havayolu taşımacılığı bölümünde müdürdü, ----------- kara taşımacılığı operasyon bölümünde operasyon bölümünde çalışıyordu, zaman içeresinde bahsettiğim kişiler terfi oldular, dedi.Davacı vekili söz alarak: Davacı şirketten müdür yönetici olarak işten ayrılıp davalı şirkette de en az aynı seviyede işe başlayan biri var mıydı? Tanık Cevaben: Hatırladığım kadarıyla Davacı şirketten ayrılıp davalı şirkette benzer posizyonda işe başlayan ----------, ---------- davalı şirkette Hava yolu taşımacığılı bölüm yöneticisiydi, davacı şirkette de hatırladığım kadarıyla benzer posizyonda çalışıyordu. Ancak diğer davacı şirketten davalı şirkete gelenleri hatırlamıyorum,Davalı vekili söz alarak: Bu çalışanlar davacı şirketten doğrudan mı geldiler, yoksa arada başka şirketlerde çalıştılar mı? bahse konu kişiler haksız rekabeti oluşturacak gizli bilgilere sahipler mi ? bu kişiler işe nasıl başladılar?Tanık Cevaben: peyder pey başlayan kişilerde vardı bir kısmı referansla geldi bir kısmı ------------ başvurdu. Tek tek bilmiyorum, bazı çalışanlar direk davacı şirketten ayrılıp davalı şirkete başladılar bazıları başka yerde çalışmış olabilir. Bence bu kişiler Haksız Rekabet oluşturacak bilgiye sahip değillerdi. dediTanık ---------- Beyanında: Ben davalı şirkette insan kaynakları müdürü olarak halen görev yapmaktayım, şu anda isimini hatırlamayacağım birkaç kişi davacı şirkette de çalışmış diye biliyorum, bunlar 2020 yılında şirkete gelerek çalıştılar, bahsi geçen kişiler satış posizyonun da olan ve operasyon bölümünde çalışanlarda vardı. Bu bahis ettiğim ve isimini hatırlamadığım kişiler davacı şirketten ayrıldıktan sonra ayrıldılar. dedi.Davalı vekili söz alarak:1- Bahse konu kişiler zaman içerisinde mi yoksa bir defada mı geldiler ? 2- bahse konu kişiler haksız rekabeti oluşturacak gizli bilgilere sahipler mi?, Bahse konu kişiler şirkete başlangıçları nasıl oldu dedi.Tanık Cevaben: Bahse konu kişiler zaman içeresinde geldiler, bu kişiler haksız rekabet oluşturacak gizli bilgiye sahip posizyonlarda çalışmadılar, bazıları ---------- üzerinden bazıları bizzat kendileri gelip başvurdular, şirket tanıdıkları aracılığıyla referaslı olarak işe başladılar.Davacı vekili söz alarak: Bahse konu kişiler uzman veya müdür posizyonlarında çalıştılar mı ?Tanık Cevaben: bahse konu kişiler arasında satış müdürlüğü yapan müdürler vardı ayrıca operasyonda çalışan da eleman olarak çalışıyordu. dedi 17/07/2023 tarihli ara kararından dosyanın haksız rekabet uzmanı bilirkişi ile mali müşavir bilirkişiye tevdine ilişkin ara karar oluşturulduğu, bilirkişi ücretinin yatırılmadığından bilirkişi incelemesi yaptırılamadığı, davalı vekilince davacı ücret yatırmadığından 02/10/2023 tarihli inceleme gününde defterlerini sunmadıklarına ilişkin beyan dilekçesi sunduğu görüldü.Davacı Vekili Duruşmadaki Beyanında : Müvekkil şirket ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinden imtina etmiştir, bu yüzden ücret yatırılmamıştır, dosyadaki mevcut bilgi, belge ve --------- kayıtları doğrultusunda inceleme yapılsın, davayı maddi ve manevi tazminat olarak açmıştık, müvekkilim şirketten karşı tarafa geçen çalışanlar ---------- kaydında belirlidir, tahminimce 16 kişidir, dosya evrakları incelenerek manevi tazminat talebimiz değerlendirilsin, maddi tazminat talebimizden feragat ediyoruz, demiş imzası alınmış vekilin feragat özel yetkisinin olduğu görülmüştür. Davacı vekilinin bildirdiği 17 çalışana ait ------------ hizmet dökümleri celp edilmiştir. Dosya haksız rekabet uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiştir.Bilirkişi raporunda özetle;Somut olayda davacı taraf, davalı şirket tarafından çalışanlarının ayartılarak kendi bünyesine katıldığı iddiasındadır. Davacı Şirket Çalışanlarını Davalı Şirket Tarafından Ayartıldığı İddialarının Haksız Rekabet Hukuku Boyutuyla Değerlendirilmesi Davacı taraf, 17 çalışanının bir süreç içerisinde davalı şirkette işe başladığım, bu toplu işten çıkma ve ardından davalı şirkette işe başlamanın haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürmektedir. Uygulamada rakiplerin birbirlerinin müşterilerini veya çalışanlarını çalmaya çalıştıkları, müşterileri ile yaptıkları sözleşmelere müdahale etmeye gayret ettikleri veya rakiplerinin yardımcı şahısları üzerinden işletme sırlarını öğrenmeleri sıkça karşılaşılan durumlardır. Bu noktada haksız rekabet hukuku İsabetli bir şekilde devreye girmektedir. TTK m. 55/l.b'de,üçüncü kişilerin tarafı olmadıkları sözleşmelere kendilerine veya başkalarına menfaat sağlamak amacı ile müdahale etmeleri özel olarak düzenlenmiştir. bir taraftan müşterilerin saldırgan reklamlara karşı korunması ve üçüncü kişilerin müşteri çalmak amacı ile rakiplerinin geçerli olarak akdettikleri sözleşmelere müdahale etmelerinin önüne geçilmesi amaçlanmakladır, Diğer taraftan da Takiplerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı kişileri üzerinden menfaat sağlamak ve özellikle işletme sırlarını ele geçirmek amacı ile bu kimselerin sözleşmelerinden doğan yükümlülüklerini ihlale yöneltilmeleri haksız rekabet olarak kabul edilmiştir Bu bağlamda TTK m. 55/I,b hükmü, "Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek: özellikle, 1- Müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek, 2.Üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine vc diğer yardımcı kişilerine, haketmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak, 3.İşçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek; 4 Onunla kendisinin bu tür bir sözleşme yapabilmesi için, takside satış, peşin satış veya tüketici kredisi sözleşmesi yapmış olan alıcının veya kredi alan kişinin, bu sözleşmeden caymasına veya peşin satış sözleşmesi yapmış olan alıcının bu sözleşmeyi feshetmesine yöneltmek. " Şeklinde kaleme alınmıştır. Somut olayda uyuşmazlık konusu olan husus, çalışanların ayartılması eylemidir. TTK m. 55/1-b hükmü incelendiğinde, düzenlemenin sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek başlığım taşıdığı görülmektedir Dolayısıyla haksız rekabet teşkil eden eylem esasında, üçüncü kişilerin mevcut ve geçerli sözleşmelerini ihlal etmeleri noktasında eylemde bulunulmasıdır. Bent kapsamında sayılan örnek hallerde ise çalışanların iş ilişkilerinin sona erdirilmesine ilişkin özel bir haksız rekabet hali öngörülmemiştir. Ancak bu durum çalışanların ayartılması eyleminin haksız rekabet teşkil etmediği anlamına gelmemektedir. Zira yukarıda da ifade edildiği üzere TTK m 55'dc sayıları haksız rekabet halleri Örnek mahiyetindedir. Kanun koyucu tarafından sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltme şeklinde belirlenen haksız rekabet hali, TTK m. 54'deki şartlar çerçevesinde değerlendirilerek somut olayda haksız rekabetin mevcut olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Diğer bir anlatımla TTK m. 55/[,b'mn her bir alt bendinde yer alan ömek mahiyetindeki eylemlerin mevcudiyeti haksız rekabetin varlığı için yeterliyken, bentteki genel nitelikte düzenlenen eylemin haksız rekabet teşkil etmesi ancak TTK m. 54' [in şartlarının varlığı halinde söz konusu olmaktadır. Bu itibarla somut olayda davacı iddiaları doğrultusunda, 17 çalışanının bir süreç içinde davalı şirkette çalışmaya başlamasının haksız rekabet teşkil edip etmediği. İTK m. 55/1 ,b ve TTK m. 54 çerçevesinde ele alınacaktır.TTK m. 54/11'de "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır denilmek suretiyle haksız rekabet teşkil edecek davranış vc uygulamalar tanımlanmış olup TTK. m. 54 kapsamında haksız rekabetten bahsedebilmek için:Ticari nitelik taşıyan bir davranış veya uygulamanın mevcut olması, Bu davranış veya uygulamanın dürüstlük kuralına aykırı olması, - Söz konusu davranışın rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki İlişkileri etkilemesi gerekmektedir.TTK m. 54 uyarınca haksız rekabetin varlığı her somut olay özelinde İncelenmesi ve karar verilmesi gereken bir husustur. YapjJan incelemede, davaya konu fiilin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edip etmediği ve böylece dürüst rekabeti bozucu bir etkiye sahip olup olmadığı hususunun üzerinde durulması gerekmektedir.İTK m. 54/1 hükmü "dürüst ve bozulmamış" bir rekabetten söz etmektedir. Gerekçeden de anlaşılacağı üzere "dürüst rekabet" ile ''oyunun dürüstlük kurallarına, centilmenliğe uygun olarak oynandığı katışıksız, saf bir rekabet" kastedilmektedir. "Bozulmamış rekabet" ise çok daha geniş bir kavram olup en genel haliyle duyulan, hilesiz rekabet" anlayışını temsil etmektedir. Hangi durumda bir rekabetin "dürüst ve bozulmamış" olarak nitelendirileceğinde kullanılacak kriterlerin başında TMK m. 2'de dü/enlenen dürüstlük kuralı gelmektedir. Zira maddede, dürüstlük kuralına aykırı davranışların haksız rekabet teşkil edeceği ifade edilmektedir Dürüstlük kuralı hakların kullanılmasında ve borçların yerine getirilmesinde düzenleyici bir norm niteliğinde olup, hukuka ahlaki ve etik bir temel de kazandırmaktadır. Dürüstlük kuralı ile sosyal hayatta dürüstlük ve sadakat sağlanmakta ve sosyal ilişkiler buna göre düzenlenmektedir Dolayısıyla pazara katılan kişiler rekabet etme haklarını kullanırken, bunu dürüstlük kuralına uygun bir şekilde yerine getirme yükümlülüğü altında olmaktadır. Dürüstlük kuralı burada, rekabet hakkının sınırlarını belirleyen düzenleyici bir norm hüviyetine bürünmektedir. Elbette çalışma özgürlüğü kapsamında işçilerin iş akitlerini sona erdirmeleri ve sona eren iş ilişkisi sonrasında farklı bir işyerinde çalışmaya başlamaları mümkündür. Ancak işçilerin bu özgürlüğünün de belirli .sınırlan bulunmaktadır. Nitekim bu konudaki sınırlamalardan biri de haksız rekabet hukukudur. Somut olayda haksız rekabet hukuku yönüyle çalışma özgürlüğünün sınırlarının çizilmesi gerektiği gözden kaçırılmamalıdır. Bu itibarla somut olaydaki davalı eylemlerinin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edip etmediğinin de değerlendirilmesi önemlidir.Bir iş yerindeki çalışanların ayartılması, iktisadi rekabeti etkileyen bir eylem olarak karşımıza çıkmaktadır. Zira ayartan, işinde uzman kişileri bünyesine katarak rekabette avantajlı bir konuma geçmekteyken söz konusu çalışanlarını kaybeden işletme de bu oranda rekabette geriye düşmektedir ( Doktrinde de bir işletmenin personel ihtiyacını sürekli aynı işletmenin personellerim uy artarak karşılaması, birdenbire bir işletmenin personellerinin tamamının veya büyük kısmının ayartılması hallerinde dürüstlük kuralına aykırı bir ayartma eyleminin ve dolayısıyla da haksız rekabetin varlığı kabul edilmektedir.Gerçekten de bir işletmedeki kalifiye personelleri kendi bünyesine katan hir başka işletme, bu eylemiyle hem kendi personel yetiştirme külfetinden kaçınmakta hem de ayarttığı işçilerin diğer iş yerindeyken elde ettiği ---------- yararlanarak rekabette kendisine önemli avantajlar sağlamakladır. Bu eylem haksız, rekabet hukukunun temelinde yer alan emek İlkesinin de bir ihlali niteliğinde olması nedeniyle önemlidir. Zira ticari sırlar ve bir İşletmenin ---------- işletmenin çabası, harcadığı zaman ve paranın bir sonucudur. Bu emekten yetkisiz yararlanan kişinin ise haksız rekabet eyleminde bulunduğu kabul edilir.Belirtmek gerekir ki bir şirketten ayrılan veya çıkartılan kişilerin benzer alanda faaliyet gösteren rakip bir firmada işe başlaması son dercce normaldir. Zira belirli bir sektörde tccrübc edinen, bilgi birikimini arttıran bir çalışanın sektör değiştirerek yeni bir alanda çalışmaya başlaması kendisinden beklenemez. Nitekim Anayasa ile güvencc altına alman çalışma özgürlüğü de çalışanların farklı bir iş kolunda faaliyette bulunma zorunluluğu getirilmesine engel teşkil çimektedir. Ancak dürüstlük kuralına aykırı olan husus, bir şirketten çok sayıda çalışanın bir başka şirkette isiihdam edilmesidir. Zira bu eylem ile personel yetiştirme külfetinden kaçınılarak rekabette haksız bir avantaj sağlanmasına neden olunmaktadır.Huzurdaki uyuşmazlığın taraflarının taşımacılık alanında faaliyet gösterdiği anlaşılmakla benzer alanlarda iştigal ettikleri görülmektedir. Davacı iddiaları doğrultusunda, davacı şirketin çok sayıda çalışanının süreç içinde davalı şirkette çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır. Davalının, davaeımıı 15 adet çalışanını kendi bünyesine katması hu itibarla TMK m. 2 kapsamında dürüstlük kuralına aykırı bîr davranış olarak nitelendirilebilecektir. Zira bu sayıda çalışanın tamamının tek bir şirketten istihdam edilmesi hayatın olağan akışına aykırı bir durum olarak nitelendirilebilecek olup öğretide de belirtildiği üzere bir işletmenin personel ihtiyacını sürekli aynı işletmenin personellerinden karşılaması dürüstlük kuralına aykırı bir eylem olarak kabul edilmektedir. Bu İtibarla somut olayda TMK m. 2 anlamında dürüstlük kuralına aykın bir eylemin varlığından bahsedİlebilecek olup açıklanan nedenlerle somut olayda TTK m. 54 anlamında haksız rekabet eyleminin mevcut olduğu düşünülmektedir.
Maddi ve Manevi Tazminat Taleplerinin DeğerlendirilmesiHaksız rekabet sebebiyle bir zararın doğmuş olması ve haksız rekabeti gerçekleştiren kişinin kusurlu olması şartlarıyla maddi tazminat talep edilmesi de mümkündür (TTK m. 56/1,d) Tazminat talebinde bulunulabilmesi için aynca haksız Hile ilişkin genel hükümler çerçevesinde (TTK m. 49 vd.) zarar ile haksız rekabet teşkil eden fiil arasında illiyet bağının bulunması da gerekmektedir. Ancak haksız rekabet hallerinde zararın mevcudiyetinin ve miktarının ispatı her zaman kolay olmayabiliî. Bu sebeple TTK m. 56/1-c.2'dc haksız rekabet sebebiyle mağdur olan vc zarar gören kişi lehine bir düzenleme getirilerek, tazminat olarak, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da hükmcdilebileceği öngörülmüştür. Kanun koyucu bu hükümle, davacıyı zararın miktarını ispat yükünden kurtarmıştır. Ancak bu halde dahi davacının uğramış olduğunu iddia ettiği zararını ispatlamaya yarayan delilleri dosyaya sunması gerekecektir.Haksız rekabet sebebiyle uğranılan manevi zararın tazminin talep edilmesi -------- mümkün olup bu husus TTK m. 56/î-e'de, "Türk. Borçlar Kanununun 5H inci maddesinde öngörülen yurtların varlığında manevi tazminat verilmesini" şeklinde» TöK hükümlerine atıf ile çözümlenmiştir. TBK m. 58 hükmünde ise bu husus, "Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığt manevi zarara karşılık manevi tazminat adt altında bir miktar para ödenmesi m isteyebiliri şeklinde belirlenmiştir. Manevi tazminatın koşullan ise hukuka aykırı bir fiil, kusur, manevi bir zarar ve fiil ile zarar arasında illiyet bağı olarak karşımıza çıkmaktadır. Tüzel kişiler tarafından da manevi tazminat talebinde bulunulması mümkün olup bu hususta da ispat yükünün davacı tarafla olduğu kanaatini belirtilmiştir. Davacı vekilince davaya konu manevi tazminata ilişkin 15.000-TL tutarında ki talepleri 100.000-TL olmak üzere ıslah edilmiştir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde ; Dava haksız rekabetin tespiti, maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir Davacı vekilince yargılama aşamasında maddi tazminat talebinden feragat edilmiştir.Uyuşmazlık, davacının 17 çalışanının davalı şirkette işe başlamasının haksız rekabet teşkil edip etmediği ve bundan davacı şirketin bir zarar görüp görmediği noktasında toplanmaktadır. Bir şirketten ayrılan veya çıkartılan kişilerin benzer alanda faaliyet gösteren rakip bir firmada işe başlaması son derecc normal olduğu, Anayasa ile güvence altına alınan çalışma özgürlüğü kapsamında çalışanların farklı bir iş kolunda faaliyette bulunma zorunluluğu getirilmesine engel teşkil ettiği, ancak dürüstlük kuralına aykın olan hususun bir şirketten çok sayıda çalışanın bir başka şirkette İstihdam edilmesi olduğu, zira bu eylem ile personel yetiştirme külfetinden kaçınılarak rekabette haksız bir avantaj sağlandığı,Davacı iddiaları doğrultusunda» davacı şirketten çok sayıda çalışanın süreç içinde davalı şirkette çalışmaya başladığının anlaşıldığı, davacının 15 adet çalışanının davalı şirkette çalışmaya başlamasının TMK m. 2 kapsamında dürüstlük kuralına aykırı bir davranış olarak nitelendirilebileceği, zira bu sayıda çalışanın tamamının tek bîr şirketten istihdam edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı bir durum olduğu vc öğretide de belirtildiği üzere bir işletmenin personel ihtiyacım sürekli aynı işletmenin personellerinden karşılamasının dürüstlük kuralına aykırı bir eylem olarak kabul edileceği» bu itibarla somut olayda 15 davacı çalışanının bir süreç içinde davalı şirkette çalışmaya başlamasının TİK m. 55/1 ,b ve TTK m. 54 çerçevesinde haksız rekabet teşkil edebileceği. Değerlendirilmiş ise de maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından, TBK m. 49 vd. ile TBK m. 58 hükümlerine göre bir değerlendirme yapılması gerektiği, bu kapsamda haksız rekabet eylemi sebebiyle zararın ve bu zarar ile haksız rekabet eylemi arasında illiyet bağının mevcut olması gerektiği, bu konuda ispat yükünün davacıda olduğu, davacının maddi bir zarara uğradığının ticari kayıtları incelenemediğinden ispatlanamadığı davacı vekilinin maddi tazminat talebinden yargılama aşamasında feragat ettiği, ve somut olayda manevi tazminat şartlarının da oluşmadığı değerlendirildiğinden davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Maddi Tazminat talebinin FERAGAT nedeniyle reddine 2- Manevi tazminat talebinin REDDİNE, 3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 1.024 harçtan peşin alınan 512,33 TL ile ıslah harcı 1.450,00 TL 'nin mahsubu ile bakiye 1.962,33 TL harcın dava açılırken alındığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafça yapılan masraflar toplamı olan 139,10 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafça yapılan masraflar toplamı olan 28,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6--Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulanan AAÜT uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca -------- bütçesinden ödenen 3.120 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, Taraflarca yatırılan gider avansının ve harcın artan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, Gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.24.04.2025