Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2198 E. 2026/1214 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2198
- Karar No
- 2026/1214
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/2198
KARAR NO : 2026/1214
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/04/2023
NUMARASI : 2020/47 Esas 2023/349 Karar
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 21/06/2018
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/06/2026
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 25/12/2001 tarihinde distribütörlük sözleşmesi imzalandığını, davalı - borçlu şirketin takibe konu bedeldeki malı müvekkili şirketten farklı dönemlerde satın aldığını, müvekkilince karşılığında faturalar düzenlendiğini, davalının son dönemde fatura borcunu ödemediğini, müvekkilinin 114.660,87-Euro ödenmemiş alacağı bulunduğunu, söz konusu ticari ilişkinin 31/12/2014 tarihinde sona erdiğini, ödenmemiş alacağın tahsili için İstanbul 13. İcra Dairesi'nin ... sayılı icra takibinin başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili; taraflar arasındaki 25/12/2001 tarihli distribütörlük sözleşmesinin imzalanması nedeniyle uzun yıllar boyunca ticari ilişkilerinin sorunsuz devam ettiğini, bu ticari ilişkinin tarafların karşılıklı mutabakatı neticesinde 11/09/2014 tarihli karşılıklı fesih sözlemesi ile sona erdirildiğini, davacı tarafa borçlarının bulunmadığını, müvekkilinin 13 yıllık ticari ilişki boyunca sözleşmeye dayanan hak ve yükümlülüklerini eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini, ticari defter ve belgeler incelendiğinde borçlarının olmadığının ortaya çıkacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece 27/12/2018 tarihli (2018/554-1401 sayılı) milletlerarası yetkisizlik nedeniyle verilen davanın reddine ilişkin kararın Dairemizin 28/11/2019 tarihli (... sayılı) ilamıyla kaldırılarak davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece; davacı tarafın defter özet bilgilerini sunamayacağını belirttiği, davalının ise verilen kesin süreye rağmen ticari defter ve belgelerini sunmadığı, dava dilekçesinin ekinde sadece cari hesap özeti sunulduğu, ayrıca dava dilekçesinde gümrük kayıtlarına delil olarak dayanıldığı, gümrük müdürlüklerinden tüm kayıtların getirildiği, bankalara para transferleri ile ilgili müzekkere yazıldığı, davacı tarafın süresinde sunduğu en önemli delili olan gümrük kayıtlarına ve banka cevaplarına göre gümrük bilirkişisinin rapor ve ek raporda da belirtildiği üzere eşya bedellerinin peşin ödendiğinin gümrük kayıtlarından ve transfer bilgi formlarından anlaşıldığı, bu nedenle davacının davalıdan alacağı olmadığı, diğer bilirkişilerin ise sadece davacı tarafından sunulan cari hesap özeti sözleşme fesih bildirimi gibi delillere dayanarak rapor verdikleri dikkate alınarak gümrük bilirkişisinin gümrük kayıtları ve banka cevabi yazılarıyla uyumlu raporuna itibar etmek gerektiği, davacının davalıdan alacağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili; mahkemece distribütörlük sözleşmesindeki davalının borcu kabul beyanlarını esas alan ve davanın haklılığını gösteren kök ve ek raporun hükme esas alınamayarak hukuka aykırı karar verildiğini, heyette ayrık görüş bildiren gümrük bilirkişisinin görüşüne katılmanın mümkün olmadığını, banka ödeme dekontlarının davalı şirketçe düşümlü değil, mükerrer kullanıldığını, bu hususun gümrük müdürlüğünden gelen evraktaki ekli dekontlardan belli olduğunu, bu nedenle mükerrer kullanıldığını, gümrük bilirkişi tarafından dosyadaki yazılı deliler, faturalar, fesih sözleşmesi ve cari hesap ekstresinin dikkate alınmadan değerlendirme yapıldığını, davalı şirketin dahi peşin ödeme iddiasının bulunmadığını, distribütörlük ilişkisinde peşin ödeme ile çalışılmasının mümkün olmadığını, sözleşme incelendiğinde peşin ödeme ile çalışılmadığının anlaşılacağını, davalının gümrük işlemleri sırasında önceki ödeme dekontlarını peşin ödeme olarak göstermek yoluna gitmiş ise de bunun tamamen gümrük hilesinden ibaret olduğunu, bankanın müzekkereye rağmen dekont örneklerini göndermediğini, distribütörlük ve fesih sözleşmelerinin mal mukabili ithalata dayalı olarak ve vadeli çalışıldığını açıkça gösterdiğini, bilirkişi heyetindeki çoğunluk görüşüne göre müvekkilinin alacağının tespit edildiğini, hiç bir delil sunmayan ve delil olarak dayanmalarına rağmen ticari kayıtlarını inceletmeyen davalı şirketin müvekkiline borçlu olduğunu detaylı bir şekilde açıklayan çoğunluk görüşü dikkate alınarak davanın kabulü gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, satış faturalarından kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki 12/12/2001 tarihli distribütörlük sözleşmesinin akdedildiği, 11/09/2014 tarihli karşılıklı fesih sözleşmesi ile davalının 31/12/2014 tarihine kadar distribütörlük faaliyetlerine son vermesi konusunda mutabakata vardıkları, davacının 2014 yılında düzenlenen faturalardan kaynaklı bakiye 114.660,87-Euro alacağın tahsili için icra takibini başlattığı, bilirkişi tarafından yapılan incelemede davacının toplamda 1.109.924,53-Euro tutarlı faturalarına karşılık davalının 995.263,66-Euro ödeme yaptığının tespit edildiği, mahkemece bilirkişi incelemesinde serbest dolaşıma giriş beyannamelerinde peşin satış kaydı tespit edilmesi nedeniyle fatura bedellerinin peşin ödendiği kabul edilerek davanın reddedildiği anlaşılmaktadır. Davacının alacağını dayandırdığı faturalar ve içeriği malların davalıya teslim edildiği hususunda ihtilaf bulunmamakta olup, uyuşmazlık davalı alıcının mal bedellerini peşin ödeyip ödemediği, buna bağlı olarak davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı hususundan kaynaklanmaktadır.
Taraflar arasında satışın peşin yapılacağına dair bir sözleşme hükmü bulunmamaktadır. Yine faturalar davalının kabulünde olup açık fatura olarak düzenlenmiş, faturalarda ödemelerin peşin yapıldığına ilişkin bir kayıt düşülmemiştir. Serbest dolaşıma giriş beyannamesi ithal edilen bir malın gümrük işlemleri tamamlandıktan sonra, o ülkenin iç pazarında serbestçe dolaşabilmesi için gerekli olan belge olup, davacıdan sadır olmadığından ve davalı alıcının sorumluluğunda düzenlendiğinden, bahsi geçen belgelerde peşin satış kaydı bulunması, fatura tutarının peşin ödendiğini kabule yeterli değildir. Aynı şekilde dosyadaki gümrük beyannamelerinde "peşin satış" kaydı davacıdan sadır olmadığından davacı bakımından bağlayıcı değildir. Bankalarca verilen müzekkere cevaplarında, peşin transfer işlemlerinin yapıldığı bildirilmiş ise de işlemlerin yapıldığı tarih itibariyle transfer işlemleri için beyanname ve fatura zorunluluğu bulunmadığından transfer işlemlerinin bağlı olduğu fatura ve beyannamelerle ilgili bilgi verilememiştir. Dosyaya sunulan bir kısım havale işlemlerinin açıklamasında "peşin satış" ibaresi bulunmakta ise de herhangi bir fatura bilgisi paylaşılmadığından banka dekontlarında "peşin satış" kaydı bulunması sonucu değiştirmemektedir. Aynı şekilde transfer bilgi formlarında "ithalat peşin ödeme" açıklaması bulunmakta ise de bahsi geçen formlarda ithalat bilgileri yer almamaktadır. Dolayısıyla para transferi yapılırken ödemenin hangi ithalat için yapıldığı ilişkilendirilememiştir. Diğer taraftan beyannamelerde transfer bilgi formlarına ilişkin bilgiler yer almakta ise de beyannameler davalı tarafından düzenlenmiştir. Transfer bilgi formları ve beyannamelerin ödemelerin peşin yapıldığı hususunda tek başına yeterli olmadığı, davalının cevap dilekçesinde peşin satış iddiası da bulunmadığı dikkate alındığında taraflar arasındaki satışın hukuki anlamı ile bedeli peşin ödenen bir satış olmadığının ve buna bağlı olarak fatura tutarlarının ödendiği hususunda ispat yükünün davalının üzerinde olduğunun kabulü gerekir.
Davacıya yapılan ödemelere ilişkin dosyaya sunulan transfer bilgi formlarının sonuncusu 03/11/2014 tarihli ve 140.000-Euro tutarlı olup, davacı bu tarihten sonra Kasım/2014 siparişi için 05/11/2014 tarihli 129.242,42-Euro ve 9.143,19-Euro tutarlı, 19/11/2014 tarihli 131.957,74-Euro ve 4.074,52-Euro tutarlı ve Aralık/2014 siparişi için 03/12/2014 tarihli 31.945,37-Euro ve 1.282,63-Euro tutarlı faturaları düzenlemiştir. Taraflar arasındaki ilişkinin 14 yıl devam ettiği nazara alındığında davacıya yapılan para transferlerinin mevcut borçların tasfiyesi için yapıldığı sonucuna varılmaktadır. 03/11/2014 tarihli para transferi talimatındaki tutar 05/11/2014 tarihli faturaların bedeli ile örtüşmekte ise de 19/11/2014 ve 03/12/2014 tarihli fatura tutarlarını karşılamamaktadır. Dolayısıyla davacının düzenlediği fatura bedellerinden davalının yaptığı ödemelerin düşülmesi ile bakiye 114.660,87-Euro alacağın ödendiği hususu ispatlanamamıştır. Bu durumda bakiye alacak yönünden davanın kabulü gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; davanın kabulü gerekirken, reddine karar verilmesi doğru olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından, davanın kabulüne, davalının itirazının 114.660,87-Euro asıl alacak üzerinden iptali ile takibin bu miktar alacağa takip tarihinden itibaren 3095 S.lı Kanun 4/a maddesi gereğince faiz işletilerek devamına, hükmedilen alacağın takip tarihindeki TL karşılığının % 20'si tutarında 106.175,96-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/04/2023 Tarih 2020/47 Esas 2023/349 Karar sayılı kararın HMK'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;
"Davanın kabulüne, davalının İstanbul 13. İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasında itirazının 114.660,87-Euro asıl alacak üzerinden iptali ile takibin bu miktar alacağa takip tarihinden itibaren 3095 S.lı Kanun 4/a maddesi gereğince kamu bankalarınca 1 yıl vadeli Euro cinsi mevduata uygulanan en yüksek oranda faiz işletilerek devamına,
Hükmedilen alacağın takip tarihindeki TL karşılığının %20'si tutarında 106.175,96-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine"
İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak;
"Alınması gereken 36.264,40-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından mahkeme veznesine yatırılan 6.388,71-TL ve icra veznesine yatırılan 2.677,39-TL olmak üzere toplam 9.066,10-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 27.198,30-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davacı tarafından yatırılan 9.102-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan 3.600-TL bilirkişi ücreti ve 916,40-TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 4.516,40-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı lehine takdir olunan 84.940,77-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,"
Yatırılan 269,85-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
Davacı tarafından yapılan 290-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,
HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 26/06/2026