Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2 E. 2026/1079 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2
- Karar No
- 2026/1079
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/2
KARAR NO: 2026/1079
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/09/2022
NUMARASI: 2022/443 Esas - 2022/636 Karar
DAVA: Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/05/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'in 12/11/2007 yılında ortağı ve yetkilisi olduğu .... Şti. adına, ...A.Ş ile bir genel kredi ve teminat sözleşmesi imzalandığını ve ayrıca iş bu kredi sözleşmesine .... Şti lehine kefil olarak da bizzat taraf olduğunu, .... Şti., kredi sözleşmesi tahtındaki ödeme yükümlülüklerini sözleşmeye ve mevzuata uygun bir şekilde ifa ederken, kredi veren banka tarafından piyasalardaki makro ekonomik darboğazlar gerekçe gösterilerek daha vadesine 180 gün olan kredi ödemesinin 24 saat içerisinde geri ödenmesi borçludan istendiğini ve borçlunun ödeme kabiliyetini ziyadesiyle aşan iş bu ağır talep neticesinde ödemeler ifa edilemediğini, İstanbul 3.İcra Hukuk Mahkemesinin ... E. sayılı davası devam ederken davacı banka, alacağını 18/03/2010 tarihinde bir alacak temlik sözleşmesi ile ... A.Ş'ye devir ve temlik ettiğini, ....İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra dosyası yenilenerek 2012/24651 esasını aldığını, ancak yenilenen dosyanın tarafına hiç tebliğ edilmediğini, davalı aleyhine açtığı iş bu menfi tespit davasının kabulüne, 12/11/2007 tarihli ...A.ş ile akdedilen genel kredi ve teminat sözleşmesindeki kefaletin geçersizliği ile davacının 59.261,54 TL takip çıkışlı borca dair herhangi bir borcunun olmadığının tespitine, davacıya ait başta ...'deki taşınmazın satışı ile birlikte başkaca dosyaya aktarılan tüm paranın faizi ile birlikte protokol gereği yapılan 17.400,00 TL'nin istirdadı ve uğranılan doğrudan ve dolaylı her türlü zararların tarafına nakden ve defaten ödenmesine ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ...A.Ş'nin borçludan olan alacakları ...A.ş ile davalı şirket arasında imzalanmış olan alacak temlik sözleşmesi gereğince ... A.Ş'ye devir ve temlik edildiğini, davalı ... A.ş 10/06/2014 tarihli Olağanüstü Genel Kurul kararı ile ...A.Ş ile ...A.Ş hükmü çatısı altında birleştiğini, borcun ödenmemesi üzerine borçlular aleyhine ....İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile ilamsız takip yoluyla yasal takip işlemlerine başlanıldığını, davacının kefaletinin geçerli olduğunu, menfi tespit koşullarının bulunmadığını, alacağın tahsil edilerek , satıştan artan paranın dahi iade edildiğini, davacının kötü niyetli olduğunu bildirmiş ve davanın reddine, uğranılan zararın tazmini için davacı aleyhine İİK 170/3 maddesi gereğince % 20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına ve takip konusu alacağın % 10'u oranında para cezasına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "HMK. 20/1 maddesinde " (1) Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, (…)(1) süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde dava açılmamış sayılır ve görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren mahkemece bu konuda resen karar verilir." denmiş olup, BAM görevsizlik kararının 16.01.2022 tarihinde davacı vekiline e-tebliğ marifetiyle tebliğ edilmiş olduğu, davacının dava dosyasının, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvuru yaparak görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmediği, dosyanın görevsizlik kararı gereği mahkememize gönderilmesine ilişkin ilk davacı dilekçesinin yasal iki haftalık süre dolduktan sonra 09.06.2022 tarihinde verildiği anlaşıldığından davanın açılmamış sayılmasına, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kararının gerekçesini oluşturan HMK'nın 20. maddesinde yer alan dosyanın tarafların talebi üzerine görevli mahkemeye gönderilmesi düzenlenmesinden söz edilmediğini, kanun metni ve mahkeme hükmü açık ve yoruma mahal vermeyecek şekilde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verileceğini düzenlediğinden ve HMK 20. maddeye atıf yapmadığından tarafların HMK 20. madde uyarınca talepte bulunmasının bir anlamının bulunmadığını, kesin olan istinaf merci kararına karşı ilk derece mahkemelerinin direnme veya bu kararları uygulamama şeklinde bir seçeneği olmadığını ve somut olayda ilk derece mahkemesi re'sen yapması gereken işlemleri yaptığını ve Bölge Adliye Mahkemesince verilen karara karşı direnme göstermediğini ve dosyanın yetkili mahkemeye gönderildiğini, HMK 353/1-a hükmündeki açık düzenlemeye rağmen İstanbul Bölge Adliyesi'nin kararındaki hüküm kısmındaki eksik ifadeler ve bu doğrultuda görevli mahkemenin davanın açılmamış sayılması kararının hukuki belirlilik ve hukuki güvenlik ilkelerine zarar verdiğini, tarafımızca HMK'nın ilgili hükmü ve gerekçeli kararda belirtildiği şekilde dosyanın görevli mahkemeye re'sen gönderilmesinin beklenildiğini, buna karşın dosyanın uzunca süre görevli mahkemeye gönderilmemesi üzerine, istinaf mercinin kararında belirtilmemesine rağmen gönderilmesi talebinde bulunulduğunu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin görevsizlik kararının ardından dosyanın yine bu merci tarafından HMK 353. madde hükmü uyarınca re'sen gönderilmesi gerekirken, dosyanın gönderilmemiş olması ve yükümlülüklerinin olmamasına rağmen taraflarına dosyanın gönderilmesinin talep edilmiş olmasının ve buna karşın ilk derece mahkemesinin HMK'nın 20. madde uyarınca iki haftalık sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar vermesinin hak arama hürriyeti, adil yargılanma hakkı ve mahkemeye erişim hakkına halel getirir nitelikte olduğunu, davacının hak kaybına uğramasının engellenmesi bakımından önem arz eden menfi tespit davasının Türk mahkemeleri nezdinde görülmesi ve bir an önce hükme bağlanması gerektiğini, İlk derece mahkemesinin haksız şekilde hükmettiği davanın açılmamış sayılması kararı ise davacının haklarını koruması ve adil yargılanma hakkı bakımından engel teşkil ettiğini, T.C. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi gerekçeli kararında görevsizliğe hükmettikten sonra "gönderilmesi" ifadesi ile yetindiğini, bunun dışında tarafların, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekliliği ve ne kadar sürede götüreceği hususu gerekçeli kararın hüküm kısmında yer almadığını, dolayısıyla ilk derece mahkemesinin HMK 20. madde uyarınca vermiş olduğu davanın açılmamış sayılması kararı da bir hukuk garabeti yarattığını, davacının Türk mahkemeleri nezdinde hak arama özgürlüğünü engellediğini, adil şekilde Türk mahkemeleri önünde iddiasını ileri sürmesi ve hakkını elde etmesi imkanını da ortadan kaldırdığını, zikredilen bu kararlar ile işbu uyuşmazlık bakımından istinaf merci olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin vermiş olduğu kararlar birlikte ele alındığında, taraflarının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeme yönünden ne denli haklı olduğunun görüleceğini, söz konusu kararlar taraflara haklarını ve yükümlülüklerini hatırlatma bakımından son derece açık hükümler ihtiva ederken, somut olayda verilen hüküm yol gösterici olmaktan ve haklarını hatırlatma bakımından hayli uzak şekilde düzenlendiğini ve bu yönüyle taraflarını yanıltıcı nitelikte olduğunu, taraflarınca görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilecekse bile mahkemece taraflarına istinaf kararı ile birlikte kesinleşme şerhi tebliğ edilmediğini, davacıya kesinleşme şerhli kararının tebliğ edilmediği hususu da göz önünde bulundurulduğunda, HMK 20 uyarınca davanın açılmamış sayılması kararının da hukuken kabul edilebilir bir yanı olmadığını, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi durumunda nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmayıp ilk derece mahkemesi tarafından verilen karar işbu yönüyle de hukuka aykırılık yaratığını, mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde davalı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin nispi vekalet ücreti olmadığını ve maktu vekalet ücreti olması gerektiğini, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespiti ve protokol gereği ödediği bedelin istirdatı davasıdır.
İlk derece mahkemesince, BAM görevsizlik kararının 16.01.2022 tarihinde davacı vekiline e-tebliğ marifetiyle tebliğ edilmiş olduğu, davacının dava dosyasının, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvuru yaparak görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmediği, dosyanın görevsizlik kararı gereği mahkememize gönderilmesine ilişkin ilk davacı dilekçesinin yasal iki haftalık süre dolduktan sonra 09.06.2022 tarihinde verildiği anlaşıldığından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin hatalı olup olmadığı, davalı lehine takdir edilen vekalet ücreti noktalarındadır.
Mahkemece davanın reddine dair verilen karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 15.12.2021 tarihli, 2019/2435 E., 2021/1811 K. Sayılı ilamı ile, uyuşmazlık ticari nitelikte Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesinden kaynaklanmakta olup uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulü ile, kararın HMK'nın 353/1-a3 ve 355 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, kayıtların kapatılarak dosyanın görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri'ne gönderilmek üzere kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar verilmiş olduğu görülmüştür.
Mahkemece İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 15.12.2021 tarihli, 2019/2435 E., 2021/1811 K. Sayılı ilamının davacıya 16.01.2022 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı vekili tarafından 09.06.2022 tarihinde dosyanın İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesini talep etmiştir.
Somut olayda, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 15.12.2021 tarihli, 2019/2435 E., 2021/1811 K. Sayılı kararında, kayıtların kapatılarak dosyanın görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmek üzere kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair kesin olarak karar verildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi kararının, İlk Derece Mahkemesince görev hususunda değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi şeklinde olmadığı görülmüştür. Bu durumda,
Bölge Adliye Mahkemesince görev yönünden kesin olarak bir karar verildiğinden, İlk Derece Mahkemesince yeniden bir karar verilemeyeceğinden, İlk Derece Mahkemesince herhangi bir karar verilmeksizin, dosyanın esasa kaydedilmeden, aksine dosyanın esasının kapatılma işlemlerinin tamamlanması ile görevli Mahkemeye gönderilmesi gerekirken, dosyanın esasa kaydedilip duruşma açılarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi isabetsiz görülmüştür.
6100 Sayılı HMK'nın 331/2. maddesi uyarınca, görevsizlik veya yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik veya yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum eder.
Aynı Kanun'un 323/1-ğ maddesi uyarınca vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti yargılama giderlerindendir.
Somut olayda her ne kadar İlk Derece Mahkemesince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de, bu karardan önce İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 15.12.2021 tarihli, 2019/2435 E., 2021/1811 K. Sayılı kararı ile, Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğuna ve dosyanın esasının kapatılarak görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmiş olduğundan, taraflarca talep edilmeksizin dosya re'sen İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilecek ve artık yargılama giderlerinden olan vekalet ücretine görevli asliye ticaret mahkemesince hükmedilecektir. Bu itibarla davacının vekalet ücretine dair istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 21/05/2026