Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1998 E. 2026/1229 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1998
Karar No
2026/1229
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/1998 Esas

KARAR NO : 2026/1229 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI : 2021/65 Esas- 2023/477 Karar

TARİH: 14/06/2023

DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 18/06/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin, inşaat ve kuyumculuk alanında şahıs şirketi olarak ticari faaliyetlerini sürdürmekte olduğunu, Ekim 2014 - Şubat 2015 tarihleri arasında, davalı şirkete pırlanta ve çeşitlerinde muhtelif emtialar sattığını, ürünleri teslim alan davalı firmanın 43.000,00 TL bedeli müvekkiline ödemediğini, alacak miktarının kesin olarak tespiti için, ticari ilişkinin devam ettiği 08/10/2014- 01/02/2015 tarih aralıklarını kapsayacak şekilde davalının ticari defterlerinin incelenmesi gerektiğini, davalı şirketin, alacaklı davacıya ödeme yapması gerekirken, ihmali davranışta bulunarak, davacı adına sahte imza atan kötüniyetli yetkisiz 3. kişiye çek ciro ettiğini, davacının davalı firma ile ticari ilişki kurmasına vesile olan ... adlı üçüncü kişinin, müvekkili ile tanışarak "... ...'de tanıdıkları olduğunu, komisyon ücreti ödemesi halinde, kuyumculuk yapan müvekkili için ... ...'ye pırlanta satmasına aracılık yapabileceğini" söylediğini, bu tanışma üzerine ... ile müvekkili arasında aracılık karşılığında komisyon ücreti ödemek sureti ile sözlü anlaşma sağlandığını ve davacı müvekkilinin davalı şirket yetkilileri ile tanıştırıldığını, ilk olarak Ekim 2014'te pırlanta satımı gerçekleştiğini, Şubat 2015 tarihinde kadar parça parça pırlanta ve nevi muhtelif ürünler içerir 43.000,00 TL bedelli satımlar gerçekleştirildiğini, davalının 3 aylık periyotlarla ya da en geç 6 ayın sonunda toplu ödeme gerçekleştireceğini sözlü olarak müvekkili davacıya taahhüt etiğini, bunun üzerine ... isimli üçüncü kişinin, davacının haberi bile olmadan, davalıya giderek "hiçbir yetki belgesi ve kimlik sunmaksızın" müvekkili adını lehtar olarak yazarak müvekkili adına sahte imza atmak sureti ile çek cirolandığını, davalı yetkililerince hiç bir denetimden geçmeden yetkisiz üçüncü kişiye verilen sahte imzalı bu çeklerin, müvekkiline ödeme yapıldı olarak kayıtlarına geçildiğini, bir adet çekin ödeme bir adet çekin ise avans olarak verildiğinin öğrenildiğini, çek asıllarının Mahkeme kasalarında olduğunu, iki adet çek için de bilirkişi imza incelemesi yapılarak lehdar kısmında ve devamında "... isim ve imzalarının" müvekkilinin elinden sadır olmadığının tespit edildiğini, müvekkilinin, davalı şirket yetkilileri ile hesap kapatmak üzere görüştüğünde kendisi yerine üçüncü kişiye çek verildiğini öğrendiğini, bunun üzerine 04/04/2015 tarihinde derhal ... hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/59506 Soruşturma numaralı dosya ile suç duyurusunda bulunduğunu ve bahse konu çekler için görünürde lehtar olarak 30/04/2015 tarihinde, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/167 D.İş. ödemeden men yasağı kararı aldığını, akabinde, yine çeklerin arkasında sahte imza ve müvekkilinin adı kullanılarak, tanımadığı ve hiçbir ticari ilişkisi olmadığı bir başka kişiye cirolandığını ve çeklerin son olarak tanınmayan 3. kişi tarafından faktoring şirketlerine verildiğini, faktoring şirketlerinin her iki çek için icra takibi başlattığını, kambiyo takibi başlatan faktoring şirketlerinin borçlu olarak keşideci davalı ve lehtar müvekkili ile müvekkilinin tanımadığı ve ticari ilişkisi olmadığı üçüncü ciranta ...'ı borçlu olarak nitelendirdiklerini, takip borçlusu tarafından icra dairelerinin hesabına ödeme yapılarak icra dosyalarının infaz edildiğini beyanla şimdilik fazlaya ilişkin ıslah ve talep hakları saklı kalmak üzere, 43.000,00 TL'nin dava tarihten itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile davalıdan tahsiline, davalının toplam borcunun tespit edilerek taraflarına ödenmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talep ettiği alacak iddiasına karşılık, davalı müvekkili şirket tarafından davacının birlikte çalıştığı ve ortağı bulunan ...'e teslim edilen çekler ile ödemelerin fazlası ile gerçekleştirildiğini, davacının fazla olarak aldığı ön ödeme niteliğindeki çek ödemelerine karşılık taahhüt ettiği ürünleri müvekkili şirkete teslim etmediğini, davacının İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/59506 Soruşturma numaralı dosyasında da; ... ile birlikte çalıştıklarını ve kendisi adına müvekkili şirketten çekleri alındığını fakat kendisine teslim etmediğini, ... tarafından güveninin kötüye kullanıldığını beyan ettiğini, bu kapsamda davalı müvekkili şirket ile davacı arasında herhangi bir husumetin bulunmadığını, davacının kendisinin güvenini kötüye kullandığını iddia ettiğini ve bahse konu çekler arkasına davacının kaşesi üzerine imza atan kişi veya kişilere husumet yöneltmesi gerekirken, müvekkiline yöneltmiş olması sebebiyle davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davalı müvekkili şirket ile davacı arasında ticari ilişki kurulduğunu, davacıya almış oldukları malların borcunun ödenmiş ve teslim edeceğini taahhüt ettikleri mallar sebebi ile de ön ödeme dahi yapıldığını, fakat müvekkili davalı şirketin yapmış olduğu ön ödemenin karşılığını alamadığını, müvekkili şirketin ticari defterleri incelendiğinde davacının taraflarından alacağının olmadığı, aksine taraflarına borcu bulunduğunun görüleceğini beyanla karşı dava açma hakları saklı kalmak kaydı ile davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; dava konusunun davacı ile davalı arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının davalıya sattığı pırlanta ve muhtelif emtialara ilişkin bedelin ödenmediğinden bahisle faturalarla satılan ürünler için şimdilik 43.000,00 TL tutarındaki alacağın mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talebine ilişkin olduğu, davalı tarafça keşide edilen 48.000 TL ve 50.000 TL bedelli çeklerin dava dışı üçüncü kişi ...'e verildiği ancak sahte imza ile cirolandığı, çeklerin davacı tarafından teslim alınmadığı, davalı tarafından davacı adına düzenlenerek dava dışı üçüncü kişi ...'e verildiği hususu, hem davacının iddiası hem davalının cevap dilekçesindeki savunması hem de üçüncü kişinin soruşturma dosyasındaki beyanı dikkate alındığında taraflar arasında çekişmesiz olup, burada çözümlenmesi gerekenin ise; davalının davacı adına düzenlediği çekler nedeniyle çek bedelleri toplamı kadar davacıya ödeme yaptığının kabul edilip edilmeyeceği olduğu, dava dilekçesi ekindeki bilirkişi raporlarında çeklerdeki lehtar cirosundaki imzanın davacıya ait olmadığı belirlendiğinden ve davalı, davacı adına düzenlediği çekleri davacı dışında ortağı olduğunu iddia ettiği üçüncü kişiye teslim etmesi ile basiretli bir tacir gibi hareket etmediğinden, ayrıca davacının incelenen defterlerinde de bu hususta bir kayıt olmadığınden davalının davacı adına düzenlediği ancak davacının haberi olmayan ve davacıya teslim edilmeyen çekler nedeniyle davacıya ödeme yaptığının kabul edilemeyeceği, davacı ve davalı defterleri ile vergi kayıtlarının incelenmesi neticesinde davacının davalı adına düzenlediği davaya konu 62 adet faturadan 52 adedinin davalının kayıtlarında yer aldığı ve BA formunda gösterildiği, ancak 10 adet faturanın davalı kayıtlarında yer almadığı, davalının BA form bildiriminde de bulunmadığı ve davacı tarafından bu 10 faturanın davalıya tebliğ edildiğine dair belge sunulmadığı, davacının 52 fatura nedeniyle 36.782,92 TL tutarında alacaklı olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

DAVALI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; Müvekkili şirket tarafından davacının birlikte çalıştığı ve ortağı olan dava dışı ...'e teslim edilen çekler ile ödemelerin fazlası ile gerçekleştirildiği, hatta davacının avans olarak ödenen kısım yönünden müvekkiline mal teslim etmediği ve müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğu, davacının İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/59506 soruşturma sayılı dosyasındaki beyanında, dava dışı ... ile birlikte çalıştıklarını ve kendisi adına müvekkilinden çekleri aldığını ancak kendisine vermediğini ve güvenini kötüye kullandığını ikrar ettiği, dolandırıcılık iddiasında bulunmadığı, yine dava dışı ...'in de ifadesinde, davacı ile birlikte çalıştıklarını, çekleri aldığını ve davacıdan alacaklı olduğu için vermediğini beyan ettiği, savcılık tarafından davacının çeklerdeki ciroların kendisine ait olmadığı iddiası yönünden KYOK kararı verildiği, dava dışı ...'in davacının ticari temsilcisi olduğu, müvekkili şirkete davacı ile birlikte geldiği, mal teslim ettiği, çeklerin de tediye makbuzu ile ticari temsilci olarak bu kişiye teslim edildiği, çek bedellerinin icra dosyalarına ödendiği, çeklerde davacının ciro ve imzasının olduğu, Mahkemece tanıklarının dinlenmediği ve davacının çekleri ciro ettiği kişi ile ticari ilişkisinin incelenmediği, eksik inceleme ile karar verildiği, davacının kötü niyetli olduğu ve hakkını kötüye kullandığına ilişkindir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Dosya kapsamından; davacı tarafından; davalı adına pırlanta ve çeşitli ürünlerin satışı konusunda 62 adet fatura düzenlendiği ve davalının söz konusu fatura bedellerini ödemediği, dava dışı ... isimli kişiye 48.000 TL ve 50.000 TL bedelli çekleri vermiş ise de, bu kişinin kendisinin çalışanı olmadığı, davalı ile tanışmasına ve aralarındaki ticari ilişkinin kurulmasına aracılık ettiği, çeklerin ... tarafından kendisinin adı kullanılarak sahte imza ile ciro edildiği ve bu hususta savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunun iddia edildiği, davalının ise; dava dışı ...'in davacının ticari temsilcisi olduğunu, kendisine tediye makbuzu ile çeklerin teslim edildiğini, çek bedellerinin ise ciro edilen kişilerce başlatılan icra takip dosyalarına ödendiğini, davacının savcılığa yapmış olduğu şikayetinde, dava dışı ... ile ortak olduklarını, birlikte çalıştıklarını kabul ettiğini, bu sebeple davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını savunduğu, Mahkemece, tarafların ticari defterleri ile BA-BS formları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle alınan bilirkişi raporunda; davacı tarafın işletme defteri tuttuğu, defterlerine göre davalı adına 62 adet fatura düzenlediği ve davalıdan 44.666,08 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerinde faturalardan 52 adedinin kayıtlı olduğu ve davalının kendi defterlerinde davacının hesabına kaydettiği 98.000 TL bedelli çek ödemesi ile davacıdan 61.217,08 TL alacaklı konuma geldiği, davalının BS formunda da 52 adet faturanın bildirildiğinin tespit edildiği, davalı tarafça sunulan tediye makbuzuna göre davacı adına keşide edilen iki adet çekin yine davacı adına dava dışı ... isimli kişiye teslim edildiği, çeklerde davacıya ait cironun olduğu, davacı tarafından açılan menfi tespit davasında alınan bilirkişi raporunda ciro imzalarının davacıya ait olmadığının tespit edildiği, çeklerin son yetkili hamillerince başlatılan icra takip dosyalarında borcun davalı tarafça ödendiği, uyuşmazlığın dava dışı ... ile davacı arasında temsil ilişkisinin bulunup bulunmadığı ve adı geçene teslim edilen çekler ile davalının borcunu ödemiş kabul edilip edilmeyeceği noktasında toplandığı, her ne kadar Mahkemece, davalı tarafından çeklerin davacıya teslim edilmediği, dava dışı ...'e verilen çekler ile davalının ödeme yapmış olduğu kabul edilemeyeceğinden, davalının defterlerinde kayıtlı olan 52 adet fatura tutarı 36.782,92 TL'nin davacıdan tahsiline karar verilmiş ise de, davalı tarafından, cevap dilekçesinden itibaren yargılamanın her aşamasında, dava dışı ...'in davalının ortağı/ticari temsilcisi olduğunun ve davacının da savcılık dosyasındaki beyanında bu hususu ikrar ettiğinin iddia edildiği, dosyaya celp edilen İstanbul Anadolu CBS'nin 2015/59506 soruşturma sayılı dosyasında davacının; dava dışı ...'in kendisi ile davalı şirket arasındaki ticari alım satıma aracılık ettiğini, temin ettiği ziynet eşyalarını davalı şirkete satıp, karşılığında kendisinden komisyon aldığını, teslimatı da bu kişinin yaptığını, ödemelerin hesabına üç aylık periyotlarla yattığını ancak dava dışı ... tarafından aracılık ettiği ürünlere mahsuben davalıdan alınan 48.000 TL ve 50.000 TL bedelli iki adet çekin karşılıklarının kendisine ödenmediğini, bu hususu davalı ile mahsuplaşma yapacağı dönemde farkettiğini, anılan kişiye ulaşamadığını beyan ettiği, dava dışı ...'in ise ifadesinde; davalı tarafın çeşitli mağazalarında satışa sunulacak pırlanta ve alyanslarla ilgili taraflar arasında gerçekleşecek satışlarla ilgili olarak davacı ile sözleşme imzaladığını, sözleşmeye göre davacı ile birlikte...'da imal ettirdikleri alyans ve pırlantaları davalıya satıp, elde edilen geliri yarı yarıya paylaştıklarını, kendisinin davalıya pırlanta ve alyans satarak 48.000 TL ve 50.000 TL bedelli çekleri aldığını, çek bedellerini ise davalıya vermediğini, çünkü daha önce davacıya payını ödediğini, davacının çek bedellerinde herhangi bir hakkının olmadığını beyan ettiği, savcılık tarafından soruşturmanın güveni kötüye kullanma suçundan yürütüldüğü ve 07/06/2017 tarihli karar ile, olayın hukuki ihtilaf niteliğinde olduğundan bahisle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, söz konusu karara davacı tarafın itiraz ettiğine dair bir iddianın ileri sürülmediği, buna göre, her ne kadar çeklerdeki ciro imzası kendisine ait değilse de davacının, savcılık dosyasındaki beyanı ile dava dışı ...'in kendisini temsilen davalıya satış yaptığını, mal teslim ettiğini ve çekleri de kendisi adına aldığını ikrar ettiği, davacı ile dava dışı ... arasındaki hukuki ilişkinin davalıdan bağımsız olduğu, davalının, temsilcisi olduğu bizzat davacı tarafından kabul edilen kişiye davacı adına düzenleyerek teslim ettiği ve bedellerini yetkili hamillerine ödediği çekler ile borcundan kurtulduğu, dava dışı ... tarafından çeklerin ciro edildiği kişilerden tahsil edilen ve davacıya ödenmeyen bedellerden davalının sorumlu olmadığı, davacının bu bedelleri davalıdan değil, dava dışı ...'den talep etmesi gerektiği, bu itibarla Mahkemece, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve davalının ticari defterlerinde kayıtlı olan 52 adet faturaya konu borcun davalı tarafından ödendiği kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davalının savunması nazara alınıp soruşturma dosyası incelenmeden davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın isabetsiz olduğu anlaşılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/06/2023 tarihli, 2021/65 Esas ve 2023/477 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,

2-Davanın REDDİNE,

İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcı davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, fazla yatırılan 2,34 TL harcın talep halinde davacı tarafa iadesine,

4-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında sarf edilen harç ve yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

5-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

6-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen miktar dikkate alınarak takdir edilen 43.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

7-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine,

İSTİNAF YÖNÜNDEN:

8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

9-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,

10-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve dosyanın istinafa gidiş dönüş gideri 150,00 TL toplamı 888,00 TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

11-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine,

12-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde yatıran ilgili tarafa iadesine,

13-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 18/06/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1998, K. 2026/1229, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1998-e-2026-1229-k-ab137444ac11