Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2022/665 E. 2022/903 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/665
- Karar No
- 2022/903
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/665
KARAR NO: 2022/903
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/12/2021
NUMARASI: 2021/352 Esas - 2021/459 Karar
DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/09/2022
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/197 E. sayılı dosyası nezdinde ... Sigorta A.Ş. Tarafından, muhtelif emtianın Çin’den Türkiye’ye nakliyesi esnasında hasarlanması ve bu hasar sonucu sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tutarın müvekkili ... A.Ş.’ye rücu edilmesine ilişkin 21.05.2021 tarihinde dava ikame edildiğini, işbu taşıma için ... şirketi tarafından düzenlenen ... numaralı ana konişmentoya ilişkin navlun faturasının davalı tarafından düzenlendiğini, bu nedenle söz konusu şirketin işbu taşıma nezdinde TTK ve Yargıtay içtihatları gereğince taşıyan sıfatını haiz olduğunu, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/197 E. sayılı dosyası nezdinde müvekkili şirket aleyhine açılan davada taraflarına atfedilecek hiçbir iddianın gerçeklik payı olmadığını belirterek, işbu dava neticesinde müvekkili şirket aleyhine herhangi bir sorumluluk atfedilmesi durumunda TTK md. 1188/f. 3 gereğince fiili taşıyana rücu edileceğinden dolayı işbu davanın fiili taşıyan ... şirketine izafeten ve kendisi adına asaleten ... A.Ş. aleyhine ikame edilmesi zorunluluğu doğduğunu beyanla belirsiz alacak davası olarak ikame ettikleri işbu davada fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100,00.TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/197 E. sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Milletlerarası yetki itirazlarının bulunduğunu, yetkili makamın İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi olduğunu, konşimentonun yurtdışında düzenlendiğini ve ...nin Türkiye acentesi olan ... A.Ş.'nin herhangi bir aracılıkta da bulunmadığını, davanın miktar ve değerinin belirlenebilir olması nedeni ile belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuk yarar bulunmadığını bu nedenle davanın usul yönünden reddinin gerektiğini beyanla konşimentolarda bulunan milletlerarası yetki şartı uyarınca davanın yetki yönünden reddine, TTK 1185 maddesi uyarınca hak düşümü süre yönünden reddine ve her halükarda davanın esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Dosyaya sunulan belge ve bilgilerden navlun faturasının davalılardan ... tarafından davacı adına kesildiği, sigortalı yüklerin taşınmasına ilişkin olarak davalı ... nin tarafı olduğu ... nolu ara konişmento ile davacı tarafından düzenlendiği anlaşılan ... nolu ana konişmentonun düzenlendiği, bu durumda davacının akdi taşıyan, davalılardan ...'nin ise fiili taşıyan konumunda bulunduğu, davalı ... AŞ'nin de fiili taşımayı yapan ...'nin Türkiye genel acentesi olduğu anlaşılmıştır. TTK'nun 105.maddesinde acentenin aracılık ettiği iş ve hizmetlerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda acenteye doğrudan doğruya dava açılamayacağı, ancak acenteliklerini yaptıkları firmalara izafeten dava açılabileceği, acentelerin ad ve hesabına hareket ettikleri kişilere karşı Türkiye'de açılacak olan davalar sonucunda alınan kararlarında acentelere uygulanamayacağı hükmü sevkedilmiştir. Eldeki dosyada, davanın doğrudan doğruya davalı acenteye karşı da açıldığı belirli olup, TTK'nun 105.maddesine göre acenteye doğrudan doğruya dava açılması mümkün olmadığından, davalılardan ... AŞ hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Davalılar vekilince davaya konu taşımanın icra edildiği konşimentoda bulunan yetki kaydı nedeniyle mahkememizin Milletlerarası yetkisizliği itirazında bulunulmuş olmakla öncelikle bu hususun incelenmesi gerekmiştir. Dosya kapsamından, davacının akdi taşıyan olduğu taşıma ilişkisinde dava dışı ...'e ait emtiaların İzmir Limanından Çin Yantian Limanına davalı ... arafından ... numaralı konşimento tahtında ... isimli gemi ile taşındığı, taşımaya ilişkin düzenlenen konişmentonun davalı ... tarafından imzalandığı, ...' nin Danimarka da mukim yabancı bir şirket olduğu, taşıyıcı şirket ile geminin yabancı olması ve emtiaların Türkiye-Çin taşımasının ifa edilmesi nedeniyle uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, konişmentonun arka sayfasında taşıma şartaları 26. bölümünde yer alan yetki klozu ile taşıma sözleşmesinin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıklara İngiliz Hukukunun uygulanacağı, yetkili mahkemenin ise Londra Yüksek Adalet Mahkemesi olduğunun kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Yabancı unsur taşıyan uyuşmazlıkların çözümünde yetkili kanunun tayininden önce çözümü gereken sorun açılan davada mahkemenin milletlerarası yetkisinin bulunup bulunmadığı hususuna ilişkin olduğundan (Aysel Çeliker/Bahadır Erdem, Milletlerarası Özel Hukuk, Sayfa 19) uygulanacak hukuktan önce yetki konusunun karara bağlanması gerekmektedir. MÖHUK 47.maddesinde yer itibari ile yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılması mümkündür. Yetki şartı taraflar arasındaki ilişkiyi düzenleyen sözleşmeye ayrı bir madde olarak konulabileceği gibi ayrı bir sözleşme olarak da düzenlenebilecektir. Anılan hükme göre yetki şartının geçerli olması için uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması, Türk Mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmemiş olması ile uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması gerekmektedir. Eldeki dosyada somut uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, dava konusunun Türk mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, (Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin, 22/06/2020 tarihli, 2019/3799 Esas ve 2020/3051 Karar sayılı ilamına karşılık taşıma akdine davalının Türkiye acentesinin aracılık ettiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmadığından) deniz taşımasından yani akdi ilişkinden kaynaklandığı, konişmentonun arka sayfası 26. bölümüde bulunan yetki klozunun davacı şirketi bağladığı, konişmentodaki yetki şartına göre somut uyuşmazlık yönünden Londra Yüksek Adalet Mahkemesi'nin yetkili olduğu kanaatine varıldığından, davalılardan ... vekilinin yetki itirazının kabulü ile bu davalı bakımndan da davanın yetkisizlik nedeniyle reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Konşimentonun arka sayfasında yer alan yetki şartı müvekkili şirketi bağlamadığı gibi, konşimento arkası TBK’ya göre genel işlem şartı sayıldığından yetki sözleşmesinin taraflar arasında geçerli ve bağlayıcı olmadığını, dava konusu taşıma yabancılık unsuru taşımadığından Milletlerarası yetki bakımından Türk mahkemelerinin yetkili olduğunu, dosyada mübrez ... no lu konşimentoda fiili taşıyan ... olup, ... Mah. ... Cad. No:... Ümraniye/İstanbul adresinde mukim ... şirketi ... no lu fatura içeriğinde görüleceği üzere 23.09.2020 tarihinde işbu dava konusu Çin Türkiye arası yapılan deniz taşıması için navlun faturası kestiğini, Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) ilgili hükümleri gereği; navlun faturası düzenleyerek Maersk şirketinin taşıyan sıfatını kazandığını, müvekkili şirket ve davalı şirketin TTK hükümlerine göre kurulduklarını ve Türk tabiiyetine sahip olduklarını, bu sebeple yabancılık unsuru bulunmadığını, ayrıca navlun faturasını düzenleyen ... Mah. ... Cad. No:4/14 Ümraniye/İstanbul adresinde ... A.Ş. Şirketinin bulunduğunu, bu kapsamda da ...’nin acentesi ... A.Ş. şirketi üzerinden navlun faturası düzenlediğinin sabit olduğunu, konşimentoda yetkili mahkemenin özellikle tek yetkili mahkeme olarak belirtilmediğinden yabancı mahkeme lehine yapılan yetki klozunun, Türk mahkemesinin yetkisini ortadan kaldırmayıp yerine Türk mahkemesinin yanında bir ek yetki tesis ettiğini, bu sebeple yabancılık unsuru bulunmayan müvekkili ile davalı yan arasındaki anlaşmazlığın milletlerarası yetki sebebiyle davanın usulden reddedilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, davanın ... A.Ş. hakkında pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesinin de doğru olmadığını, ayrıca işbu davanın ...’nin acentesi sıfatıyla izafeten ... A.Ş.’ye de açılmış olup izafeten açılan taraf yönünden bir karar verilmediğini, bu durumun açıkça usule ve hukuka aykırı olduğunu, davaya konu taşımanın TTK madde 1188/3 uyarınca açılan bir rücu davası olup İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/197 E. sayılı dosyasında aleyhe karar çıkması ihtimaline binaen açıldığını, ancak İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/197 E. sayılı dosyasında devam eden davanın sonucu beklenmeden işbu davanın usulden reddedilmesinin usule aykırı olduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, deniz taşımasına konu emtianın davalı sorumluluğunda gemi ile taşınması sırasında oluştuğu iddia edilen hasar nedeniyle oluşan zararın davalıdan rücuen tahsili davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, dava konusu uyuşmazlığın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisinde kalıp kalmadığı ve konişmentodaki yetki şartının geçerli olup olmadığı ve acentenin husumetinin bulunup bulunmadığı noktasındadır. Dava dışı ... San. Ve Tic. A.Ş. tarafından ithal edilen emtianın bulunduğu konteynerler, 28/08/2020 tarihinde davalı ...'nin acentesi ...(...) ... Ltd.'nin düzenlemiş olduğu ... numaralı konişmento tahtında Çin'in Yantıan Limanından İzmir/Türkiye'ye taşınmak üzere "..." gemisine yüklenmiş ve İzmir Limanında tahliye edilmiştir. Bahsi geçen konşimentoda gönderen ... (...) ... Ltd, gönderilen ise ... A.Ş.'dir. Davalı taraf, cevap dilekçesinde konişmentonun arka yüzünde bulunan taşıma şartlarının 26. maddesinde uyuşmazlığın çözümünde İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nin yetkili olduğunun düzenlendiğini ve milletlerarası yetki şartı nedeniyle davanın yetki yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Davalı ...'nin Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kaydı olmayıp, Kopehag/Danimarka merkezli bir limited şirkettir. Davalının Danimarka kanunlarına göre kurulmuş ve merkezi Danimarka'da olan bir şirket olduğu, dolayısıyla taraflar arasındaki ilişkide yabancılık unsuru bulunduğu açıktır. Her ne kadar davalı Türkiye'de dar mükellef olarak vergilendirmeye tabi ise de, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 3/2. maddesine göre dar mükellefiyet, Türkiye'de elde ettikleri gelirlerin vergilendirilmesi amacına yönelik olarak sermaye şirketlerinin kanunî ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye'de bulunmaması halini ifade eder. Bu nedenle davalının Türkiye'de dar mükellef olması ve navlun faturasının bu mükellefiyete göre düzenlenmesi uyuşmazlığın yabancılık unsuru içermesi özelliğini ortadan kaldırmaz. Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümleri saklı olmak kaydıyla yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun hükümlerine göre tespit edilmelidir. Bu kapsamda bir uyuşmazlıkta MÖHUK'un 47. Maddesine göre, yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda taraflarca yapılacak yazılı bir sözleşme ile inhisari olarak kararlaştırılması halinde Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi sona erecektir.Dosyada sunulu bulunan 28/08/2020 tarihin ve ... numaralı konişmento ekinde taşıma şart ve koşulları'nın 26. maddesinde, konişmentonun İngiliz yasasına tabi olarak yorumlanıp buradan kaynaklanan tüm anlaşmazlıklara başka bir ülke mahkemesinin kaza dairesi hariç tutularak Londrada İngiliz Yüksek Mahkemesinin kaza yetkisine tabi olacağı düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 1237. Maddesine göre; Taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konişmento esas alınır, taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler ise navlun sözleşmesinin hükümlerine bağlı kalır. Anılan bu düzenlemede 'taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkinin navlun sözleşmesi hükümlerine bağlı kalacağı' öngörülmüş olmakla birlikte navlun sözleşmesi hakkında ayrı bir belgenin düzenlenmediği hallerde, taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkide de konişmento esas alınır; zira konişmento bir navlun sözleşmesi yapıldığını ve şartlarını tespit eder (Kender/Çetingil/Yazıcıoğlu, a.g.e, s.193). TTK'nın 1228 Maddesine göre; Konişmento, bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığını veya gemiye yüklendiğini gösteren ve taşıyanın eşyayı, ancak onun ibrazı karşılığında teslimle yükümlü olduğu senettir. Bu belge bir gemi şirketinin veya onun yetkili acentesinin veya yükleme limanında acentesi yoksa gemi kaptanının malı yükletene verdigi, nama, emre ve hamile yazılı olarak düzenlenebilen ve belge konusu malların taşınmak üzere kabul edildiğini gösteren kıymetli evrak niteliğinde taşıma senedidir. Yetki şartının bulunduğu düzenlemede davacı tarafın imzası yer almadığı gibi ayrı bir navlun sözleşmesi de bulunmamakla birlikte konişmento yükletene verildiği ve konişmentoda yer alan Taşıma Şartlarına itiraz edilmemiş olması nedeniyle, taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler için uygulanması gereken navlun sözleşmesinin bulunmaması nedeniyle onun yerine kaim olarak uygulanacak olup ... tarafından imzalanan konişmentoda yer alan yetki şartı davacı için de bağlayıcıdır. Davaya konu taşımaya ilişkin konişmento ... adına acente olarak ...(...) ... Ltd. tarafından düzenlenmiştir. Konşimentolar davalının Türkiye acentesi tarafından düzenlenmemiş olup, davalının Türkiye acentesi'nin bir kısım işlemlerde bulunması tek başına taşıma sözleşmesinin yapılmasına davalının Türkiye acentesinin aracılık ettiğini ispata yeterli değildir.Buna göre eldeki davada acentenin aracılık ettiği sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı açılacak davalara ilişkin bir düzenleme olan TTK'nın 105. maddesinin uygulanma olanağı yoktur. Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Buna göre bir sözleşmede genel işlem koşulları bulunması bu düzenlemeleri geçersiz kılmaz. Ancak sözleşme kapsamındaki karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının geçerli olması, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları da yazılmamış sayılır.6098 sayılı TBK'nın 20 vd. maddelerinde düzenlenen genel işlem koşullarına ilişkin hükümler tacirler hakkında da geçerli olmakla birlikte, genel işlem koşullarının TTK'nın 18/2. Maddesinde düzenlenen her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü ile birlikte değerlendirilmesi gerekir. Konişmentonun arka sayfasında bulunan taşıyanın hüküm ve koşullarına ilişkin düzenlemeler ticari hayatta yaygın olarak kullanıldığından, deniz yoluyla ithalat işiyle uğraşan gönderilen/alıcının taşıyanın "taşıma şart ve koşullarını" basiretli bir iş adamı gibi davranarak incelemiş olması gerekir. Yukarıda açıklandığı gibi genel işlem koşulları ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden hazırlanmış sözleşme hükümleri olup, bu özellikleri itibariyle bu sözleşmeler genellikle ilgili firmalar tarafından İnternet sitelerinde paylaşılmaktadır. Aksi yönde bir iddia ve ispat dosya kapsamında mevcut değildir. Taşıyıcı tarafından taşıma şart ve koşullarının içeriğinin öğrenilmesine imkân sağlanmadığı kabul edilemeyeceğinden ve taşımanın bu şart ve koşullar altında davalıya yaptırılması nedeniyle bu şart ve koşullar tahtında taşıma da tamamlandığına göre genel işlem koşullarının geçersiz olduğunun kabul edilmesi mümkün değildir. Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen ve yabancılık unsuru içeren eldeki davada, konişmentonun arka sayfasında bulunan taşıyanın şart ve koşullarının 26. maddesi ile taraflarca Londra'da İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin inhisari yetkisinin kabul edilmesi karşısında MÖHUK 47/1 ve HMK'nın 18. Maddeleri uyarınca davaya konu uyuşmazlık ve bu uyuşmazlıkta yetkili mahkeme ismen belirlenmiş olup geçerli bir yetki sözleşmesi bulunduğuna göre, Türk mahkemelerinin yargı yetkisi bulunmamaktadır. Bu dava, ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması hâlinde yetkili Türk mahkemesinde görülebilir.Davalı cevap dilekçesiyle süresi içerisinde milletlerarası yetki itirazında bulunmuştur. Bu halde uyuşmazlığın Türk mahkemelerinde görülmesi mümkün değildir. Davacı taraf, Türk Mahkemelerinin yetkisinin kalkmadığını iddia etmiş ise de, dosya içerisinde İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin kendisini görevsiz saydığına ilişkin bir kayıt bulunmadığından bu durum tek başına Türk mahkemelerinin yetkisini kabul etmek mümkün değildir. Bu nedenle mahkemece milletlerarası yetki itirazı kabul edilerek davanın ... yönünden usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsilik görülmemiştir. TTK'nın 105/2-3. Maddesine göre, acentenin, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir. Acentelerin ad ve hesabına hareket ettikleri kişilere karşı Türkiye’de açılacak olan davalar sonucunda alınan kararlar acentelere uygulanamaz. Anılan kanuni düzenlemeler karşısında acenteye, acentelik sıfatından dolayı doğrudan dava açılması mümkün olmayıp ancak müvekkiline izafeten dava açılabileceğinden eldeki davada davalı ... A.Ş.’nin pasif husumet ehliyeti bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece davalı ... A.Ş.'ye açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; yetki şartının geçerli olması, uyuşmazlığın Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir işlemden kaynaklanmaması ve kamu düzenine aykırılık bulunmaması ile deniz ticaretiyle ilgili özel hukuka ilişkin olması ve ayrıca ... A.Ş.’nin dava konusu taşımaya acente olarak aracılık etmemiş olması, uyuşmazlığın çözümünün mahkemenin yetkisinde olmaması nedeniyle İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/197 esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasına gerek bulunmaması karşısında ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.08/09/2022