Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/618 E. 2025/582 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/618
Karar No
2025/582
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ : 25/06/2025

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 28/05/2021 DAVANIN KONUSU: Alacak GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 25/06/2025

İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili; taraflar arasında imzalanan 12.01.2017 tarihli protokolde davalıların ...Şti.'ndeki hisselerinin ve ... İli, ...İlçesi, ... Mevkii, ... ve .... parsel sayılı taşınmazdaki hisselerinin satın alınması,... Ltd. Şti.'nin 10 yıl süre için ... su kaynağının kiralanmasına ilişkin akdettiği sözleşmedeki hak ve yetkilerinin güncellenerek elde edilmesi, isale hattı ile ilgili izinlerin sağlanması, su ürünleriyle ilgili her türlü ruhsat ve yeterlilik belgelerinin elde edilmesi, özetle protokol konusu amacın gerçekleşmesi için gerekli tüm iş ve işlemlerin yapılması hususunda anlaşmaya varıldığını, davacıların; protokol uyarınca öncelikle münfesih olan ve davalılara ait şirketin ihyası için Antalya 4. Asliye Ticaret mahkemesinde açtıkları dava masraflarını üstlendiklerini, ...den su kaynağının kiralanmasına ilişkin akdin süre uzatımını yaptıklarını, ...Müdürlüğü'nden su ürünleri yetiştiricilik ruhsatını yenileterek balık alımı yaptıkları, taşınmazlar üzerindeki tedbir ve hacizlerin kaldırılması adına işlemlerin yapılmasını sağlandıklarını, ... tarafından iptal edilen ve ... sınırları içinden geçen su isale hattı borularının sökülmesini talep eden ... Müdürlüğünden şirket adına gerekli izinlerin idari yoldan alınabilmesi için girişimlerde bulunduklarını, davacıların bahsedilen işlemler için bugüne kadar toplam 100.000 TL harcadıklarını, bu hususun davalıların da kabulünde olup davaya konu protokol metninde açıkça düzenlenerek imza altına alındığını, ....Şti.nin yargılama neticesinde ihyası akabinde şirketin .. nezdinde imzalamış olduğu ancak ihya dolayısıyla güncellenemeyen ... su kaynağının kiralanmasına ilişkin sözleşmenin 10 yıl süre ile uzatılması, su yetiştiricilik ruhsatının yenilenmesi işlemleri davacıların takibi ve gerekli masrafları karşılaması neticesinde tamamlandığını, şirket ve taşınmaz hisse devri öncesinde yapılması gerekli olan Orman Bölge Müdürlüğü tarafından iptal edilen ve ... sınırları içinden geçen su isale hattı için gerekli izinlerin alınması işlemi için yapılacak başvuru aşamasında davalıların üzerine düşen edimleri herhangi bir gerekçe göstermeksizin yapmaktan imtina ettiklerini, davalıların...Şti'ndeki hisseleri ile ,.. İli,... İlçesi, ...Mevkii, ... ve ...parsel sayılı taşınmazlardaki hisseleri üzerine; cebri icraya dayalı satışlar da dahil olmak üzere 3. şahıslara her nev'iden devir ve temlikini engeller mahiyette ihtiyati tedbir konulmasına, davacı firma tarafından yapılan 100.000 TL masraf ile, 500.000 TL olarak kararlaştırılan cezai şartın ihtarname tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalılar vekili; davaya konu olan 12/01/2017 tarihli protokolün hukuken yok hükmünde olduğunu, protokolde taraflarının açıkça belirtilmediğini, orada bir tarafta davacıların, diğer tarafta ...mirasçıları ve...mirasçılarının taraf olarak gösterildiğini ancak ... mirasçılarının protokole imza atmadıklarını bu nedenle hukuken protokolün geçerli olmadığını, hukuken geçerliliği olmayan bir belgeye dayanan davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "... her ne kadar davacı tarafça taraflar arasında düzenlenen ön protokol ve protokol gereği davalıların dava dışı hissedarı oldukları şirketin hisse devirleri ile adlarına kayıtlı taşınmazdaki hisselerinin devrine ilişkin edimleri yerine getirmedikleri gerekçesiyle protokolde belirtilen 500.000 TL cezai şart ile yapıldığı belirtilen masraflara ilişkin 100.000 TL'nin iadesi talep edilmiş ise de, cezai şart talebine ilişkin kanunda belirtilen yasal koşulların oluşmadığı, ön protokolde adı geçen ...'nın şirket hissedarları ve taşınmaz hissedarları adına taahhütte bulunduğu, ancak bu taahhütlerine ilişkin davalılar tarafından açıkça yetkilendirilmiş olmadığı, yine davalılardan talep edilen 100.000 TL'ye ilişkin de davacının yaptığı harcamayı gösterir belge ibraz etmediği görülmekle koşulları ve yasal unsurları oluşmayan cezai şart ve alacak istemli davanın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin başkaca hiçbir açıklama getirmeksizin "cezai şart talebine ilişkin yasal koşulların oluşmadığı" ifadesi ile delillerin tartışılmadığını ve bu delillerin hangi gerekçelerle kabul ya da reddedildiğinin irdelenmediğini, gerekçeli kararın HMK m.297/c hükmüne, Anayasa'nın 141/3. maddesine, adil yargılanma hakkına ve genel olarak hukuk devleti ilkesine aykırı olduğunu, gerekçenin kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olmadığını, mahkeme kararının usulüne uygun olmadığını, huzurdaki dosyanın davalıları tarafından imzalanan 12.01.2017 tarihli protokolün "Bedel ve Ödeme" başlıklı maddesinin birinci paragrafına göre müvekkillerin protokol tarihine kadar 100.000,00 TL masraf yaptığı, protokol tarihinden sonra da 200.000,00 TL daha masraf yapılacağı; bu masrafların protokolün amacı olan devirlerin gerçekleşmesi durumunda satıcılardan alınmayacağının kararlaştırıldığını, protokolün amacı olan şirket ve taşınmaz hisselerinin devri huzurdaki davanın davalıları tarafından gerçekleştirilmediğine göre, altında imzası olan davalıların yapılmış masrafları müvekkillere iade etmek zorunda olduklarından kuşkunun bulunmadığını, protokollerin sıhhatini etkileyecek herhangi bir durumun söz konusu olmadığını ancak mahkemece en az 100.000-TL'lik masrafa ilişkin belge ibraz edilmediğinden ötürü 100.000-TL'lik yapılmış masrafların iadesine ilişkin taleplerinin reddine karar verildiğini, oysa 100.000-TL'lik masrafa ilişkin "belge"nin davalıların imzasını içeren dosyadaki protokol olduğu ve huzurdaki dosyada da bu protokolün mevcut olduğu nazara alındığında yerel mahkemenin kanaatinin dosya içeriğiyle bağdaşmadığını, HMK'nın 199. maddesi uyarınca dosyaya sunulan protokollerin; müvekkilleri tarafından harcamanın yapıldığını kanıtlayan belge niteliğinde kabul edilmesi gerektiğini, davalıların; protokolü nihayete erdirecek en son ve tek kalan başvuruyu ( isale hattı güncelleme başvurusu ) yapmamış olmalarının huzurdaki davaya sebebiyet verdiğini, davalıların son başvuru olan isale hattı güncellemesini yapmadıklarını, yerel mahkemenin diğer gerekçesinin ise, davalı...nın "davalılar tarafından" yetkilendirilmemiş olduğu düşüncesine dayandığını, oysa ki davalı ...'nın davalılar tarafından yetkilendirilmesine gerek olmadığını, işbu davanın temelini oluşturan uyuşmazlığa konu 3 adet protokolün mevcut olduğunu, dosyada da mübrez olan protokollerden de görüleceği üzere, davalıların zaten 17/11/2015 tarihli ikinci protokole ve 12/01/2017 tarihli üçüncü protokole asil olarak, bizzat katılarak taraf olduklarını, yani, ... gibi, ...dışındaki davalıların da bu protokollerde âkit konumunda olduğunu, şu durumda, davalıların bizzat ikinci ve üçüncü protokoller ile üstlendikleri masraf borcu ile cezai şart borcu için temsil hükümlerinin işletilmesine gerek olmadığını, uygulanmasının mümkün olmadığını, gerekçeli kararda her ne kadar "davalılar tarafından yetkilendirilme" şartı aranacakmış gibi bir anlam çıksa da, "sezildiği" kadarıyla,...nın "bütün şirket hissedarları" tarafından yetkilendirilip yetkilendirilmediğinin sorgulanmak istendiğini, bununla birlikte, işbu davayla ileri sürülen parasal taleplerin sadece 12/01/2017 tarihli protokole imza koyan âkitlere karşı ikame edildiği nazara alınarak, tüm şirket hissedarları tarafından yetkilendirme şartına / temsil hükümlerine başvurmanın gerekli olmadığının açık olduğunu, yerel mahkeme kararında, yargılama sırasında sundukları beyanlarda geçtiği üzere, 12/01/2017 tarihli protokol öncesinde yapılan görüşmeler, hazırlık çalışmaları ve ön protokoller ile kusurlu davranan ...'nın ...sorumluluğuna ilişkin de bir değerlendirme yapılmadığını, huzurdaki davanın davalılarının hem ikinci hem de üçüncü protokollerin tarafı olduklarının da mahkemece dikkate alınmadığını istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, taraflar arasında düzenlenen protokol gereği protokolde belirtilen edimlerin davalılar tarafından yerine getirilmediği gerekçesiyle talep edilen 500.000 TL cezai şart ve protokolde belirtilen hususlara ilişkin olarak davacı tarafça yapılan işlemler bedeli 100.000 TL'nin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Somut olayda davacı tarafça, 12/01/2017 tarihli protokol ile davalılar ile ...San. Ltd. Şti hisselerinin tamamının devri ve ... ilçesi... mevkii... ve...parsel sayılı taşınmazların satışı hususunda anlaşmaya varıldığı belirtilmiştir. Davacının dayandığı protokol resmi şekilde yapılmadığından geçersizdir. Şöyle ki; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 595. maddesinde limited şirketlerde pay devrinin yazılı şekilde yapılıp noter tarafından onaylanması ve devre ortaklar genel kurulunca da onay verilmesi şartına bağlanmıştır. Devir işlemi ortaklar genel kurulunca onaylanması halinde geçerli olur. Taşınmaz mülkiyetini devir borcunu doğuran sözleşmelere ilişkin TMK’nın “Hukuki işlem” başlıklı 706 ncı maddesi; “Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır. Ölüme bağlı tasarruflar ve mal rejimi sözleşmeleri, kendilerine özgü şekillere tabidir” şeklindedir. 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 26 ncı maddesi taşınmaz satışları için tapu sicil müdürü veya tapu sicil görevlilerini yetkili kılmıştır. Tapulu taşınmazların satışına ilişkin sözleşme, resmi şekilde yapılmaz ise TMK'nın 706., TBK'nın 237., Tapu Kanununun 26. ve Noterlik Kanununun 60. maddeleri uyarınca hukuken geçersizdir. Yine limited şirket hisse devrine ilişkin sözleşme de TTK 595. maddesi gereğince resmi şekilde yapılmadığından geçersizdir. Geçersiz sözleşmeler taraflarına geçerli sözleşmelerde olduğu gibi hak ve borç doğurmaz. Taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilir. Somut olayda; yerel mahkemece, taşınmazların satımı ve limited şirket hisse devirleri resmi şekilde yapılmadığından davacıların dayandığı protokolün geçerli olmadığı, geçerli olmayan bu protokol hükümlere istinaden cezai şart hükmünün de geçerli olmadığı, geçersiz sözleşmeye dayanarak cezai şart talebinde bulunulamayacağı gözetilerek bu gerekçeyle davacı vekilinin cezai şart taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile cezai şart talebine ilişkin yasal koşulların oluşmadığı ve ön protokolde adı geçen ...'nın şirket hissedarları ve taşınmaz hissedarları adına taahhütte bulunduğu ancak bu taahhütlerine ilişkin davalılar tarafından açıkça yetkilendirilmiş olmadığı gerekçesiyle cezai şart talebinin reddine karar verilmesi Dairemizce yerinde görülmemiştir. ( Aynı yönde Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2023/3279 Esas 2024/5830 Karar sayılı, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2025/1893 Esas 2025/3037 Karar sayılı ilamları ) Sözleşmenin geçersizliği durumunda taraflar sözleşmenin ifasını isteyemez ve birbirlerini ifaya zorlayamazlar. Geçersiz sözleşmeye dayanarak, birbirlerinden müsbet zararlarını ve menfi zararlarını talep edemezler, ancak, sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak, birbirlerine verdiklerini talep edebilirler. 818 sayılı BK'nın 61/2. maddesinde (TBK'nın 77.) bu kural "...muteber olmayan...bir sebebe istinaden ahzolunan şeyin iadesi lazımdır." şeklinde ifade edilmiştir. Somut olayda ise borç sebebi gerçekleşmediği halde, iş sahibinin mal varlığında bir zenginleşme, yüklenicinin mal varlığında ise bir azalma söz konusudur. ( Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 21/01/2025 tarih 2024/3736 Esas 2025/177 Karar sayılı ilamı ) Öte yandan davacı vekilinin protokolde belirtilen taraflarınca yapıldığı iddia edilen 100.000 TL'lik masrafa ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesinde ise; resmi şekilde yapılmayan taşınmaz satımına ve limited şirket pay devrine ilişkin protokol nedeniyle temerrüt hükümleri işlerlik kazanmayacağından buna bağlı olarak da menfi zararın giderilmesi istenemez. Bu durumda taraflar geçersiz sözleşme uyarınca ancak sebepsiz zenginleşmeye dayanarak birbirlerine verdiklerini talep edebilirler. Davacı taraf dayandığı 12/01/2017 tarihli protokolde 100.000 TL masraf yaptığının sabit olduğunu, bu bedelin davalı taraftan tazmini istemektedir. Yapıldığı iddia edilen bu masraf, menfi zarar kapsamındadır. Menfi zarar ise; sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Yerel mahkemece geçersiz sözleşme nedeniyle davacının yaptığını iddia ettiği masrafları ( menfi zarar ) davalı taraftan talep edemeyeceği gerekçesiyle davacı tarafın masraf talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davacının harcamaya ilişkin belge sunamadığı gerekçesiyle masraf isteminin reddine karar verilmesi Dairemizce yerinde görülmemiştir. ( Aynı yönde Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2024/4323 Esas 2025/2401 Karar sayılı ilamı ) Ne var ki bu yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HMK'nun 353/1.b-2 maddesi gereğince yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Sonuç olarak; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/05/2021 tarih ve ... Esas,...Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, a-Davanın REDDİNE, b-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 615,40 TL harcın peşin olarak alınan 10.246,50 TL harçtan mahsubu ile bakiye 9.631,10 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, c-İstinaf edenin sıfatı ve istinaf nedeni dikkate alınarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davada red edilen miktar dikkate alınarak hesap edilen 47.050,00 TL vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalılara VERİLMESİNE, d-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, e-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde istek aranmaksızın davacıya İADESİNE, 3-İstinaf incelemesi yönünden; a-Davacıların istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 59,30 TL maktu istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde talebi halinde ilk derece mahkemesince davacılara İADESİNE, b-Davacılar tarafından istinaf incelemesi için yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 88,60 TL posta masrafı, 81,50 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 332,20 TL istinaf yargılama giderinin davalılardan alınarak davacılara VERİLMESİNE, c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacılar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 4-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca dava tarihindeki miktarı itibariyle 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 25/06/2025 ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/618, K. 2025/582, T. 25.06.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-618-e-2025-582-k-1106e2505088