Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/598 E. 2026/870 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/598
- Karar No
- 2026/870
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/598
KARAR NO: 2026/870
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/11/2021
NUMARASI: 2020/612 Esas 2021/816 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 10/06/2026
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi ;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı arasında 22.03.2016 tarihinde danışmanlık hizmet sözleşmesi hazırlandığı, işbu sözleşme 07.11.2018 tarihinde sona erdirildiği ve akabinde taraflar arasında 06.12.2018 tarihli fesih ve ibra protokolü imzalandığı, sözleşme ile davacı şirketin SGK ücret bordrolarının 6111 Sayılı Kanun kapsamında değerlendirilerek 01.03.2011 tarihinden kanunun son uygulanma tarihine kadar olan tasarruf tablosunun aylık bazda ve bu tarihten sonra da ilgili teşvik haklarının süresi boyunca davacı adına teşvik kazanımlarının sağlanması için gerekli her türlü işlemlerin yürütülmesinin amaçlandığı, davacı şirket üzerine düşün tüm edimleri yerine getirdiği, davalı tarafından ilgili teşviklerin hesaplanmasında tahakkuk fişi üzerindeki matrahtan 5510 sayılı Kanun ile getirilen %5 oranında yapılması gereken indirimin mahsup edilmediği, hatalı hesaplama yapıldığı ve bu hesaplama sonucunda davacı 20.892,47 TL zarara uğratıldığı, davalıya ....Noterliği” nin ... yevmiye numaralı ve 19.07.2019 tarihli ihtarnamesi gönderildiği halde cevap bile verilmediği ve ödeme de yapılmadığından icra takibi başlatıldığı beyan ve gerekçelerle itirazın iptali ve takibin faizi ile birlikte devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; Davalı şirket davacı ile akdedilen danışmanlık hizmet sözleşmesi kapsamında tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, yapılan 22.03.2016 tarihli sözleşme ile SGK Bordrolarını yürürlükte bulunan 6I11 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilerek 01.03.2011 den itibaren Kanun'nun son uygulanma tarihine kadar olan süre boyunca teşviklerden yararlandırılmasının kararlaştırıldığı, davacı müşteri ile güncel dönem çalışmaları düzenli bir şekilde ilerlediğini ve güncel dönem teşvik kazançları düzenli olarak raporlandığını, raporlamalar doğrultusunda mutabakatlar yapılarak sözleşme ile belirlenen güncel dönem teşvik oranı üzerinden davacı şirkete teşvik faturaları kesildiğini ve bu faturaların tamamı da müşteri tarafından ödendiğini, sözleşmenin devam ettiği süre içinde 09.02.2017 tarihli 29974 sayılı Resmi Gazete ile yürürlüğe giren 687 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunun” da değişiklikler yapılarak işverenlere yeni teşvik imkanları sağlandığı, 27.03.2018 tarihli 30373 Mükerrer sayılı Resmi Gazete ile yayımlanan 7103 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu” nda değişiklikler yapılarak işverenlere bu kapsamda da geriye dönük teşvik imkanları sağlandığı, 03-2016-01-2017 aralığında sadece 6111 sayılı Kanun kapsamında teşvik çalışması, 02-2017-12-2017 aralığında 687 sayılı KHK kapsamında teşvik çalışması, 01-2018-10-2018 aralığında 7103 sayılı Kanun kapsamında teşvik çalışmaları yapıldığı, davacı taraf 5510 sayılı Kanun kapsamında zaten faydalanacak olduğu % 5 tutarındaki teşvikin komisyon oranlarından düşülmemesi nedeniyle davalı şirketin hatalı hesaplama yaptığını ve bu nedenle de zarara uğradıklarının iddia edildiği, davalı şirket, müşteri memnuniyeti politikaları çerçevesinde sözü edilen zararların detaylandırılmasının istendiği fakat talep edilen bilgiler hakkında herhangi bir açıklama yapılmaksızın 19.07.2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bu kez %5 oranındaki indirimin mahsup edilmeksizin hesaplama yapılmadığı ve fesih ibra protokolünden sonra yapılan işlemler için herhangi bir ödeme yapmayacağı beyanlarını içeren ihtarnameyi davalı şirkete keşide edildiğini, bir kişi 6111 sayılı Kanun uyarınca teşvikten yararlanacağı zaman bu kişinin prime esas kazanç tutarı üzerinden 5510 sayılı Kanun kapsamındaki %5 indirimi ayrı hesaplanmakta ve önce o teşvikten yararlandırılmakta, akabinde ise yine prime esas kazanç üzerinden 6111 sayılı Kanun düzenlemeleri uyarınca % 15,5 olarak ayrıca hesaplama yapıldığı, kişinin 687 sayılı KHK ile düzenlenen teşvikten yararlanması durumunda ise 6111 sayılı Kanun kapsamında olduğu şekilde teşvik uygulaması gerçekleştirilmediği, bu halde sadece 687 sayılı KHK indirimi olan günlük 22,22 TL indirim uygulandığını, akdedilen fesih ve ibra protokolü uyarınca davacı tarafın davalı şirkete ödemesi gereken 41.566,17 TL tutar da mevcut olduğunu beyanla davanın reddine, davalı aleyhine % 20' den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; ''...Dosya kapsamındaki tüm belge ve bilgiler değerlendirildiğinde; 13.02.2011 tarihinde kabul edilen 6111 Sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 74. maddesi ile 4447 sayılı Kanuna eklenen geçici 10. madde ile yeniden düzenlenmiştir.
07.06.2011 tarihinde yayınlanan 2011/45 Sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının genelgesinin incelenmesi;
Konu: 6111 sayılı Kanunla yapılan sigorta primi desteği düzenlemeleri,
1-) Genel Açıklamalar: Bilindiği üzere, 25.02.2011 tarihli ve 27857 Mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile;
- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) bendinde öngörülen beş puanlık prim desteğinden,
- 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun geçici 7 inci ve geçici 9 uncu maddelerinde öngörülen işveren hissesi sigorta prim desteklerinden, yararlanılmasına ilişkin esaslarda bazı değişiklikler yapılmış, ayrıca 4447 sayılı Kanuna, yeni bir sigorta primi işveren hissesi desteğinin yer aldığı geçici 10 uncu madde eklenmiştir.
- 6111 sayılı Kanunla Sigorta prim desteklerinde yapılan düzenlemeler 01.03.2011 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiş olup söz konusu düzenlemelere ilişkin uygulama usul ve esasları ile halen yürürlükte bulunan sigorta primi destekleri ile ilgili olarak uygulamada karşılaşılan bazı tereddütlere ilişkin hususlar aşağıda açıklanmıştır.
- “Bu fıkrayla düzenlenen destek unsurundan diğer ilgili mevzuat uyarınca ayrıca yararlanmakta olan işverenler aynı dönem için mükerrer olarak bu destek unsurundan yararlanamaz. Bu durumda, işverenlerin tercihleri dikkate alınmak suretiyle uygulama, destek unsurlarından sadece biriyle sınırlı olarak yapılır.” Cümleleri “Bu fıkra ve diğer ilgili mevzuatla sağlanan sigorta prim desteklerinin aynı dönem için birlikte uygulanması halinde, bu destek öncelikle uygulanır” şeklinde değiştirilmiştir. (EK-3)
Genç, kadın ve mesleki yeterlilik belgesi sahibi sigortalıların istihdamında yararlanılan teşvik olarak ek istihdam teşviki için Sosyal Güvenlik Kurumu süregelen dönemlerde mevzuat değişiklikleri olmuştur. Sosyal Güvenlik Kurumunun 18.03.2015 tarihinde yürürlüğe koyduğu 2015/10 sayılı Genelge ile geçmişe dönük teşvikten yararlanmak için verilen hizmet belgelerinin işleme alınmayacağı, genelge yürürlük tarihi olan 18.03.2015 öncesi verilenlerin işleme alınacağı belirtilmiştir.
09.02.2017 tarihli ve 29974 sayılı Resmi Gazete ile yürürlüğe giren 687 Sayılı KHK nın MADDE 3 – 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir.“GEÇİCİ MADDE 17 – 31/12/2017 tarihine kadar işe alınan her bir sigortalı için geçerli olmak üzere, 1/2/2017 tarihinden itibaren özel sektör işverenlerince Kuruma kayıtlı işsizler arasından işe alınanların; işe alındıkları tarihten önceki üç aya ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde kayıtlı sigortalılar dışında olmaları ve 2016 yılı Aralık ayına ilişkin aylık prim ve hizmet belgelerindeki sigortalı sayısına ilave olmaları kaydıyla işe alındıkları tarihten itibaren 31/12/2017 tarihine kadar geçerli olmak üzere sigortalının aylık prim ödeme gün sayısının 22,22 TL ile çarpılması sonucunda bulunacak tutar, bu işverenlerin Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyecekleri sigortalı hisseleri dahil tüm primlerden mahsup edilmek suretiyle işverene destek ödemesi yapılır ve destek tutarı Fondan karşılanır.
İşverenlerin aylık prim ve hizmet belgelerini veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerini yasal süresi içerisinde vermediği, sigorta primlerini yasal süresinde ödemediği, yapılan kontrol ve denetimlerde çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği veya bildirilen sigortalının fiilen çalışmadığı durumlarının tespit edilmesi, Sosyal Güvenlik Kurumuna prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunması hallerinde birinci fıkra hükümleri uygulanmaz.
Ancak Sosyal Güvenlik Kurumuna olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre tecil ve taksitlendiren veya ilgili diğer kanunlar uyarınca yapılandıran işverenler bu taksitlendirme ve yapılandırma devam ettiği sürece anılan fıkra hükmünden yararlandırılır.
Bu madde hükümleri; kamu idarelerine ait işyerleri, 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile 2886 sayılı Kanuna, 4734 sayılı Kanuna ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri ile 4734 sayılı Kanundan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz.
Bu maddeyle düzenlenen destek unsurundan yararlanmakta olan işverenler; aynı sigortalı için aynı dönemde diğer sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden yararlanamaz.(...)" 6111 sayılı teşvikten yararlanılması halinde, işverenin (yada işveren payının) Sosyal Güvenlik Kurumu” na ödemek zorunda olduğu % 20,5 lik prim tutarının % 5 lik Hazine Desteği düşüldükten sonra geriye kalan %15,5 lik prim tutarı kadar kazanç sağlanacaktır.
687 sayılı KHK ile getirilen istihdam teşvikinde ise Sosyal Güvenlik Kurumuna ödenmesi gereken işçi ve işveren payı ile işsizlik sigorta priminin işçi ve işveren paylarını kapsayacak şekilde çalışan başına günlük 22,22 TL ile çarpılması sonucu bulunacak rakam kadar yararlanılabileceği anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla 6111 sayılı teşvik ile 687 sayılı teşvikin arasındaki en önemli farkın 6111 sayılı kanunda sadece işveren payında bir teşvik var iken 687 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede ise hem işçi hem de işveren payında bir teşvikin var olduğu anlaşılmak -tadır. 687 sayılı teşvikten yararlanmak isteyen bir işveren bunun dışında başka bir teşvikten yararlanmayacağının geçici madde 17'den anlaşılmıştır.
İşveren Yönünden 6111 Teşviki; Aylık prim ve hizmet belgesinin Kuruma yasal süresinde verilmiş olmasına, Primlerin yasal süresi içinde ödenmesine, Kayıt dışı sigortalı çalıştırılmamasına, Borcu varsa, bu borçlarının yapılandırılmış veya taksitlendirilmiş olmasına; Prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme zammı ve cezası borcunun bulunmamasına bağlı olduğu ve doğrultu da davalı şirketin davacı şirkete hizmet vermesinin de söz konusu olduğu ve yararlanma süreleri erkeklere ve kadınlara, sahip olunan belgelere ve yaşa göre değişmekte olduğundan teknik inceleme ve değerlendirmeler yapılmaksızın teşviklerden herhangi bir işlem yapılmaksızın davacı şirketin yararlanmış olmasının da mümkün olmadığı değerlendirilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan 22.03.2016 Tarihli Danışmanlık Hizmeti Sözleşmesi ile Davacı Müşterinin SGK ücret bordrolarının, 6111 sayılı kanun kapsamında değerlendirilerek, 01 Mart 2011'den kanunun son uygulanma tarihine kadarki tasarruf tablosunun, aylık bazda ve bundan sonra ilgili teşvik haklarının süresi boyunca, davacı müşteri adına teşvik kazanımlarının sağlanması için gereken her türlü işlemlerin yürütülmesini amaçlandığı ve bu kapsamda; SGK işyeri sicil numaraları ve e-bildirge şifreleri ile ...” in talep ettiği bilgilerin davacı müşteri tarafından verilmesi sonrasında, ilgili dönem/aylara ilişkin teşvik taraması, raporlandırılması ve geçmişe dönük teşvike uygun kişilerin ek iptal bildirgelerinin hazırlanması, ilgili SGK yönetmeliğine uygun olarak geçmiş dönem haklarının iadesi çalışmalarını ve paylaşılan bilgiler ile devam eden gelecek dönemde aylık bazda davacı müşterinin ilgili teşvikten yararlandırılması yönünde davalı şirketin sorumluluklarının belirlendiği tespit edilmiştir.
Taraflar arasındaki imzalanan 06.12.2018 Tarihli Fesih ve İbra Protokolü uyarınca; 22.03.2016 tarihli Sözleşmenin davalı ...'in belirtilen hakları saklı kalmak üzere 07.11.2018 tarih itibariyle ve tarafların ortak ve tam mutabakatıyla Sözleşmenin tamamı için geçerli olmak üzere sona erdirildiği, Sözleşmenin 7.1. maddesi gereği %15 (Yüzde Onbeş) oranı ile davalı şirketin geçmiş dönem çalışması hak edişi (41.566,1715 TL) saklı kalmak üzere; her nevi ticari ilişkiden kaynaklanan ve ileride kaynaklanabilecek hiçbir talepleri, alacakları, iddiaları ve hakları kalmadığını; (madde 4 haricinde) ileride diğer taraftan herhangi bir alacak, hak iddia etmeyeceklerini, bunların tümünden feragat ettiklerini, karşılıklı olarak birbirlerini her bakımdan her suretle gayri kabulü rucü olarak ibra eylediğini kabul, beyan ve taahhüt ettikleri, sözleşmenin feshini müteakip geriye dönük yapılacak olan incelemede teşviklerden eksik yararlandırma söz konusu ise ortaya çıkan farkın davalı ...'ten tazmin edileceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.
Dosya kapsamındaki 2017 ve 2018 yılı dönemlerini kapsar sgk tahakkuk fişleri, bilirkişi raporları, sgk mevzuatı, ihtarnameler, ticari defterler, sözleşmeler, protokoller, takip dosyası, cari hesap ekstreleri ve tüm belge bilgiler değerlendirildiğinde davalının fazla bir hak ediş tahakkuku olmadığı ve davacıdan fazladan tahsil edilen bir bakiyenin bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;
Dava; taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi kapsamında alacağın tazmini amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
.... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının, davaya konu hizmet sözleşmesi kapsamında 20.892,47 TL alacağın tahsili için takip başlattığı, davalının yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Dosya kapsamına göre; taraflar arasında imzalanan 22.03.2016 tarihli Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi ile davalı ...' in vermiş olduğu resmi danışmanlık hizmeti kapsamında; müşterinin SGK ücret bordrolarının, 6111 Sayılı Kanun kapsamında değerlendirilerek, 1 Mart 2011'den Kanunun son uygulanma tarihine kadarki tasarruf tablosunun, aylık bazda ve bundan sonra ilgili teşvik haklarının süresi boyunca, müşteri adına teşvik kazanımlarının sağlanması için gereken her türlü işlemlerin yürütülmesini amaçlandığı, bu kapsamda bahsi geçen teşvik çalışmasının ... tarafından oluşturulması kararlaştırılmıştır. Davalı ... Sözleşme ile uzman personellerle; davacı şirket tarafından kendisine bildirilen bilgi ve veriler doğrultusunda davacı şirketin ilgili dönem ve aylara ilişkin teşvik taramasının yapılması, raporlandırılması ile geçmişe dönük teşvike uygun kişilerin ek iptal bildirgelerin hazırlanması ve ilgili SGK yönetmeliğine uygun olarak geçmiş dönem haklarının iadesi çalışmalarının sağlanması konularında davacı şirkete hizmet vermeyi üstlenmiştir.
Sözleşmenin servis ücreti ve ve ödeme koşulları başlıklı 7. Maddesi; ...'e ödenecek danışmanlık hizmeti oranlarının belirlenmesinde;
- Müşteri'nin iş bu sözleşmenin imza tarihine kadar henüz faydalanmadığı 6111 sayılı Kanun kapsamındaki teşvik tutarını Madde 7.1 de belirtilen oranlar ile, sözleşmenin imza tarihi sonrasında, 6111 sayılı Kanun kapsamındaki teşvik tutarını ise madde 7.2 de belirtilen oranlar ile ödenmesi temel alınacağı,
7.1- Mart 2011-Şubat 2016 dönemi teşvik taramasında geçmişe dönük teşvik kazanımları ve danışmanlık bedeli oranları ile ; 1 TL üzeri 6111 teşvik kazanımları adına % 15
7.2- Cari ay ve devam eden dönemler için teşvik taramasında güncel dönem teşvik kazanımları ve danışmanlık bedeli oranları ile ; 1 TL üzeri 6111 teşvik kazanımları adına % 20 Bu oranlardan doğan hak edişler + KDV olarak müşteriye faturalandırılacağı kararlaştırılmıştır.
Mali Müşavir ile Ticaret-Borçlar Hukuku Nitelikli Hesap Uzmanından alınan 30/05/2021 tarihli müşterek raporda özetle ; "Davacı şirket yasal defter kayıtlarına göre 2016, 2017 ve 2018 yıllarında davalı şirket ile yapılan ticari işlemlerinden herhangi bir alacağının olmadığı tespit edildiği, davacı şirketin 02-2017 tarihinden 10-2018 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun kapsamında % 5 indirim uygulanmaması nedeniyle davacı şirketin uğradığı zarar rakamının 20.892,47 TL olarak liste halinde hesap edildiği,
Heyetteki mali müşavir bilirkişinin tespitleri doğrultusunda 6111 sayılı teşvik ile 687 sayılı teşvikin arasındaki en önemli farkın 6111 sayılı kanunda sadece işveren payında bir teşvik var iken 687 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede ise hem işçi hem de işveren payında bir teşvikin var olduğu, dolayısıyla 687 sayılı teşvikten yararlanmak isteyen bir işverenin bunun dışında başka bir teşvikten yararlanmayacağının geçici madde 17' den anlaşıldığı, bu sebeplerle eksik yararlandırma söz konusu olmadı" yönünde görüş bildirilmiştir.
Davacı vekilinin itirazların doğrultusunda bilirkişi heyetinden alınan 30/08/2021 tarihli raporda özetle; " Davacı şirketin hem 5510 sayılı hem de 6111 sayılı Kanundaki teşviklerden birlikte yararlandırıldığı, %5 peşin ödeme prim desteği ile %15,50 oranındaki işveren hissesi sigorta prim desteğinden istifade ettirildiği, davalı şirketin davacı şirketi 687 sayılı KHK den yararlandırarak en azından %14 oranındaki teşvik primi olan işçi payından yararlandırıldığı, davacının itirazının %5 oranındaki peşin ödeme indirimi desteğinin zaten uygulandığı konusunun ise geçici 17. Madde ile söz konusu olmadığı, dolayısıyla davalı şirketin davacı şirketi asgari ücretli bir çalışan üzerinden %9 daha fazla bir teşvikten yararlandırdığı, 7103 ve 687-1687 sayılı teşviklerde 5510 sayılı Kanundan doğan geçmiş dönemde herhangi bir borcu bulunmamasına istinaden bir teşvikin uygulanmadığı, dolayısıyla davacının yararlanılan teşviklerden başka bir indiriminin söz konusu olmadığı, 30.05.2021 tarihli bilirkişi kök rapordaki görüşü değiştirecek yeni bir bilgi ve belgenin dava dosyasına sunulmamış olduğu" yönünde görüş ve kanaatini bildirmiştir.
Somut olayda; Davacı taraf, ilgili teşviklerin hesaplanmasında tahakkuk fişi üzerindeki matrahtan 5 oranında yapılması gereken indirim mahsup edilmediğini, oysaki %5'lik indirim davalının herhangi bir katkısı bulunmaksızın belirli şartları taşıması halinde SGK tarafından kendiliğinden uygulanan bir teşvik olup davacının bu konuda herhangi bir işlemi, emeği veya katkısı bulunmadığını, davalı herhangi bir işlem yapmasa da davacı şirketin zaten bu teşvikten faydalanacağını, işbu davadaki talebinin 5510 sayılı kanundan kaynaklanan 5'lik indirimin uygulanması için davacı tarafından herhangi bir işlem yapılması gerekmediği ve de yapılmadığı halde, davacı tarafından işlem yapılmışçasına kendilerine fatura kesilmesi nedeniyle davacının 20.892,47 TL zarara uğradığından bahisle huzurdaki dava açmıştır. 06.12.2018 Tarihli Fesih ve İbra Protokolünün incelendiğinde ; ...'in aşağıda belirtilen hakları saklı kalmak üzere 07.11.2018 tarih itibariyle ve tarafların ortak ve tam mutabakatıyla sözleşmenin tamamı için geçerli olmak üzere sona erdirildiği, işbu mutabakat uyarınca Taraflar; EK-1 de ayrıntısı ile yer alan çalışma üzerinden sözleşmenin 7.1. maddesi gereği %15 (Yüzde Onbeş) oranı ile ...' e ödenmesi gereken geçmiş dönem çalışması hak edişi (41.5661715 TL) saklı kalmak üzere; her nevi ticari ilişkiden kaynaklanan ve ileride kaynaklanabilecek hiçbir talepleri, alacakları, iddiaları ve hakları kalmadığını; (madde 4 haricinde) ileride diğer taraftan herhangi bir alacak, hak iddia etmeyeceklerini, bunların tümünden feragat ettiklerini, karşılıklı olarak birbirlerini her bakımdan her suretle gayri kabulü rucü olarak ibra eylediğini kabul, beyan ve taahhüt etmiş olup iş bu sözleşmenin feshini müteakip geriye dönük yapılacak olan incelemede teşviklerden eksik yararlandırma söz konusu ise ortaya çıkan fark ...' ten tazmin edileceği kararlaştırılmıştır.
Davacı taraf, takip konusu tutar kadar eksik yararlandırmanın söz konusu olduğunu, bunun tazmini/tahsili için takip başlatıldığını, davalı taraf ise eksik yararlandırmanın söz konusu olmadığını, sözleşme devam ederken 09.02.2017 tarihli 29974 sayılı ... yayımlanarak yürürlüğe giren 687 sayılı KHK ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunun'da değişiklikler yapılarak işverenlere yeni teşvik imkanları sağlandığını, 27.03.2018 tarihli 30373 2.Mükerrer sayılı Resmi Gazete ile yayımlanan 7103 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda değişiklikler yapılarak işverenlere bu kapsamda da geriye dönük teşvik imkanları sağlandığını, davacı tarafın 5510 sayılı Kanun kapsamında bundan zaten faydalanacak olduğunu ve gerçek anlamda eksik yararlandırmanın söz konusu olmadığını savunmuştur. Denetime açık hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak ifade edildiği üzere teşviklerden eksik bir yararlandırma söz konusu olmadığı, dolayısıyla davacıdan fazladan tahsil edilen bir hak ediş bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf harcından, davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 651,30 TL harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.10/06/2026