Bölge Adliye Mahkemesi · İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2022/48 E. 2025/1280 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/48
Karar No
2025/1280
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2022/48 KARAR NO : 2025/1280

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/09/2021 NUMARASI : 2019/864 Esas 2021/488 Karar DAVA : BANKA TEMİNAT MEKTUBUNUN İADESİ KARAR TARİHİ : 03/07/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 03/07/2025

İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/864 Esas ve 2021/488 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı kurum tarafından 2015/74230 İhale Kayıt numarası ile açılan Özel Güvenlik Hizmeti Alım İhalesine en düşük teklifin müvekkili firma tarafından verildiğini, taraflar arasında 09/10/2015 – 08/10/2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Özel Güvenlik Hizmet Alım sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşme gereğince .... Bankası ... Şubesinin 28/08/2015 tarih ve 1245536 sayılı ve 1.200.000,00 TL bedelli teminat mektubunun müvekkili firma tarafından davalı kuruma verildiğini, sözleşme gereği işin süresi içinde eksiksiz bir şekilde ifa edilmiş olduğunu, süre sonunda Sosyal Güvenlik Kurumundan İş Bitirme Belgesi de alınarak davalı kurum ile müvekkili firma arasındaki hizmet ilişkisinin sona erdiğini, davalı kurumun teminat mektubunu iade etmediğini, 16/02/2018 tarihli dilekçe ile davalı kuruma başvurularak yasal şartları oluştuğu halde iade edilmeyen teminat mektubunun iadesini talep ettiklerini, aradan geçen uzun süre boyunca teminat mektubunun iade edilmediğini, davalı kurumun iade etmemekle birlikte davacı şirkete yazılı bir cevap dahi vermediğini, aradan geçen 1 yıllık sürede halen teminat mektubunun iade edilmediğini, bu süre zarfında müvekkili firma bankanın komisyonları ödemeye devam ettiğini ve teminat miktarlarınca bedeli kullanamayarak ekonomik zarara uğradığını, 22/09/2015 Tarihli Hizmet Alımlarına Ait Tip Sözleşmenin 11.4. numaralı maddesine göre; “Yüklenicinin idareye herhangi bir borcunun bulunmaması, SGK’dan İlişiksiz Belgesinin alınması, İdareye ve SGK ’ya olan borçları ve ücretin ödenmesi” halinde Kesin Teminatın İade edileceğinin belirtildiğini, bu şartların tamamının iş olmasına rağmen teminat mektubunun sözleşmeye aykırı olarak iade edilmediğini, 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 2.maddesinde asıl-alt işverenin işçilik alacaklarından müştereken-müteselsilen sorumlu olduklarının belirtildiğini, yasanın 112. Maddesinin 2.fıkrasında ise Kıdem Tazminatından münhasıran Asıl İşverenin (Davalı Kurum ) sorumlu olacağının belirtildiğini, İş Kanunu 112.maddeye ek fıkra eklenerek “4734 sayılı Kanunun 62. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilere, 11/9/2014 tarihinden sonra imzalanan ihale sözleşmeleri kapsamında, kamu kurum ve kuruluşlarına ait işyerlerinde 11/9/2014 tarihinden sonra geçen süreye ilişkin olarak kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemeleri için sözleşmesinde kıdem tazminatı ödemesinden ötürü alt işverene rücu edileceğine dair açık bir hükme yer verilmemişse alt işverenlere rücu edilmez.” şeklinde olduğunu, maddeye göre 11/09/2014 tarihinden sonraki alt işveren çalışmalarında, asıl işveren tarafından alt işverenin işçilerine ödenen kıdem tazminatları, alt işverene rücu edilemeyeceğini, yasal düzenlemeye göre, asıl işverenin alt işverene rücu edemeyeceği bir alacak kaleminden alt işverenin sorumlu olamayacağını, alt işverenin borcunu oluşturmayan bir alacak kaleminin de teminat mektubunun iadesinde engel teşkil etmeyeceğini, dava konusu olayda, kıdem tazminatlarının teminat mektubunun iadesine engel teşkil etmeyeceğinin sübuta ermiş olduğunu, davalı kurumun Kamu İktisadi Teşebbüsü olduğunu, Sözleşmenin 11.4 maddesinin; Sosyal Güvenlik Kurumundan İlişiksizdir Belgesi alınmalı ve Yüklenicinin ihale konusu işten dolayı herhangi bir borcu olmamalı şeklinde olduğunu, davalı kurumun teminat mektubunu iade etmeme gerekçesinin, müvekkili firmada daha önce çalışmış işçilerin kıdem tazminatlarına dair ikame ettikleri davalar olduğunu, yasal düzenlemeye göre Sözleşmenin 11.4. Maddesindeki teminat mektubunun iadesi şartlarının gerçekleştiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Çiğli Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 03.01.2018 gün ve 39832432.1563401.035.V.r.14565116 Sayılı ve teminat iadesi konulu yazısı ile İlişiksizdir Belgesi alındığını ve davacı kurum tarafından davalı kuruma gönderildiğini, davalı idarenin aradan geçen süreye rağmen hiçbir yazılı gerekçe sunmaksızın teminat mektubunu iade etmediğini, ihale konusu işin bitirildiğiri, ilişkisizdir belgesinin alındığını, ancak davalı kurum tarafından teminat mektubunun iade edilmediğini, kıdem tazminatı ödemelerinden münhasıran davalı kurumun sorumlu olduğunu, rücu davasının birlikte sorumluluk halinde açılan bir dava olduğunu, birlikte sorumlu olmayan hallerde bu davanın açılamayacağını, İş Kanununun 112/5 fıkrası davalı kurumun, müvekkili firmaya rücu davası açmasını net bir şekilde yasakladığını, özel yasa ve özel madde ile yasa koyucunun müvekkili firma ile davalı kurumun birlikte sorumlu olmadığını ifade ettiğini, davalı kurumun münhasıran sorumlu olduğunu, kıdem tazminatı borcunun davalı kuruma ait olduğundan, müvekkili firmanın davalı kuruma borcunun bulunmadığını, davalı kurumun ödediği yahut ilerde ödeyeceği muhtemel kıdem tazminatlarını teminat mektubunu iade edilmemesine gerekçe gösteremeyeceğini, müvekkili firmanın daha fazla zarara uğramaması adına davaya konu teminat mektubunun paraya çevrilmesinin önlenmesi için dava sonuçlanıncaya kadar İhtiyati Tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkilinin ... iştiraklerinden olduğunu ve kamu hizmeti sunduğunu, kamu hizmeti olarak raylı sistem toplu ulaşım hizmeti verildiğini, bu hizmeti yerine getirirken, bünyesinde bulunan merkez binası başta olmak üzere, tamir atölyesi, istasyon binaları ile taşıma işlevini yerine getiren trenlerin koruma ve güvenlik hizmetlerinin yapılması için ihale yoluyla bu hizmetleri almak için mevzuatlara uygun şekilde ihaleler açıldığını, bu bağlamda 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu ve Hizmet İşleri Genel Şartnamesi kapsamında ihale açmak suretiyle “Birim fiyat/Götürü Bedel Hizmet Alımı Sözleşmesi” ile hizmet aldığını, bu ihalelerin 4734 sayılı ve 4735 sayılı yasa kapsamında gerçekleştiğini, bu süreç eksiksiz ve mevzuata uygun olarak sonuçlandığını, davacı firmanın dava dilekçesinde 2015/74230 ihale kayıt nolu hizmet alım ihalesi sebebi ile müvekkili şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını ve vermiş olduğu teminat mektubunun iadesini talep ettiğini, bunun yanında hizmet alım süresince davacı şirketin işçileri tarafından müvekkili kuruma karşı, işçi alacakları olduğu iddiası ile çeşitli davalar açıldığını, söz konusu davaların bir kısmının karara çıktığını ve Yargıtay aşamasında iken bir kısmında ise halen yargılamanın devam ettiğini, bu hususun bizzat davacı firmanın dava dilekçesindeki beyanlarıyla sabit olduğunu, davacı şirketin 2015 yılından 2017 yılına kadar 24 ay hizmet verdiğinden bu süre içerisinde değişik dönemlerde işçilik alacağı hak ederek işten ayrılmış olan çalışanların dava açarak haklarını müvekkili kurumdan talep ettiklerini, dolayısıyla sadece 2015 ve 2016 yılı değil, daha önceki yıllardan devrolan ve davacının sorumluluğunda olan alacaklar için de dava açıldığını ve davacı firmanın sorumlu olduğu dönemlere ilişkin taleplerin mevcut olduğunu, davacı firmanın ihale bitimi nedeni ile doğan ve müvekkili şirket tarafından hak edişlere dâhil edilerek ödenen personel kıdem tazminatları ile diğer sosyal hakları çalışanlarına ödemeyerek yükümlülüğünü yerine getirmediğini, dolayısıyla yürüttüğü hizmet alım işinden dolayı müvekkili şirkete borcu kaldığını, öncelikle davacı firma tarafından dava konusu işle ilgili ilişiksizlik belgesi tanzimi için SGK başvurulduğu ve bu başvuru üzerine teminatın iade edilmesi gerektiğini iddia edilmişse de öncelikle işbu bahse konu dosyaların getirtilmesi ve bilirkişi incelemesinde dikkate alınması gerektiğini, salt Sosyal Güvenlik Kurumu yazısına istinaden teminatın iadesinin davacı firma lehine menfaat çıkarma amacı teşkil ettiğini, hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, davacı şirketin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeksizin sözleşmeyi gerekçe göstererek teminatın iadesini talep etmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı firmanın sorumlu olduğu işçi alacakları sebebi ile İzmir ve Karşıyaka İş Mahkemelerinde açıldığını ve halen açılmakta olan davalarda asıl işveren olarak müvekkili kurumun ödemek durumunda kaldığını ve kalacağı miktarın oldukça yüksek olduğunu, bu ödemelerin davacı firmanın teminatından alınmak istenmişse de tahsil edilemediğini, davaların miktar ve sayı olarak yüksek olması ve halen açılmakta olan davalar bulunması göz önünde bulundurulduğunda mevcut teminatın bu alacakların tamamını dahi karşılamıyor nitelikte olduğunu, şu an için tespit edilebilen işçi alacakları için toplamda davacı firma tarafın müvekkili şirkete ödemesi gerekecek olan risk tutarının oldukça yüksek olduğunu, ancak tüm bu hususlara rağmen davacı firmanın sorumlu olduğu işçilik alacaklarını ödemeyerek müvekkili şirkete yüklemesi ve işçileri mağdur etmesi söz konusu olduğundan, müvekkili şirketin teminat mektubunu nakde çevirerek işçi alacaklarını ödemesinin hem hukuken hem de toplumsal olarak bir zorunluluk olduğunu, bahse konu işçilerin iş mahkemesindeki alacak davalarının sonucuna göre ve davalı müvekkili şirkete karşı bu hizmet işinden dolayı hiçbir borcunun bulunmadığı tespit edildikten sonra teminatın iadesinin talep edilmesi gerektiğini, 6552 sayılı kanun ile kamu kurumlarına getirilen yükümlülüklerin alt işverenlerin işçiye karşı olan yükümlülüklerini ve sözleşmelerden kaynaklı yükümlülüklerini de ortadan kaldırmadığını, müvekkili kurumun kamu kurumu olmayıp özel hukuk tüzel kişisi olduğunu, davacı firmanın, müvekkili şirket ile aralarında yapılan sözleşme ve sözleşmenin eki şartnamelerde işçilik alacaklarından davacı şirketin sorumlu olacağı yönünde açık hükümler bulunmasına rağmen sorumluluktan kaçınma çabasında olduğunu, davacı şirketin personel alacaklarını ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle davacı şirketin ihale edilen hizmet alım işinin eksiksiz şekilde sonlanmamış olması nedeni ile teminat mektubunun iade edilmediğini, davacı şirketin hizmet alım sözleşmeleri ile teknik şartnamelerinin VII-Yüklenicinin Sorumlulukları Bölümü Madde 29 “Yüklenici, tüm çalışan özel güvenliklerin her türlü yasal haklarından ve ödemelerinden birinci derecede sorumludur. Bu yönde... A.Ş.’ne gelecek ya da intikal edecek ödemeler doğrudan Yükleniciye rücu etmiş sayılır.” hükmünün amir olduğunu, işbu hüküm gereğince davacı şirketin işçilik alacaklarını ödeme yükümlülüğü bulunduğunu, davacı şirketin dava dilekçesindeki ifadelerinden müvekkili şirket bünyesinde bulunan teminatın işçilik alacaklarına yetmediğinin görüleceğini, davacı şirketin müvekkili davalı şirkete olan iş sözleşmelerinden doğan borçlarını ödemediğini, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davaya konu 28.08.2015 tarih 1245536 nolu teminat mektubunun ...AŞ 2 yıllık toplam 340 güvenlik personeli hizmet alım işini taahhüt eden yüklenici .... AŞ'nın 4734 sayılı Kanun ve 4735 Sayılı Kanun ile ihale dökümanı ve sözleşme hükümlerini yerine getirmek üzere vermek zorunda kaldığı 1.200.000,00 TL'lik teminat tutarına ilişkin 31.12.2017 tarihine kadar geçerli olmak üzere düzenlendiği, .... Bankası AŞ tarafından 27.08.2018 tarihinde teminat mektubunun vadesinin 01.04.2019 tarihine kadar uzatıldığı anlaşılmıştır. İzmir 3 ATM'nin 2019/309 Değişik İş Esas , 2019/311 Değişik İş Karar sayılı kararında ....Bankası .. Şubesi'nin 28.08.2015 tarih 1245536 sayılı 1.200.000,00 TL bedelli , 27.08.2018 tarihinde vadesi 01.04.2019 tarihine kadar uzatılan teminat mektubunun nakde çevrilmesinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiği belirlenmiştir. Mahkememizin 04.07.2019 tarihli ara kararıyla ihtiyati tedbire yönelik davalı itirazının reddine karar verilmiştir. ... AŞ iki yıllık toplam 340 güvenlik personeli hizmet alımına ait - sözleşme tasarısı başlıklı (2015/74236 ihale kayıt nolu) sözleşme taraflarının idare sıfatıyla ....AŞ ile yüklenici sıfatıyla ....AŞ olduğu, 11. Maddede teminata ilişkin hükümlerin belirtildiği, 11.4.1 maddesinde taahhüdün sözleşme ve ihale dökümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirildiği ve yüklenicinin bu işten dolayı ihaleye herhangi bir borcunun olmadığı tespit edildikten sonra Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan alınan ilişiksiz belgesinin idareye verilmesinin ardından kesin teminat ve varsa ek kesin teminatların tamamının yükleniciye iade edileceğinin düzenlendiği, 29. Maddesinde "Yüklenici, tüm çalışan özel güvenliklerin her türlü yasal haklarından ve ödemelerinden birinci derecede sorumludur. Bu yönde.... AŞ'ye gelecek ya da intikal edecek ödemeler doğrudan yükleniciye rücu etmiş sayılır." düzenlemesinin bulunduğu belirlenmiştir. Taraf delilleri dosyaya bildirilmiş, dava konusu teminat mektubunun iade koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi yönünden bilirkişi raporu alınmış, dosyaya verilen 07.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda; Davalı kurum tarafından 2015/74230 İhale kayıt numarası ile ihale edilen Özel Güvenlik Hizmet işinin davacı şirket tarafından yüklenildiği ve 09.10.2015-08.10.2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Özel Güvenlik Hizmet Alım sözleşmesinin düzenlendiği, sözleşme gereğince...Bankası ... Şubesinin 28.08.2015 tarih ve 1245536 sayılı ve 1.200.000,00 TL bedelli teminat mektubunun davacı firma tarafından davalı kuruma verildiği, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 03.01.2018 tarih 14565116 sayılı yazı ile iadesi konusunda kurum açısından sakınca olmadığının bildirildiği, işin süre bitimi ile sona ermesi sonucu davacı tarafından 16.02.2018 tarihli dilekçe ile davalı kuruma teminat mektubunun iadesi konusunda başvuruda bulunulduğunun anlaşıldığı, buna göre; taraflar arasındaki Özel Güvenlik Hizmet Sözleşmesi işinin eksiksiz ifa edildiği konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, dava ve uyuşmazlık konusu teminat mektubu hangi konu için verilmişse ancak verildiği bu konu yönünden teminat oluşturması, taraflar arasında imzalanan sözleşme ve eki şartnamelerde ileride doğması muhtemel kıdem tazminatı ve benzeri işçilik alacaklarının güvenceye alınması için teminat mektubunun iade edilmeyeceği veya nakde çevrilerek alıkonulacağına ilişkin bir düzenleme yer almadığını, teminat mektubunun iade edilmemesi için gerekçe olarak sunulan tazminat ve sair işçilik alacaklarının ne zaman ve hangi miktarda ortaya çıkacağının belirsiz olması, diğer işçilik alacakları olan fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin davalı idarenin kontrol teşkilatı tarafından zamanında tespit edilerek hak edişlerden kesinti yapılması suretiyle ödenmesinin sağlanmasının mümkün bulunmadığı nedenleriyle teminat mektubunun ileride doğması muhtemel olan tazminat ve işçilik alacaklarının tahsilinde kullanılmak üzere davacıya iade edilmeyip, davalı tarafından teminata el konulmasının, ucu açık bir belirsizliğe neden olacağı ve taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümlerine uygun düşmeyeceği düşünülmekle birlikte; aksi kanaatle sonuçlanmış/kesinleşmiş/ödemesi tamamlanmış işçi alacak davaları açısından davacı firmanın davalı kuruma olan borçlarının tümüyle ödenmiş olduğunu ispatlamamış olduğu kabul edilerek davacının bu dosyalardan kaynaklanan sorumluluğuna ilişkin ödemeleri yapıncaya kadar davacı firmanın teminat mektubunun iade edilmesi talebinin reddine karar verilebileceği, kanaatiyle birlikte teminat mektubunun iade edilip edilmeyeceği, hükümsüz sayılıp sayılmayacağı, nakde çevrilip çevrilmeyeceği konusunun takdirinin mahkemeye ait olacağı kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamının değerlendirilmesinde davanın taraflar arasındaki Özel Güvenlik Hizmet Alım Sözleşmesi gereğince davacı tarafından davalı tarafa verilen .... Bankası ... Şubesi'nin 28.08.2015 tarih 1245536 sayılı 1.200.000,00 TL bedelli teminat mektubunun işin ifa edilmiş ve süre sonunda Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan iş bitirme belgesi alınarak hizmet ilişkisi sonlandırılmasına rağmen teminat mektubunun iade edilmemesinden bahisle dava konusu teminat mektubunun iadesine veya hükümsüzlüğünün tespitine yönelik olarak açıldığı, davalı taraf savunmasında hizmet alım süresince davacı şirketi işçileri tarafından müvekkili aleyhine işçi alacakları iddiasıyla açtıkları davaların bir kısmının sonuçlanıp bir kısmının derdest olduğunu bildirdiği, taraflar arasındaki sözleşmenin eki hizmet alım teknik şartnamesinin 29. Maddesinde yüklenicinin tüm çalışan özel güvenliklerin her türlü yasal haklarından ve ödemelerinden birinci derecede sorumlu olduğu bu yönde ... AŞ'ye gelecek ya da intikal edecek ödemelerin doğrudan yükleniciye rücu etmiş sayıldığı düzenlemesinin bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 11.4.1 maddesinde taahhüdün sözleşme ve ihale dökümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirildiği ve yüklenicinin bu işten dolayı idareye herhangi bir borcunun olmadığı tespit edildikten sonra, Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan alınan ilişiksiz belgesinin idareye verilmesinin ardından kesin teminat ve varsa ek kesin teminatların iade edileceğinin düzenlendiği, söz konusu düzenlemede yüklenicinin bu işten dolayı idareye herhangi bir borcunun olmadığının tespiti ve SGK'dan alınacak ilişiksiz belgesinden sonra teminatın iadesinin düzenlendiği, davaya dayanak sözleşme gereğince yüklenen işte çalışan işçiler tarafından davalı aleyhine açılmış derdest ve bir kısmı henüz kesinleşmemiş davalar bulunduğu, teminat mektubunun iadesi için SGK ilişiksiz belgesinin sunulmasının tek başına yeterli olmadığı, davacının davalıya sözleşme gereğince hiçbir borcunun bulunmadığının ispatlanmadığı, bu nedenle teminat mektubunun iadesi koşullarının oluşmadığı..." gerekçesi ile; davanın reddine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen red kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyadaki bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere SGK ilişiksiz belgesinin sunulması ve heniz kesinleşmiş bir işçilik alacağı davası olmaması halinde teminatın iadesinin gerekeceğini, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/562 Esas sayılı kararında da belirtildiği üzere devam eden işçilik alacağı davalarının teminatın iadesine engel teşkil etmeyeceğini, somut uyuşmazlıkta davalının bir takım işçilik alacaklarının olduğunu belirtmesine rağmen bu durumdan müvekkilinin bu dava açılana kadar haberinin dahi olmadığını, müvekkili firmanın hizmet süresi/ihale dönemi sona erdiğinden davalı firmanın yeni bir yüklenici ile sözleşme imzalandığını, bu aşamada davalı firmanın hangi işçi ile hizmet ilişkisine devam ettiğinin hangisi ile devam etmeyip iş akdini sonlandırdığının müvekkili firmanın bildiği yahut bilmesi gerekeceği bir konu olmayıp münhasıran davalı firma ve yeni yüklenici firmanın bilebileceği bir konu olduğunu, iş davalarına doğrudan yahut dolaylı hiçbir dahli olmayan, irade ortaya koymayan müvekkili firmanın işçilik davaları sebebiyle teminat mektubuna el konulmasının yasalara, hakkaniyete ve teamillere aykırı olduğunu ayrıca İş Kanunu 112/2 fıkrası uyarınca kıdem tazminatı ödemelerinden münhasıran davalı kurumun sorumlu olmasından dolayı da ilk derece mahkemesinin kararının hatalı olduğunu, müvekkili tarafından SGK'ndan ilişiksiz belgesinin alınıp davalı kuruma verildiğini, davalı kuruma herhangi bir borçlarının bulunmadığını, davalının kötüniyetli tutumundan dolayı teminat mektubunu uhdesinde tuttuğunu, davalının dava açılmasına sebebiyet verdiğinden müvekkili aleyhine vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, banka teminat mektubunun hükümsüzlüğü ve iadesi istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. "...Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 25.01.2013 tarihli el bilgisayarı/endeksör ile endeks okunması ve düzenlenecek fatura bildiriminin aboneye bırakılması işine dair hizmet sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında müvekkilinin davalıya 08.06.2015 tarihli ve 270.000,00 TL bedelli süresiz ve kesin teminat mektubu verdiğini, 15.07.2013 tarihinde tarafların anlaşarak sözleşmeyi feshettiklerini, sözleşmenin 12.4 maddesinde teminat mektuplarının hangi şartlarda iade edileceğinin hüküm altına alındığını, feshedilen sözleşme kapsamında çalıştırılan işçilere ait SGK kapanışlarının yapılarak ilgili evrakların davalı şirkete teslim edildiğini, müvekkil şirketin teminat mektubunun iadesini talep etmesine rağmen davalı şirketin türlü bahanelerle teminat mektuplarını iade etmediğini ileri sürerek 08.06.2015 tarihli 270.000,00 TL bedelli teminat mektubunun iadesini, teminat mektubunun nakde tahvil edilmesi halinde mektubun nakde tahvil edildiği tarihten itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan istirdatına karar verilmesini talep etmiştir. II.CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; hizmet alım sözleşmesinin 12.4 maddesindeki koşullarının yerine getirilmemesi sebebiyle teminat mektubunun iade edilmediğini, davacı şirketçe iş akdinin feshinden doğan alacaklarının ödenmediğini, davadışı işçilerin üst işveren olarak müvekkili şirkete husumet yönelttiğini ve müvekkili şirketin ödemelerle karşı karşıya kaldığını, davacı şirket tarafından söz konusu iş kapsamında çalıştırılmış olan personellerine ait kıdem, ihbar, izin ve tüm alacaklarının ödenerek ilişiklerinin kesildiğine dair belgelerin sunulmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerine göre teminat mektubunun iadesi hususunun sadece davacının çalıştırdığı işçiler nedeniyle SGK'ya prim borcu kalmamasına değil, davalı idareye karşı borcunun da olmaması şartına bağlandığı, davalıya karşı asıl işveren sıfatı ile işçilik alacaklarından kaynaklı davaların açıldığı, davaların sonucuna göre davacıya rücu hakkını kullanabileceği, teminat mektubunun iadesi koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkemeden taleplerinin taraflar arasında imzalanan 25.01.2013 tarihli sözleşmenin 12.4 maddesinin TBK'nın 20, 21, 22, 23, 24 ve 25 maddeleri ile TTK'nın 55. maddesi kapsamında genel işlem koşulu kapsamında olduğundan hakimin sözleşmeye müdahalesi ile bu maddelerin sözleşmeye yazılmamış sayılmasına ve akabinde konusuz kalacak olan teminat mektubunun iadesine ilişkin olduğunu, bu sözleşmelerin tüm özel elektrik şirketlerince tip sözleşme olarak tek taraflı olarak hazırlanıp diğer tarafın kabulüne zorlanan nitelikte bir sözleşmeler olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının basiretli bir tacir olduğu ve sözleşme maddelerinin içeriğini bilerek imzaladığı, dava tarihi itibari ile davacı şirketin bünyesinde sözleşme konusu işte çalıştırılan kimi tazminat konulu davaların kabullerine karar verildiği, bir kısım işçilik alacakları davalarının ise derdest olduğu, davalının bu davalarda asıl işveren sıfatı ile davalı olduğu, davaların sonucuna göre davacıya rücu hakkını kullanabileceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A.Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur. B.Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi kapsamında verilen teminat mektubunun iadesi, teminat mektubunun nakde çevrilmesi halinde bedelin istirdatı istemine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası, 370 ve 371 nci maddeleri, 3.Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,.." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 24.10.2023 tarih ve 2022/3505 Esas 2023/3448 Karar sayılı ilamı) Teminat mektubu, mevzuatımızda açıkça düzenlenmemiştir Pozitif bir temele dayanmayan teminat mektubu kurumu, ticari hayatın bir gereği olarak ve sözleşme serbestisi kapsamında vücut bulmuştur. Muhatap, lehtar ve garanti eden olmak üzere bünyesinde üçlü bir ilişki içeren teminat mektubu, (doktrinde tartışmalar mevcut olmakla birlikte) esas olarak üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğinde olması nedeniyle bir tür garanti sözleşmesidir. 11.06.1969 Tarih 1969-4 Esas-1969-6 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da teminat mektubunun mahiyeti itibariyle üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğinde bir garanti sözleşmesi olduğu kabul edilmiştir. Banka teminat mektubu ile garanti eden banka, kayıtsız ve şartsız bir ödeme yükümlülüğü altına girmemekte, aksine üçüncü kişi durumunda bulunan lehtarın edimini ifa etmemesi ya da sair rizikoların ortaya çıkması halinde muhatabın uğrayacağı zararları teminat altına almayı amaçlamaktadır. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerine göre teminat mektubunun iadesi hususunun sadece davacının çalıştırdığı işçiler nedeniyle SGK'ya prim borcu kalmamasına değil, davalı idareye karşı borcunun da olmaması şartına bağlanmasına, davalıya karşı asıl işveren sıfatı ile işçilik alacaklarından kaynaklı davaların açılmasından dolayı, davaların sonucuna göre davacıya rücu hakkını kullanabilecek olmasına, teminat mektubunun iadesi koşullarının somut uyuşmazlıkta oluşmamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/09/2021 tarih ve 2019/864 Esas 2021/488 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 615,40.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 59,30.TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 6-Kararın Dairemizce taraf vekillerine tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 03/07/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2022/48, K. 2025/1280, T. 03.07.2025, www.arakarar.com/karar/izmir-bolge-adliye-mahkemesi-17-hukuk-dairesi-2022-48-e-2025-1280-k-8d3520e2b4c1