Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/306 E. 2023/1924 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/306
Karar No
2023/1924
Karar Tarihi

T.C. BURSA BAM 5. HUKUK DAİRESİ T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BALIKESİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : ... NUMARASI : ... DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 30/11/2023 KARAR YAZIM TARİHİ : 06/12/2023 Balıkesir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih, ... sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde; TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takip dosyasıyla müvekkili aleyhine, 30/03/2020 vade tarihli olup karşılığında mal teslimi gerçekleşmemiş sözleşme nedeniyle bonoya dayalı olarak takip yapıldığını beyanla davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 10.000,00-TL davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesini, takip dosyasında icra edilememesi hususunda tedbir kararı verilmesini, talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ayakkabı imalatçısı olduğunu, ... ... ile tanışmakta olduğunu, ödünç para karşılığında bu senedi ciro ile aldığını, davacı ile senedin lehtarı ... ... arasındaki mal alış- verisinin müvekkilini alakadar etmediğini beyanla davanın reddini, talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Kıymetli evraktan kaynaklanan menfi tespit davalarında; BAM 4. Hukuk Dairesi'nin ve 5. Hukuk Dairesi'nin uygulaması tarafların tacir sıfatı ile temel ilişkinin ticari olup olmadığının irdelenmesi yönündedir (Bursa BAM 4.HD 2021/320E., 2021/1035K.; Bursa BAM 4.HD 2021/701E., 2021/1436K.; Bursa BAM 4.HD 2020/1266E., 2020/1593K.; Bursa BAM 4.HD 2019/1139E., 2019/1171K.; Bursa BAM 4.HD 2019/1726E., 2019/1736K.; Bursa BAM 4.HD 2020/437E., 2020/1383K.; Bursa BAM 5.HD 2020/1477E., 2020/875K.; 2020/1247E., 2020/777K.; 2020/872 E., 2020/638K.; 2020/811E., 2020/548K.; 2018/1637E., 2019/1542K.; 2019/2374E., 2019/1352K.; 2018/1906E., 2018/1204K.; 2018/756E., 2018/1092K.; Ankara BAM 13.HD 2020/92E., 2020/98K.). Eldeki olayda borcun doğum sebebi şahsi alacak ve borç ilişkisi olduğundan davada Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Kepsut Asliye Hukuk Mahkemesi'nin Gönderme kararının temel gerekçesi Ticaret Mahkemesi sıfatıyla davanın açılmış olması ve Ticaret Mahkemesinin kurulması olarak gösterilmiştir. Dava dilekçesinden ve dosya kapsamından; davanın asliye hukuk mahkemesine hitapla açıldığı aşamalardaki işlemlerin asliye hukuk mahkemesi olarak ikmal edildiği akabinde dosyasının duruşma gününden önce re'sen ele alınarak gönderme kararı verildiği anlaşılmaktadır. Eldeki davanın, Kambiyo takibi (örnek no:10) başlatılması nedeniyle açılan menfi tespit istemli oluşu gözetilerek her ne kadar Kepsut Asliye Hukuk Mahkemesince ticari dava vasıflandırması yapılış ise de somut uyuşmazlıkta kambiyo hukukunu ilgilendiren bir dava yoktur. Bir işlem karşılığında ödenmesi gereken para ediminin kambiyo senedi aracılığıyla ödenmesi davayı ticari dava haline getirmez. Örneğin bir kira ilişkisinde bazı dönem kiralarının bono veya çekle ödenmesi halinde çıkan uyuşmazlık davanın bir kira davası olduğu gerçeğini değiştirmez. Ancak davada kambiyo hukukunu ilgilendiren bir uyuşmazlık varsa ticaret mahkemeleri görevli olur. Bu tür davalara örnek vermek gerekirse çek üzerindeki imzanın inkar edilmesi, ehliyetsizlik veya kanuna aykırılık gibi geçersizlik sebepleri, sahtecilik, eksik unsurlu senet, ciro silsilesinde bozukluk, hamilin yetkili hamil olmadığı, tahrifat ve teminat amaçlı bono iddiaları söz konusu olduğunda kambiyo hukukunu ilgilendiren bir davanın mevcudiyetinden bahsedilebilir. Bunun dışında kalan ve temel ilişkiye dayanan davalarda görevli mahkeme temel ilişkiye göre belirlenmelidir. Açıklamalar ışığında somut olayda: tarafların tacir ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesiyle ilgisi olduğuna ilişkin bilgi ve belge bulunmamaktadır. Taraf iddia ve savunmasına göre temel ilişki ve borç sebebi; şahsi alacak- borç ilişkisidir (mal alımı). Dava bu özelliği itibariyle mutlak ve nispi ticari dava olarak nitelendirilemez. TTK hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlık söz konusu olmadığından Mahkememiz görevli değildir. Dosyanın devir prosedürü ile gönderildiği, kesinleşmiş bir görevsizlik kararı olmadığı ve yargı yeri belirlenmesini gerektiren sebeplerin oluşmadığı anlaşıldığından HMK m.21 kapsamında işlem yapılmamıştır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Bu nedenle mahkememiz görevsiz olduğundan dava usulden reddedilerek, görevli ve yetkili mahkemenin Kepsut Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine " şeklinde karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yeni mahkemelerin kurulması ve ihtisas mahkemesi niteliğindeki ATM nin görevli ve yetkili olduğunu gerek kanuni gerekse idari mevzuat acısından zorunluluk olduğunu, Tarafların tacir olup vergi mükellefi olarak ticari faaliyette bulunduğu ve işletme defterleri tuttuklarını, daha önceden verilen görevsizlik kararı da gözönüne alınarak Balıkesir Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli ve yetkili olduğuna karar verilmesi talebi ile istinaf talebinde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dava, menfi tespit ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, davanın görevsizlik yönünden usulden reddine karar verilmiş olup, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Ticari davalar 6100 sayılı TTK’nın 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari dava, nispi ticari dava ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üçe ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. 6102 sayılı TTK’nın 6335 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik 5/3. maddesine göre; “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır”. Yasadaki bu düzenleme ile asliye ticaret mahkemesiyle asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev, kamu düzenine ilişkin olup, davanın her safhasında mahkemece re'sen gözetilir. Yapılan genel açıklamalar çerçevesinde somut olayda; mahkemece davanın mutlak ve nispi ticari dava olmadığı olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş ise de; mahkemece tarafların tacir olup olmadığı hususunda dosya kapsamında herhangi bir bilgi belge bulunmadığı gibi herhangi bir araştırmada yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte ;menfi tespit davasına konu edilen Kepsut İcra Müdürlüğünün 2021/2 Esas sayılı dosyasında takip dayanağının 30/03/2020 vade tarihli 3.000,00 TL bedelli senet olduğu, uyuşmazlığın bonodan kaynaklı olduğu, bu nedenle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4 ve 5. maddeleri uyarınca Ticaret Mahkemelerinde görülmesi gereken mutlak ticari dava niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Bu halde yerel mahkemece yazılı şekilde davanın usulden reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Ancak bununla birlikte ; Davanın 20/01/2021 tarihinde açıldığı, Kepsut Asliye Hukuk(Ticaret Mahkemesi Sıfatı ile) Mahkemesinin 07/09/2021 tarih ve ve 2021/6 esas, 2021/66 karar sayılı kararıyla Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun 07.07.2021 tarihli ve 608 sayılı kararı dayanak gösterilerek davanın Balıkesir Asliye Ticaret Mahkemesine devrine karar verilmiştir. Balıkesir Asliye Ticaret Mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın usulden reddine kararı verilmiştir. Görev kamu düzeni ile ilgili olup, yetki itirazından önce ve mahkemece re’sen yargılamanın her aşamasında göz önüne alınması gerekir. HSK Genel Kurulunca alınan 608 sayılı kararda Balıkesir Asliye Ticaret Mahkemesi kurulmuş, yargı çevresi olarak Balıkesir İli mülki sınırları belirlenmiştir. Bu kararın 01/09/2021 tarihinde yürürlüğe girmesi kararlaştırılmıştır. Kararda daha önce açılmış davalar için bir düzenleme mevcut değildir. Bu nedenle önceden açılmış davalara açılan mahkemeler de bakılmaya devam edilecektir. Bu nedenle istinafa konu davada; dava tarihi 21/01/2021 tarihi olup Balıkesir Asliye Ticaret Mahkemesince,Kepsut Asliye Hukuk(Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesinin görevli olduğu yönünde karşı görevsizlik kararı verilmesi gerekirken davanın ticari dava olmadığından bahisle görevsizlik kararı verilmesi doğru değil ise de sonuç itibariyle görevsizlik kararı verilerek dava usulden reddedildiğinden kararın kaldırılması yoluna gidilmemiştir. Açıklanan gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli 269,85 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 189,15 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının talebi halinde iadesine, 4-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oy birliği ile kesin olarak karar verildi. 30/11/2023

Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/306, K. 2023/1924, T. 30.11.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-306-e-2023-1924-k-75eaa299cdea