Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/3032 E. 2024/1836 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/3032
- Karar No
- 2024/1836
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ : 30/12/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 27/10/2022 DAVANIN KONUSU: Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 30/12/2024
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, Davacının ortağı ve yetkili müdürü olduğu ...nin ortaklığından çıkmak için Antalya 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin ...E sayılı dosyası ile dava açtığını ve kararın kesinleşerek ortaklıktan ve müdürlükten çıkmasına karar verildiğini, kararın mahkemece ticaret sicil müdürlüğüne gönderildiğini ancak sicil müdürlüğünün mahkeme kararının gereğini yapmadığı gibi çıkma kararını da tescil etmediğini ve mahkemeye bu konuda bir cevap dahi vermediğini, bunun üzerine durumu öğrenmek amacıyla davacı tarafından ticaret sicil müdürlüğüne yazılı olarak başvuru yapıldığını ve ekte sundukları 15.10.2022 tarihinde davacıya tebliğ edilen yazı cevabının gönderildiğini, müdürlüğün davacıyı oyalayarak, önce şifahen mahkemece çıkmasına karar verilen ortağın payının ne olacağı konusunda mahkemece ayrı bir karar verilmediği gerekçesiyle tescile yanaşmadığını daha sonra yapılan yazılı başvuruya ise konuyla ilgisi olmayan bir cevap verdiğini, Müdürlükçe mahkemenin kendilerini resen tescille sorumlu tutmadığı gerekçesiyle tescil talebi kabul edilmediğini, TTK uyarınca mahkeme kararı dışında davacının ortaklıktan çıkmasının başka bir yolunun da olmadığını, şirketin şu an faal olmayıp, müdürlüğün bu hareketinin sicilde halen ortak olarak görünen davacının vergi gibi kamu borçlarından halen sorumlu olmasına sebep olduğunu, her ne kadar şirketin halen faal olmasa da resmi olarak bir tasfiye söz konusu olmadığından, sürekli kamu borcunun biriktiğini, bunlarında aslında artık ortak dahi olmayan davacıdan halen tahsil edildiğini, ticaret sicil müdürlüğünce diğer ortağın tescile davet edildiği ve müracaat etmemesi nedeniyle ceza kesildiğinin belirtildiğini, diğer ortağın davacıya sırf zarar vermek amacıyla tescile davetten kaçındığını, Ticaret sicil müdürlüğünün resen tescille sorumlu olmadığını iddia etse de bunun doğru olmadığını çünkü şahısların mahkeme kararlarını zorla tescil ettirmekle yükümlü olmadıklarını, kararlar mahkemelerce sicile bildirilmediğini, her ne kadar ticaret sicilin 24.6.2022 tarihinde ilgililerin 30 gün içerisinde tescile davet edildiğini iddia etse de davacıya yapılmış bir tebligatın olmadığını, dolayısıyla davacının kendisine tebliğ edilmeyen bu durumu takip etmesinin ve bilmesinin mümkün olmayacağını, tescil işleminin müdürlükçe sürekli reddedilmekte olduğunu, verdiği cevaptan ancak aynı davanın tekrar açılması halinde tescilin mümkün olacağı gibi bir sonuca ulaşıldığını, bunun usul ekonomisine aykırı olduğunu ve kesinleşmiş bir konuda aynı şekilde yeniden dava açılamayacağının da göz önüne alınırsa, davacının, diğer ortak tescile yanaşmadığı sürece sonsuza kadar şirket ortağı kalmaya devam edeceğini beyanla Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğünün 13.10.2022 tarih ve ...sayılı kararına itirazlarının kabulü ve iptali ile Antalya 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin ...E. sayılı dosyasından verilen karar uyarınca davacının ...’nin ortaklığından çıktığının ticaret sicile tescil-ilanı ile tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalının cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğüne ilgili şirketin müdürü olan davacı tarafından TTK 33. Maddesi gereğince yapılan başvurunun mahkeme kararında müdürlüğün re'sen tescille sorumlu tutulmadığı gerekçesiyle reddedildiği görülmüş ise de; Yukarıda belirtildiği gibi tescil edilmiş konulardaki her türlü değişikliği ile tescili gerekir. Her ne kadar Mahkeme kararında re'sen tescil ibaresi bulunmasa dahi kesinleşmiş mahkeme kararı ile davacının şirket ortaklığından ve müdürlüğünden çıkmasına karar verildiği, bu durumunda tescilinin gerektiği anlaşılmakla itirazında haklı olduğunun kabulü ile Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğünün 13/10/2022 tarih...sayılı kararına itirazın kabulü ile davacının Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 7/09/2020 tarih, ...Esas, ...Karar sayılı kesinleşmiş ilamında belirtilen "davacının davalı ...Şirketi (Ticaret Sicil No...)'nın ortaklığından ve müdürlüğünden çıkmasına, karar kesinleştiğinde çıkma kararının ticaret siciline bildirilmesine" kararı uyarınca ortaklıktan ve müdürlükten çıkma kararının Ticaret Sicil Müdürlüğünce tescil ve ilanına dair davanın kabulü ile, Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 7/09/2020 tarih, ...Esas, .,...Karar sayılı kesinleşmiş ilamında belirtilen "davacının davalı ...(Ticaret Sicil No...)'nın ortaklığından ve müdürlüğünden çıkmasına, karar kesinleştiğinde çıkma kararının ticaret siciline bildirilmesine" kararı uyarınca ortaklıktan ve müdürlükten çıkma kararının masrafları davacı tarafça karşılanmak üzere Ticaret Sicil Müdürlüğünce tescil ve ilanına" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı istinaf dilekçesinde özetle; Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/09/2020 tarih ...Esas ...Karar sayılı kararı ile davacı ...'ün ... ortaklığından çıkarılmasına karar verildiğini, işbu itiraz davasında davalı konumda bulunan Müdürlüklerine itiraz dilekçesi usulüne uygun olarak gönderilerek cevap için yasal süre tanınmadığını, işbu dava kapsamında Müdürlüklerine itiraz dilekçesi gönderilmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 26.maddesinde " Mahkemenin veya resmi bir kurumun, bir olgunun resen tesciline ilişkin kararını alan müdürlük, bu kararı resen tescil eder. 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 166 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükmü saklıdır. (2) Mahkeme veya resmi bir kurum, verdiği hüküm veya kararda tescil edilecek olgu ile ilgili olarak müdürlüğü resen tescil ile sorumlu tutmadığı hallerde tescil istemi başvuruya yetkili kişilerin başvurusu üzerine yapılır. Tescil yükümlülüğünün süresi içinde yerine getirilmemesi halinde, müdürlük 36 ncı madde gereğince işlem tesis eder.” hükmünün bulunduğunu yine Türk Ticaret Kanunun 598.maddesinde “ Başvurunun otuz gün içinde yapılmaması hâlinde, ayrılan ortak, adının bu paylarla ilgili olarak silinmesi için ticaret siciline başvurabilir. Bunun üzerine sicil müdürü, şirkete, iktisap edenin adının bildirilmesi için süre verir...” denildiğini, Müdürlüğü resen tescil ile sorumlu tutmadığı hallerde tescil istemi başvuruya yetkili kişilerin başvurusu üzerine yapılacağı tescil yükümlülüğünün süresi içinde yerine getirilmemesi halinde, müdürlüğün 36 ncı madde gereğince işlem tesis edeceğinin hüküm altına alındığını, söz konusu mevzuat hükümleri de dikkate alındığında ilgili mahkeme kararında Müdürlüklerini resen tescil ile sorumlu tutmadığının göz önünde bulundurulmasını, ilgili kararın Müdürlüklerine tebliğ edildiği tarih itibariyle şirketi temsile yetkili herhangi bir kişinin bulunmaması nedeniyle Müdürlüklerince davaya konu şirket ve şirketin diğer ortağı ...., 24.06.2022 tarih ve ...sayılı yazı ile tescile davet edildiğini, şirkete gönderilen tescile davet yazısının 02.08.2022 tarihinde iade döndüğünü, ...gönderilen tescile davet yazısının ise 21.07.2022 tarihinde tebliğ edildiğini ancak ilgililerce Müdürlüklerine başvurularak herhangi bir işlem tesis edilmediğini, tescil başvurusunda bulunmakla yükümlü kişileri, otuz gün içinde tescil başvurusunda bulunmaya veya tescili gerektiren sebeplerin bulunmadığını, ispat etmeye çağırır hükmünün amir olduğunu, davacı taraf ...'ün 17/06/2011 tarihinde tescili yapılan şirket ana sözleşmesine göre ilk 10 yıl için şirket müdürü olarak atandığını, ilgili mahkeme kararının tebliğ tarihi olan 22/06/2022 tarihi itibariyle müdürlük görevinin sona erdiğini, Ticaret Sicili Müdürlüğü olarak mahkeme kararı ile ortaklıktan çıkarılan kişilere ait hisselerin akıbeti hakkında karar verme yetkilerinin bulunmadığını, bahse konu payların akıbeti hakkında karar verme yetkisinin Kanunun 616.maddesi gereğince şirket genel kuruluna ait olduğunu, müdürlüklerin görevinin ise mahkeme kararı ile şirket ortaklığından çıkarılan kişinin paylarının akıbeti hakkında şirketçe verilen kararların tescil ve ilanını yapmaktan ibaret olduğunu, mevzuat hükümleri incelendiğinde ticaret sicili müdürlüğünün kararlarına itiraz davalarında ticaret sicili müdürlüklerinin yasal hasım konumunda olduğunu, müdürlükleri aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi kararının hukuka aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, TTK 34. Maddesine dayalı Ticaret Sicil Müdürlüğü kararına itiraz istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, kesinleşmiş mahkeme kararı ile davacının şirket ortaklığından ve müdürlüğünden çıkmasına karar verilmiş olmasına, bu durumun da tescilinin gerekmesine, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalının istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1. bendi gereğince aynı kanunun 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 30/12/2024 ...