Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2396 E. 2026/1007 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2396
Karar No
2026/1007
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/2396

KARAR NO:2026/1007

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:15/06/2022

NUMARASI:2022/103 Esas, 2022/487 Karar

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile dava dışı ... Şirketi'ne (Eski ünvan :... Şirketi ) ...'nın müteselsil kefil olarak imzaladığı Genel Kredi Sözleşmesine istinaden krediler kullandırıldığını, borçlunun akdi taahhütlerini ifa etmemesi ve ödemelerini tatil etmesi üzerine borçlu ve davalıya Gebze ... Noterliği'nin 28.04.2021 tarihli ... yevmiyeli hesap kat ihtarnamesi keşide edildiğini, alacağın muaccel hale gelmesine ve ihtarname keşidesine rağmen borcun ödenmemesi üzerine alacakların tahsili amacıyla davalı hakkında İstanbul 19. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile genel haciz yolu icra takibi başlatıldığını, alacağın varlığı ve miktarı hususunda müvekkili banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini, müvekkilii banka ile davalı arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi gereğince banka defter ve kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda müvekkili bankanın alacak miktarının net bir şekilde ortaya çıkacağını, davalının, müvekkili banka ile aralarında imzalı Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında banka ile aralarında çıkabilecek her türlü uyuşmazlıklarda banka defter ve kayıtlarının kesin delil teşkil edeceğini ve bunlara itiraz etmeyeceklerini beyan ve kabul ettiklerini, arz ve izah edilen nedenlerle davalının serbest iradeleri ile imzalamış oldukları sözleşme ile kullanmış oldukları kredi borcuna ve kefaletlerine ve buna bağlı olarak kabul ve taahhüt ettikleri faiz oranına ve fer’ilerine yapmış oldukları itirazın iptaline ve davalının itirazları haksız ve kötü niyetli olup, borcun likit olması nedeni ile davalı aleyhine alacağın %20’ın aşağı olmamak üzere icra ve inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı, cevap dilekçesi sunmamıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... Şirketi arasında 25.04.2016 tarihli ve 75.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davalının da sözleşmede müteselsil kefil sıfatı ile imzasının bulunduğu, kredi sözleşmesinde dava dışı asıl borçlu ... Şirketi adresinin '... Beşiktaş İstanbul' olarak belirtildiği, Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarına göre ise şirket merkez adresinin '... Pendik İstanbul' olarak kayıtlı olduğu, sözleşmeye istinaden davacı bankanın kullandırılan krediye ilişkin borcun ödenmesi amacıyla gönderdiği Gebze ...Noterliğinin 26.04.2021 tarih ve ... yevmiye nolu hesap kat ihtarnamesinin ise davacı tarafça '...' adresine tebliğe çıkartıldığı, tebligatın iade edildiği, dosya kapsamına alınan Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 19.07.2018 tarihli ilan örneğinden, dava dışı asıl borçlu ... Şirketi'nin '... Kağıthane İstanbul' adresinden '... Beşiktaş İstanbul' adresine taşındığı görülmüştür. Müteselsil kefaletin düzenlendiği TBK'nın 586. maddesi uyarınca alacaklının asıl borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefil hakkında takip yapabilmesi için borçlunun ifada gecikmesi ve bu konuda kendisine gönderilmiş ihtarın, hesap kat ihtarının usulüne uygun olarak tebliğine rağmen sonuçsuz kalması veya borçlunun açıkça ödeme güçlüğü içinde olması gerektiği, dolayısıyla davacı bankanın öncelikle işbu hesap kat ihtarının asıl borçluya usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini yasal ve yazılı tebligat belgeleriyle ispatlamış olması gerekir. (Yargıtay 11.HD 2020/3228 E- 2021/5789 K 28/09/2021) Somut olayda tebligatın asıl borçlunun sözleşmedeki adresine çıkarılmadığı gibi sözleşmedeki adresten farklı bir adres olduğu anlaşılan ve bila tebliğ iade edilen adresin ihtarname tarihi itibariyle ticaret sicilinde kayıtlı adresi de olmadığının anlaşıldığı, bu durumda hesap kat ihtarnamesinin asıl borçlu şirketin sözleşmede veya ihtarname tarihi itibariyle Ticaret Sicil kayıtlarında yer alan adresine tebliğe çıkartılmadığı, dolayısıyla davacı bankanın bu hususta yeterince özen ve araştırma yükümlülüğünü yerine getirdiğini ispatlayamadığı, asıl borçluya ihtarname tebliğ edilmemesi nedeniyle, 6098 sayılı TBK'nın 586/1. maddesinde belirtilen 'ihtarın sonuçsuz kalması' koşulunun gerçekleşmediği ve davalı kefilin takip edilemeyeceği ..."gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; asıl borçluya gönderilen ihtarnamenin gönderildiği adresin asıl borçlunun diğer sözleşmeler ile müvekkili bankaya bildirdiği adres olup aynı zamanda bu tarihlerdeki ticaret sicil adresi olduğunu, dava dosyasına sunulan 25.04.2016 tarihli 75.000 TL Genel Kredi Sözleşmesi 6.3 Tebligat Adresi başlıklı maddesinde "müşteri ve kefiller adres değişikliklerini bankaya bildirmeleri gerektiği aksi takdirde sözleşmede yer alan adrese yapılan tebligatların geçerli olacağını kabul ve beyan etmişlerdir." hükmünün yer aldığını, dava dışı borçlu ile banka arasında dava dosyasına sunulan Genel Kredi Sözleşmesinin imzalanmasının ardından 27.04.2016 tarihli 370.000 TL bedelli bir sözleşme daha imzalandığını, söz konusu sözleşmede dava dışı borçlunun "... - Kağıthane / İstanbul" adresini bildirdiğini, dolayısıyla dava dışı borçluların yeni adresleri olarak ... Seyrantepe - Kağıthane / İstanbul vermeleri karşısında, 25.04.2016 tarihli sözleşmede yer alan adresi değiştirdikleri kabul edilerek tebligatların bu adrese yapıldığını, söz konusu adresin 01.04.2017 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi'nde de ilan edildiğini, söz konusu adres değişikliğinin ardından dava dışı asıl borçlu tarafından herhangi bir adres değişikliğinin bankaya bildirilmediğini, davacının kredi borçlarını geri ödememesi üzerine müvekkili banka tarafından ihtarın çekildiği tarihte dava dışı asıl borçlunun müvekkiline bildirdiği adresin ... - Kağıthane / İstanbul adresi olduğunu, sözleşmede yer alan tebligat adresi başlıklı madde hükmü gereğince söz konusu adrese yapılan tebligatların geçerli olduğu dava dışı asıl borçlu ve kefiller tarafından kabul ve beyan edildiği için, ihtarnamenin dava dışı borçluya tebliğ edilmiş olduğunu ve ihtarın sonuçsuz kaldığını, bu durum karşısında TBK'nın 586. maddesindeki şartların oluştuğunu ve asıl borçluyu takip etmeden kefile de takip yapılabileceğini, TBK'nın 586. maddesinin sadece kefile yapılabilecek takipler için aranan şart olduğunu, dava konusu icra takibine asıl borçlunun da dâhil olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, genel kredi sözleşmesinden doğan banka alacağının dava dışı asıl borçlu ve davalı müteselsil kefilden tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamında bulunan İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçluları ... AŞ. ve davalı ... aleyhine 57.402,91 TL asıl alacak, 16.358,81 TL %19,80 akdi faiz, 664,59 TL.% 19,08 işlemiş faiz, 851,17 TL %5 BSMV olmak üzere toplam 75.277,48 TL alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak kredi sözleşmeleri ve ihtarnamelerin gösterildiği, itiraz üzerine takibin durduğu, eldeki davanın yasal süresi içinde açımdığı anlaşılmıştır. Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... AŞ arasında imzalanan 25.04.2016 tarihli ve 75.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesine davalı tarafından 25.04.2016 tarihinde, 75.000,00 TL limitle müteselsil kefil olunduğu, bu kredi sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalı asıl borçlu şirkete kredi kullandırıldığı, kredi geri ödemelerinin süresinde yapılmaması üzerine kat ihtarı ile kredinin kat edildiği, kredi sözleşmesinde dava dışı asıl borçlu ... Şirketi adresinin "... Beşiktaş İstanbul" olarak belirtildiği, kat ihtarının dava dışı asıl borçlunun "... Kağıthane İstanbul" adresine tebliğe çıkartıldığı, bilatebliğ döndüğü, ardından asıl borçlu ile müteselsil kefil aleyhine takip başlatıldığı, itiraz üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Somut olayda davacı, genel kredi sözleşmesinden doğan borcun ödenmemesi üzerine müteselsil kefil olan davalı ile asıl borçlu aleyhine başlattığı icra takibine itiraz edilmesi üzerine eldeki davayı açmış olup dosya kapsamına göre, davacı ile dava dışı asıl borçlu arasındaki genel kredi sözleşmesine davalı ...'nın müteselsil kefil olduğu, davalı müteselsil kefilin 75.000,00 TL limitle müteselsil kefalet sözleşmesini imzaladığı anlaşılmaktadır.TBK'nın 586. maddesine göre, kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Alacaklı banka tarafından borçlunun temerrüdü üzerine hesap kat edilerek ihtarname gönderilmiştir. Alacağın muaccel hâle gelmesi için kredi hesabının kat edilmesi yeterli olup ayrıca hesabın katına ilişkin ihtarnamenin borçlu veya kefile tebliği zorunlu değildir.Borcun ödenmemesi üzerine bankaca keşide edilen kat ihtarının borçlu şirkete tebliğ edilemediği, davalı müteselsil kefile tebliğ edildiği anlaşılmıştır.Taraflar arasında düzenlenen Genel Kredi Sözleşmesinin “Tebligat adresi'' başlıklı maddesinde, “Müşteri ve müteselsil kefil'ler ve rehin verenler, iş bu sözleşmede yer alan hususların yerine getirilmesi ve Banka'ca kendilerine gerekli tebligatın yapılabilmesi için bu sözleşmenin ilgili maddelerinde yazılı Türkiye içindeki adresi İİK.21.maddesi ve 148/a maddesi hükümleri saklı kalmak kaydıyla kanuni ikametgah ittihaz ettiklerini, belirtilen yerde adres yazılmaması halinde, Türkiye Sicil dosyasındaki son adreslerini veya banka tarafından son olarak hesap özeti gönderilen adreslerinin muhtarlıkta kaydı bulunmasa bile yasal ikametgahları olduğunu, bu adreslere gönderilecek tebligatların kendilerine yapılmış sayıldığını, yine bu sözleşmenin taraflarından birine yapılmış tebligatın diğerlerine de sayılacağını, ileride diğer bir mahalli kanuni ikametgah ittihaz edecek olurlarsa, bu yeni adresi derhal Noter aracılığı ile Banka'ya bildirmeyi, bildirmedikleri taktirde bu sözleşmede yazılı adreslerine gönderilecek her türlü tebligatın bu adreslere ulaştığı tarihte kendilerine tebliğ edilmiş sayılacağını kabul ve taahhüt ederler” hükmüne yer verilmiştir. Bu hususların yerine getirilmesi ve bankacı gerekli tebligatın yapılabilmesi için aşağıda yazılı yerin kanuni ikametgah kabul edildiğini belirtilen yerde adres yazılmaması hâlinde ticari sicili dosyalarındaki son adreslerinin kanuni ikametgah kabul edilerek bu adrese yapılacak tebligatların şahıslarına yapılmış sayılacağını, ikametgahını değiştirseler bile yeni ikametgahlarının ticaret siciline tescil ettirip ayrıca bankaya noter aracılığıyla yazılı olarak bildirmedikleri takdirde yukarıda kanuni ikametgah olduğu kabul edilen adrese yapılacak veya bu adresteki muhtarla tebligat evrakı bırakılmak suretiyle yapılacak her türlü tebligatın geçerli olacağının ve bu nedenle doğacak zararlardan bankanın sorumlu olmayacağını kabul etmişlerdir. İİK'nın 68/b maddesinde, “Borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen kredilerde krediyi kullandıran taraf, krediyi kullanan tarafın kredi sözleşmesinde belirttiği adresine, borçlu cari hesap sözleşmesinde belirtilen dönemleri veya kısa, orta, uzun vadeli kredi sözleşmelerinde yazılı faiz tahakkuk dönemlerini takip eden onbeş gün içinde bir hesap özetini noter aracılığı ile göndermek zorundadır. Sözleşmede gösterilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin noter aracılığıyla krediyi kullandıran tarafa bildirilmesi halinde sonuç doğurur; yeni adresin bu şekilde bildirilmemesi halinde hesap özetinin eski adrese ulaştığı tarih tebliğ tarihi sayılır” hükmü yer almaktadır. TBK'nın 586. maddesine göre asıl borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehni paraya çevrilmeden kefil aleyhine takip yapılması mümkün değilse de, borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması hâlinde kefil aleyhine de takip yapılabilir.Davacı banka ile dava dışı şirket arasında imzalanan 27.04.2016 tarihli genel kredi sözleşmesinde dava dışı şirket tarafından bildirilen adres "..." adresi olup, banka tarafından, dava dışı asıl borçlu şirketin bildirmiş olduğu en son adrese kat ihtarı gönderilmiştir. Dolayısıyla, bankaya dava dışı asıl borçlu tarafından adres değişikliği bildirilmiş olup kat ihtarının bildirilen adrese gönderilmesi geçerlidir. Asıl kredi borçlusunun bankaya bildirdiği en son adrese çıkarılan tebligat bilatebliğ döndüğüne göre, yukarıda açıklanan sözleşme hükmü ve yasa hükmü uyarınca asıl borçluya kat ihtarının tebliğ edildiğinin ve kefilin takibi için ihtarın sonuçsuz kalması koşulunun gerçekleştiğinin kabulü gerekir. İlk derece mahkemesince işin esasının incelenerek bir karar verilmesi gerekirken, kefilin takibi için gerekli koşulun gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırı bulunduğundan, işin esası incelenmeksizin kararın kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353.1.a.6 maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,

2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine,

4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,

5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 21.05.2026

KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2396, K. 2026/1007, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2396-e-2026-1007-k-9ebfdc946baa