Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2307 E. 2025/1849 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/2307
- Karar No
- 2025/1849
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/2307
KARAR NO : 2025/1849
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/03/2022
NUMARASI : 2020/295 Esas - 2022/242 Karar
DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/11/2025
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; davalı tarafça müvekkili aleyhine İstanbul 14. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığını, müvekkilinin davalıya icra takibindeki tutar kadar değil, 48.500-TL borcunun bulunduğunu, davalının talep ettiği bakiye tutar olan 168.516,19-TL yönünden borcunun bulunmadığını, taraflar arasında bayilik sözleşmesi imzalandığını, davalı tarafça müvekkilinin 78.000,00-TL'lik borcu yapılandırılarak 8.700-TL'lik 12 adet senet düzenlediğini, müvekkilinin bu senetleri boş olarak imzalayarak davalıya verdiğini, davalının uyguladığı vade farkı ile borcun 104.400-TL olduğunu, sonrasında davalının 25.02.2019 tarihli 25.571-TL tutarlı vade farkı faturası düzenlediğini, böylece borcun 130.400-TL'ye yükseldiğini, müvekkilinin davalıya bu borç için 52.400-TL fahiş faiz ödemek zorunda kaldığını, davalının 99.000-TL borcu yeniden yapılandırarak müvekkilinin boş olarak imzaladığı 12 adet senedi 12.250-TL olarak düzenlediğini, senet tutarının toplam 147.000-TL olduğunu, yani davalının 99.000-TL borç için 48.000-TL faiz yüklediğini, bu borç için ayrıca davalının 33.650-TL tutarlı ayrı bir vade farkı faturası düzenlediğini, davalının Mart-Aralık 2019 aralığında toplam 79.067,09-TL tutarında 10 adet daha vade farkı faturası düzenlediğini, davalının toplam 177.000-TL borç için 213.117,09-TL fahiş oranda faiz yürüttüğünü, müvekkilinin 213.117,09-TL faizin 52.400-TL'lik kısmını ödediğini, geriye 160.717,09-TL faizin ödenmediğini, söz konusu senetler davalıya boş olarak verilmiş olup davalının müvekkiline bilgi vermeden senetlerin içeriğini düzenlediğini, müvekkilinin 2019 yılında davalıdan 341.069,85-TL tutarında tüp alıp 212.455,26-TL'si çekle olmak üzere toplam 316.339,26-TL ödeme yaptığını belirterek, müvekkilinin icra takibi nedeniyle bakiye tutar olan 168.516,19-TL yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili; iddianın aksine takibe konu senetlerin teminat senedi olmadığını, davacının borcu olmadığını ispatlayacak bir delil sunamadığını, davacının müvekkili şirket vekili ile yaptığı elektronik yazışmalarda borcun ikrar ederek icra takibindeki tutarın altında bir ödeme yapmayı teklif ettiğini, bedelsizlik iddiasını ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, ancak davacı tarafından herhangi bir delil sunulamadığın belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; davalı tarafın tüm defter ve kayıtları incelemeye sunmadığı, yine davacı tarafından ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için yerinde inceleme yetkisi talep edilmediği gibi, inceleme gün ve saatinde mahkemede de hazır edilmediği, ayrıca dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği tarih ile dosyaya raporun sunulduğu tarih arasındaki altı aylık zaman diliminde de davacı tarafça defter ve kayıtların bilirkişi incelemesine sunulmadığı, bu hali ile ispat yükü kendisinde olan davacı tarafça defter ve kayıtların sunulmadığı, dosya kapsamındaki belgeler ile davacının davalıya borçlu olmadığının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; mahkemece 30.03.2021 tarihli celsedeki ara kararda ticari defter incelemesinin 07.05.2021 tarihinde yapılmasına karar verildiğini, ancak Covid 19 salgını nedeniyle İçişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan 26.04.2021 tarihli genelge ile 29.04.2021 tarihi ile 17.05.2021 tarihleri arasında salgının önlenebilmesi amacıyla ülke genelinde tam kapanma kararı alınarak sokağa çıkma yasağı uygulandığını, mahkemenin bilirkişi incelemesi için belirlediği tarih olan 07.05.2021 tarihinin de söz konusu sokağa çıkma yasağının uygulandığı dönem içerinde kaldığını, sokağa çıkma yasağı ve salgın tehdidi nedeniyle bilirkişi incelemesi için 07.05.2021 tarihinde mahkeme salonunda hazır olamadıklarını, mahkemece söz konusu olağanüstü durum ve sokağa çıkma yasağı göz ardı edilerek bilirkişi incelemesi için yeni bir tarih belirlenmesi gerekirken, dava dosyasının mevcut durumu ile bilirkişiye tevdi edildiğini, dolayısıyla bilirkişi raporu eksik inceleme ile hazırlanmış olup, rapora itirazları reddedilerek hukuka aykırı bir karar verildiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, kambiyo senetlerine özgü takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Somut olayda; taraflar arasında bayilik ilişkisi bulunduğu, davacı bayinin keşidecisi olduğu 22.03.2018 keşide ve 15.04.2019 vade tarihli 10.000-TL bedelli, 22.03.2018 keşide ve 15.05.2019 vade tarihli 10.000-TL bedelli, 23.11.2018 keşide ve 30.01.2019 vade tarihli 12.500-TL bedelli, 23.11.2018 keşide ve 30.04.2019 vade tarihli 3.700-TL bedelli, 23.11.2018 keşide ve 30.04.2019 vade tarihli 12.500-TL bedelli, 23.11.2018 keşide ve 30.05.2019 vade tarihli 3.700-TL bedelli, 23.11.2018 keşide ve 30.05.2019 vade tarihli 15.000-TL bedelli, 30.01.2019 keşide ve 25.05.2019 vade tarihli 8.700-TL bedelli, 13.05.2018 keşide ve 13.06.2019 vade tarihli 71.577-TL bedelli bonolara dayalı olarak toplam 147.677-TL asıl alacak, 18.384,33-TL işlemiş faiz, 443,03-TL komisyon ve 1.426,33-TL protesto masrafı olmak üzere toplam 167.930,33-TL alacağın tahsili için kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığı ve takibin kesinleşmiş olduğu, davacı tarafça söz konusu takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemiyle işbu davanın açıldığıanlaşılmaktadır. Mahkemece 30.03.2021 tarihli celsede tarafların ticari defterleri üzerinde 07.05.2021 tarihinde mahkeme duruşma salonunda bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılmasına karar verilmiş olup, ticari defterler sunulmadığı veya yerinde inceleme talep edilmediği takdirde defter sunmaktan vazgeçmiş sayılacakları taraf vekillerine ihtar edilmiş, ihtara rağmen davacı ticari defterlerini sunmamış ve yerinde inceleme de talep etmemiştir. Davalı vekilince ise 03.05.2021 tarihli dilekçe ile ticari defterlerinin kapsamlı olması nedeniyle bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmesinin talep edildiği, mahkemece bu hususta bir karar verilmediği, davalının sunmuş olduğu ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Düzenlenen bilirkişi raporunda ise; davacının sunmuş olduğu banka ödeme dekontlarının bir kısmının güçlükle okunabildiği, bir kısmının ise okunamadığı, davalı şirketin ticari defterlerinin değerlendirilebilmesi için yerinde inceleme ile tespit yapılamadığından görüş oluşmasına elverişli olmadığı, davalı tarafça davacıya hitaben toplam 163.501,94-TL tutarında 13 adet vade farkı faturası düzenlendiği, davalının mail ortamında gönderilen cari hesap ekstresi genel ifadeler ile oluşturulduğundan ayrıntılı açıklama edinilemediği, sonuç olarak davalı tarafça sunulan belgeler ile sonuca ait bir tespit yapılamadığı bildirilmiştir. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi sadece inkâr etmekle yetinir ise, başka bir deyişle bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmüş ise, ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalıya düşer. Fakat menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Kambiyo senedi niteliğinde olan bono ise, düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız, karşı edimin ödenmesi şartına bağlanamayan, kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi taahüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkisini ifade etmektedir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu yazılı delillerle ispat etmekle yükümlüdür.Eldeki davada taraflar arasında bayilik ilişkisi bulunmakta olup, başkaca bir ticari ilişki bulunduğu hususunda taraflarca herhangi bir iddia veya delil ileri sürülmediğinden, takip ve dava konusu bonoların bayilik sözleşmesi kapsamında cari hesap ilişkisine istinaden verildiğinin kabulü gerekmektedir. Bu durumda tarafların ticari defter ve kayıtlarının ibrazı sağlanarak bir sonuca gidilmesi gerekmektedir. Dünyada ilk defa 2019 yılı Aralık ayında Çin'in Wuhan şehrinde ortaya çıkan, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11.03.2020 tarihi itibariyle pandemi olarak ilan edilen, ülkemizde ise 2020 yılı Mart ayından itibaren görülen Covid-19 virüsünün yayılmasının önlenmesi amacıyla ülkemizde bir kısım yasal düzenlemeler yapıldığı gibi, Cumhurbaşkanlığı Kararları ve İçişleri Bakanlığı genelgeleri ile de halka açık istirahat yerleri ile eğlence mekanları kısmen veya tamamın kapatılmış, sokağa çıkma yasağı konulmuştur. Salgın hastalığa bağlı idari yasak ve tedbirler zaman içinde hafifletilse de, tedbirlerin büyük bir bölümü 01.07.2021 tarihine kadar devam etmiştir. Bu kapsamda 29.04.2021-17.05.2021 tarihleri arasında da tam kapanma ve sokağa çıkma yasağı uygulanmıştır. Mahkemece belirlenen ticari defter inceleme günü, söz konusu tedbirlerin uygulandığı döneme denk gelmiştir. Bu nedenle mahkemece davacı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmemesi sonucunda davanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Diğer yandan dosyaya sunulan mutabakat mektubu ve davacının ödeme dekontları okunaksız olduğundan bilirkişi tarafından değerlendirme yapılamamış, davacının dava konusu ettiği alacağın bir kısmı davalı tarafça düzenlenmiş olan vade farkı faturalarına dayalı olmasına rağmen, taraflar arasında imzalanmış olan bayilik sözleşmesinin ibrazı dahi sağlanmadan vade farkı faturalarının dayanağı, vade farkı talep edilip edilmeyeceği ve miktarları açısından da hiç bir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. Dolayısıyla anılan mutabakat mektubu ve ödeme dekontlarının okunaklı birer sureti ile taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin de eksiksiz olarak ibrazı sağlanarak, yeni bir inceleme günü tayin edilmek suretiyle, HMK'nın 222. maddesine uygun olarak ve ibraz etmemenin hukuki sonuçları usulüne uygun olarak taraflara ihtar edilerek, tarafların tutmakla zorunlu oldukları ticari defterlerini ibraz etmeleri sağlanarak bilirkişi incelemesi yaptırılması ve alınacak bilirkişi raporu ile sunulan deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle eksik inceleme sonucunda davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca kaldırılarak, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/03/2022 Tarih 2020/295 Esas - 2022/242 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine"Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/11/2025