Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2040 E. 2026/862 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2040
Karar No
2026/862
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/2040

KARAR NO:2026/862

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ:24.05.2022

NUMARASI:2021/66 Esas - 2022/361 Karar

DAVA:İtirazın İptali (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin alacağı sebebi ile İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında Düzce ilindeki taşınmazda bulunan ipoteğin paraya çevrilmesi takibine yönelik itirazın haksız olduğunu, takibin yetkili icra dairesinde başlatıldığını, ipotekle ilgili ilamsız icra takibinin genel yetkili icra dairelerinde yapılabileceği gibi taşınmazın bulunduğu yerdeki icra dairesinde de yapılabileceğini, müvekkilinin yerleşim yeri itibariyle İstanbul icra müdürlüğünün yetkili olduğunu, taraflar arasında ürün satışından kaynaklanan alacak borç ilişkisi bulunduğunu ve davalının borçlu olduğunun ticari defterlerin incelenmesi halinde anlaşılabileceğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın % 20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin adresinin Düzce ilinde olması nedeniyle genel hükümlere ve gayrimenkulün bulunduğu yere göre Düzce icra dairesi ve mahkemelerin yetkili olduğunu, davacının taleplerinin tümünün zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin davacıdan aldığı ürünlerin bedelini ödediğini ve davacıya borcu kalmadığını, taraflar arasında düzenlenen 28.04.2015 tarihli protokol ve ibraname ile müvekkilinin iade almak şartıyla davacıya olan borcu için bir takım çekler verdiğini, ayrıca borç için... Mahallesi 47 ada 353 parselin devir edildiğini, bunun sonucunda 28.04.2015 tarihi itibariyle herhangi bir borcun kalmadığını ve tarafların ibralaştıklarını, davacının buna rağmen ipoteği terkin etmediğini, ipoteğin bayilik sözleşmesinin teminatı olarak 2013 yılında ticari ilişkiyi güvenilir hale getirmek için verildiğini, 2015 yılında tarafların ibralaştıklarını, ibra tarihinde müvekkilinin verilen gayrimenkuller karşılığında alacaklı konuma geçtiğini, bu nedenle protokolün 2.maddesi ile cariyi tamamlamak için davacıdan ürün alınması hususunda tarafların anlaştıklarını, bu durumun dahi müvekkilinin ticari ilişkide alacaklı hale geldiğini gösterdiğini, ipoteğin verilme tarihi ve ibraname tarihi dikkate alındığında davacının talep ettiği borcun doğmadığını, davacının işlemiş için de takip başlatmasına rağmen sadece asıl alacak için dava açtığını ve bu durumun da itirazın haklılığını ortaya koyduğunu, alacağın varlığının davacı tarafından kanıtlanması gerektiğini savunarak, davanın usul ve esastan reddi ile %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Davanın icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı verilmesi istemine ilişkin olduğu, davacı-alacaklının davalı aleyhinde İstanbul 10 İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında, ... Mahallesi 1193 parsel ... nolu bağımsız bölüm Düzce adresinde bulunan taşınmaz üzerinde 04/10/2013 tarihinde tarafı lehine tesis edilen ipoteğin paraya çevrilmesi için 210.000 TL asıl alacak, 4.038,90 TL işlemiş faiz toplamı 214.038,90 TL tutar üzerinden icra takibine geçtiği, davalı-borçlunun icra dairesinin yetkisine borca, faize ve tüm ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu görülmüştür.Davacı dava dilekçesi ile davalıdan alacaklı olduklarından, davalının takibe itirazının haksız olduğu ve iptali gerektiğinden bahisle, asıl alacak olan 210.000 TL yönünden itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi talep ettiği, davalının davanın yetki ve zaman aşımından usulden reddinin, taraflar arasındaki protokol ve ibra gereğince davacıya borçlu olunmadığından bahisle esastan reddi gerektiğini savunmuştur.Uyuşmazlığa konu alacak, ipoteğe dayalı para alacağı olduğundan, para alacakları da götürülecek alacaklardan olması ve davacının ikametgahının da mahkememiz yetki sahasında olması nedeniyle davalı vekilinin yetki itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.Taraflar arasında ticari ilişkinin varlığı, bu ilişki kapsamında davacının davalıya mal/hizmet teslim ettiği hususunda bir ihtilaf bulunmayıp, anlaşmazlık ipoteğin paraya çevrilmesi şartlarının oluşup oluşmadığından kaynaklanmaktadır.Davalı defterleri üzerinde yaptırılan inceleme neticesinde "defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, takip tarihi itibariyle davalının davacıya 549.507,97 TL borçlu olduğu, protokolün 28/04/2015 tarihinde yapıldığı ve bu tarihten sonra davacının davalıya 366.529,00 TL tutarında mal vereceğinin kararlaştırıldığı", davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yaptırılan inceleme neticesinde "ticari kayıtlarının usul ve yasaya uygun olarak tutulup tasdiklerinin yapıldığı, davacı kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalıdan 645.956,06 TL alacaklı olduğu, taraflar arasında imzalanan çek iade tutanağı ve ibranameye göre davacının davalıdan olan cari hesap alacağının 322.484,43 TL kaldığı" tespit ve rapor edilmiştir.Davacı tarafça (eski ünvanı olan ....Şti tarafından) davalıya gönderilen 18/10/2018 tarih ... yevmiye sayılı noter ihtarı ile cari hesaptan kaynaklanan 634.200,25 TL cari hesap borcunun tebliğden itibaren 7 günlük sürede ödenmesinin, ödenmemesi halinde taşınmaz üzerindeki ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçileceğinin davalıya ihtar edildiği, ihtarnamenin 22/10/2018 tarihinde muhatabına tebliğ edildiği; takibin 13/12/2018 tarihinde başlatıldığı görülmüştür.Taraflar arasındaki 28/04/2015 tarihli ibranamenin incelenmesinde, davalı tarafça davacıya bir takım çekler verildiği, çeklerin iade alınması amacı ile dava konusu taşınmazın davacıya devrini sağlayacağının davalı tarafça kabul edildiği, davacı tarafın ise gayrimenkulün devri ile davalıya çekleri iade etmeyi ve 366.529,00 TL tutarında ürün vermeyi taahhüt ettiği, ürünlerin teslim sürelerinin kararlaştırıldığı ve ayrıca bu sözleşmenin tapunun devri ile yürürlüğe gireceğinin hüküm altına alındığı görülmüştür.Mali müşavir bilirkişiler vasıtası ile incelenen tarafların 2015-2016-2017-2018 ve 2019 yıllarına ilişkin ticari kayıtlarının usul ve yasa hükümlerine uygun olarak tulup tasdiki yapılmakla yasal delil vasfı taşıdıkları, icra takip tarihi itibariyle davalının bu kayıtlarına göre davacıya 549.507,97 TL borçlu olduğu, davacı kayıtlarına göre davalıdan 645.956,06 TL alacaklı olduğu; taraflar arasında yapılan ibra ve protokol tarihi olan 28/04/2015 tarihi sonrasında da ticari alış verişin devam ettiği ve ibrada kararlaştırılan meblağların düşümü yapıldıktan sonra davacının davalıdan 322.484,43 TL cari hesap alacağının bulunduğu, davalı tarafça yapılmış bu tutarda cari hesap alacağının dayanağı fatura konusu mal ve hizmetin teslim alınmadığına ilişkin yasal süresinde yapılmış bir itirazi kaydın yada iade faturasının bulunmadığı ve davacının davalıdan ipotek tutarını aşan miktarda alacağının bulunduğu..." gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının İstanbul 10 İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına yönelik itirazının 210.000,00 TL asıl alacak üzerinden iptaline, alacağa takip tarihinden itibaren % 19,5 oranını geçmemek üzere değişen oranlarda avans faizi uygulanarak takibin devamına, likit alacak üzerinden % 20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davalının, davacıdan aldığı ürünlerin bedelini ödediğini ve bakiye borç kalmadığını, sunulan protokolden ve ibranameden anlaşılacağı üzere, davalının iade almak şartıyla davacıya olan borcu için çekler verdiği gibi ayrıca... Mahallesi 47 ada 353 parseli de devir ettiğini, bunun sonucunda 28.04.2015 tarihi itibariyle herhangi bir borcun kalmadığını ve tarafların ibralaştığını, bundan sonraki aşamada ise davalının, davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, ipoteğin eskiye dayalı ticari ilişki sebebiyle verildiğini, henüz doğmamış olmakla beraber olası bulunan herhangi bir alacak da ipotek verilebileceğini, ancak ibra tarihinden sonra müvekkilinin bir borcu bulunmadığını, caride protokol ile devri yapılan taşınmaz bedeli gösterilmediğini, protokol gereği imza tarihinde borçtan fazla tutarda taşınmaz devri yapıldığını ve bu nedenle fazla kalan miktar için müvekkiline mal tesliminin kararlaştırıldığını, bu hususun caride ters kaydedilerek müvekkilinin borçlu çıkartıldığını, karşılıksız kalan ipoteğin terkini hakkının saklı tutulduğunu, 2013 yılında verilen ipotekten sonra tarafların 2015 yılında ibralaştıklarını, ibra tarihinde müvekkilinin verdiği taşınmaz ile alacaklı hale geldiğini, bu nedenle protokolün 2. maddesinde cariyi tamamlamak için davacıdan ürün alma hususunda anlaşıldığını, ipotek ve ibraname tarihi dikkate alındığında davacının talep ettiği borcun doğmadığını, takipte faiz istenip sadece asıl alacak için talepte bulunulduğundan müvekkilinin itirazının haklı olduğunu, protokol ve ibra ile bu tarihten önceki borçların ödendiğini ve alacaklı hale geçildiğini, buna göre 2015 yılı Nisan tarihi itibari ile ödenmeyen borçlar ile gerçekleşmesi muhtemel vadesi gelmemiş borçlar için 250.000 TL bedelli çek ile taşınmaz verildiğini, taşınmazın tapusunun verilmesi ile başka alacak kalmayacağının kabul edildiğini, ayrıca tapu devri ile çeklerin iadesi gerektiğini ve 366,529 TL bedelli malın davalıya verilmesi gerektiğini, bu miktar emtianın üç ay içinde teslimi halinde taraflar arasındaki borç ve alacağın sıfırlanacağının kararlaştırıldığını, buna ilişkin protokol ve ibranamenin taraflarca imzaladığını, 250.000 TL bedelli çek ile 366,529 TL mal teslimi taahhüdünden anlaşılacağı üzere ibra tarihindeki borç bakiyesinin 250.000+366.000 = 616.000 TL olduğunu, davacının 366,529 TL mal teslimi halinde protokol gereğinin yerine geleceğini, ancak bilirkişinin bu hesaplama ve mutabakatı dikkate almadan hesaplama yaptığını, Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ibra tarihi olan 28.04.2015 ile dava tarihi arasındaki cari alacak borç hesaplaması yapılarak bu tutardan davacının, protokolde vermesi gereken 366,529 TL malın düşümü yapılarak aradaki fark kadar alacak borç çıkarılması gerekirken ibradan öncesi ve sonrası hesaplanarak ve ibra şartları dikkate alınmadığını, ayrıca ibradaki taşınmazın değerinin de dikkate alınmadığını, basit bir şekilde hesaplama yapılacak olursa 28.04.2015 tarihinde taşınmaz davacıya teslim edilmesi halinde davacı, davalıya protokol gereği çekler ile birlikte 366,529 TL mal vereceği, yani davalının, davacıdan 28.04.2015 tarihinde 366,529 TL alacaklı olduğunu, bu nedenle de ibra tarihinde müvekkilinin borcu kalmadığı gibi çekleri iade ettikten sonra da 366,529 TL mal verilmesi gerektiğini, ibra tahirinden sonra davalının, davacıya borç hesabı toplanarak 28.04.2015 tarihinden önceki kısımların hesaba katılmadan, davacının teslimini taahhüt ettiği 366,529 TL düşüldükten sonra borcun hesaplanması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davacı vekili istinaf başvurusuna yönelik beyanında özetle;Tarafların birbirleri ile ibralaştıkları tarihin 28.04.2015 olduğunu, buna rağmen alınan raporda alacağın bu tarihten sonra doğduğunun anlaşılacağını, bu tarihte zaten davalının borçlu olmayıp 60.567,61 TL alacaklı olduğunu, ibra tarihinden sonra davacıdan alınan mallar nedeniyle yeni borçlar oluştuğunu, bu hususun davalı defterlerinden de anlaşılacağını ve takip tarihi itibariyle davalının 549.507.97 TL borçlu olduğunun belirlendiğini, ipotek tarihi olan 01.10.2018 tarihi itibarı ile davalının kendi defterine göre 549.507,97 TL borçlu olduğunu, müvekkilinin defterlerinde ise 645.956,06 TL alacak bulunduğunu, bu miktarların takip konusu alacaktan yüksek olduğunu belirterek, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, taralar arasındaki satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında bir satım sözleşmesi ilişkisi bulunduğu, bayilik gibi süreklilik arz eden bu ilişkinin teminatı olarak 2013 yılında dava konusu ipoteğin tesis edildiği sabittir. Davacı, satılarak teslim edilen mal karşılığının ödenmediğini belirterek ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatmıştır. Davalı ise taraflar arasındaki bayilik/ satım sözleşmesinin teminatını oluşturmak üzere 2013 yılında ipotek verildiğini, ancak tarafların düzenlediği 28.04.2015 tarihli protokol ile ibralaştıklarını ve bu tarih itibariyle davalının 366.529 TL daha mal almak için alacaklı hale geldiğini, ayrıca protokolün ilk maddesindeki 250.000 TL bedelli çeklerin de iadesi gerektiğini savunmaktadır. Davalı vekili cevap dilekçesinin ekine imzasız ve bir kısım maddeleri üzerinde el yazısızı ile düzeltme yapılmış bir belge sunmuştur. Davacı vekili 22.10.2021 tarihinde sunduğu talimat raporuna yönelik itiraz dilekçesinin ikinci sayfasında protokolde davacının imzası bulunmadığını ve bağlayıcı olmadığı belirtilmiştir. Ancak istinaf başvurusuna sunulan cevapta bu kez tarafların ibralaştığı, ancak borcun ibra tarihinden sonra yapılan satışlardan kaynaklandığı belirtilmiştir. Cevap dilekçesinin ekinde imzasız protokolün yanı sıra 28.04.2015 tarihinde düzenlenen, imzasız protokolün ilk maddesinde bilgileri yazılı olan beş adet çekin davacı şirketçe davalıya iade edileceği kararlaştırılmıştır. Bu belgede iade edilen çekler bakımından davalının ibra edildiği belirtilmektedir. Bu durumda tarafların dosyada bulunan protokolü imzaladıkları ve protokole konu çeklerin davacı tarafından davalıya iade edildiği ve protokolün bağlayıcı olduğu anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince davalının ticari defterleri üzerinde yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna göre, 28.04.2025 tarihinden sonra da taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam ettiği ve bu ticari ilişki kapsamında davalının kendi defterlerine göre toplam 549.507,97 TL borçlu olduğu, protokole göre bu tarihten sonra davalıya 366.529 TL mal verileceği ve protokol tarihinde davalının ibra edildiği belirtilmiştir. Bu rapordan sonra davacının ticari defterleri üzerinde de bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Bu raporda, davalı defterleri üzerinde yapılan incelemenin sonuçları de değerlendirilmiş ve özetle, takip tarihi itibariyle davacının 28.04.2015 tarihli çek iade tutanağı ve aynı tarihli ibraname dikkate alınmadan davalıdan 645.956.06 TL alacaklı olduğu, ancak, taraflar arasında imzalanan çek iade tutanağı ve aynı tarihli İbraname hükümleri dikkate alındığında davacı kayıtlarına göre davalıdan talep edilebilecek cari hesap alacağının 322.484.43 TL olduğunun kabulü gerektiği, talimatla alınan raporda ise takip tarihi itibariyle davalının 549.507.97 TL borçlu olduğu tespit edildiği, her iki tarafın defterlerine göre 13.12.2018 takip tarihi itibariyle, davacının ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla 210.000 TL'den daha fazla miktarda alacağı bulunduğu, bu nedenle bu miktara yönelik talebin haklı olduğu, takip öncesi borçlunun temerrüde düşürülmediği, temerrüdün takip tarihinde oluştuğu, belirtilmiştir. İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasının incelenmesinde, ... Mahallesi 1193 parsel ... nolu bağımsız bölümün 04.10.2013 tarihinde davacı lehine 210.000 TL bedelle 01.10.2018 tarihine kadar teminat amacıyla ipotek edildiği, ipoteğin paraya çevrilmesi için 210.000 TL asıl alacak ve 4.038,90 TL işlemiş faiz toplamı 214.038,90 TL tutar üzerinden 13.12.2018 tarihinde icra takibine geçtiği, ödeme emrinin 17.12.2018 tarihinde tebliğ edildiği 24.12.2018 tarihli itirazın süresinde olduğu anlaşılmıştır.Mahkemece tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede, protokol tarihi itibariyle davacının davalıya borçlu olduğu belirlenmiştir. Ancak protokol tarihinden sonra da taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam ettiği ve davacının davalıya mal sattığı anlaşılmıştır. Davalı defteri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinin de değerlendirildiği ve davacının defterlerinin incelendiği 11.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda protokol tarihinden sonra davacının davalıya sattığı ürünlerin, protokoldeki çeklerin iadesi de dikkate alındığında, davacının bakiye 322.484,43 TL alacaklı olduğu belirlenmiştir. Belirlenen bu alacak miktarı ipotek ve takip tutarının üzerindedir. Mahkemenin hükme esas aldığı bu bilirkişi raporunda protokol de değerlendirilerek, protokolden sonra satılan ürünler nedeniyle davacının takipten daha fazla alacağı bulunduğu belirlendiğinden, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 10.494,21 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,

3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,

5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 30.04.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2040, K. 2026/862, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2040-e-2026-862-k-a176acc7df02