Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2026 E. 2026/737 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2026
Karar No
2026/737
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

53.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/2026

KARAR NO: 2026/737

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: .../06/2022

NUMARASI: 2021/... Esas, 2022/...Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

KARAR TARİHİ : 21/05/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ....Şti. tarafından, davalı .... Şti'ne; folyo, dijital baskı, laminasyon, ....., cephe mesh baskı, kumlu folyo, baskes, montaj, dış cephe bina reklam duvarları düzenlemesi şeklinde hizmetler yapılıp teslim edildiğini, bu hizmetlerin tesliminden sonra TTK'da belirlenen yasal süreler içinde müvekkiline hatalı eksik veya ayıplı hizmet ifasına ilişkin hiçbir bildirim gerçekleşmediğini, müvekkili tarafından verilen bu ürün ve hizmetlere ilişkin olarak davalı firmaya 01.06.2021 tarih, ... numaralı 369.625,56 TL bedelli fatura düzenlenip davalı şirketin resmi mail hesabına gönderildiğini, yasal 8 günlük itiraz süresinde herhangi bir itiraz olmadan faturanın kesinleştiğini, kesinleşen faturaya rağmen 369.625,56 TL fatura bedelinin müvekkiline ödenmediğini, bunun üzerine taraflarınca davalı firma aleyhine İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyası ile fatura alacaklarına ilişkin ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu tarafından, icra takibine itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, yasal zorunluluk olarak arabuluculuk görüşmeleri düzenlendiğini ve bu görüşmelerin de anlaşma gerçekleşmeden sonuçlandığını beyanla; davanın kabulü ile itirazı iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20.den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin ...tarafından kurulmuş olduğunu, bu şirket haricinde .... Şti., .... Şti. ve .... Şti.'nin de birbirlerine bağlı ve aynı kişiler tarafından yönetilen şirketler olduğunu, bundan dolayı kuruluş, yönetim ve ticari ilişkiler kapsamında benzerlikler teşkil ettiğini, davalı müvekkili şirket dahil diğer şirketlerin de eğitim ve öğretim alanında faaliyet gösterdiğini, davacının yetkilisi...'un, müvekkili şirketlerin bağlı olduğu diğer şirket olan .... Şti.'de okulların tadilat, tamirat ve onarım gibi her türlü satın alma yetkisine sahip genel müdür unvanı ile temizlik, yemekhane ve iş gücü temini noktasında her türlü mal ve malzemenin temini ve satın alınması, ihtiyaç duyulan kurum dışı günlük çalışma için personel ayarlanma ve çalıştırılması işlerini yürütmekte olduğunu, ancak davacı şirket yetkilisinin müvekkili şirketlerde bulunan yetkisini kötüye kullanması sonucu yetkisine son verildiğini ve müvekkili şirketten ayrıldığını, davacı şirket yetkilisi...”'un resmi olarak .... Şti.'de genel müdür olarak faaliyet gösterse de müvekkili şirkette de fiili olarak faaliyette bulunduğunu, satın alma dahil birden çok yetkiye sahip olan davacı şirket yetkilisinin müvekkili şirketin ekonomik durumunu etkileyecek birçok ticari alım satımı yaptığını, özetlemek gerekirse...'un, hem müvekkili şirkette temsilci olarak görev yaptığını hem de kendi şirketi olan davacının sahibi olarak müvekkili şirketle ticari alım satım işlemlerini gerçekleştirdiğini, davacı şirketin her ne kadar müvekkili şirkete folyo, dijital baskı, laminasyon, forex, cephe mesh baskı, kumlu folya, baskes, montaj, dış cephe bina reklam duvarları düzenlemesi şeklinde hizmetler yapıp teslim ettiğini iddia etse de davacı tarafından bu hizmetlerin yerine getirilmediğini, davacı şirket yetkilisinin müvekkili şirkette temsil yetkisine sahipken ayrılmadan önce kendi şirketiyle ticari ilişkiler kurmaya çalışarak kötü niyetli olarak müvekkilini zor duruma düşürmeye çalıştığını, hatta daha önce müvekkili şirket dahil diğer ortak şirketler tarafından düzenlenen çeklerin davacı şirkete ve davacı şirketin yetkilisi... adına düzenlendiğini ve teslim edildiğini, hatta bedelsiz olan bu çekler hakkında taraflarından İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/314 Esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açıldığını ancak çeklerin davacı tarafından üçüncü kişilere kötü niyetli olarak ciro edilmesi sonucu çeklerin mecburen ödendiğini, açılmış olan bu davanın derdest olup bu davanın sonucunda da haklılıklarının ispatlanacağını, müvekkili şirket ve bağlı şirketlerin muavin defterleri incelendiğinde davacı tarafın satın alma yetkisine dayanarak kendi sahibi bulunduğu şirket adına fahiş miktarda ödemeler yaptığının müvekkili tarafından tespit edildiğini, müvekkili şirket ve diğer bağlı şirketler dahil davacı şirket ve ortağından toplamda 399.317,00 TL'lik alacağı bulunduğunu, müvekkilinin ticari defterleri, cari hesabı da incelendiğinde müvekkili şirket ve bağlı şirketlerin davacıdan alacaklı konumda olduğunun anlaşılacağını, davacının iddia ettiği üzere müvekkili adına düzenlenmiş olan faturanın konusunun bulunmadığını, hukuka aykırı şekilde müvekkilini zor duruma düşürmek için herhangi bir karşılığı olmadan düzenlenmiş bir faturadan ibaret olduğunu, davacının dilekçesinde belirttiği faturanın karşılığı olarak müvekkili şirket lehine herhangi bir hizmet verilmediğini, davacı ile müvekkili şirket arasında yukarıda da belirttikleri üzere bazı ticari ilişkiler meydana gelmişse de davacının müvekkili şirket lehine davaya konu 369.625,56 TL'lik herhangi bir hizmeti olmadığını, kaldı ki taraflar arasında imzalanmış bir sözleşme dahi bulunmadığını, Salt fatura düzenleyerek de alacak ispatlanamayacağından davacının haksız zenginleşme durumunun da söz konusu olmayacağını, faturanın taraflar arasında yapılmış bir sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili bir belge olduğunu, bu nedenle faturayı tanzim edenle adına tanzim olunanın muteber bir borç ilişkisi olması ve faturanında bu ilişkinin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmiş olması gerektiğini, Yargıtayın yerleşik içtihatlarının da faturanın sonuç doğurabilmesi için öncelikle taraflar arasında bir sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerektiği yönünde olduğunu, müvekkili şirketin ticari defterleri de incelendiğinde davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığının mahkemeniz nezdinde de ispatlanmış olacağını, ayrıca kötü niyetli takip başlatan davacı şirketin yetkilisi...'un doğrudan müvekkili şirkete 254.410,00 TL borcu bulunduğunu, Kaldı ki diğer müvekkiline bağlı şirketlere olan borçlarının toplamıyla birlikte davacı şirket ve yetkilisinin toplam borcunun 446.889,00 TL olduğunu belirterek, haksız ve kötü niyetli olarak açılan davanın reddine, davacının haksız kazanç sağlamak amacıyla başlatmış olduğu icra takibi nedeniyle davacı aleyhine alacağın %20 oranında kötü niyet tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece yapılan yargılama sonunda özetle, bilirkişi tarafından davacı ve davalı tarafın ticari defterleri incelendiği, her iki tarafın ticari defterlerinde uyuşmazlık konusu olan 369.625,56-TL'lik faturanın kayıtlı olduğunun tespit edildiği, vergi dairesi yazı cevaplarının incelenmesinde tarafların BA/BS formlarının uyumlu olduğu, davalının ilgili faturayı BA formu ile vergi dairesine bildirdiğinin görüldüğü, ayrıca davalının söz konusu faturaya ilişkin olarak 8 günlük itiraz süresi içerisinde iade faturası kestiği belirlendiği, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında, davacının faturaya konu hizmeti davalıya sunduğunun, bizzat davalı tarafından vergi dairesine sunulan BA formları ile sabit olduğu, davalının hizmet aldığına ilişkin olarak davacı tarafından düzenlenen faturayı kayıtlarına işleyerek ilgili vergi dairesine bildirdiği, hizmetin fatura ile sunulduğunun kural olarak kabul edilmesi gerektiği, başka ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturaların vergi dairesine bildirdiğini kanıtlayamadığı, fatura ve davalı tarafından vergi dairesine yapılan bildirim ve her iki tarafın ticari defter kayıtları dikkate alındığında faturaya konu malların davalıya teslim edildiği kabul edildiği, vergi dairesine bildirilen fatura için iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacağından fatura kapsamındaki hizmetin davalıya sunulduğu anlaşıldığından usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu da hükme esas alınarak ve alacağın varlığına kanaat getirerek davanın kabulü yolunda hüküm tesis edildiği, takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacağın likit olduğu anlaşıldığından asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davacı tarafın dilekçesinde belirttiği ve davaya konu olan faturaya karşılık olarak müvekkili şirket lehine herhangi bir hizmet veya mal verilmediği, bu faturaya dayanak herhangi bir sözleşme imzalanmamakla birlikte karşılığı olacak bir hizmet de görülmediği, davacı şirketin yetkilisi olan...'un daha önce müvekkili şirketin de yetkilisi olduğu, bu şahsın müvekkili şirket yetkilisiyken aynı zamanda TTK'da düzenlenen rekabet hükümlerine aykırı olarak davacı şirketin yetkilisi olarak çalıştığının öğrenilmesi üzerine işine son verildiği, ...'un daha önce de müvekkili şirketi zor durumda bırakacak işlemler yaptığı, bu durum İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/314 Esas sayılı dosya ile yargıya intikal ettiği, müvekkilinin konusu olmayan ve arada bir akdi ilişki bulunmadan sırf müvekkilinin mameleğinden nemalanmak için gönderilen bir fatura ile borçlandırılmak istendiği, fatura düzenleyenle adına fatura düzenlenen kişi arasında temel bir borç ilişkisi yoksa fatura hukuki bir sonuç doğurmayacağı, davacı tarafın müvekkili aleyhine tanzim ettiği faturanın borçlandırıcı bir nitelikte olmadığı, davacı tarafından gönderilen faturaya süresinde itiraz mahiyetinde iade faturası gönderildiği, icra inkar tazminatının hukuka aykırı olduğu, iddialarıyla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.

Davacı tarafın, davalı için yaptığını iddia ettiği folyo, dijital baskı, laminasyon, forex, cephe mesh baskı, kumlu folyo, ......, montaj, dış cephe bina reklam duvarları düzenlemesi işlerine istinaden tanzim ettiği faturanın ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine icra takibi başlattığını ve davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu iddia ederek itirazın iptaline karar verilmesini talep ettiği, davalı tarafın davanın reddini talep ettiği, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı tarafça istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

Tüm dosya kapsamı, ilk derece mahkemesi kararı ve karara karşı ileri sürülen istinaf nedenleri birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığı ve davalı şirketin akdi ilişkiyi reddettiği anlaşılmış olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık akdi ilişkinin varlığına ilişkindir. Davacı tarafından tanzim edilen faturanın davalı şirket defterine kaydedildikten 8 günlük itiraz süresi içinde iade edilmiş olması nedeniyle faturaya dayalı olarak da bir ispat söz konusu olamayacağından, dava dilekçesinde delil olarak yemin deliline de dayandığı anlaşılan davacıya akdi ilişkinin varlığı açısından yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözetilmeden eksik inceleme sonucu davanın esası hakkında hüküm kurulmasında isabet bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,

2-İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../06/2022 tarih, 2021/... Esas, 2022/...Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,

5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,

6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 21/05/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2026, K. 2026/737, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2026-e-2026-737-k-f292f86dbd0f