Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1784 E. 2026/415 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1784
Karar No
2026/415
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1784

KARAR NO: 2026/415

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 18/05/2022

NUMARASI: 2020/734 Esas 2022/341 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı şirketle ticaret yapmakta olduğunu, söz konusu ticaret nedeniyle fatura alacağının bulunduğunu, müvekkilinin bu alacağına kavuşmak maksadıyla Bakırköy ... İcra Müdürlüğünde ilamsız icra yolu ile takip başlatıldığını, davalının icra dosyasına haksız ve kötü niyetli olarak itaraz ettiğini ve takibi durdurduğunu, her iki tarafın da TTK gereği tacir sıfatına haiz olduğunu, söz konusu borçta, ticari niteliğe haiz bir iş olması münasebetiyle her iki şirketin de ticari defterlerinin incelenmesi gerektiğini, müvekkiline ait ticari defter kayıtlarının ve davalıya ait ticari defter kayıtlarının incelenmesi halinde müvekkilinin mezkur cari hesap ekstrelerinde dava konusu olan alacaklarının mevcut olduğunun ortaya çıkacağını, davalının söz konusu haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle müvekkilinin zararının giderek arttığını, davalının kötü niyetli olarak takibe itiraz etmeleri, bu itirazla birlikte zaman kazanmaya çalışmaları ve mal varlığını elinden çıkarmaya başlamaları nedeniyle, dava kesinleşinceye kadar davalı adına kayıtlı bulunan gayrimenkul veya araç üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep etme zorunluluğunun doğduğunu, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydıyla arz ve izah edilen sebeplerle haklı davalarının kabulünü, davalı adına kayıtlı bulunan gayrimenkul veya araç üzerine ihtiyati tedbir konulmasını, davalının itirazının iptalini ve takibin devamına, haksız ve kötü niyetli olarak itiraz eden borçlunun yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminat ödenmesine mahkum edilmesine, mahkeme masrafı ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; Davacının alacaklı olduğu anlamına gelmemek şartı ve koşuluyla dava dilekçesinin HMK hükümlerine aykırı yazıldığı düşüncesinde olduklarını, davacının ticaretinin mal veya hizmet nedeni ile mi doğduğunu yazmadığını, dolayısıyla davacının dava konusu alacağının nedeni belirtilmediğinden ıslah sureti ile konusunu belirtmesine muvafakat da vermediklerini, davacının soyut ticari ilişki nedenine dayalı olarak alacak talebinde bulunulmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduklarını, davacının, tarafların tacir olmaları nedeni ile davalının davacıya borçlu olduğunu belirtmesinin doğru olmadığını, tarafların tacir olmasının birbirlerine alacaklı-borçlu oldukları anlamına gelmediğini, davalının, davacıya bir borcu bulunmadığını, davacının bu borcu nasıl ve ne şekilde hesaplayarak neyin bedeli olarak bu tutarı istediğinin belli olmadığını, soyut bir gerekçe ile alacak talebinde bulunulduğunu, haksız, yersiz, fiili ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile haksız icra nedeni ile alacağın %20 den aşağı olmamak üzere davacıdan kötü niyet tazminatı alınmasına ve tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, 16/10/2018 tarih 2016/166 esas 2018/734 karar sayılı kararı ile davanın kabulü ile davalının ... ... İcra Müdürlüğünün... E. sayılı icra takibine yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına, davacının icra inkar tazminat talebinin reddine karar vermiştir. Bu karara karşı, davalı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine dairemizin 12/11/2020 tarih 2018/2310 Esas, 2020/11777 karar sayılı ilamıyla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararına müteakip ilk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde eldeki istinaf incelemesine konu kararın verildiği anlaşılmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; " ...SMMM bilirkişi tarafından düzenlenen 18/03/2022 tarihli bilirkişi ek raporuna göre; "Kök raporda yapılan açıklamalar sonucu işbu ek raporda, davalının önce defterlerinin olmadığını, buna rağmen, 2014 yılına ait sunulan yasal defterlerin incelenmesinde, her ne kadar, Defterlerinin usulune uygun tutulmamasına rağmen, gelinen noktada, yıl sonu yasal yevmiye defterinin kapanış kaydı, yani 2015 yılına devir eden hesapta davalıya 10.473.22 TL. borçlu olduğu, işbu borcun içinde, icra takibi yapılan alacağın, içindeki faturaların da bir kısmının mevcut olduğu, bu nedenle, 9.217,39 Tl. asıl alacağın, .... ....icra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının 17.11.2015 takip tarihli dosyasında talep edilen, %10.5 Faiz in takip tarihinden itibaren, Davacı ....Şti'ne ödeme yapması gerektiği" mütaala edilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildi ğinde, davacının cari hesap alacağının tahsili için davalı aleyhine icra takibi yaptığı, takibe itiraz edilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı, mahkememizce davanın kabulünden sonra verilen İstinaf kararı doğrultusunda mali müşavir bilirkişi marifetiyle davalının 2014 yılı ticari defterlerinin incelendiği, davalının yevmiye defterinin yıl sonu kapanış kayıtlarında davacıya 10.473,22 TL borçlu olduğunun kayıtlı olduğunun anlaşıldığı, bu durumun, dava konusu cari hesap alacağı nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olduğunu ispat etmeye yeterli olduğu gözetilerek..." gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının Bakırköy.... İcra Müdürlüğünün... E sayılı ilamsız icra takibine yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına, davacının icra inkâr tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ticari defterlerinin uzun süre bulunamadığını, bu zaman diliminde defterler davalının kontrolünde olmadığı için anılan alacağın nasıl ve ne şekilde işlendiğinin anlaşılamadığını, defterlerin delil özelliği taşımadığı için delil varsayılarak davacının alacaklı olduğu sonucuna varılamayacağını, dosyada Yavuz Kuzu’nun davalı çalışanı olduğuna dair bir delil bulunmadığını, davacının delil sunma aşamasında herhangi bir irsaliyeli fatura sunmadığını, raporda belirtilen irsaliyeli faturaların delil sunma aşaması sona erdikten sonra sunulduğunu, davacının malları davalıya teslim ettiğine dair bir kanıtı bulunmadığını, alıcısı belli olmayan ve imzası okunmayan faturalara dayanarak alacak talep edilemeyeceğini, cari ilişkinin nedenin ne olduğunun belli olmadığını, taraflar arasında herhangi bir cari ilişki bulunmadığını, davacının bu borcu nasıl ve ne şekilde hesaplayarak neyin bedeli olarak bu tutarı istediğinin belli olmadığını, icra takibinde de ticari alacağın nedeninin belirtilmediğini, taraflar arasında bir cari sözleşme bulunmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, ticari satımdan kaynaklanan faturalı alacağın tahsili istemiyle başlatılmış olan ilamsız icra takibine davalı tarafça yöneltilmiş olan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davaya esas.... İcra Müdürlüğünün ... (eski no: ...) Esas sayılı dosyası incelendiğinde, alacaklının ... ... Şirketi, borçlunun ... ... AŞ olduğu, 17.11.2015 tarihine ilişkin 9.127,38 TL cari hesap alacağının takibe konu edildiği, borçlunun itirazında, herhangi bir borcunun bulunmadığını öne sürdüğü anlaşılmaktadır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama aşamasında alınan 18.12.2017 tarihli bilirkişi raporunda; her iki tarafa ilişkin ticari defterlerin incelemesinin yapıldığı, davacının 2012-2013-2014-2015 yıllarına ait ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, dava konusu faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve bu ticari defterlere göre davacının davalıdan 9.127,38 TL alacaklı olduğu, davalının 2015 yılına ilişkin ticari defterlerinde davacı tarafından düzenlenmiş bir adet faturaya ilişkin kaydın bulunduğu, davalının 2014 yılına ilişkin ticari defterlerini ibraz etmediği değerlendirilmiştir.Dosya içerisinde davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş bulunan muhtelif sayıda irsaliyeli fatura bulunmakta olup bu faturaların bir kısmında teslim alan imzası yer almaktadır. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz ve beyan dilekçesinde, karşı tarafın ticari defterlerini sunmadığından davanın kabulü yönünde karar verilmesini gerektiğini beyan etmiş, davalı taraf ise söz konusu rapora beyan ve itirazında; malların teslimine dair irsaliye veya verilen hizmetin kanıtlanması gerektiği, bahsi geçen sebeple davacının davasını ispat edemediğinden davanın reddi yönünde hüküm kurulmasını istemiştir. Bilirkişi ek raporunda, kök rapordan ayrılmasını gerektirir bir sebep ileri sürülmemiştir.Sonuç olarak ilk derece mahkemesince davacının lehine delil özelliği taşıyan ticari defterlere itibar edilerek davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur. Davacı, davalı ile arasındaki ticari ilişkiden ötürü davalıdan alacaklı olduğunu ileri sürmüştür. Buna göre taraflar arasında TTK'nın 89 vd. maddeleri uyarınca cari hesap sözleşmesi bulunmaksızın, açık hesap ilişkisine ve genel hükümlere göre yargılaması yapılacak olan iş bu davada, davacı alacaklı olduğunu ileri sürüp kanıtlama olanağına sahiptir. Davacının ticari ilişkideki bakiye alacağını talep edebilmesi için cari hesap sözleşmesinin bulunması zorunlu değildir.Dairemizin kaldırma kararını müteakip ilk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, mahkemece kaldırma kararı doğrultusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi ek raporunda; davalı şirketin 2014 yılı yasal yevmiye defteri açılış ve kapanış tasdiki yaptırıldığı ancak defterlerin genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri ve tek düzen hesap planına uygun olarak ayrıntılı işlenmediği, envanter defteri kapak sayfasının mevcut defter sayıları bulunmadığı, kebir defterinin kapak sayfasının bulunmadığı, ancak yasal defter olarak yazdırılmış olduğunun görüldüğü, şirketin 2014 yılı yasal yevmiye defterinin yıl sonu kapanış kayıtlarının bulunduğu, 487 sayfasındaki kapanış yevmiye kayıtlarında davacıya 10.473,22 TL borçlu olduğu bildirilmiştir.Davacının takip ve dava konusu alacağının dayanağı faturalarının gerek davacı gerekse davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı defterlerinin usulüne uygun düzenlendiği, buna göre davacının fatura konusu hizmeti davalıya verdiğinin kabulü gerektiği anlaşılmıştır.

Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2- Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 576,12 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline,

3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;

HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 05/03/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/1784, K. 2026/415, T. 05.03.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1784-e-2026-415-k-edcd79f3d102