Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1785 E. 2026/414 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1785
Karar No
2026/414
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1785

KARAR NO: 2026/414

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 25/05/2022

NUMARASI: 2020/433 Esas 2022/311 Karar

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari kredi sözleşmesine kefaletten kaynaklanan)

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 20Aralık 2019 tarihinde e-devlet sisteminden taşınmazlarına konulan haciz ile hakkında, davalı-... tarafından yapılan icra takibini öğrendiğini ve buna ilişkin olarak ilk aşama 23.12.2019 tarihli İstanbul 7 Asliye Ticaret Mah.2019/1385 d.iş dosyası ile takibin dayanağı olan ihtiyati haciz kararına itiraz edildiğini, ancak talebin yargılamayı gerektirdiği gerekçesi ile talebin red edildiğini, davalı bankaya borçlu olmadığına ilişkin menfi tespit davası açma zarureti hasıl olduğunu, müvekkilinin icra takibi borçlusu....Şti.'nin eski ortağı olduğunu, devir ederek ortaklıktan ayrıldığını, takibe konu edilen diğer taksitli ticari kredilerin ise müvekkilinin ortaklıktan ayrıldığı 24.03.2015 tarihinden sonraki dönemlerde kullandırılan kredi olduğunu, bu kredilerde de müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, alacaklının takibine konu teminat mektubundan kaynaklı riskler ve yine genel kredi sözleşmesinden kaynaklı risklerin tamamı ile müvekkilinin ortaklıktan ayrıldıktan sonraki kullandırılan araç kredilerinden, işletme kredilerinden kaynaklanmış olduğunu, bir yıl süre ile verilen ve yenilenen teminat mektuplarına ilişkin risklerin de ve buna ilişkin kullanılan kredi ve alınan teminat mektuplarının da müvekkilinin ortaklıkdan ayrıldıktan sonraki doğan risklere ilişkin olduğunu, müvekkilinin yasal bir sorumluluğu bulunmadığını, davalı-alacaklı, esas takibe geçtiği icra takibinde açıkça takip talebinde, borcun 841.438,12-TL ana para ve ferileri ile birlikte 926.073,19-TL takibe konu kısmından müvekkili borçlu konumda olmadığını beyan ve ikrar ettiğini, müvekkilinin bu kredi kalemi bakımından sorumlu olmadığını, müvekkilinin ortaklıktan ayrıldıktan sonra, diğer ortak ...'un imzası ile kullandırılan ve şirketin yürüyen kredileri olup,müvekkilinin bir sorumluluğu bulunmadığını, bunu davalı-borçlunun da geçtiği esas takip de kabul ettiğini, davalı borçluca bilahare-bu talep kalemi bakımından esas takibinden ferağat edildiğini ve gönderilen hacizlerin de bu talep kısmının düzeltilmesi talebinde bulunduğunu, takip talebinde,müvekkilin diğer borçlularla birlikte borcun ana para, 250.000-TL ve ferileri ile birlikte toplam da, 273.832,00-TL.kısmı üzerinden müvekkilinin sorumlu olduğu iddia ile esas takibe geçildiğini bu takip kaleminde de müvekkilin bir sorumluluğu olmayıp, bu kredinin müvekkilinin ortaklıktan ayrıldığında var olan teminat mektubu riski olmayıp, müvekkilinin ortaklıktan ayrıldıktan sonra yenilenen teminat mektuplarında da imzası bulunmadığını, müvekkilinin taşınmaz ve banka hesapları üzerine konulan hacizlerin dava sonuçlanıncaya kadar kaldırılmasını, ... icra Müdürlüğü ... esas ayılı dosyası ile talep edilen alacağa ilişkin, ortaklıktan ayrılan müvekkilinin hukuki bir sorumluluğunun olmadığını belirterek, anılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; banka tarafından .... Şti.' ne genel kredi sözleşmesi şartlarını yerine getiremediği için.... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ... ın bu genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil olarak imzaladığını, bu bakımdan dosya borcundan sorumlu olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerden görüleceği üzere azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil ifadesinin davacının kendi el yazısı ile yazıldığını ve imzalandığını, davacının, icra takibine konu edilen ve sorumlu olduğu belirtilen kısım kadar dosya borcundan sorumlu olduğunu, taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmelerinde, müvekkili kurumca, borçlunun geri ödeme planı kapsamında kararlaştırılan kredi taksitlerini vadesinde ödenmemesi durumunda hiçbir bildirime gerek kalmaksızın tüm alacağın muaccel hale geleceğinin saklı tutulduğunu, .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında takıp çıkış tutarının 1.199.905,19-TL olduğunu, kalem kalem borcun kaynakları ve sorumlu olan borçluların takip talebi ve ödeme emrinde bildirildiğini, davanın reddi ile davacı aleyhine % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı ...’ın müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğu 01/10/2012, 15/07/2013, 09/01/2015 ve 13/01/2015 tarihli genel kredi sözleşmeleri nedeniyle asıl borçlu şirketin teminat mektubu kapsamındaki kredi borcundan dolayı müteselsil kefil olarak sorumlu olup olmadığı noktasında çıkmaktadır. Taraflar arasında Genel Kredi Sözleşmesinden davacı banka ile davadışı asıl borçlu ... .... Şti. arasında 01/10/2012 ve 15/07/2013 tarihinde genel kredi sözleşmelerinin imzalandığı, söz konusu sözleşmeleri davacı ...’ın müşterek borçlu/müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, ayrıca davadışı asıl borçlu ... .... Şti. lehine davalı bankaca dava dışı ... A.Ş. için 250.000,00TL bedelli teminat mektubunun 16/10/2015 tarihi saat 17.30 ‘a kadar geçerli olmak üzere verildiği, kefalet miktarını imzaladığı, gözetilerek TBK m. 583 vd. Hükümlere uygun olarak davalı ile banka arasında yasal şartlara uygun olarak geçerli bir kefalet sözleşmesinin bulunduğu dosya kapsamı ile sabittir. Dosyaya sunulan banka kayıtlarına göre asıl borçlu ... .... Şti. nin 11/10/2016 tarihli talimatına istinaden teminat mektubunun aynı şartlarla 1 yıllık vadesinin uzatıldığı, yine 2017 ve 2018 yıllarında da bu uzatmaların asıl borçlunun talebi üzerine banka tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır.

Davacı, ...’deki asıl borçlu şirket ortaklığından ayrıldıktan sonra ... Not.08.05.2015 T.... Sayılı İhtarı İle,Başta ... Olmak Üzere,Şirketin Çalıştığı Tüm Bankalara Çektiği İhtar İle ortaklıkdan ayrıldığını,bundan sonraki krediler bakımından sorumluluğu olmadığını ve eski ortağı bulunduğu ... ....şti .ne ilişkin kefaletinin kaldırılmasını ihtaren bildirdiğini, Davalı-alacaklı-Banka,müvekkiline çekmiş olduğu,... Not.02.06.2015 1.14738 sayılı karşı-cevabı ihtarında ,13.01.2015 tarihinde kullandırılan krediler ve teminat mektuplarına ilişkin riskler bulunduğunu muhatap olarak bu devam eden krediler ve riskler bakımından kefilliğinin bulunduğu beyan edilerek ,kefillikten muaf tutulma talebine yanıt verildiği tespit edilmiştir.

Taraflar arasında akdedilen sözleşme, genel hükümlere göre düzenlenmiş ticari nitelikte ve süresiz bir sözleşmedir. Başka bir ifadeyle borç sıfırlandıktan sonra borçluya tekrar kredi kullandırılması yeni bir borç ilişkisi niteliğinde olmadığından sözleşmeden doğan kefalet sorumluluğunun devam edeceği kuşkusuzdur. Öte yandan davalı taraf, sözleşmenin 3.5.2.5. maddesinde “ TBK nın 598. Maddesi gereği işbu kefaletin süresiz olarak verildiği, bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan kefaletin işbu kefalet Sözleşmesinin kurulmasından 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağı, 3.5.2.6. maddesinde ise Banka tarafından müşteriye açılan kredilerden dolayı kredinin açılma şekli ve nevine göre , keza Sözleşmede yer alan tüm hususlardan da kefillerin sorumlu ve yükümlü oldukları, yine Sözleşme 6.4. maddesinde Sözleşmenin imzalandığı tarihten sonra Sözleşmede yapılacak değişiklikler tarafların yazılı mutabakatı halinde hüküm ifade edeceği düzenlenmiş olup kefil geçerli bir kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonra tek taraflı olarak kefaletini geri alamaz. Bu şekildeki bildirim akdin diğer tarafça açıkça kabul edilmedikçe hukuki sonuç doğurmaz. Kefaletten vazgeçme beyanında bulunulduğu tarihte cari hesap ilişkisinde borç bakiyesinin sıfır olması da sonuca etkili değildir. (HGK. 23.10.2002, 19-866/845).Genel Kredi sözleşmesi karşılıklı taahhütleri içerdiğinden, tek taraflı irade beyanıyla kefaletten vazgeçilmesi mümkün olmayıp akdin karşı tarafı olan bankanın açıkça kabulünün bulunmadığı dolayısıyla davalının kefaletinin ve sorumluluğunun devam ettiği anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve ayrıca davada ihtiyati tedbir kararı verilmediği, davalının alacağa geç kavuşmasına neden olunmadığı, icra inkar tazminatı şartları oluşmadığından bu talebin de reddine " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; icra takip tarihi itibari ile araç kredilerinden kaynaklı borçların ödendiğini, 16.10.2016 vadeli teminat mektubunun paraya çevrildiğini ve bankaca müvekkilin de imzasının bulunduğu genel kredi sözleşmesine istinaden verilen teminat mektubunun sona erdiğini, müvekkilinin 24.03.2015 tarihine kadar ortaklığı bulunduğu borçlu şirket ... Şti ile davalı banka arasında imzalanan 01.10.2012- tarihli, 15.07.2013 tarihli, 09.01.2015 tarihli ve 13.01.2015 tarihli genel kredi sözleşmesi bulunduğunu, bu sözleşmelerde iki ortak ... ve ... imzasının bulunduğunu, davaya konu 16.10.2016 vadeli, 250.000-TL tutarındaki teminat mektubunun da bu kredi sözleşmeleri kapsamında verildiğini, müvekkili ortaklıkdan ayrıldıktan sonra bankaca şirketin tek sahibi olan ... ile 26.06.2015 tarihinde yeni bir genel kredi sözleşmesi imzalandığını ve önceki imzalanan genel kredi sözleşmelerinin kadük olduğunu ve iptal olduğunu, davaya konu teminat mektubunda süre bir yıl olup, müvekkilinin 24.03.2015 tarihinde ortaklıktan ayrıldıktan sonra hissesini devir ettiği diğer ortağın şirketin tek sahibi olduğunu, banka ile ilk genel kredi sözleşmesini de 26.06.2015 tarihinde imzaladığını ve borçlu şirketce süresi 2016 da sona eren teminat mektubunun bu kez şirketin tek sahibi ... un talebi ile yenilendiğini, bankanın da bu yenilemeyi 26.06.2015 tarihli ... ile yapılan genel kredi sözleşmesi kapsamın da bir yıl daha uzattığını ve yine ...'un talebi ile dört kez daha uzatıldığını, davalı bankanın müvekkilinin ortaklıktan ayrıldıktan sonra yaptığı 16.06.2015 tarihli genel kredi sözleşmesi ile eski sözleşmeleri ortadan kaldırdığını ve müvekkilinin de de süresi bir yıl olan ve paraya çevrilmemiş olan teminat mektubuna ilişkin bir sorumluğu söz konusu olmadığını, sonraki yıllarda borçlu şirketin tek sahibi olan Hikmet Zofunun talebi ile yapılan müteakip teminat mektubu yenilemelerinin artık davalı banka ile 26.06.2016 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamındaki yenilenmeler olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, İİK'nın 72. maddesi gereğince davacı hakkında .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takip nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Dosya kapsamından, davalı banka tarafından davacı aleyhine.... icra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile dayanağı dava dışı ... ...Limited Şirketi ile imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi olan ilamsız icra takibi başlatıldığı, davacının sözleşmede müşterek ve müteselsil kefil olarak yer aldığı, takip talebinde davacının sorumluluğunun 250.000,00 TL teminat mektubu riski, işlemiş akdi ve temerrüt faizi ile BSMV ve ihtar masrafı olmak üzere toplam 273.832,00 TL ile sınırlandırıldığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından icra takip borçlusu .... Şti.'nin eski ortağı olduğu, hissesini devrederek ortaklıktan ayrıldığı, takibe konu edilen teminat mektubunun ortaklıktan ayrıldığı 24.03.2015 tarihinden sonraki dönemlerde kullandırılan kredi olduğunu, bu kredilerde de sorumluluğu bulunmadığı, alacaklının takibine konu teminat mektubundan kaynaklı riskler ve yine genel kredi sözleşmesinden kaynaklı risklerin tamamın ortaklıktan ayrıldıktan sonraki kullandırılan araç kredilerinden, işletme kredilerinden kaynaklanmış olduğu, bir yıl süre ile verilen ve yenilenen teminat mektuplarına ilişkin risklerin de ve buna ilişkin kullanılan kredi ve alınan teminat mektuplarının da ortaklıktan ayrıldıktan sonraki doğan risklere ilişkin olduğu ileri sürülmektedir.Dava dışı şirketin müşteri sıfatı ile imzalamış olduğu 01.10.2012, 15.07.2013, tarihli Genel Kredi Teminat Sözleşmesi ile dava dışı banka tarafından dava dışı şirkete krediler kullandırıldığı, aynı sözleşmeyi davacının müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı, kefalette süre belirtilmediği, davacının sözleşmedeki imzayı inkâr etmediği, sözleşmenin 3.5.2.5. maddesinde kefaletin sözleşmenin kurulmasından on yılın geçmesiyle kendiliğinden sona ereceğinin, 3.5.2.6. maddesinde sözleşmede yer alan tüm hususlardan kefilin de sorumlu olacağının kararlaştırıldığı, davacının .... Noterliğinin 08.05.2015 tarihli limited şirket pay devri sözleşmesi ile hissesini diğer ortak ...'a devrederek ortaklıktan ayrıldığı, ortaklıktan ayrıldıktan sonra .... Noterliği vasıtasıyla bankalara ihtarname göndererek ortaklıktan ayrıldığını, krediler bakımından sorumluluğu bulunmadığını, dava dışı şirkete ait kefaletinin kaldırılmasını talep ettiği, davalı bankanın cevaben gönderdiği ihtarnamede, devam eden krediler ve riskler bakımından sorumluluğun devam ettiği bildirilmiştir. Davaya konu teminat mektubunun 16.10.2014 tarihli ve bir yıl süreli olduğu, davacının şirket ortaklığından 08.05.2015 tarihinde hisselerini devrederek ayrıldığı görülmüştür. Davalı banka ile dava dışı şirket arasında 26.06.2015 tarihinde davacının müteselsil kefil olarak yer almadığı yeni bir sözleşme imzalanmış ise de; teminat mektubunun düzenlendiği tarihte davacı, şirket ortağıdır. Kefil, alacaklının onayını almaksızın kefaletini geri alamaz. Aksinin düşünülmesi kefalet müessesinin düzenlenme amacına aykırıdır. Dosya kapsamında davalı bankanın kefaletin geri alınmasını kabul ettiğine dair herhangi bir belgeye rastlanmamıştır. Mahkemece davacının kefaletinin ve sorumluluğunun devam ettiğine yönelik kararı isabetli bulunduğunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,

3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;

HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 05/03/2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/1785, K. 2026/414, T. 05.03.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1785-e-2026-414-k-a73a8893e98d