Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1789 E. 2026/413 K. – Manevi Tazminat

Konu: Manevi Tazminat

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1789
Karar No
2026/413
Karar Tarihi
Konu
Manevi Tazminat

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1789

KARAR NO: 2026/413

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 06/06/2022

NUMARASI: 2022/50 Esas 2022/570 Karar

DAVANIN KONUSU: Manevi tazminat (Yolcu taşıma sözleşmesinden kaynaklanan)

Taraflar arasındaki manevi tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 25/10/2019 tarihinde iş seyahatini tamamladıktan sonra ........ Havalimanı'na gelerek vatandaşı olduğu Cezayir'e dönmek için uçağa bindiğini, davalı şirkete ait ... referans numaralı uçusun tüm hazırlıklarının tamamlandığını, uçuş için hazırlanıp cep telefonunu kapattığı sırada, davalı şirket çalışanı tarafından yolcuların yük koydukları dolap kapaklarının sert şekilde açılıp kapatıldığını, davacının oturduğu koltuk hizasına geldiğinde uçuş görevlisinin kapağı sert ve tedbirsiz bir şekilde açması sonucunda oldukça büyük ve ağır tekerlekli bir el bagajının bir metre yükseklikten davacının başına düştüğünü, şiddetli çarpmanın ve bavulun sivri kısmının başına çarpması sonucu bilincini kaybettiğini, yaralandığını, gözlerini hastanede açtığını, hastane masraflarını davalının karşıladığını, kafa derisinde sabit iz olduğunu, kafası dikişli hâlde .... Hava Limanı'na götürüldüğünü, otelde dinlenme talebine rağmen 12 saat havalimanında oturarak bekletildiğini, bir sonraki Cezayir uçuşu ile ülkesine gönderildiğini, yaşadığı travma nedeniyle eziyet çektiğini, davalının kusuru ile manevi acı çektiğini beyan ederek 200.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; haksız ve mesnetsiz iddialara dayanılarak açılan işbu davanın öncelikle görev ve teminat yönünden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; " davacı, davalı hava yolu şirketine ait uçakta bagaj kapağının açık bırakılması neticesinde başına bavul düştüğünü, bundan kaynaklı davacının kısa süreli bilinç kaybı yaşadığını, kafa travması ve kafasında kesi meydana geldiğinden bahsile uğraşmış olduğu manevi zarar karşılığında maddi tazminat isteminde bulunduğu, davacının dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu tercüme edilmiş muayene raporlarının dava konusu olay neticesi meydana gelen şikayetler ile ilgili olup olmadığının, dolayısıyla uçakta meydana gelen olay ile davacının süregelediğini iddia ettiği şikayetleri arasındaki illiyet bağının bulunup bulunmadığının usulüne uygun deliller ile ispat edilemediği, olay sonrası ... Hastanesi'nde yapılan muayenede nörolojik muayenesinin doğal olduğunun, patolojik duruma rastlanmadığının bildirildiği, davacının 2 saat gözlem altında tutulması neticesinde taburcu edildiği, davacı vekili tarafından yaşanan olay neticesinde davacının uçak seyahatlerinin yaşadığı korku ve acı nedeni ile daha zor bir hale geldiğini ve bu durumun iş hayatının sekteye uğrattığından bahisle de manevi olarak zarara uğradığını iddia etmiş ise de; bu iddiasının da usulüne uygun deliller ile ortaya konulamadığı, davacının tanık bildirmeyeceğini beyan ettiği ve olaya ilişkin bir ceza soruşturması da bulunmadığı göz önünde bulundurulduğunda meydana geldiği iddia olunan zarar nedeni ile davalının sorumluluğuna gidilmesi olanağı bulunmadığı, iddiasını ispatla mükellef olan davacının davalının haksız eylemi neticesinde manevi zarara uğradığına ilişkin illiyet bağını usulünce ispat edemediğinden " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dosya kapsamında; tüm delillerinin celp edilmediğini, mahkemece hastane kayıtlarının celbi için müzekkere yazılmasına rağmen ...'nin yalnızca tedavi evraklarını gönderdiğini, yargılama kapsamında bu eksiklik giderilmeksizin eksik inceleme sonucu hatalı hüküm tesis edildiğini, mahkeme tarafından düzenlenen tensip tutanağında yalnızca duruşma günü belirlendiğini, duruşma öncesi toplanması gereken delillerin toplanmadığını, taraflara da delillerini ibraz için süre verilmediğini, mahkemenin delillerini yok saydığını, müvekkilinin, ülkesine döndükten sonra da sağlık şikayetlerinin devam etmesi hasebiyle doktora gittiğini, şikayetlerin sebebinin dava konusu kaza olduğunun tespit edildiğini, dava dilekçesi ekinde ibraz olunan "sağlık raporu" başlıklı belge içeriğinde; müvekkilin travmatik beyin yaralanması geçirmiş olduğunun, 3 dikiş atılmasını gerektiren 3 cm büyüklüğünde bir yara oluştuğunun, kazadan kaynaklanan şikayetlerinin devam etmesi sebebiyle hekime başvurduğu hususlarının açıkça belirtildiğini, gerçekleşen kazaya ve söz konusu uçuşa ilişkin havayolu şirketi kayıtlarının ve kamera kayıtlarının celbi ile müvekkilin yanında ve etrafında oturan yolcular ile ilgili uçuşta görevli olan kabin ekibinin tespiti ile tanık olarak dinlenmeleri, taleplerinin Mahkemece karşılanmadığını, gerekçeli kararda, tanık bildirilmediği hususuna değinilmişse de beyanlarının, duruşma zaptına sehven hatalı geçtiğini, dosyada mübrez sağlık rapor ve kayıtlarında çeşitli tıbbi terimler kullanıldığını, bu durumun, uzman bir bilirkişi vasıtası ile incelenip değerlendirilmesi gerektiğini, Mahkemenin yemin delilini hatırlatmadığını, davalının adam çalıştıranın kusursuz sorumluluğu kapsamında sorumlu olduğunu, davalının yaptığı ödeme ve müvekkilini hastaneye ulaşımının kendi personeli ile sağlaması ve refakatçi personel temini ile "hastane masrafları kapsamındaki maddi tazminat" sorumluluğunu yerine getirdiği olduğu sabit olup, manevi tazminat koşullarının gerçekleştiği hususunun ispatlanması gerekliliği bulunmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, yolcu taşıma sözleşmesinden kaynaklanan manevi tazminata ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı tarafından .... Havalimanından Cezayire dönmek için bindiği davalı hava yolu şirketine ait uçakta; uçuşun tüm hazırlıklarını tamamladığı sırada davalı hava yolu şirketi çalışanının kabin bagaj kapağını sert bir şekilde açması sonucu tekerlekli el bagajının bir metre yükseklikten başına düştüğü, şiddetli çarpmanın ve bavulun sivri kısmının başına çarpması sonucu bilincini kaybettiği ve yaralandığı ileri sürülmüştür. Dosya kapsamından, 25.10.2019 tarihli poliklinik muayene raporunun tercüme bürosu tarafından İngilizceden çevrilmiş olup raporda, 21 Kasım 2019 tarihli yaralanmada üç dikiş atılmasını gerektiren üç santim büyüklüğünde bir yara görüldüğü, hastanın kazadan bu yana devam eden baş ağrısı ve vertigo sebebiyle başvurduğu bilgisinin yer aldığı anlaşılmaktadır. ... Anonim Ortaklığı, cevap dilekçesi ekinde; oturduğu sırada açık olan başüstü dolabından sırt çantası düştüğünü, ilk müdahalenin kabin ekibi tarafından yapıldığını, gelen sağlık ekibi tarafından uçuşa uygun görülmediğini ve hastaneye götürülmek üzere uçaktan indirildiğini, yolcunun beyanına göre kimsenin müdahalesi olmadan düştüğünü bildirir yazı ibraz edilmiştir. Davalı vekili tarafından ibraz edilen delil listesinde tanık deliline dayanılmış ise de 06.06.2022 tarihli duruşmada; bildirebilecekleri bir tanık bulunmadığını beyan ettiği görülmüştür.Davacı bilirkişi raporlarında tıbbi terimler bulunduğunu iddia etmiş ise de muayene raporlarının içeriğinden davacıya uygulanan tedavi anlaşılabilmektedir.Dosya kapsamına ve tarafların beyanlarına göre, davalıya ait uçağa yolcu olarak binen davacının, oturduğu koltuğun hemen üstündeki yolcu bagaj yerinden, başka bir yolcuya ait bagajın davacının başına düştüğü, bunun sonucunda davacının baş derisinde açılma olduğu ve dikiş atıldığı, davacının bu yaralanması nedeniyle o uçuştan çıkarılarak hastaneye götürüldüğü, bir sonraki uçakla uçuşunun gerçekleştirildiği sabittir. Olayın bu oluş şekli dosya kapsamıyla sabit olup tanıkların gösterilmemiş olması, davacının ispat yükünü yerine getiremediği anlamına gelmez.Taraflar arasında yolcu taşıma sözleşme ilişkisi mevcut olup davalı taşıyan, davacı yolcuyu güvenli bir şekilde uçağa kabul etmek ve gideceği yere ulaştırma borcu altındadır. Uçağa kabul edilip koltuğuna oturtulan yolcunun güvenliğinden, davalı hava yolu şirketi sorumludur. Kabin görevlilerinin, yolculara ait bagajları bizzat yerleştirmeleri ve yolcuların üstüne düşmemesi için gerekli önlemleri alması gerekir. Başka bir yolcuya ait bagajın davacının kafasına düşmesi suretiyle oluşan zarardan davalının sorumlu olduğu açıktır. Davacı, eldeki davada sadece manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Manevi zarar, Varşova/Montreal Protokolü kapsamında bir zarar değildir. Yolcu taşımalarında oluştuğu iddia edilen manevi zarar konusunda iç hukuk kuralları uygulanmalıdır. TBK'nın 114/2. maddesi uyarınca, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerinde de uygulanır. Manevi zarar, mal varlığında bir azalmayı değil, kişilik haklarına vaki tecavüz nedeniyle bir kimsenin duyduğu cismani ve manevi acı ve ızdırabı, elemi ve böylece yaşama zevkinde bir azalmayı ifade eder. TBK'nın 58. maddesine göre, şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir. Manevi tazminat talep edilebilmesi için davacının şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve illiyet bağı bulunması gerekir. Somut olayda; taraflar arasında taşıma hizmeti sözleşmesi kurulmuştur. Davalı taşıyıcı, davacının güvenli şekilde yolculuk etmesini sağlamakla yükümlüdür. Kabin görevlisi, bagajların düzgün şekilde yerleşip yerleşmediğini, bagaj kapaklarının kapanıp kapanmadığını kontrol etmekle yükümlüdür. Davacının kafasında meydana gelen kesi ve dikiş sabit olup, davacının bagajın düşmesi neticesinde uçakta yaralandığı, sağlık ekiplerinin davacıyı uçakta muayene ettiği ve akabinde hastaneye götürüldüğü tartışmasız şekilde açıktır. Öte yandan davacı yaralanma sebebiyle uçuşunu ertelemiş ve diğer uçuşu beklemek zorunda kalmıştır. Bu durumda davacının kişilik haklarının zarar gördüğünün, TBK'nın 58. maddesinde öngörülen manevi tazminat şartlarının oluştuğunun kabulü gerekir. Somut olayın özellikleri, tarafların statüsü, kusurun ağırlığı ve tüm dosya kapsamı birlikte dikkate alınarak, Mahkemece davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş, bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü gerekmiştir.Manevi tazminatın miktarının belirlenmesinde mahkememizin takdir hakkı bulunmakta olup; olayın oluş şekli, davacının kafa derisinde açılma olması ve bunun dikişle kapatılması, bu yaralanmanın davacının beden bütünlüğüne verdiği zarar ve acı ile davacının uçuşunun on iki saat gecikmesi, davacının bu bekleme nedeniyle duyduğu üzüntü ve sıkıntı ile sosyal durumu, davalı şirketin statüsü dikkate alınarak, davacı yararına 75.000,00 TL tazminata hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kıs kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;

1-Davanın kısmen kabulü ile 75.000,00 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal temerrüt faizi ile birlikte, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

2-Fazlaya ilişkin istemin reddine,

3-Hüküm tarihinde yürürlüktü bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 5.123,25 TL harçtan, peşin olarak yatırılan 3.415,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.707,75 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

4-Davacı yanca karşılanan 3.415,50 TL harç giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,

5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, iş bu hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6-Davacı yanca harç dışında yapılan 331,10 TL yargılama giderinin, davadaki haklılık oranlarına göre belirlenen 124,16 TL'lik bölümünün davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,

7-İş bu hüküm tarihi itibariyle AAÜT'ndeki değişiklik dikkate alınarak, davanın reddedilen kısmı bakımından davalı yararına avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,

8-HMK'nın 333.maddesi gereğince, artan gider ve delil avanslarının, karar kesinleştikten sonra, yatıran taraflara iadesine,

9- İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:

a-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,

b-Davacı tarafından sarf edilen 220,70 TL istinaf başvuru harç gideri ile 105,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 326,20 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

10-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;

HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 05/03/2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/1789, K. 2026/413, T. 05.03.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1789-e-2026-413-k-18055deb2430