Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1507 E. 2026/432 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1507
Karar No
2026/432
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/1507

KARAR NO:2026/432

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:22/03/2022

NUMARASI:2021/391 Esas - 2022/233 Karar

DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/03/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 07/07/2018 tarihinde ... Satış Sözleşmesi akdedildiğini, davacı söz konusu sözleşme gereğince üstlenmiş olduğu edimleri eksiksiz şekilde ifa ettiğini, ancak davalı tarafın 13 adet faturadan kaynaklı bakiye borcunu ödemediğini ve bu borcun ödenmemesi üzerine taraflarınca Gaziosmanpaşa 6. İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyasında aleyhlerine başlatılan icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptalini icra inkar tazminatına hükmedilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket ile dava dışı... Kooperatifi arasında ana yüklenicilik sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme uyarınca davalı tarafın Arnavutköy ilçesinde yer alan toplam 5 farklı arsasında yapılması planlanan yaklaşık 500 dairenin ana yüklenicisi olduğunu, ana yüklenici sözleşmesine göre inşaatın yapım usulünün maliyet artı kar şeklinde olduğunu, davalı sözleşmenin imzalandığı tarihten bu yana üzerine düşen yükümlülüklerini sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirdiğini, alt yüklenicilere devredeceği işler için görüşmeler yaptığını, teklifler topladığını ve bu kapsamda davacı taşeron şirketle 07/07/2018 tarihli ... Satış Sözleşmesi'ni imzaladığını, davalı şirketin bu sözleşme uyarınca davacı taşeron firmadan satın aldığı betonların fatura bedelini 10/03/2018 tarihinden 28/02/2020 tarihine kadar eksiksiz bir şekilde ödediğini, 15/03/2020 tarihinde davalı ana yüklenicisi olduğu kooperatifin yönetim kurulu üyelerinin değişmesiyle davalının sözleşmeye göre ödenmesi gereken hak edişlerinin ödenmediğini, daha sonra davalı şirket tarafından ödenmeyen hak edişler için kooperatif aleyhine icra takibi başlatıldığını ve bu icra takibinin kooperatifin haksız itirazı neticesinde durduğunu, kooperatif tarafından davalı şirket hakkında belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık, görevi kötüye kullanma, edimin ifasına fesat karıştırma suçlarından Bakırköy CBS'nda suç duyurusunda bulunduğunu, bahse konu suç duyurusunda davalı şirket üzerine atılı iddialardan birinin de taşeron firmalarla işbirliği içerisinde gerçeğe aykırı fatura düzenlemek olduğunu, buna göre kooperatifçe yapılan hesaplamalar ve suç duyurusuna dayanak teşkil eden YMM raporu uyarınca davalı şirket tarafından kooperatife fazladan 158 ton demir, 2053 metreküp beton gösterilerek kooperatiften fazladan takriben 818.200,00 TL para tahsil edilmesi ve faturalara yansıtılan beton ve demir miktarının gerçeğe aykırılığının söz konusu olduğunu, kullanılan beton hususunda ilgili mahkeme ve savcılıkça henüz bir tespit yapılmadığını, davacı taşeron firmanın davalı şirkete, davalı şirketin ise kooperatife yansıttığı beton faturalarının gerçeğe uygunluğu konusunda her iki tarafın da aleyhine bir takım iddiaların söz konusu olduğunu, bu iddialar sebebi ile beton hak edişlerinin kooperatif tarafından ödenmediği, mahkemece taraflar arasında akdedilen ... sözleşmesi uyarınca ... parsel Arnavutköy/İstanbul adresinde kain şantiyede kullanılan beton miktarını ve bu miktara göre düzenlenen faturaların gerçeğe uygunluğunun tespitini talep ettiklerini, davacı tarafın davalı şirketin faturalara itiraz etmemesi sebebi ile fatura içeriklerini kabul ettiğini iddia ettiğini, bu iddiasının hukuki mesnetten yoksun olduğunu zira itiraz edilmeyen faturanın İİK m 68 anlamında borç ikrarı taşıyan belge niteliğinde olmadığını belirterek davanın reddini kötü niyet tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,"Kimsenin kendi kusuru nedeniyle lehine yarar sağlayamayacağı, aksine kusuru nedeniyle doğan zararlara katlanmakla yükümlü olduğu ilkesi dikkate alınarak, soruşturma dosyasının sonucunun beklenmesinin veya faturaların gerçeğe aykırı düzenlenip düzenlenmediği iddiasının dinlenmesinin dava sonucunu etkiler nitelikte olmayacağı değerlendirilmekle, soruşturma dosyası bekletici mesele yapılmamış, dosyadaki deliller kapsamında, taraflar arasında bir beton alım satım ilişkisinin mevcut olduğu, fatura, sevk irsaliyeleri, ba-bs kayıtları ile birbirine paralel taraf defter kayıtları kapsamında alacak borç ilişkisinin de ihtilafsız olduğu görülmekle, bilirkişi raporundaki tespitlerle bağlı kalınarak dava kabul edilmiştir.Tarafların tacir, işin ticari olması nedeniyle alacağa, talep gibi, avans faizi işletilmesine, alacağın cari hesaba dayalı bulunması, her iki taraf kayıtları kapsamında belirlenebilir oluşu nedeniyle likit olduğu, davalının da itirazında haksız çıktığı dikkate alınarak, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davanın kabulü ile, Gaziosmanpaşa 6. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takip dosyası üzerinden davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine yürütülen icra takibine yapılan itirazın iptaline, 56.969,21 TL asıl alacak miktarı üzerinden takibin devamına, devamına karar verilen alacağa yasal faiz işletilmesine, davalı itirazında haksız çıktığından ve alacağın likit olması sebebi ile icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile 56.969,21 TL toplam alacağın %20'si üzerinden hesaplanan 11.393,84 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ..." karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı, kooperatifin Arnavutköy ilçesinde yer alan toplam beş farklı arsasında yapılması planlanan yaklaşık 500 dairenin ana yüklenicisi olduğunu ve ana yüklenici sözleşmesine göre inşaatın yapım usulü maliyet + kar şeklinde olduğunu, davalı, sözleşmenin imzalandığı tarihten bu yana üzerine düşen yükümlülükleri sözleşme hükümlerine uygun olarak basiretli bir yükleniciden beklenen özen ile yerine getirdiğini, davalı şirket bu sözleşme uyarınca davacı taşeron firmadan satın aldığı betonların fatura bedelini 10.03.2018 tarihinden 28.02.2020 tarihine kadar eksiksiz bir şekilde ödediğini, 15.03.2020 tarihinde davalının ana yüklenicisi olduğu kooperatif'in yönetim kurulu üyelerinin değişmesiyle davalının sözleşmeye göre ödenmesi gereken hak edişlerinin ödenmediğini, kooperatifçe yapılan hesaplamalar ve suç duyurusuna dayanak teşkil eden ymm raporu uyarınca davalı şirket tarafından kooperatife fazladan 158 ton demir, 2.053 metreküp beton gösterilerek kooperatiften fazladan, takriben 818.200 tl para tahsil edilmesi ve faturalara yansıtılan beton ve demir miktarının gerçeğe aykırılığının söz konusu olduğunu,kullanılan beton miktarı Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından henüz tespit edilmediğini,faturaların gerçeğe aykırılığı iddiası sebebiyle beton hak edişlerinin kooperatif tarafından ödenmediğini, taşeron davacı şirket tarafından davalı şirkete satılan ve inşaatta kullanılan beton miktarının ve dolayısıyla buna ilişkin faturaların soruşturma ve tespit konusu olduğunu, belirliliği konusunda şaibe bulunduğu davalı şirket yetkilisi ... tarafından davacı taşeron şirket genel müdürü ...'a ve santral müdürü ...'e de telefonla bildirildiğini, davacı taraf dava dilekçesinde davalı şirketin faturalara itiraz etmemesi sebebiyle fatura içeriklerini kabul ettiğini iddia etmiştir ancak faturaya itiraz edilmemesinin muhatabınca kabul edilmesi anlamına gelmediğini, tarafımızca yerel mahkeme'den kooperatifin ticari kayıtlarının incelenmesi ve inşaat alanında keşif yapılarak kullanılan beton miktarının tespit edilmesini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/78278 soruşturma numaralı dosyasının yahut bu soruşturma dosyası kapsamında yapılacak inşaat alanında kullanılan beton miktarına ilişkin keşif neticesinde tanzim edilecek bilirkişi raporunun huzurdaki istinaf konusu dosyada bekletici mesele yapılmasının talep edildiğini ancak yerel mahkeme tarafından taleplerin hiçbiri dikkate alınmaksızın yalnızca davacı taşeron firmanın ticari kayıtları incelenerek eksik incelemeye dayalı hüküm tesis edildiğini, işlemiş faiz isteği yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesinin mümkün olmadığını, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerektiğini ve bu koşullar yoksa da likit bir alacaktan söz edilemeyeceğini, hukuk yargılamasına etki edecek ceza soruşturmasının bekletici mesele yapılmaksızın mevcut delillerle icra inkar tazminatına hükmetmenin hukuka aykırı olduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE:Dava; satım sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispat edilip edilmediği, icra inkar şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında Gaziosmanpaşa 6. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında, " Fatura alacağı 56.969,21 TL " sebebine dayalı olarak toplam 56.969,21 TL alacağın tahsili istemiyle 30.10.2020 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.

İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.Diğer tarafın 2. fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23.03.2017 tarihli, 2016/12244 E., 2017/2368 K. sayılı kararının da belirtildiği üzere davalının faturayı BA formuyla ilgili Vergi Dairesine bildirmesi faturaya konu malların davalıya teslim edildiğine dair bir karine oluşturacak olup davacı yararına oluşan bu karinenin aksini ispat külfeti ise davalıya aittir.Yine süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacakla ilgili olarak sonradan iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır.Mahkemece tarafların defterleri incelenerek düzenlenen bilirkişi raporunda, davacının defter ve kayıtlarına göre davalıya toplam 53.215,64 TL tutarlı 13 adet fatura düzenlediği, davalının ticari defter ve kayıtlarına göre davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından yapılan 8.425,75 TL tutarlı ödemenin her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu, tarafların BA/BS formlarında söz konusu faturaları bildirdikleri, taraf defterleri arasında cari hesap farkı bulunmadığı, davacının defter ve kayıtlarına göre takip tarihinde davalıdan 53.215,64 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihinde davacıya 53.215,64 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir.Somut olayda, taraflar arasında 07.07.2018 tarihli ... Sözleşmesi imzalandığı, davacı tarafından taraflar arasındaki sözleşme kapsamında faturalar düzenlendiği, faturaların ödenememesi üzerine icra takibi yaptığı, davalının takibe itiraz etmesi nedeniyle itirazın iptali talep edilmiş olup, davalı ise dava dışı ... Kooperatifi ile inşaat yapım sözleşmesi imzaladığını, davalının taşeron olduğunu, hakkediş ödemelerinin yapılmadığını, kooperatifin şikayeti nedeniyle gerçeğe aykırı fatura düzenledikleri iddiası ile dolandırıcılık, belgede sahtecilik suçlarından haklarında soruşturma başlatıldığını, yapım işinde kullanılan beton miktarına ilişkin delil tespiti yapıldığını, faturaların gerçeğe uygunluğunun araştırılmasının gerektiğini iddia ederek davanın reddini talep etmiştir. Bilirkişi ile incelenen taraf defterlerinin birbiri ile uyumlu olduğu, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, taraf defterleri arasında mutabakat bulunduğu, tarafların ticari defterlerinde cari hesap farklılığının bulunmadığı, tarafların BA ve BS formlarında da takip konusu faturaları vergi dairesine bildirildiği tespit edilmiştir. Bu durumda davalı, söz konusu faturaları herhangi bir itirazı kayıt ileri sürülmeden kendi ticari defterlerine kaydettiği ve vergi dairesine BA formuyla bildirdiğinden artık süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleştiği, söz konusu malların teslim edildiğinin kabulü gerekir. Her ne kadar davalı, davacının taşeron şirket olduğunu, faturaların gerçeği yansıtmadığı savunmasında bulunmuşsa da, soruşturma dosyasında davacı ile davalının elbirliği ile suçu işlediğine ilişkin bir iddia olmamasına göre soruşturma dosyasının sonucunun beklenmesinin sonuca bir etkisi olmayacağından, davalının da ödediğine ilişkin herhangi bir iddiası olmadığı görülerek Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik yoktur.Eldeki davada, kendi ticari defterlerine kaydettiği faturalara dayılı borç likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmakla davalının bu yöne ilişkin istinaf itirazı da yerinde değildir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 972,89 TL harcın, alınması gerekli olan 3.891,56 TL harçtan mahsubu ile 2.918,67 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.05/03/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/1507, K. 2026/432, T. 05.03.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1507-e-2026-432-k-76eea6dba1d1