Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1502 E. 2026/489 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1502
- Karar No
- 2026/489
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1502
KARAR NO:2026/489
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:13/06/2022
NUMARASI:2021/544 Esas - 2022/651 Karar
DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/03/2026
Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili Banka’nın ... Şubesi ile dava dışı ....Şti. arasında imzalanan Kredi Çerçeve Sözleşmelerine müsteniden borçlu firmaya kredi kullandırıldığını, davalı ...'nin kredi sözleşmelerini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi şartlarına uyulmaması, borcun ödenmemesi üzerine; davalı borçlulara borcun zamanında ödenmemesi sebebiyle Beşiktaş ...Noterliği’nin 02/07/2018 tarih, ... yevmiye no’lu ihtarnamesi ile 1.645.218,65-TL nakit, 97.600,00-TL gayri nakit alacağın ödenmesi konusunda ihtarname keşide edildiğini ancak söz konusu ihtara rağmen borcun ödenmediğini, bunun üzerine borçlular aleyhine, İstanbul 1.İcra Müdürlüğü’nün .... sayılı dosyası ile fazlaya dair talep hakları saklı kalmak kaydı ile 02/12/2020 tarihinde toplam 3.004.073,41-TL nakit, 13.350,00-TL gayri nakit toplam 3.017.423,41-TL üzerinden, Genel Haciz Yolu İle İcra Takibi yapıldığını, davalının İstanbul 1.İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyasından başlatılan takibe, “asıl borca, faiz ve tüm ferilerine, yetkiye, takibin mükerrer açıldığı” iddiasıyla itiraz ettiğini ve takibin durduğunu belirterek,Davalı-borçlunun hukuki dayanaktan yoksun itirazının reddini, Davalı-borçlu müteselsil kefil ...'nin takip konusu alacağın, 2.217.423,41-TL (Takip nakit + Gayri nakit toplam rakamı 3.017.423,41-TL - 800.000,00-TL (ipotek bedeli) =2.217.423,41-TL)'nin üzerindeki itirazlarının iptalini, takibin davalı açısından bu rakam üzerinden takip talebinde yazılı şartlarda devamını, Davalı-borçluların inkar olunan alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davaya cevap verilmemiştir
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Taraflarca rapora karşı beyan ve itirazda bulunulmuştur. Taraf vekillerinin rapora yönelik itirazlarının ve yeniden rapor taleplerinin dosya kapsamı itibariyle yerinde görülmeyip reddine karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamına göre, davacı banka ile dava dışı şirket arasında Genel Kredi Sözleşmeleri akdedildiği, işbu sözleşmeyi diğer davalı kefilinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları, ancak kredi borçlularınca davacı tarafa ödemede bulunulmadığı, hesabın kat edildiği, bunun üzerine İstanbul 1. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası ile takip yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu, davanın İ.İ.K nun 67. Maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, davalı taraf her ne kadar icra takibine itirazda borçlu olmadıklarını ileri sürmüş ve sair itirazlarda bulunmuş ise de, yapılan bilirkişi incelemesinde davalının borçlu olduğu miktarların belirlendiği ve mahkememizce aldırılan raporun uygulama ve mevzuata göre yerinde olup hükme esas alınmaya elverişli olduğu ve davalının mahkememizce benimsenen raporda yapılan hesaplama miktarı kadar itirazında haksız olduğu kanaatine varıldığından, takibin devamı ile itirazın raporda belirlenen miktarlar üzerinden iptaline karar verilmiştir.İcra İflas Kanununun 67/2 maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." İşbu davada davalı, mahkememizce bilirkişi raporu ve dosya kapsamı itibari ile haksız görüldüğünden ve talep olduğundan alacağın likit olması sebebiyle %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair davanın kısmen kabulü ile, davalının İstanbul 1. İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 1.620.160,63 TL asıl alacak, 553.597,82 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.173.758,45 TL üzerinden devamına, 1.620.160,63 TL asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren % 38,25 oranında temerrüt faizi ve bunun % 5 i oranında bsmv uygulanmasına, belirlenen toplam alacak miktarı olan 2.173.758,45 TL 'nin % 20 si olan 434.751,69 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine " karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bilirkişi incelemesine konu icra dosyasındaki temerrüt faizi oranı %39 olarak hesaplanması gerekirken bilirkişi raporunda temerrüt faiz oranı %38,25 olarak hesaplandığını, kredi çerçeve sözleşmesindeki temerrüt hükümleri uyarınca temerrüt tarihi olan 06/07/2018 tarıhine kadar olan sürede sözleşme hükmüne dayalı olarak yıllık %39 faiz oranı ve sözleşmeye göre faizin %5 BSMV eklenerek temerrüt tarihi itibariyle bankanın alacak tutarının hesaplanması gerekirken, bilirkişi tarafından temerrüt faizi %38,25 olarak hesaplandığını, öncelikle 28/06/2018 kat tarihi itibariyle belirlenecek olan asıl alacağa temerrüt tarihi olan tarihine kadar olan sürede sözleşme hükmüne dayalı olarak yıllık %26 akdi faiz oranı işletilmesi ile yapılan hesaplamada 06/07/2018 temerrüt tarihi itibariyle banka alacak tutarının hesaplanması, temerrüt tarihinden sonra ise %39 temerrüt faizinin uygulanmasının gerekli olduğunu, müvekkili banka ile borçlular arasında imzalanan kredi çerçeve sözleşmesi ve çek taahhüt kredi taahhütnamelerinde çek bedellerinin depo edilebileceği açıkça belirtildiğini, yerel mahkeme kararında yer verilmemesi eksik ve hatalı olduğunu, alacağın eksik hesaplanması hukuka aykırı olduğundan, davanın kabul edilmeyen kısmı üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olduğunu beyanla İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/544 Esas, 2022/651 Karar sayılı ve 13.06.2022 tarihli kararının davanın kabul edilmeyen kısmı yönünden istinaf gerekçeleri doğrultusunda incelenerek kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı alacaklı tarafından davalı ve dava dışı kredi borçlusu hakkında, İstanbul 1. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında 1.620.490,61 TL asıl alacak, 1.366.938,25 TL işlemiş faiz,16.644,55 TL masraf olmak üzere toplam 3.004.073,41 TL alacağın tahsili ve 13.350 TL tutarındaki gayrinakdi kredi bedelinin depo edilmesi istemiyle 02.12.2020 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, davalı borçlunun itirazı üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca 2.217.423,41 TL üzerinden itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Dosya kapsamından, davacı banka ile dava dışı ....Şti arasında 25.04.2017 tarihli 350.000,00 USD ile 1.500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi akdedildiği, sözleşmeyi davalının da aynı tutarda kefalet limitiyle müteselsil kefil olarak imzaladığı, dava dışı şirkete, rotatif kredisi ile çek taahhüt bedeli kredisi kullandırıldığı, asıl borçlu şirkete kullandırılan kredilerden doğan borçların ödenmemesi üzerine davacı banka tarafından hesabın kat edilerek asıl borçlu ve kefillere bu durumun 02.07.2018 tarihli kat ihtarnamesiyle ihtar edildiği, kat ihtarının davalı kefile 04.07.2018 tarihinde tebliğ edildiği, verilen 1 günlük ödeme süresi sonunda 06.07.2018 tarihinde temerrütün gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Taraflarca imzalanan genel kredi sözleşmesinin 4.2 maddesinde, uygulanacak temerrüt faiz oranı, "Müşteri temerrütün doğduğu tarihten itibaren aynı tür krediler ve hesaplar için banka tarafından TCMBna bildirilen TL/YP en yüksek cari akdi faiz oranının %50 fazlası olarak belirlenen oranda ve bu oranların değişmesi halinde değişen oranlarda temerrüt faizi uygulanmasını ve bu tutarları ödeyeceğini kabul eder." şeklinde düzenlenmiştir.Davacı banka tarafından icra takibinde TCMB'ye bildirilmiş olan %26 akdi faiz oranının %50 fazlası olarak %39 oranında temerrüt faizi talep edilmiştir. Ancak Yargıtay 11 ve 19. Hukuk Daireleri ile HGK'nın yerleşik uygulamaları gereğince temerrüt faizine esas alınacak faiz oranı, banka tarafından müşterilerine fiilen uygulanan faiz oranı olup, bankanın talep ettiği oranda temerrüt faizi işletilebilmesi için TCMB'ye bildirilen oranın değil, belgelenmesi halinde bankanın fiilen uyguladığı akdi faiz oranlarının esas alınması gerekir. Bankalar tarafından TCMB'ye uygulanacağı bildirilen ancak müşterilerine uygulamadıkları en yüksek faiz oranları, temerrüt faizinin belirlenmesine esas alınmamaktadır (Yargıtay 11. HD'nin 2020/8317 Esas, 2022/3418 Karar sayılı ve 26.04.2022 tarihli ilamı da aynı yöndedir). Bankanın talep ettiği oranda temerrüt faizi işletilebilmesi için Merkez Bankasına bildirilen değil, fiilen uyguladığı akdi faiz oranlarını belgelemesi gerekmektedir. Somut olayda davacı bankaca sunulan emsal faiz oranına ilişkin belgede faiz oranının yıllık %25,50 olduğu yazılıdır. Dava konusu sözleşmeye dayalı olarak sunulan kredi kullandırım ve geri ödeme belgelerine göre ise asıl borçlu şirkete kullandırılan krediler bakımından en yüksek akdi faiz oranı yıllık %23,76 olup, temerrüt faizi konusunda bir belirleme yoktur. Bu durumda dava ve takibe dayanak genel kredi sözleşmesinin 4.2.maddesi hükmü doğrultusunda temerrüt faizi için %25,50 faiz oranının %50 fazlası olan %38,25 oranının dikkate alınması gerekir.Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda; belirlenen 1.620.160,63 TL asıl alacağa temerrüt tarihine kadar %23,76 akdi faiz oranı, temerrüt tarihi ile takip tarihi arası %38,25 temerrüt faizi oranı uygulanarak işlemiş faiz 1.336.953,27 TL olarak hesaplanmış olup, masraf ile birlikte toplam alacağın 2.973.758,45 TL olduğu belirtilmiştir. Davacı bankanın 800.000 TL tutarındaki ipotek bedelini tenzil ederek dava açtığını beyan etmiş olmasına göre asıl alacağın 1.620.160,64 TL ve işlemiş faizin 553.597,82 TL olduğu anlaşılmakla mahkemece %38,25 temerrüt faizi oranına göre hesaplama yapan bilirkişi raporu esas alınarak davanın 2.173.758,45 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Ayrıca davanın reddedilen kısmı 43.664,96 TL olup, bu miktar üzerinden davalı yararına AAÜT hükümlerine göre 6.476,44 TL vekalet ücretine hükmedilmesi de yerinde olmuştur.Diğer yandan, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca; muhatap banka, süresinde ibraz edilen çekin karşılığının bulunmaması hâlinde yasal sorumluluk miktarına kadar ödeme yapmak; çekin karşılığının kısmen bulunması durumunda ise, kalan meblağı tamamlamakla yükümlüdür. Aynı maddede ödeme yükümlülüğü ile ilgili bu hususun, hesap sahibi ile muhatap banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayri nakdi kredi sözleşmesi hükmünde olduğu açıklanmıştır. Bu ödeme külfeti bankalara yükletildiğinden, bu yükümlülüğün borçlulardan talep edilebilmesi için sözleşmede borçlular tarafından üstlenildiğine ilişkin açık hüküm bulunması gerekir. Somut olayda genel kredi ve kefalet sözleşmesinde, çek kanuni karşılık tutarları nedeniyle kefilin sorumluluğu kabul ettiğine ilişkin açık bir hüküm bulunmadığından davalı müteselsil kefil hakkındaki çek kanuni karşılık tutarına ilişkin depo talebinin koşulları oluşmamış olup, mahkemece karar gerekçesinde depo talebinin kabulü veya reddi yönünde bir değerlendirme yapılmamış ise de fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği gözetildiğinde davacı vekilinin bu yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 12/03/2026