Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/488 E. 2021/576 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/488
- Karar No
- 2021/576
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2021/2284 KARAR NO:2025/549 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:19/07/2021 NUMARASI:2021/488 E. - 2021/576 K. DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; öncelikle İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/457 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, huzurdaki dava ile İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/457 E sayılı dosyasının aynı hukuki ilişkiye dayandığını, sadece alacaklıları ve alacak miktarları arasında fark bulunduğunu, usul ekonomisi gereği huzurdaki dosya ile İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin birleştirilmesini talep ettiklerini, davacı havayolu şirketi ile dava dışı ... (...) arasında imzalanan sözleşme çerçevesinde müvekkili havayolu şirketinin ... sistemine üye olmayı ve ... Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği'nin ... sitemine üye olan acentelerin müvekkili havayoluna ait biletleri satmasını kabul ettiğini, ...'nın tüm dünyada tarifeli havayolu taşıyıcılarının temsil edildiği bir birlik olduğunu, davalı borçlu şirketlerin de 2013 yılında imzaladıkları sözleşme ile ...'nın BPS sistemine akredite olduğunu, bu kapsamda havayollarına ait bilet bedellerinin davalılar tarafından ödenmemesi riski göz önünde bulundurularak 2019 itibariyle ...’ya davalı şirketlerce 28.078.000 USD tutarında banka teminat mektupları verildiğini, davalıların davacıya ait uçak biletlerini davacı nam ve hesabına sattıklarını, bilet bedellerini tahsil ettiklerini, tahsil edilen bu bedellerin davacıya ödenebilmesi için ... tarafından 15 günlük periyodlarda davalı şirketlere ödeme talebi gönderildiğini, satılan bilet bedellerinin karşılığının ödenmesinin talep edildiğini, davalıların 16 Ekim 2019 tarihinde davacı nam ve hesabına satmış olduğu biletlerin satış bedellerini ödemediğini, davalıların davacı da dahil olmak üzere havayollarının borçlarını ödememesi nedeni ile 17 Ekim 2019 tarihinde ... tarafından davalı şirketlerin ... akreditasyonunun dondurulmasına karar verildiğini, ayrıca ... tarafından davalı şirketlere 30 Kasım 2019 tarihine kadar havayollarına olan borçlarını ödemeleri için süre verildiğini, son olarak bu süre içerisinde bilet bedellerinin ödenmesi gerektiğinin belirtildiğini, ancak davalıların bu bedelleri ödememekte ısrar etmesi nedeni ile akreditasyonlarının feshedildiğini, davalıların ... bünyesinde bulunan teminat mektuplarının tamamı ... tarafından bozdurulduğunu, bozdurulan teminat mektuplarının toplam miktarının 28.078,000 USD olduğunu, bozdurulan teminat mektuplarından elde edilen miktar ... tarafından davalılardan alacakları oranında davacı şirketin de içerisinde bulunduğu havayolu şirketlerine dağıtıldığını, buna rağmen davacıya ödenen miktarın davalı şirketlerin müvekkili davacı havayolu şirketine olan toplam borç miktarını karşılamaya yetmediğini, davacının iş bu dava dilekçesi tarihi itibari ile borçlu şirketlerden 3.846.668,60 TL asıl alacağı bulunduğunu, davalılara dava dışı ... tarafından gönderilen satış acenteliği sözleşmesinin feshine ilişkin bildirimde “İlgili mektubumuzda belirtilen seçeneklere uygun olarak meblağların ödenmesini gerçekleştirmediğinizden, ... onayınızı sonlandırmaktan başka çaremizin bulunmadığını bildirmekteyiz” ifadeleri yer aldığını, bu hususun, davalı borçluların akreditasyon sözleşmesinin feshinin havayollarına olan borcunu ödememesinden kaynaklandığını açıkça gösterdiğini, davalıların satmış olduğu biletlere ilişkin bakiyeleri havayolu şirketlerinin nam ve hesabına tahsil etmiş olmasına rağmen bu bilet bedellerini ödemekten kaçındığını, bu doğrultuda müvekkili havayolu tarafından davalı borçlu şirket yöneticileri hakkında İstanbul Savcılığının 2020/73926 soruşturma numaralı dosyası ile hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçuna yönelik suç duyurusunda bulunulduğunu, davacının dava tarihi itibari ile; davalı ... A,Ş'den 301.865,1 TL, davalı ... Ticaret AŞ'den 642.614,1 TL, davalı ... AŞ'den 2.902.189,4 TL olmak üzere toplam 3.846.668,60 TL alacağı bulunduğunu, davacının alacağı için ödeme yapılmaması sebebiyle davalı-borçlu şirketler aleyhine 17.06.2020 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile 3.846.668,60 TL asıl alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, ancak davalıların haksız olarak takibe itiraz ettiklerini, takibin durdurulmasının ardından, başvurulan arabuluculuk görüşmesinden de herhangi bir sonuç alınamadığını ileri sürerek, dosyanın İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/457 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, borçluların borcunu karşılamaya yeter taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazın iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; davacının esas idare merkezi Kazakistan olduğunu, davacı tarafça yatırılmış bir yabancılık teminatı bulunmadığından davacı hakkında MÖHUK'un 48.maddesi gereğince yabancılık teminatı yatırılmasını, icra takibini başlatan taraf ile itirazın iptalini talep eden tarafın ayrı olduğunu, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan vekaletnameyi imzalayan kişinin ...nin yetkilisinin olduğunu, davacıya geçerli bir vekalet sunması için kesin verilmesini, yetkili mahkemenin Antalya Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacının delil olarak dayandığı kayıtların müvekkilini ihtilaf içerisinde bulunan ... tarafından hazırlanmış olduğu için ihtilaflı olduğunu, ...'nın haksız uygulamaları bulunduğunu, davanın bu kuruluşa ihbarı gerektiğini, haksız olarak teminat mektubunu nakte çevirdiğini, davacı ve davalılar arasında bir sözleşme bulunmadığı gibi davacının düzenlediği bir fatura dahi bulunmadığını, müvekkillerinin borcunun olduğunu gösteren hiçbir kayıt bulunmadığını, davalıların davacıya herhangi borcunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava sözleşmeye dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK'nun 67 maddesi kapsamında iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafından İstanbul .. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibi ile ... Turizm, ... ve ... Turizm Şirketleri aleyhine sözleşmeye dayalı alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatılmış, tüm takip borçlularının takibe itiraz etmeleri neticesinde mahkememizin 2020/499 esas sayılı dosyasında yargılaması deva eden itirazın iptali davası açılmıştır. Anılan dosyada tüm davalılar tarafından yetki itirazı ileri sürülmüş; ... Turizm şirketinin adresinin Şişli/İSTANBUL sınırları içerisinde olduğu ve HMK'nun 6 maddesi uyarınca bu davalıya karşı açılan dava yönünden mahkememizin yetkili bulunduğu anlaşılmakla, davalı ... Turizm şirketi vekilince ileri sürülen yetki itirazının reddine, aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayan davalılardan ... şirketi ile ... Turizm Şirketi yönünden, bu iki davalıya karşı açılan davanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydına karar verilmiştir. Haklarında açılan itirazın iptali davası tefrik edilen bu iki şirket yönünden iş bu esas üzerinden yargılamaya devam edilmiştir. Davalılar tarafından mahkememizin yetkisi dışında, davalıların yabancılık teminatına, davacı adına dosyaya sunulan vekaletnameye ve davacının dava ehliyetine yönelik itirazda bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı şirket Türkiye Şubesi'nin sicil kayıtlarının incelenmesi neticesinde; Merkezi Kazakistan'da bulunan davacı ... temsilen 13/11/2003 tarihinde İstanbul Şubesi'nin, davacı ... mahkemelerde temsil yetkisini de içerir şekilde açıldığı, bu hususunun Ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği ve Şube'nin Ticaret odasına kaydedildiği, Şubenin dava tarihi itibariyle müdürü olan ...'ın Kazakistan Merkezli davacı ... temsil yetkisi bulunduğu hususunun 24/08/2020 tarihli 10144 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde tescil ve ilan edildiği, davacının dava ehliyetinin bulunduğu, davacı ... temsilen Türkiye Şubesi müdürü ... tarafından verilen vekaletnamenin de geçerli olduğu anlaşılmakla, davalılarca ileri sürülen dava ehliyetine ve vekaletnameye yönelik itirazların reddine karar verilmiştir.Türkiye ile Kazakistan arasında 13/06/1995 tarihinde imzalanan ve 17/07/1997 tarihli 4287 Sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan, Türkiye Cumhuriyeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Arasında Hukuki Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşması'nın 14 maddesi uyarınca, ayrıca Kazakistanın 1954 tarihli Lahey Sözleşmesi'ne de taraf olması nedeniyle, Kazakistan uyruklu davacı şirket yabancılık teminatından muaf olduğundan, davalıların yabancılık teminatına yönelik itirazlarının reddine, davacının MÖHUK 48 maddesi uyarınca teminat yatırmasına gerek bulunmadığına karar verilmiştir. Davacı vekilince, davalılar ile dava dışı ... Birliği(...) arasında bağıtlanmış üç ayrı Yolcu Satış Acentesi Anlaşması aslı ve tercümelerinin kasaya sunulmuştur. Dosya kapsamına sunulan sözleşmelerden, davacının satıcı hava yolu taşımacısı, davalıların yolcu bileti satış acentesi sıfatıyla ... Birliği(...) ile ayrı ayrı sözleşme bağıtladıkları tespit edilmiştir. Başka ifade ile davacı satıcı hava yolu taşımacısı sıfatı ile dava dışı ... ile sözleşme bağıtlamış, her bir davalı da yolcu bileti satış acentesi sıfatıyla ... ile ayrı ayrı sözleşme bağıtlamıştır. Benzer sözleşme 2020/499 esas sayılı dosya davalı ... şirketi ile dava dışı ... arasında da bağıtlanmıştır. Bu üçlü ilişki çerçevesinde her bir davalı ... ile bağıtladığı sözleşme kapsamında, davacı adına acente sıfatıyla yaptığı, davacıya ait uçak bileti satışlarından elde edilen satış bedellerini davacıya ödeme taahhüdü altına girmiştir. Her bir davalı ile davacı arasında ayrı acentelik ilişkileri mevcuttur. Şu halde ... Turizm, ... Şirketleri arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmamaktadır. Nitekim mahkememizce 2020/499 esas sayılı dosyada bu gerekçe ile tefrik kararı verilmiştir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası kapsamından; iş bu dosya davalıları tarafından icra dairesinin yetkisine, borca ve faize itiraz edildiği, itirazın süresinde olduğu anlaşılmıştır. Yine davalıların mahkememizin yetkisine yönelik ilk itirazlarını da süresinde sundukları cevap dilekçesi ile ileri sürdükleri görülmüştür. Davalı şirketlerin sicil kayıtları getirtilerek incelenmiş, ... şirketi ile ... Turizm Şirketinin adreslerinin takip ve dava tarihi itibariyle Muratpaşa/ANTALYA sınırları içerisinde olduğu tespit edilmiştir. İİK'nun 50.maddesi para borçlarının takibinde hangi icra dairelerinin yetkili olduğu hususunda HMK'nun yetkiye dair hükümlerine atıf yapmaktadır. TBK'nun 89, 6100 Sayılı HMK'nun 6 ve 10 maddeleri uyarınca somut olayda davacının ve her bir davalının yerleşim yeri icra dairelerinin yetkilidir. Somut olayda davacı şirketin yerleşim yeri Kazakistan'da her bir davalı şirketin yerleşim yeri ise Muratpaşa/ANTALYA adresinde bulunmaktadır. Davacı şirketin Türkiye Şubesi bulunmakla birlikte, davalılar ile davacı arasındaki acentelik ilişkileri şubenin işlemlerinden doğmadığı için HMK'nun 14/1 maddesinin somut olayda uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Şu halde davacı tarafından varlığı iddia olunan para alacağının takibinde her iki davalı yönünden de, bu şirketlerin yerleşim yeri olan Antalya icra daireleri yetkilidir. Tacir olan taraflar arasında yapılmış bir yetki sözleşmesi de bulunmamaktadır. İtirazın iptali davalarında takibin yetkili icra dairesinde yapılmış olması özel dava şartıdır. Davalıların yerleşim yerlerinin İstanbul icra dairelerinin yetki sınırı dışında bulundukları, dava konusu takibin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığı anlaşılmakla davalılara karşı açılan davanın HMK 114/2 ve 115/2 fıkraları gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiştir. 6100 Sayılı HMK'nun 117/2 fıkrası uyarınca ilk itirazlar dava şartlarından sonra incelenir. Davanın özel dava şartı yokluğundan reddine karar verildiğinden, mahkememizin yetkisine yönelik yetki ilk itirazı değerlendirilmemiştir. " gerekçesiyle, davanın 6100 sayılı HMK'nun 114/2 ve 115/2 fıkraları uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; takip konusu borcun, birden fazla borçlusu bulunması halinde, alacaklının, bunlardan birisinin ikametgahının bulunduğu yerde -tüm borçlular hakkında- icra takibi yapabileceğini, HMK'nın 7/1 maddesine göre davalı birden fazla ise davanın, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabileceğini, birden fazla davalının bulunduğu hâllerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkemece, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davanın ayrılarak yetkisizlik kararı verileceğini, bu maddenin getirilme sebebinin davacıya kolaylık sağlamak ve davacıyı daha büyük masraflardan kurtarmak olduğunu, bu kuralın hem ihtiyari hem de mecburi dava arkadaşlığında uygulanacağını, somut olayda davacının, davalılardan birini, sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir yer mahkemesine getirmek amacıyla davayı açtığının ileri sürülmediği gibi böyle bir amacın da bulunmadığını, HMK'nın ihtiyari dava arkadaşlığına ilişkin 57’nci maddesi uyarınca davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması durumunda birden fazla kişi aleyhine birlikte dava açılabileceğini, huzurdaki davada da davanın temelini oluşturan vakıalar ve hukuki sebebin aynı olduğunu, davalı şirketlerin üçünün de ortakları ve yöneticilerinin aynı kişiler olduğunu, dolayısı ile her bir davalı için uyuşmazlığın temelini oluşturan vakıalar ve hukuki sebepler aynı veya birbirine benzer olduğundan, HMK madde 57 uyarınca davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğunu, davalılardan birinin yerleşim yeri Şişli, İstanbul olduğundan, HMK madde 7 uyarınca mahkemenin işbu uyuşmazlığın çözümünde yetkili mahkeme olduğunu, mahkemece davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunup bulunmadığı hususunu incelemediğini bu hususta bir açıklama yapılmadığını, mahkemenin kararının eksik incelemeye dayandığını, davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı değil ihtiyari dava arkadaşlığı olduğu belirtilmesine rağmen mahkemenin gerekçesinde taraflar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığının belirtilmesinin anlaşılabilir olmadığını, iş bu davanın hukuki sebepleri her bir borçlu şirket için de temelde aynı olduğunu, borçluların aynı şirketler topluluğuna mensup üç şirket olduğunu, davacı nam ve hesabına bilet satışları gerçekleştirdiklerini, muaccel olan bilet bedeli borçlarını davacıya ödemediklerini, her üç davalı borcunun da ... akreditasyonu kapsamında ödenmeyen bilet bedellerinden kaynaklandığını, üç davalının da yöneticilerinin aynı kişiler olduğunu, üçünün de ... grup adı altında hareket ettiğini, ... grubun internet sitesi incelendiğinde gerek davalı ...'nin gerek de davalı ...'nin diğer davalı ...'nin alt acentesi gibi hareket ettiği ve ... altında bilet satışı gerçekleştirdiğinin görüldüğünü, iş bu hususta, ... Grup'un internet sitesine ait görseller ile her üç davalının da yetkililerinin aynı olduğunu gösterir kayıtların da sunulduğunu, her üç şirketin borç miktarının tespit edilmesi için ... kayıtlarının incelenmesi gerektiğini, dava açmadan önce zorunlu Arabuluculuk başvurusu gerçekleştirildiğini, davalı borçluların şirket adresinin Antalya olduğunu gerekçe göstererek İstanbul arabuluculuk ofisinin yetkisine itiraz ettiklerini, iş bu itirazların dosyalarında her üç borçlu şirket bakımından da İstanbul Arabuluculuk bürosunun yetkili olduğuna karar verildiğini, davalıların aynı şirketler topluluğuna mensup üç şirket olup, ... Birliği (...)’ya akredite acente olarak faaliyet gösterdiğini, davalıların davacı nam ve hesabına bilet satışları gerçekleştirdiğini, borçlarının muaccel olmasına rağmen müvekkili şirkete geri vermedikleri için temerrüde düştüklerini, her ne kadar üç şirket ile ayrı ayrı sözleşmeler yapılmış olsa da, davanın temelinde yatan vakıalar ve hukuki sebepler birbirinin aynı veya benzeri olduğunu, nitekim her üç şirketin borcunun muaccel olması ile birlikte ... ile borçlular arasında borcun ödenmesi ile ilgili gerçekleştirilen bütün toplantı ve görüşmelerde borçluların tümünü temsilen her üç şirketin de yönetim kurulu üyesi olan ... tarafından katılım sağlandığını, her üç borçlu için ... ile aynı anda müzakere edildiğini, her ne kadar burada üç ayrı tüzel kişilik bulunsa da, aslında bir şirketler topluluğu söz konusu olduğundan aslında tek bir şirketler topluluğunun borcu söz konusu olduğunu, anlatılan bu vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olmasından dolayı taraflar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı oluştuğunu, davacının HMK m.7'de kendisine tanınan seçimlik hakka dayanarak borçlulardan ... AŞ'nin yerleşim yerinin içerisinde bulunduğu İstanbul Merkez Mahkemeleri’nde her üç borçlu aleyhine dava açmasının usul ve yasaya uygun olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve tehiri icra kararı verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, yolcu bileti satışı acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle özel dava şartı yokluğundan, davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; davacı ile dava dışı .... arasında imzalanan sözleşme çerçevesinde davacının ... sistemine üye olmayı ve dava dışı ...'nın ... sitemine üye olan acentelerin davacıya ait biletleri satmasını kabul ettiğini, davalıların dava dışı ... ile 2013 yılında imzaladıkları sözleşme ile...'nın ... sistemine akredite olup davacı nam ve hesabına bilet satıp bedelini davacıya ödemeyi taahhüt ettiğini, ancak davalıların sattıkları bilet bedellerini davacıya aktarmaması üzerine ... tarafındna davalıların teminat mektubunun nakte çevrilerek davacıya ödeme yapıldığını, ancak ödenen miktarın davacı alacağını karşılamadığını ileri sürerek, bu sebeple her davalının borcu ayrı ayrı belirtilerek davalılar aleyhine icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine eldeki davayı açmıştır. Davalılar vekili ise; borcun bulunmadığını, mahkemenin ve icra müdürlüğünün yetkili olmadığını savunmuştur.Dosya kapsamında bulunan... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 301.865,10 TL asıl alacak, 23.297,37 TL işlemiş faiz, 642.614,10 TL asıl alacak, 49.595,73 TL işlemiş faiz,2.902.189,40 TL asıl alacak, 223.985,41 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.143.547,11 TL alacak yönünden 17.06.2020 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 301.865,10 TL, 642.614,10 TL, 2.902.189,40 TL asıl alacakların gösterildiği, ödeme emrinin 26.06.2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalılar tarafından 26.06.2020 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine, yetkiye itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.Dava dilekçesine göre davanın davalılar ... AŞ,... AŞ ve ... AŞ aleyhine açıldığı, mahkemenin 2020/499 Esas sayılı dosyası üzerinden yargılama yapıldığı sırada verilen 07.12.2021 tarihli ara karar ile davalı ... AŞ'nin yerleşim yerinin Şişli ilçesi olması nedeniyle icra dairesi ve mahkemenin yetkili olduğudan bahisle bu davalı açısından yetki itirazının reddine, diğer davalıların yerleşim yerinin Antalya ilinde olması nedeniyle bu davalılara ait davanın tefrik edilmesine karar verildiği, bu iki davalı hakkındaki davanın mahkemenin 2021/488 Esas sırasına kaydı yapılarak yargılamaya devam edildiği ve mahkemece istinafa konu eldeki kararın verildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamının incelenmesinden; davalıların, dava dışı ... ile ayrı ayrı yolcu satış acentesi anlaşması imzalandığı, davalıların bu sözleşmeler ile... üyesi olan davacı taşıyıcı adına taşıyıcının yetkilendirdiği hava yolu taşımacılığı satışı yapmayı ve tahsil ettiği bedelleri sözleşmede belirlen şekilde davacıya ödemeyi üstlendiği, sözlemenin 2.maddesine göre davacı taşıyıcı ile davalılar arasındaki ilişkinin seyahat acentesi el kitabı (Kılavuz) kapsamında belirleneceğinin hüküm altına alındığı,davalıların davacı taşıyıcıya ait uçak biletlerini satışını yaptığı, davacının nam ve hesabına satılan bilet bedellerinin davacının hesabına ödenmemesi iddiası ile davacının talepte bulunduğu, ... tarafından sözleşmesinin feshedildiği, birçok havayolu şirketine ait bilet paralarının ödenmemesi nedeniyle davalılar tarafından verilen teminat mektubunun nakde çevrilerek bedelinin alacaklılar arasında paylaşıldığı, bakiye alacağı bulunması nedeniyle takip başlatıldığı anlaşılmaktadır.Bir davada, davacı ve davalı olmak üzere iki taraf bulunur ve dava iki taraf sistemine göre kuruludur. Ancak bazen gerek davacı gerekse davalı tarafta veya her iki tarafta birden fazla kişi bulunabilir. Bu durumda, aynı taraftaki birden fazla bu kişiler arasındaki ilişkiye dava arkadaşlığı denir. Bu durum mecburi dava arkadaşlığı veya ihtiyari dava arkadaşlığı şeklinde olabilir.İhtiyari dava arkadaşlığının düzenlendiği HMK'nın 57. maddesinde bulunan hâllerde birden çok kişi birlikte dava açabilecekleri gibi, aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu hâller;davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması, ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri, davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması halleridir. Dosya kapsamındaki belgelerden, davalı şirket yöneticilerinin aynı olduğu, davalıların dava dışı ... ile yaptığı sözleşmeler kapsamında birçok hava yolu şirketi ile birlikte davacı şirkete ait biletleri de davacı namına sattıkları, dava dışı...'nın davalıların sözleşmelerini aynı tarihli yazılarla ve aynı gerekçelerle feshettiği, davalı şirketler ile eldeki davanın dışındaki davalı ... Turizm AŞ'nin ortaklarının ve yetkililerinin aynı olduğu, buna göre vakıaların ve hukuki sebeplerin benzer olduğu, bu nedenle ticari ilişkinin bir bütün olarak değerlendirilerek borç ve alacak miktarının belirlenmesi gerektiği anlaşılmakla, davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı koşullarının bulunduğu kanaatine varılmıştır. Bu sebeple mahkemece 07.12.2021 tarihli ara karar ile tefrik kararı verilmesi isabetli olmamıştır.İtirazın iptali davaları, icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardandır. İtirazın iptali davasında, icra dairesinin yetkisine itiraz hâlinde, yetkili icra dairesinden ödeme emri tebliğ edilmesi, HMK'nın 114/2. maddesi anlamında özel dava şartıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda açıklanan gerekçelerle davası ayrılan iki davalı yönünden davanın usulden reddine karar verilmiş, bu karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İcra dairesinin yetkisi İİK'nın 50. maddesinde düzenlenmiş olup, HMK'daki mahkemelerin yetkisini düzenleyen hükümler çerçevesinde, ön sorun (hadise) şeklinde incelenip karara bağlanması gerekir. İcra müdürlüğünün yetkisine vaki itirazın haklı olduğu sonucuna varılması hâlinde, mahkemece, davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekecektir.Çünkü itirazın iptali davalarında, icra dairesinin yetkisine itiraz hâlinde, yetkili icra dairesince ödeme emri tebliğ edilmiş olması, HMK'nın 114/2.anlamında özel dava koşuludur.Somut uyuşmazlıkta, eldeki davanın davalıları ile birlikte davanın açıldığı ... AŞ'nin yerleşim yerinin Şişli/İstanbul olduğu anlaşılmaktadır. Tefrik edilen eldeki davanın davalılarının yerleşim yeri ise Antalya ilidir.Davalılar vekilince takibin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığı belirtilerek icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiştir. HMK'nın 6. maddesi gereğince her dava (takip) dava tarihindeki davalının yerleşim yerinde açılmalıdır. Davalının (borçlunun) birden fazla olması hâlinde bunlardan birinin yerleşim yeri icra dairesinde takip açılabilir. Ancak, dava sebebine göre Kanun'da davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmiş ise, davaya o yer mahkemesinde bakılır. Birden fazla davalının (borçlunun) bulunduğu hâllerde, davanın (takibin), davalılardan (borçlulardan) birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa mahkeme, ilgili davalının (borçlunun) itirazı üzerine onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir. Somut olayda davalılarla ... arasındaki sözleşme ve davalıların ortaklık yapısı dikkate alındığında, davalılar (takip borçluları) arasında ihtiyari dava (takip) arkadaşlığı bulunduğundan, ilk derece mahkemesinin icra dairesinin yetkisine ilişkin değerlendirmesi isabetli olmamıştır. Takibin yapılmış olduğu ... İİK'nın 50. maddesi yollamasıyla HMK'nın 6. ve 7. maddeleri gereğince yetkili olduğu anlaşıldığından, tüm davalılar (takip borçluları) yönünden takibin yetkili icra dairesinde başlatıldığının kabulü gerekir. Nitekim davalılar için belirlenmiş bir ortak yetkili mahkeme bulunmadığı gibi HMK'nın 7/2 maddesinde belirtildiği şekliyle davanın, davalılardan birinin sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek için açıldığına ilişkin herhangi bir iddia ve ispat bulunmadığı da anlaşılmaktadır. HMK'nın 7/2 maddesine göre yetkinin tayin edilmesi için davalılar arasında zorunlu ya da ihtiyari dava arkadaşlığı bulunması konusunda bir fark da bulunmamaktadır.Bu nedenle, ilk derece mahkemesinin, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine dair verdiği kararın yerinde olmadığı, işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşıldığından, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek kararla birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.27.03.2025