Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/408 E. 2022/23 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/408
- Karar No
- 2022/23
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1721 KARAR NO: 2025/40 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DOSYA NO: 2024/403 KARAR NO: 2024/579 KARAR TARİHİ: 13/09/2024 DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 15/01/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 03/03/2016 imza tarihli "Güvenlik Hizmet Sözleşmesi" akdedildiğini, sözleşme kapsamındaki hizmetlerin tam ve eksiksiz verilmiş olmasına karşın işbu hizmet bedellerine ilişkin kesilen faturaların davalı tarafça ödenmediğini, ödenmeyen bedelin faizler hariç 267.961,04 TL tutarında olduğunu, borcun ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiğini, haksız ve kötü niyetli olarak ödeme emrine itiraz edindiğini ve takibin durduğunu beyan ederek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; aynı konuda İstanbul 5. Tüketici Mahkemesi'nin 2021/408 E. ve 2022/23 K. Sayılı dosyasıyla itirazın iptali davası açıldığını, yetkisizlik kararıyla dosyanın Bakırköy 4. Tüketici Mahkemesi'nin 2022/176 E. Ve 2022/402 K. Sayılı dosyasına yollandığını, derdestlik itirazında bulunduklarını, davaya bakmaya tüketici mahkemelerinin görevli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ''...Davalının site (Rezidans) yönetimi olduğu açıktır. Site yönetimi tacir değildir (Emsal; Yargıtay 15.HD.nin 29.03.2018 tarih ve 2016/5018 E. 2018/1244 K.ile Yargıtay 23.HD.nin 18.10.2016 tarih ve 2016/7819 E. 2016/4593 K.ile aynı dairenin 26.05.2016 tarih ve 2016/4257 E. 2016/3234 K.ile Yargıtay 20.HD.nin 13.10.2016 tarih ve 2016/4709 E. 2016/8929 K.ile Aynı dairenin 16.06.2016 tarih ve 2016/4492 E. 2016/7086 K. İle Yargıtay 3.HD.nin 23.03.2015 tarih ve 2014/12211 E.2015/4646 K.ile 13.HD.nin 13.11.2014 tarih ve 2014/41016 E.2014/35773 K.ile Yargıtay 11.HD.nin 16.01.2013 tarih ve 2011/15950 E. 2013/766 K.vb). ...Somut uyuşmazlıkta davacı ile davalı site yönetimi arasında güvenlik hizmetlerine ilişkin sözleşme imzalandığı, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir (Emsal; Yargıtay 13.HD.nin 13.11.2014 tarih ve 2014/41016 E.2014/35773 K.ile Yargıtay 20.HD.nin 13.10.2016 tarih ve 2016/4709 E. 2016/8929 K Yargıtay 17.HD.nin 28.02.2013 tarih ve 2013/236 E.2013/2486 K.ile Yargıtay 3.HD.nin 23.03.2015 tarih ve 2014/12211 E.2015/4646 K.ile İstanbul BAM 19.HD.nin 20.05.2024 tarih ve 2024/1142 E..2024/1206 K.ile aynı dairenin 16.05.2024 tarih ve 2023/2933 E. 2024/1171 K.ile İstanbul BAM 18.HD.nin 07.12.2017 tarih ve 2017/1290 E. 2017/1584 K.). Somut olayda davalının konutlardaki güvenlik ihtiyacı için davacıdan güvenlik hizmeti satın aldığı açıktır. Davalı tüketici konumundadır. Bu nedenle tüketici ilişkisinden kaynaklanan davalara bakma görevi tüketici mahkemelerine aittir. Bu nedenle görevsizlik kararı verilmiştir." gerekçesiyle davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK.114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince davanın usulden reddine, 6100 sayılı HMK.nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafça bahsi geçen alacak iddiası yönünden müvekkili aleyhine ilk olarak İstanbul ... İcra Müdürlüğü E. ... E. sayılı icra takibi başlatıldığını, bu icra takibine müvekkili tarafından itiraz edilmesi sonrasında İstanbul 5. Tüketici Mahkemesi'nin 2021/408 E. ve 2022/23 K. Sayılı dosyasıyla itirazın iptali davası açıldığını, bu davada verilen yetkisizlik kararıyla dosyanın Bakırköy 4. Tüketici Mahkemesi'nin 2022/176 E. Ve 2022/402 K. Sayılı dosyasına yollandığını, bu dosyada "icra müdürlüğünün yetkisizliği" nedeniyle davanın reddine karar verildiğini ve kararın müvekkili tarafından istinaf edildiğini, bu esnada İstanbul ... İcra Müdürlüğü E.... E. sayılı icra takibi huzurdaki davaya konu "Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. (Yeni Esas: Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası) Sayılı dosyasına yetkisizlikte gönderildiğini, işbu icra takibinde yollanan yeni ödeme emrine yapılan itiraz neticesinde de huzurdaki davanın açıldığını, aynı icra takip dosyası hakkında derdest ve kesinleşmeyen dava mevcut iken yeniden dava açılması karşısında derdestlik itirazına rağmen bu itiraz değerlendirilmeden görevsizlik kararı verildiğini, oysa davanın derdestlik nedeniyle usulden reddi gerektiğini, ayrıca işbu davada görevli ve yetkili mahkemenin Bakırköy Tüketici Mahkemeleri olduğunu, mahkemece hatalı şekilde dosyanın İstanbul Tüketici Mahkemelerine gönderilmesine karar verildiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, güvenlik hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinde dava şartları tek tek sayılmış olup dava şartı, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve karar verilebilmesi için varlığı veya yokluğu mutlaka gerekli olan şartlardır.Dava şartları gerçekleşmeden davanın esası incelenemez. Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını re'sen ve HMK'nın 114.maddesinde yer alan sıralamaya göre belirleyecektir. HMK'nın 114.maddesinde düzenlenen dava şartları mahkemeye, taraflara ve dava konusuna (müddeabihe) ilişkin olmak üzere, üçe ayrılır. Mahkemeye ilişkin dava şartları; "yargı hakkı, yargı yolu, görev, kesin yetki", taraflara ilişkin dava şartları; "davada iki tarafın bulunması, taraf ehliyeti, dava ehliyeti, davaya vekalet ehliyeti ve geçerli vekaletname, davayı takip yetkisi", dava konusuna ilişkin dava şartları ise; "davacı tarafından gider avansının yatırılması, teminat gösterilmesine ilişkin kararın yerine getirilmesi, kesin hüküm bulunmaması, hukuki yarar (menfaat) bulunması, davanın derdest olmaması" olarak sıralanmaktadır. HMK'nın 114/2 maddesinde ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu ifade edilmiştir. Yine HMK'nın 115. maddesinde "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." hükmüne yer verilmiştir. HMK'nın 1.maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK'nın 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK'nın 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır. 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 2. maddesi; "Bu Kanun her türlü tüketici işleri ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar" şeklinde düzenlenmiş, 3. maddesinde tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak, tüketici işlemi ise; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak tanımlanmıştır. Aynı yasanın 73/1 bendinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu, 73/4 bendinde tüketici mahkemelerinde görülecek davalarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Altıncı Kısmında yer alan basit yargılama usulüne göre yürütüleceği belirtilmiş, 83/2 maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 Sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engelleyemeyeceğine işaret edilmiştir. Somut dava, taraflar arasında imzalanan güvenlik hizmet sözleşmesinden kaynaklanan hizmet bedellerinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemiyle açılmıştır. Davalı site yönetiminin, davacı ile aralarında mevcut güvenlik hizmeti sözleşmesini kat maliklerini temsilen imzaladığı ve davalının, davacı şirketten güvenlik hizmeti aldığı gözetildiğinde, kat malikleri adına temsilen site yönetimi 6502 sayılı Kanun'un 3. maddesi gereğince tüketici, davacı ise satıcı/sağlayıcı sıfatını taşımakta olup, taraflar arasındaki 6502 sayılı Kanun'un 3. maddesinde tanımlanan şekilde bir tüketici işlemi bulunduğundan, 6502 sayılı Kanun'un 73. maddesi gereğince davaya bakma görevi Tüketici Mahkemesine aittir (Yargıtay 11.H.D., 10.10.2016 T., 2016/7590 E., 2016/7972 K.). Bu durumda mahkemece verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Yukarıda açıklandığı gibi dava şartlarının HMK 114.maddesinde yer alan sıralamaya göre değerlendirilmesi gerektiği, "görev" dava şartının, "derdestlik" şartından önce geldiği, davalı vekilinin derdestlik itirazlarının ise görevli mahkemece değerlendirilmesi gerektiği açık olup bu gerekçelerle davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde olmadığından 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iade edilmesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.c maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 15/01/2025