Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/2175 E. 2025/746 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/2175
Karar No
2025/746
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2021/2175 KARAR NO : 2025/746

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/04/2021 NUMARASI : 2018/132 Esas 2021/409 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 10/04/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 10/04/2025

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/132 Esas ve 2021/409 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili şirket ile davalı taraf arasında 31.03.2017 tarihinde ürün işleme makinesi ve ekipmanları satın alınması hakkında sözleşme akdedildiğini ve sözleşmenin yapıldığı tarihte sözleşmenin koşulu olan 100.000,00-TL ön ödemenin müvekkili tarafından karşı tarafın banka hesabına yatırılmış olduğunu, ancak makinenin davalı tarafından ayıplı olarak teslim edildiğini, makinenin yapması gereken kekik ile çöp ayrıştırmasını yapamadığını, kekik çıkması gereken yerden kekik çöpü çıktığını, makinenin kekik çöpü çıkması gereken yerinden kekiklerin de çıktığını, makinenin kekiklere zarar verdiğinin tespit edildiğini, müvekkili şirket tarafından bu durumun davalı tarafa bildirildiğini, davalı şirket tarafından makinenin ayıplı olduğunun kabul edildiğini ve başka bir makine teslim edildiğini, ancak teslim edilen ikinci makine ve ekipmanlarının da ilk makinede olduğu gibi ayıplı olduğunu ve ilk makinede belirtilen hataları yaptığının tespit edildiğini, bunun üzerine davacı müvekkili şirket tarafından davalı tarafa durumun bildirildiğini ve makine için yapılan 100.000,00-TL ön ödeme ile makinelerin kurulumu ve nakliyesi içi yapılan 40.000,00-TL masrafın kendilerine verilmesi ile makineyi iade almalarının iletildiğini, ancak davalı şirket tarafından sadece 100.000,00-TL iade edilebileceği diğer masrafların karşılanmayacağının belirtildiğini, açıkladığı nedenlerle davanın kabulüne karar verilerek, davalı tarafından yapılmış olan haksız itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, davalı aleyhine %20 oranından az olamamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça dava dilekçesinde dile getirilen iddiaların ispatı bakımından tek dayanak olarak Kemalpaşa Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/51 D.İş. sayılı dosyasının gösterildiğini, işbu davada davacının ayıplı mal iddiası ile müvekkilin de kullanıcı hatası iddiası ile oluşan bir ihtilaf olmakla birlikte likit alacağın söz konusu olmadığını, davacı yan tarafından müvekkili firmaya “ayıplı mal ihbarı” süresi içerisinde yapılmamış olmakla birlikte davanın usulden reddinin gerekli olduğunu, davacı tarafça tek taraflı olarak yaptırılan delil tespiti sonucu düzenlenen rapora itiraz edildiğinden, zarar miktarının belirlenmesi için ayrıca bilirkişi incelemesi yaptırılmadan itiraz edilen tespit bilirkişi raporu benimsenerek hüküm verilemeyeceğini, müvekkili firma tarafından basiretli tacir sıfatı ile müşteri memnuniyeti ve iyi niyet çerçevesinde anılan talep üzerine 178.000,00-TL tutarında makinenin iade alındığını, davalı yanın talebine istinaden üretimi gerçekleştirilmiş olan müvekkili firma anılan makineyi başkaca bir firmaya da bu sebeple satamadığından bu makinenin hali hazırda müvekkili firma bünyesinde beklemekte olduğunu, müvekkilinden talep edilen masraflara bakıldığında büyük bölümünün 29.06.2017 tarihine kadar gerçekleştirilmiş olduğunu ve bu tarihten sonra sadece 2 fatura bildirildiğinin görüldüğünü, ... boylama makinesinin çıkış oluklarının ıslak olduğunun görülmesi üzerine sistem içerisinde bulunan ağaç elek tekneleri, teknik elemanlarca sistemden dışarıya çıkarıldığını ve eleklerin ıslanmış olduğunun görüldüğünü, eleklerin çatı bölümünden sızan yağmur suyu sebebiyle ıslandığının düşünüldüğünü, bilirkişi incelemesinde ahşap eleklerin ıslanması halinde eleklerin işlevini yerine getirip getiremeyeceğin hususunun incelenmesinin de talep edildiği şeklinde beyanlarda bulunmuştur. DELİLLER VE GEREKÇE: İcra Dosyası: Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün 2018/56 E. Sayılı dosyasında davacının davalı aleyhine toplam 144.250,01- TL asıl alacak üzerinden takip başlattığı, davalının 16/01/2019 tarihli dilekçesi ile borcun 44.250,01 TL lik kısmına, itiraz ettiği takibin durduğu görülmüştür. Tespit Dosyası: Kemalpaşa Sulh Hukuk Mahkemesi' nin 2017/51 D.İş sayılı dosyası ile davalı tarafça yapılan makinenin ayıplı sayıldığı, taşıma bedeli olarak yapılan işçi,lik bedelinin 40.934,62 TLnin piyasa şartlarına uygun olduğu tespiti yapılmıştır. Kemapaşa Sulh hukuk mahkemesi 2018/9 D.iş Dosyasında itirazlar üzerine ek rapor düzenlendiği görülmüştür. .... Ltd. Şti.’ nin .... Noterliği Tarafından 23.10.2017 tarih ve 25163 yevmiye no.lu İhtarnamesi:..… İşletmenizdeki çeşitli teknik eksiklik ve sıkıntılardan dolayı sözleşme konusu makinelerin beklenen verimlilikte çalışmadığının taraflarınca müvekkiline bildirilmiş olduğunu… Müvekkili tarafından üzerlerine düşen tüm borç ve edimler yerine getirilmiş olsa da tarafınızdan kaynaklı nedenlerden dolayı şikayetlerin devam etmesi nedeniyle karşılıklı olarak sözleşmenin feshedilmesinin uygun olacağını… Bu kapsamda işbu ihtarnamenin tebliğini takip eden 3 (üç) işgünü içerisinde sözleşme kapsamında teslimatı ve kurulumu yapılan makinelerin müvekkiline iadesi ve sözleşme hükümleri kapsamında peşin olarak ödenmiş olan meblağdan başka bir talep ve hak iddianız olmadığını ve ileriye dönük olarak bu işle ilgili maddi ve manevi hiçbir talebin olmadığını bildirir ihtarnameyi taraflarına göndererek sözleşmenin karşılıklı olarak feshetme iradesinin bildirilmesini talep etmişlerdir. .... Ltd. Şti.’ nin....25. Noterliği Tarafından 27.10.2017 tarih ve 29622 yevmiye no.lu İhtarnamesi: “31.03.2017 tarihinde akdedilen sözleşme ile sözleşmenin imzalandığı gün taraflarına ait banka hesabına 100.000,00 TL. ön ödemesi yapılan...… Her iki makinenin de ayıplı olmasından ötürü davacı firmanın kekik toplama ve dolayısı ile işleme mevsimi olan Temmuz ayı öncesi ve devamında tarafları ile yapılan sözleşmeye güvenerek sipariş alımı yapılmış ancak makinelerin hatalı olmasından ötürü bu siparişleri karşılayamamış olduğunu… İzah edilen sebeplerle davacı firma tarafından yapılmış olan 100.000,00 TL ön ödeme ve ayıplı malların sebebiyle yapılan 40.000,00 TL masraf ile birlikte 140.000,00 TL nin 3 gün içerisinde ödenmesinin akabinde ayıplı makinenin fabrikadan teslim alınmasını talep etmişlerdir. Davacı ... Ltd. Şti.(İmzalı) ile davalı ... ...Ltd. Şti. adına ....tarafından (İmzasız) onaylanmış 31.03 2017 tarihli SÖZLEŞME’nin incelenmesinden; Aşağıda özellikleri ve parasal kıymetleri belirtilen makinaların sözleşme şartları mucibince ... Ltd. Şti.’ne 19.05.2017 tarihinde imalatını yapacağı makineleri 100.000,00 TL. peşin, 20.07.2017 tarihinde 75.000,00 TL çek kalan miktarı mal tesliminde nakit olarak ödenmesi şartı ile anlaştıkları görülmüştür. Bilirkişi Raporu : Bilirkişiler ...., .... ve .... tarafından düzenlenen 19.10.2020 tarihli raporda özetle ; Dosya içeriğindeki mevcut bilirkişi raporu ile diğer bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda ; Davalı ... .... Ltd. Şti. tarafından, Davacı .... Ltd. Şti.’ne sözleşme gereği ....’deki fabrikasında imal edilerek davacının .... İlçesindeki Fabrikasına montaj ve kurulumu yapılan “Ürün İşleme Makine Grubunun” ayıplı olduğu ayıbın hemen görülebilir anlaşılır nitelikte olmayıp ancak kurulumu yapılan makinenin kekik üretimi için çalıştırılması sonrasında anlaşılabilecek özellikte ve gizli ayıp niteliğinde olduğu, dosyadaki bilgi ve belgelerden; Davalı ....... Ltd. Şti. tarafından söz konusu “Ürün İşleme Makine Grubunun” demonte edilerek geri teslim alınmış olduğu, dava dosyasında yer alan ihtarnameler incelendiğinde Davacı ...’ın ve Davalı ... kardeşlerin sözleşmeden döndükleri, davalı ... ....’ın davacıya teslim ettiği makineleri iade aldığı ve Davacı’ya 100.000,00TL ön ödemeyi iade ettiği hususunda çekişme bulunmadığı, davacının talebinin satıma konu malın nakliyesi ve montajı olmak üzere yapmış olduğu harcamaların tazminine yönelik olduğu, bu noktada sözleşmenin taraflarının sözleşmeden geri dönülmesi üzerine doğan geri verme borçlarının kapsamının belirlenmesi gerektiği ve Alıcı’nın satılanı ve satılandan elde ettiği yararları geri verme borcu altında olduğu bununla birlikte Satıcının ise satış bedelini, alıcının giderlerini ve zararlarını (doğrudan / dolaylı) tazmin etmekle yükümlü olduğu, davalı firma tarafından imalatı yapılan “Ürün İşleme Makine Grubunun” montajı sırasında sözleşme gereği davacı ... Ltd. Şti. tarafından yapılması gereken nakliye, montaj elemanlarının konaklama masrafları ve diğer giderlerin dosyada mevcut faturaların incelenmesinden Davacı ... Ltd. Şti. 40.934,62-TL olduğunun anlaşıldığı, yapılan masraflardan davalı yanın imalat ve montajını yapmış olduğu “Ürün İşleme Makine Grubunun” montaj aşamasında davacı firma tarafından yapılmış olan 26.086,60-TL masrafın “Ürün İşleme Makine Grubunun” Ayıplı Olması Ve Demonte Edilerek Geri İade Alınması Nedeniyle Davalı ...... Ltd. Şti. Tarafından Karşılanması gerektiği, davacı tarafından yapılmış 14.848,02-TL tutarındaki çatı onarımı, makine montaj temeli, elek altı çukuru v.b. giderlerin, Davacı .... Ltd. Şti. Firmasında Kalıcı Olduğu ve masrafların ödenip ödenmemesi hususunun mahkememize ait olduğu, davacı .... tarafından satın alınan ve Davalı ... tarafından davacının fabrikasına kurulumu sırasında elekaltı için temel çukuru (boşluğu) açılmasının ve fabrika çatısında yapılan revizyonun benzer makinenin başka bir firmadan da satın alınması durumunda yapılması gereken hazırlıklar/revizyonlar olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılarak; temel çukuru ve çatı revizyonu işleri için yapılan masraflar Davacı ... nakliye, personel ve konaklama masraflarından ayrıştırılması neticesinde heyetin teknik ve mali incelemeleri neticesinde; elekaltı için temel çukuru (boşluğu) açılması ve fabrika çatısında yapılan revizyon masraflarının ayrıştırılması gerektiği sonuç ve kanaatine mahkememiz tarafından da ulaşılması halinde Davacı ...’ın Davalı’dan 29.018,41 TL alacaklı olduğu, mahkememizin elekaltı için temel çukuru (boşluğu) açılması ve fabrika çatısında yapılan revizyon masraflarının ayrıştırılması gerekmediği sonuç ve kanaatine ulaşması halinde Davacı ...’ın Davalı’dan 44.250,01TL alacaklı olduğu görüşü ile raporlarını düzenlemişlerdir.

Dava; Alım satım ve hizmet ilişkisi kapsamındaki kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. Taraflar arasında alım satım ilişkisinden ayıplı mal nedeniyle sözleşmeden dönme ve bedel iadesi nedeniyle davalı aleyhine takip başlatmış olduğu görülmüştür. Davalının, davacı yan tarafından müvekkili firmaya “ayıplı mal ihbarı” süresi içerisinde yapılmadığı, davacı tarafça tek taraflı olarak yaptırılan delil tespiti sonucu düzenlenen rapora itiraz edildiği, basiretli tacir sıfatı ile müşteri memnuniyeti ve iyi niyet çerçevesinde anılan talep üzerine 178.000,00-TL tutarında makinenin iade alındığını, müvekkili firma anılan makineyi başkaca bir firmaya da bu sebeple satamadığı davanın reddini savunmuştur. Ticari satımlarda ayıp ihbarının olay tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nun 23/1-c.maddesinde belirtilen süreler içinde yapılması gerekir. 6102 sy TTK m. 23/c uyarınca ticari satışlarda malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir, açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek ve incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa durumu bu süre içerisinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Gizli ayıp basit bir muayeneyle anlaşılamayacak durumda ise bu tür bir ayıbın ortaya çıkması halinde B.K.'nun 223-2. fıkrası uyarınca ayıbın derhal satıcıya bildirilmesi gerekir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda tacirler arasındaki ihbar ve ihtarların ne şekilde yapılacağı 18/3. maddesinde düzenlenmiş ve "Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye dair ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır." denilmektedir. Tüm dosya kapsamı ve hükme esas alınan bilirkişi heyet raporuna göre; Davalı ... . Ltd. Şti. tarafından, Davacı .... Ltd. Şti.’ne sözleşme gereği ...’deki fabrikasında imal edilerek davacının .... İlçesindeki Fabrikasına montaj ve kurulumu yapılan “Ürün İşleme Makine Grubunun” ayıplı olduğu ayıbın hemen görülebilir anlaşılır nitelikte olmayıp ancak kurulumu yapılan makinenin ....üretimi için çalıştırılması sonrasında anlaşılabilecek özellikte ve gizli ayıp niteliğinde olduğu, Davalı ... . Ltd. Şti. tarafından söz konusu “Ürün İşleme Makine Grubunun” demonte edilerek geri teslim alınmış olduğu, Davacı ...’ın ve Davalı ... kardeşlerin sözleşmeden döndükleri; Davalı ....’ın davacıya teslim ettiği makineleri iade aldığı ve Davacı’ya 100.000,00TL ön ödemeyi iade ettiği hususunda çekişme bulunmadığı; Davacının talebinin satıma konu malın nakliyesi ve montajı olmak üzere yapmış olduğu harcamaların tazminine yönelik olduğu; Davalı Firma tarafından imalatı yapılan “Ürün İşleme Makine Grubunun” montajı sırasında sözleşme gereği davacı ... ... Ltd. Şti. tarafından yapılması gereken nakliye, montaj elemanlarının konaklama masrafları ve diğer giderlerin dosyada mevcut faturaların incelenmesinden Davacı ... ... Ltd. Şti. 40.934,62 TL olduğunun anlaşıldığı, Davalının imalat ve montajını yapmış olduğu “Ürün İşleme Makine Grubunun” montaj aşamasında Davacı Firma tarafından yapılmış olan 26.086,60 TL masrafın “Ürün İşleme Makine Grubunun” Ayıplı Olması Ve Demonte Edilerek Geri İade Alınması Nedeniyle Davalı ... .... Ltd. Şti. Tarafından Karşılanması gerektiği, Davacı tarafından yapılmış 14.848,02 TL tutarındaki çatı onarımı, makine montaj temeli, elek altı çukuru v.b. giderlerin, Davacı ..... Ltd. Şti. Firmasında Kalıcı Olduğu , Davacı ... tarafından satın alınan ve Davalı ... tarafından davacının fabrikasına kurulumu sırasında elekaltı için temel çukuru (boşluğu) açılmasının ve fabrika çatısında yapılan revizyonun benzer makinenin başka bir firmadan da satın alınması durumunda yapılması gereken hazırlıklar/revizyonlar olduğu, temel çukuru ve çatı revizyonu işleri için yapılan masraflar Davacı ... nakliye, personel ve konaklama masraflarından ayrıştırılması neticesinde, elekaltı için temel çukuru (boşluğu) açılması ve fabrika çatısında yapılan revizyon masraflarının ayrıştırılması gerektiği kanaatine varılarak Davacı ...’ın Davalı’dan 29.018,41 TL alacaklı olduğu, Sözleşmenin taraflarının sözleşmeden geri dönülmesi üzerine doğan geri verme borçlarının kapsamının belirlenmesi gerektiği ve Alıcı’nın satılanı ve satılandan elde ettiği yararları geri verme borcu altında olduğu bununla birlikte Satıcının ise satış bedelini, alıcının giderlerini ve zararlarını (doğrudan / dolaylı) tazmin etmekle yükümlü olduğu, SMMM Bilirkişi tarafından değerlendirmeye göre, Davacı ....Ltd.Şti.’nin 2017-2018 yılları ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, ticari defterlerin delil niteliğinin bulunduğu, Davacı şirketin ticari defter kayıtlarında dava konusu edilen makinelerin kurulumu ve nakliyesi için yapılan masraflar ile ilgili işlem kayıtları üzerinden inceleme neticesinde, davacı vekilinin dosyaya sunduğu gider faturalarının defter kayıtlarına ilgili gider hesaplarına kaydedildiğinin anlaşıldığı..." gerekçesi ile; Davanın KISMEN KABULÜYLE, 1-Davalının Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün 2018/56 Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 27.050,00-TL asıl alacak, 419,09-TL giderler için faiz, 1.549,32-TL ön ödeme için hesaplanan faiz toplam 29.018,14-TL alacak üzerinden İPTALİ ile takibin takip talebinde belirtilen şartlar altında DEVAMINA, 2-Hükmolunan alacak miktarı üzerinden %20 oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, 3-Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kısmen red kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, özel siparişle satın alınan ve gizli ayıplı olan makine ile ilgili olarak yapılan masraflar yönünden mahkemece ayrıştırma yapılarak elekaltı çukuru (boşluğu) açılması ve fabrika çatısında yapılan revizyon masrafları ile tespit dosyası yargılama giderleri ve ihtarname gideri taleplerinin reddinin doğru olmadığını, makinelerin özel sipariş üzerine özel olarak üretilir nitelikte olduğundan yerine koyulabilecek başka firmadan alınacak makinenin ölçüleri ve diğer özelliklerinin farklı olduğunu, söz konusu alanın müvekkili şirket tarafından faydalı olarak kullanılamadığını, davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kısmen reddine olan bölümünün kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kısmen kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme neticesinde denetime ve hüküm kurmaya elverişsiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, bilirkişi heyetinin makineler üzerinde inceleme ve araştırma yapmamasının hukuka aykırı olduğunu, makine tesliminden evvel gerçekleştirilen masrafların dahi müvekkili şirkete yükletilmeye çalışıldığını, mahkemece beyan ve savunmalarının irdelenmediğini ve gerekli araştırmaların yapılmadığını, dava konusu makineyi muhafaza edemeyen, gerekli fiziki koşulları sağlayamayan davacının kendi kusurundan kaynaklanan hasarı müvekkili firmadan isteyemeyeceğini, makinelerin çalışır halde monte edildiğini, müvekkili şirkete atfı kabil bir kusurun olmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:

Dava, eser sözleşmesine dayalı ayıplı makine nedeniyle yapılan masrafların tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. "...13.Bilindiği üzere eser sözleşmeleri iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olup, “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsuru vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yaparak ve zamanında tamamlayarak iş sahibine teslim etmekle; iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemekle yükümlüdür. 14. Bu noktada eser sözleşmesinde “ayıp” ile ilgili genel açıklamaların yapılmasında fayda vardır. 15. Eser sözleşmesi ilişkisinde ayıp, yüklenicinin meydana getirip iş sahibine teslim ettiği eserde bulunan sözleşme ve fenne aykırılıklardır. Başka bir ifadeyle ayıp, sözleşme ve eklerinde kararlaştırılan ve iş sahibinin beklediği amaca göre eserde bulunması gereken bazı vasıfların bulunmaması ya da olmaması gereken bazı bozuklukların bulunması şeklinde tanımlanmaktadır. 16. Eldeki davada uygulanması gereken ve uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 474- 478 (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 359-363. maddeleri) ayıplı işler hakkında uygulanır. Bu maddelerde yer alan düzenlemelere göre yüklenicinin ayıp nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için eserin teslim edilmiş olması ve teslim edilen eserin ayıplı olması, ayıbın iş sahibinden kaynaklanmamış olması, iş sahibinin eseri muayene ve ayıbı ihbar yükümlülüğünü yerine getirerek eseri açık ya da zımnen kabul etmemiş olması gerekir. 17. Eserin ayıplı yapılması sözleşmeye aykırılık teşkil etmekte olup; ayıp, açık ve gizli olabileceği gibi maddî ve hukukî ayıp şeklinde de olabilir. 18. Açık ayıp, eserin teslimini müteakip makul süre içinde yapılan kontrol ve muayene sonucu görülüp tespit edilecek ayıptır. 19. Gizli ayıp ise, basit bir kontrol ve muayene ile tespit edilemeyen, eserin kullanılmaya başlanmasından sonra ortaya çıkan ayıptır. 20. Maddî ayıplar, açık veya gizli ortaya çıkan, gözle görülen ve duyu organları ile hissedilen ayıplardır. Bunun dışında gözle görülmeyen, ancak yapılmamış olması nedeniyle karşı tarafça fark edilen projenin onaylatılmaması, yapı kullanma izin belgesinin alınmaması gibi hukukî ayıplar vardır. Maddî ve hukukî ayıpların da tıpkı açık ve gizli ayıplar gibi yükleniciye ihbar edilmesi zorunludur. 21. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 474/1. maddesi (BK, m. 359/1) maddesi gereğince iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre mümkün olduğunca en kısa sürede eseri gözden geçirip muayene ederek varsa açık ayıpları tespit etmek ve bu ayıpların neler olduğunu tek tek açıklamak suretiyle gecikmeksizin sözlü veya yazılı olarak yükleniciye bildirmesi gerekir. Gerek TBK’da gerekse mülga BK’da iş sahibinin muayene ve ihbar süreleri açıkça belirlenmemiş olup, işin niteliği ve olayın özelliğine, imal edilen eserin büyüklüğü ve genişliğine göre süreler farklı olacak ve işin uzmanı bilirkişiler tarafından belirlenecektir. Muayene ve gözden geçirmeyi veya ayıbın belirlenmesini iş sahibi bizzat yapabileceği gibi, TBK’nın 474/2. ve mülga BK’nın 359/2. maddesine göre mahkeme aracılığıyla bilirkişi raporu ile de tespit ettirmesi mümkündür. Açık ayıpta iş sahibi muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmezse, eseri kabul etmiş sayılır ve yüklenici açık ayıplarla ilgili sorumluluktan kurtulur. 22. Gizli ayıplarla ilgili mülga BK’nın 359/1. maddesindeki makul sürede muayene ve ihbar yükümlülüğüne ilişkin düzenleme mevcut değildir. Ancak TBK’nın 477/3. maddesi ile mülga BK’nın 362/3. maddesinde, eserdeki ayıbın sonradan ortaya çıkması hâlinde, iş sahibinin gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi takdirde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı belirtilerek gizli ayıplar yönünden de iş sahibine ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin yükleniciye ayıbı ihbar etmek yükümlülüğü getirilmiştir. 23. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve BK’da eserdeki açık ve gizli ayıpların yükleniciye bildirim şeklinin nasıl olacağına dair herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması ispat kolaylığı sağlar. Ancak ayıp ihbarı hukukî işlem olmayıp, hukukî işlem benzeri maddî vakıa olduğundan, Yargıtay’ın yerleşik içtihat ve uygulamalarında eser sözleşmelerinde aksi sözleşmede veya eki şartnamelerde kararlaştırılmadıkça taraflar tacir dahi olsa ayıp ihbarının her türlü delille ve bu arada tanık beyanı ile de ispatlanabileceği kabul edilmektedir. 24. Ayıp hâlinde iş sahibinin hakları TBK’nın 475. (BK, m. 360) maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre iş sahibinin seçimlik hakları; eserin iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule icbar edilemeyecek derecede ayıplı olması hâlinde sözleşmeden dönme, eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim yapılmasını isteme veya aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere eserin ücretsiz onarılmasını isteme haklarıdır. İş sahibi bu seçimlik haklarının yanında ayıplı meydana getirilmiş olan eserin neden olduğu zararın tazminini de isteyebilir. Başka bir anlatımla iş sahibi tazminat hakkı ile seçimlik haklarını birlikte kullanabilir. Tazminatın istenebilmesi için de, ayıpta yüklenicinin kusurunun bulunması ve ayıp ihbarının süresinde yapılmış olması gerekir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(15)6-3030 E., 2021/1077 K. sayılı kararında da değinilmiştir..." (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02.12.2021 tarih ve 2018/(19)11-1107 Esas 2021/1568 Karar sayılı kararı) "...Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser yüklenicinin sermayesi, sanat ve becerisini kullanarak gerçekleştirdiği sonuçtur. İş sahibi ısmarladığı eserin belli nitelikler taşımasını, amacını karşılamasını arzu eder. Şayet ısmarlanan eser iş sahibinin beklentisini karşılamıyorsa sözleşmenin yararlar dengesi iş sahibi aleyhine bozulur. Bu bakımdan eser, fen ve sanat kurallarına uygun ve iş sahibinin amacını karşılar nitelikte imâl edilmelidir. Aksi halde eser ayıplıdır ve yüklenicinin ayıba karşı zararlı sonuçtan sorumluluğu ortaya çıkar. Ayıp, eserde olması gereken lüzumlu vasıfların veya sözleşmede kararlaştırılan vasıfların eksikliğini ifade etmektedir. İlk bakışta görülebilen veya basit muayene ile anlaşılabilen türden ayıplar açık ayıp; ilk bakışta görünemeyen veya basit muayene ile hemen anlaşılamayan, sonradan kullanılmakla ortaya çıkan ayıplar ise gizli ayıp olarak nitelendirilir. Ayıplı iş ile eksik iş birbirinden farklıdır. Ayıplı işvasıf noksanlığını ifade ettiği halde, noksan iş yapılmayan işi ifade eder. Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, 818 sayılı BK'nın 359-363 (6098 sayılı TBK 474-478) maddeleri arasında düzenlenmiştir. Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan BK'nın 359/I. maddesine göre iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde eseri muayene edip varsa ayıplarını yükleniciye bildirmesi gerekir. Aynı kanunun 362/II. maddesi gereğince iş sahibi kanunen tayin olunan muayene ve ihbarı ihmal ederse eseri zımnen kabul etmiş sayılır. BK'nın 362/I. maddesine göre de eserin sarahaten veya zımmen kabulünü müteakip yüklenici her türlü mesuliyetten kurtulur. Eserin kabulü ile yüklenici açık ayıplara ilişkin sorumluluktan kurtulur. Eserin kabulü, kasten saklanıldığı usulünce yapılan muayenede görülemeyecek olan açık ve gizli ayıplar ile sonradan kullanılmakla ortaya çıkan gizli ayıplar yönünden ise yükleniciyi sorumluluktan kurtarmaz. Kasten saklanılan ayıplar ile gizli ayıplar yönünden yüklenicinin sorumluluğu eserin kabulünden sonra da devam eder. İş sahibinin ayıba karşı tekeffülden doğan haklarını kullanabilmesi için eserdeki ayıbı yükleniciye bildirmesi zorunludur. BK'nın 359/I. maddesine göre açık ayıplarda bildirimin “işlerin mutad cereyanına göre imkânını bulur bulmaz” diğer bir ifadeyle işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde, BK'nın 362/III. maddesine göre gizli ayıplarda ise gizli ayıba vakıf olur olmaz (öğrenir öğrenmez) yapılması gerekir. Süresinde ayıp ihbarında bulunulmamışsa yüklenici sorumluluktan kurtulur. Ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayanılarak yükleniciden bir talepte bulunulamaz. Şayet sözleşmede garanti süresi kabul edilmişse, iş sahibi 359/I. ve 363/III. maddelerde öngörülen sürelerle bağlı olmayıp, ayıp ihbarını garanti süresi içinde her zaman yapabilir. İmâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla BK'nın 360. (TBK'nın 475.) maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. Kanun koyucu, ayıp halinde işsahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır..."(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 10.03.2022 tarih ve 2021/3983 Esas 2022/1336 Karar sayılı ilamı) "...Eser sözleşmesi ilişkilerinde sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 359. ve 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK'nın 474. maddesi hükümlerine göre iş sahibi açık ayıplarda eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz (makul süre içerisinde) eseri muayene ve açık ayıpları ihbar etmek zorunda olduğu, BK 362 son ve TBK'nın 472/son maddesi hükümleri gereğince ayıbın gizli olup sonradan ortaya çıkması halinde gecikmeksizin (derhal) ayıbı yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi halde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı hükümleri getirilmiştir. Bu hükümler gereğince gerek açık gerek gizli ayıplarda iş sahibinin ihbar zorunluluğu bulunmakta ise de yüklenici eserdeki işçilik, malzeme ve yapımla ilgili açık ve gizli ayıplardan dolayı sorumluluğu garanti ettiği süre için önceden kabul ettiğinden yüklenici lehine olan iş sahibinin ihbar zorunluluğunu aramaktan vazgeçtiği ve garanti süresi içinde ortaya çıkan bu ayıpları ücretsiz olarak gidermeyi sözleşme tarihinde peşinen kabul ve taahhüt ettiği kabul edilmektedir. İş sahibi ihbar zorunluluğu olmaksızın garanti süresi içinde ortaya çıkan açık ve gizli ayıplarla ilgili zamanaşımı süresi içinde seçimlik haklarını kullanarak yükleniciden ayıpların giderilmesini talep edebileceği gibi, aleyhine dava açabilecek ve iş bedelini ayıp giderim bedeli miktarınca ödemekten kaçınabilecektir (Yargıtay 15. H.D. 19.06.2014 gün, 2013/4976 E. 2014/4282 K. sayılı ilamı ile benzer uygulama ve içtihatları)..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 03.06.2021 tarih ve 2020/1722 Esas 2021/2490 Karar sayılı ilamı) Yukarıdaki Yargıtay içtihatlarındaki açıklamalar ışığında, dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekili ve davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/04/2021 tarih ve 2018/132 Esas 2021/409 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 615,40.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 59,30.TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 1.982,23.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 495,55.TL harcın mahsubu ile bakiye 1.486,68.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı ve davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/2175, K. 2025/746, T. 10.04.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-2175-e-2025-746-k-2cf6cd66d47b