Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/1694 E. 2025/503 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/1694
- Karar No
- 2025/503
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1694
KARAR NO:2025/503
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:14/06/2021
NUMARASI:2020/501 Esas - 2021/526 Karar
DAVA:Tazminat (Rücuen Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:17/04/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davalıdan 22.11.2019 tarih ve ... nolu fatura ile... ürün kodlu iplik satın aldığını, davalıdan satın alınan ipliklerle dokunan kordonların satıldığını, ancak yapılan testte ipliklerdeki yağ oranı sınırların çok üzerinde %4,5 olarak çıkmış olması, yine ipliklerdeki yağ oranın yüksek olması nedeniyle kordonun takılan ürünlere zarar vermesi nedeniyle ürünlerin (kordonlar) kabul edilmediğini, ürünlerin kabul edilmemesi nedeniyle, ürünlerin satıldığı... Şirketi tarafından 9.847,44TL ve ... Şirketi tarafından 3.540TL reklamasyon (iade) faturası kesildiğini ve müvekkilinin faturalara ilişkin ödeme yaptığını, müvekkili şirketin, davalıdan aldığı iplikler nedeniyle uğradığı bu maddi zarara ilişkin olarak davalı şirkete 18.06.2020 tarih, ... nolu 3.540TL tutarlı ve 18.06.2020 tarih, ... nolu 9.897,44TL tutarlı iki ayrı reklamasyon faturası kestiğini ve davalıya gönderdiğini, ayrıca mail ile faturanın gerekçesini davalıya bildirdiğini, bununla birlikte söz konusu faturaların Gaziosmanpaşa ... Noterliğinin ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile müvekkili şirkete iade edildiğini ve ödeme yapılmadığını, bunun üzerine, davalı şirkete Ankara ... Noterliği aracılığı ile uğranılan maddi zararın ödenmesi talebiyle ihtarname gönderilmiş ise de davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmadığını, ihtarname için 620,51 masraf yapıldığını belirterek davalı şirketten alınan ipliklerde yer alan gizli ayıp sebebiyle, müvekkili şirketin uğradığı 13.437,44TL zararın talep tarihinden itibaren işletilecek ticari faiziyle birlikte tazminine, davalıya gönderilen ihtarname bedeli olan 620,51TL'nin HMK'nın 323/1-ç maddesi uyarınca Davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin alanında uzman Türkiye'nin en önde gelen ünlü iplik fabrikası olup; ipliklerin tüm standartlara uygun üretildiğini, iddia konusu edilen fazla yağlanma oranının aslında müvekkilinin ipliklerinden kaynaklı olup olmadığı bile belli olmadığını, dokunan kumaştan kaynaklı olan yağ oranı müvekkilinin üzerine atılmaya çalışıldığını, ayrıca tekstil işinde çalışan her basiretli tacirin; tekstil ürünlerini aldıktan sonra test edilmek zorunda olduğunu, test edilmeden kullanılan üründen dolayı müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, nitekim yağ oranı diğer üreticiden alınan kumaşta veya benzeri üründe fazla olabileceğinden bunu kanıtlamak davacının görevi olduğunu, davacı ile arada ipliklerin yağ oranının belirlendiği bir anlaşma da olmadığını, taraflar arasında özellikle yağ oranı hakkında önceden belirleme yapılmadığından ipliklerin hangi kumaş ile kullanılacağı müvekkiline beyan edilmediğinden müvekkilinin standart yağlama yaptığını, ortaya çıkan iadelerden bu aşamada müvekkilinin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olacağını, müvekkilinin ipliklerinde yağ oranının standart olduğunu, davacı müvekkilinden almış olduğu iplikleri amacı dışında kullanarak basiretli tacirin yapmaması gereken hatayı yaptığını, bu hatanın sonucunu da müvekkiline yönlendirdiğini, davacı tarafından kesilen iade faturalarına müvekkilince süresinde Gaziosmanpaşa ...Noterliği'nin ... yemiye nolu ihtarnamesi ile itiraz edildiğini ve faturaların davacıya iade edildiğini, bu durumda işbu kesinleşmeyen faturaların dava bakımından delil olma özelliği bulunmadığını belirterek davanın reddini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,"Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; taraflar arasında iplik satışı ve ödemeler konusunda ihtilaf bulunmadığı, ihtilafa konu ipliklerin ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise bu ayıp dolayısıyla davacı tarafın iade faturaları nedeniyle zararını talep edip edemeyeceği hususlarında olduğu, davalı tarafından üretilen ipliklerin davacı tarafından alınarak kordon olarak dokunarak dava dışı şirketlere satıldığı, ipliklerdeki yağ oranın yüksek olduğu, satılan kordonların dava dışı şirketlerin ürünlerine zarar verdiği iddiası ile eldeki davayı açtığı,mahkememizce teknik bilirkişi ile incelemenin yapıldığı, bilirkişi tarafından gizli ayıp tespit edildiğini, bu ayıbın dokuma sürecinde tespit edilebileceğinin bildirildiği, dava dışı şirketler tarafından kesilen iade faturalarının tarihinin 14/05/2020 ve 15/05/2020 olduğu, davacı tarafından 17/06/2020 tarihli test raporunun alındığı, 18/06/2020 tarihli faturalarla davalıya ayıbın bildirildiği, bu halde ayıbın gizli olduğu ve derhal bildirildiğinin kabulü gerekeceği, davacı tarafından keşide edilen ihtarnamenin 07/07/2020 tarihinde davalıya tebliğ edildiği ve 7 gün ödeme süresi verildiği, bu halde davalının 15/07/2020 tarihinde temerrüte düştüğünün kabulü ile tarafların tacir olması nedeni ile avans faizi talep edebileceği, davacının davasını asıl alacak yönünden harçlandırdığı, ihtarname gideri talebinin usulüne uygun harçlandırılmadığından değerlendirilmediği, tüm bu açıklamalarla davacının davasını ispatladığı kanaatiyle davanın kabulüne, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından kesilen iade faturalarına davalı tarafça süresinde Gaziosmanpaşa ... Noterliği’nin ... yemiye nolu ihtarnamesi ile itiraz edilmiş ve faturalar davacıya iade edilmiş olup faturaların delil olma vasfı olmadığını, mahkemece itirazlarınnın incelenmemiş; gerekçeli kararda dahi itirazların irdelenmeden bilirkişi raporu kopyala yapıştır yapılmak sureti ile gerekçe hazırlandığını, davalının alanında türkiye'nin en önde gelen firması olup; ipliklerin tüm standartlara uygun olduğunu, dava dosyasında yaptığı itirazların da yazılı olduğu üzere yerel mahkeme davacının iplikleri kullanım alanını irdelemesi gerektiğini, davacının iplikleri amacı dışında kullandığını ancak bu irdeleme yapılmadan davanın kabul edilmesi başlı başına bir eksiklik olup tekstil ürünlerinde alındıktan sonra test edilmek zorunda olup test edilmeden kullanılan üründen dolayı davalının sorumlu tutulamayacağını, davacının dikiş ipliği ürettiğini, davalı taraf dikiş ipliği almasına rağmen iplikleri kumaş dokumasında kullanarak hatalı üretimde bulunduğunu, davacı taraf ipliklerin seri kullanımından önce tekstil sektöründe basiretli bir tacirin yapacağı üzere numune üretmeli ve bu numuneyi değerlendirmeye sokması gerektiğini, davacı basiretli tacir gibi davranmamış ve hatalı üretimi kendisi yapmış, taraflar arasında ipliklerin yağ oranının belirlendiği bir anlaşma olmadığını da beyan edilmesine rağmen mahkemenin bu itirazlarını değerlendirmediğini, taraflar arasında özellikle yağ oranı hakkında önceden belirleme yapılmadığından, ipliklerin hangi kumaş ile kullanılacağı davalıya beyan edilmediğinden davalı standart yağlama yapmış ortaya çıkan iadelerden bu aşamada davalının sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, hatta davalının aynı konulu bir davası daha bulunduğunu, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/218 Esas sayılı dosyasından görülen bu davada davalının, karşı tarafı ipliklerin yağ oranından bahsetmiş ancak davalının tüm standartlara uygun olan ipliklerini yine uluslararası belgeler ile savunmuş Mahkeme tarafından da taraflar arasında ipliklerin yağ oranı hakkında herhangi bir sözleşme olmaması, davalının bu sebeple standart yağlama yaptığı ve karşı tarafın basiretli tacir olmasından kaynaklı olarak iplikler hakkında gerekli bilgileri vermesi lazım olduğundan bahisle davalı lehine karar verdiğini, ancak mahkeme inceleme yapmak yerine bilirkişi raporunu kopyala yapıştır yaparak karar verdiğini beyanla,ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava, satılanın ayıplı olması nedeniyle uğranılan zararın tazmini davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, satılanın ayıplı olup olmadığı noktasındadır.Davacı, davalıdan 22/11/2019 tarihli fatura karşılığında ... kodlu ipliği 4.824,34 TL bedelle satın almıştır.Davacı tarafça, davalıdan alınan iplik ile yapılan üretim sonucunda üçüncü firmalara satılan ürünlerin iade edildiğini ve bu nedenle zarara uğradığı iddiasıyla, zararının tazminine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).Ayıba karşı tekeffül borcu, satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaat edilen vasıfların bulunmamasından veya satılan şeyin değerini yahut akit gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu tutulmasını ifade eder.Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür.Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, ticari satımlarda satılanı incelemek veya inceletmekle, adi satışlarda ise satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür.Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklı tutulmuştur. Dönmenin sonuçları ise TBK'nın 229. Maddesinde düzenlenmiştir.Davacının müşterilerinden ...Tekstil tarafından İntertek firmasına yaptırılan 17/01/2020 tarihli test raporuna göre, yağ oranı %4,5 olarak tespit edilmiştir.Davalı tarafça cevap dilekçesinde, iplik dokunması için yağlanmak zorunda olduğu, davalının standartlara uygun olarak yağmala işlemi yaptığı, ancak davacı tarafın iplikleri hangi kumaş ile kullandıysa; kumaştan kaynaklı olarak yağ oranında değişimler görülebileceğini beyan etmiştir.Bilirkişi raporunda ise, davalıdan kullanıma hazır halde alınan iplikte sıvı parafinleme oranı ya da parafin materyalinden(yağlamadan) kaynaklı gizli ayıp bulunduğu belirtilmiştir.Taraflar arasında, satış sözleşmesine konu iplikteki yağ oranına ilişkin bir anlaşma bulunduğu ya da ipliğin kullanım alanının davalıya bildirildiği hususları iddia ve ispat edilmemiştir. Ayrıca davaya konu ipliklerin mevcut haliyle piyasaya arzının mümkün olup olmadığı da araştırılmadığı gibi, bilirkişi raporunda da bu konuda bir tespit bulunmamaktadır. Bunun yanı sıra ticari satıma konu üründe iddia olunan ayıbın TTK'nın 23/1-c maddesi gereğince alıcının ürünü teslim aldıktan sonra yapmakla yükümlü bulunduğu muayene ile anlaşılıp anlaşılmayacağı değerlendirilmemiştir. Bu haliyle bilirkişi raporunun hükme esas alınması mümkün değildir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince eksik inceleme karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu halde, ilk derece mahkemesince tekstil sektöründe uzman bir bilirkişiden, davaya konu ipliğin mevcut durumu ile piyasada kullanılan bir ürün olup olmadığı, bu ipliğin mevcut yağ oranı ile ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ipliğin ayıplı olduğu hususunun teslim sırasında açıkça belli ve anlaşılabilir(açık ayıp) olup olmadığı, ayıp teslim anında açıkça belli değilse yapılacak inceleme(muayene) sonucunda malın ayıplı olduğunun anlaşılabilecek nitelikte olup olmadığı, ayıbın ürünün kullanılmasıyla birlikte sonradan anlaşılacak(gizli ayıp) nitelikte olup olmadığı ve varsa davacının zararının tespiti suretiyle rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.17/04/2025