İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/47 E. 2025/356 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/47
Karar No
2025/356
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/47 Esas KARAR NO : 2025/356 DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/01/2022 KARAR TARİHİ : 30/04/2025

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı Vekilinin Dava Dilekçesini Özetle; Müvekkilİ şirket nezdinde------------ No.lu, 30.01.2018-30.01.2023 vadeli, Leasing All Risks Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan ------------Ş.' ye ait, ------------- kullanımındaki, ------------ motor, -------------- şase numaralı biçerdöverin, 26.1.2019 tarihinde yanarak kullanılamaz hale gelmiş olduğunu, yapılan ekspertiz çalışmaları sonucunda sigortalı biçerdöverin tamirinin mümkün olmadığı/PERT olduğunun belirlenmiş olup 8.500,00 EURO sovtaj bedelinin de düşülerek tazmini gereken zararın 86.500,00 EURO olduğunun hesaplanmış olduğunu, bu miktarın sigortalı ------------Ş.' ye 05.04.2019 tarihinde ödenmiş olduğunu, Davacı vekili devamla hasarın ödenmesi ile mukavele şartlarına ve Ticaret Kanununun 1472. Maddesi hükmüne göre müvekkilin sigortalısının yerine kaim olmuş ve sigortalının zarara sebebiyet verenler aleyhine mevcut her türlü hakların müvekkile intikal ettiğini, ayrıca olay ve hasar sebebiyle 3.şahıslara karşı dava ve talep hakkı müvekkil şirkete temlik edilmiş olduğundan müvekkil şirket temlik hükümlerine göre de zarara sebebiyet verenler aleyhine mevcut her türlü hakkın müvekkile intikal etmiş olduğunu belirttiğini, dava konusu biçerdöverin hem üreticisi/ithalatçısı/satıcısı hem de bakımını yapan davalı şirketin, meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu belirten davacı vekili, yangının meydana geldiği 26.1.2019 tarihinden bir gün önce söz konusu biçerdöverin arızalanmış olduğunu ve davalı şirketin yetkili servisi tarafından 26.01.2019 tarihinde davalının yetkili servisi tarafından tamir edilerek arıza 2 nedeni kısmında "Makine hararet yapmış, stop etmiş, şikayet üzerine bakıldı. Su hortumunun tıkalı olduğu tespit edildi. Hortum onarıldı. Sorun giderildi" notu yer alan Garanti Talep Formunun doldurulmuş olduğunu, söz konusu biçerdöverin --------- model olup satış tarihinin 15.01.2018 olduğunu, dolayısıyla zararın, satıştan 1 yıl sonra hem garanti süresi içerisinde hem de yetkili servis tamiriyle aynı gün meydana gelmiş olduğunu, hem gizli ayıp hem de hatalı onarım sebebiyle davalının zarardan sorumlu olduğunun izahtan vareste olduğunu ifade etmiştir. Davacı vekili devamla çok benzer bir şekilde ---------- no.lu Leasing All Risks Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan biçerdöverin de aynı şekilde, davalının yetkili servisi tarafından bakımının yapılmasından 1 gün sonra yanarak kullanılamaz hale gelmiş olduğunu, bu hasar için yapılan ödemenin ----------- Esas sayılı dava ile davalı ----------Ş.' ye rücu edilmiş olup iş bu davanın kabulüne karar verilmiş olduğunu, verilen kararın, huzurdaki dava bakımından emsal niteliğinde olduğunu ifade etmiştir. Davacı vekili nihai olarak dava konusu hasarın rücuen tazmini için davalı taraftan talepte bulunulmasına rağmen zararın davalı taraftan tazmin edilmemesi dolayısıyla işbu davanın açılması zarureti doğmuş olduğunu ifade etmiştir. “Bilirkişi Heyet Raporunda da, yangın hadisesinden bir gün önce yapılan hararet şikayeti sebebiyle bakım işlemini müteakip hadisenin 1 gün sonra cereyan etmesinin bakım işlemleriyle ilgili kusuru ortaya koyduğunu gösterdiğini, fiili karine teşkil eden bu olayın aksini ispat yükü ise davalı tarafta olup davalı yan olayın bu sebeple meydana gelmediğini ispatlayamadığını, davanın kabulünü, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı Vekilinin Cevap Dilekçesini Özetle; Müvekkili davalı şirketin yanan biçerdöverin üreticisi ve yangından önce bakımını yapan şirket olmadığını, müvekkili davalı şirketin davaya konu biçerdöverin ithalatçısı olduğunu, bu sebeple öncelikle husumet itirazında bulunduklarını, dosyaya sunulan yangın ile ilgili tutanakların, ekspertiz raporu, davacının özel olarak yaptırdığı bilirkişi raporunu incelediklerinde yangının biçerdöverin kabin kısmında çıktığının anlaşıldığını, yangının sebebi ile ilgili kesin bir tespit yapılmadığını, yangının elektrik tesisatından çıkmış olabileceği yönünde varsayımlarda bulunulduğunu, davaya konu biçerdöverin çalışma saatinin 1.000 saati geçtiğini, üretimden kaynaklı bir hata olması durumunda bu kadar uzun süre çalışmasının söz konusu olamayacağını, ayrıca biçerdöverde elektrik tesisatı ile ilgili sigorta ve sesli ve görsel uyarı sistemlerinin mevcut olduğunu, elektrik sistemine daha sonra kullanıcı tarafından müdahale yapılmamış ise elektrik tesisatında bir arıza söz konusu olduğunda sigorta ve uyarı sistemlerinin devreye girerek elektrik tesisatı sebebiyle oluşacak olası bir zararı önleyeceğini, yangının sebebinin yangından bir gün önce yapıldığı beyan edilen bakım ile de ilgili olamayacağını, zira periyodik bakım sırasında elektrik tesisatı ile ilgili rutin bir işlem yapılmadığını, yangının üretimden kaynaklanmayan pek çok sebepten kaynaklanabileceğini, ek tesisat çekimi, tesisata müdahale, kemirgen hasarları, çalışma esnasında boğaz kısmından tas veya metal cisim girmesi sonucu çıkacak kıvılcım, tas çarpması, darbe vs. gibi dış etkiler sonucu tesisat hasarı ve bir diğer ihtimalin sabotaj olabileceğini, davacı sigorta şirketinin yanan biçerdöver ile ilgili Mahkemeye başvurarak yangın sebebiyle ilgili delil tespiti yaptırılmadığını, davacının yangın ile ilgili tutanakları, ekspertiz raporunu, davacının özel olarak yaptırdığı bir raporu delil olarak sunmuş ise de, bu belgelerin delil niteliğinde olmadığını, belgelerde de yangının sebebi ve özellikle de yangının üretim hatasından kaynaklandığı ile ilgili somut bir tespit bulunmadığını, varsayıma dayalı olarak karar verilemeyeceğinden ve davacının iddiasını ispatlamak adına hiçbir somut delil sunmadığı da dikkate alınarak işbu davanın reddini talep ve beyan etmiştir. Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesini özetle; Davalı taraf huzurdaki davanın 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını iddia ettiğini, davaya konu kullanılmaz hale gelen biçerdöverin satışından 1 yıl sonra yani garanti süresi içerisinde satıcının veya hukuken yardımcı şahsi konumunda olan yetkili servisinin ağır kusuru sonucunda yandığını, davalının ithalatçısı ve satıcısı olduğu, 100.000,00 Euro değerindeki dava konusu biçerdöverin kullanılamaz hale gelmesi ister üretim hatasından ister yetkili servis hatasından kaynaklansın basiretli bir tacir gibi davranması gereken davalının olayda ağır kusurlu olduğunu, iş bu davada ağır kusur sebebiyle zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu ve davaya konu taleplerinin zamanaşımına uğramadığını, davaya konu hasarlanan biçerdöverin ithalatçısı olduğundan bahisle pasif husumet itirazında bulunulduğunu, aynı zamanda, yetkili servisin yaptığı hatalı onarımın sorumluluğunun davalıya yüklenemeyeceğinin iddia edildiğini, davalı tarafın dava konusu biçerdöverin ithalatçısı olmasının yanı sıra satıcısı olduğunu, yetkili servisin ise davalının ifa yardımcısı ve davalı yetkili servisinin verdiği zararlardan sorumlu olduğunu, yetkili servis olarak tabir ettiğimiz anlaşmalı servisin vermiş olduğu zararlardan üretici, ithalatçı, satıcı firma ve servis istasyonunun müştereken sorumlu olduğunu, davaya konu biçerdöverin hararet yapması sebebiyle yetkili servis çağırıldığını ve yetkili servisin arızayı giderdiğini iddia etmesi üzerine biçerdöver tekrar kullanılmaya başladığında yangın hadisesi meydana geldiğini, aracın, yangından bir gün önce yetkili servis tarafından tamir edilmesi ancak buna rağmen yangın hadisesinin meydana gelmesi yangın olayındaki nedensellik bağı için varsayımdan öte yeterli bir somut veri olduğunu, huzurdaki dava ile birebir örtüşen-----------sayılı dosyada mübrez ilamında da yine aynı şekilde biçerdöverin yetkili servis tarafından bakımı yapıldığını ve bu bakımın ertesi günü biçerdöver yanarak kullanılamaz hale geldiğini, dolayısıyla davalının, biçerdöverin elektrik sisteminin hatasız olduğunu, bu denli büyük bir yangının biçerdöverden kaynaklanmasının mümkün olmadığı iddialarının da haksız olduğunu, emsal davada da biçerdöverin tamamen yanarak zayi olduğunu, davalı tarafın, hukuken "yardımcı şahsı" olan yetkili servisin eylemlerinden sorumlu olduğunu, olayın oluş şekli itibariyle, ihbar yapılmasına gerek bulunmadığını, ancak sigorta ettiren --------- ve sürücü ----------, hasar ihbarı yapılıp yapılmadığı ve ne şekilde yapıldığı hususlarında tanık olarak dinlenmelerini, davanın kabulünü, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı vekilinin ikinci cevap dilekçesini özetle; Ayıp ihbarının süresinde ve yazılı yapıldığı yönünde delili olmayan davacının bu konunun ispatı için tanık deliline dayanmasına muvafakatinin bulunmadığını, TTK madde 23'te alıcının malın ayıplı olduğunu satıcıya ihbarla yükümlü olduğunu, TTK madde 18/3'te tacirler arasındaki her türlü ihbarın noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılması gerektiğini düzenlediğini, Aynı şekilde, gizli ayıp olduğu varsayımının kabulü halinde, TTK madde 23 yollamasıyla TBK madde 223/2 uyarınca hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği aksi halde ürünün bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağının düzenlendiğini, müvekkilinin, satıcı olmadığı gibi davacının iddiası ile biçerdöverdeki ''gizli ayıbı'', yangın olayının üzerinden 2,5-3 yıl gibi uzun bir sürenin geçmesinden sonra davacının arabuluculuğa başvurması neticesinde öğrendiğini, somut olayda yasadaki düzenlemelere uygun, süresinde ve yazılı bir ayıp ihbarı söz konusu olmadığını, bu nedenle huzurdaki davanın öncelikle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesini, davacı olayın oluş şekli itibariyle ayıp ihbarının yapılmasına gerek olmadığını iddia etmiştir. Ancak davacı soyut beyanlarıyla konuyu basite indirgemek istediğini, sigortacı olarak üstüne düşen vazifeleri yerine getirdiğini beyan etmekten kaçındığını, dolayısıyla sigortacının, sigorta ettirenin, sigortalının ve operatörün biçerdöverin yanmasındaki rolleri, gerekli incelemenin yapılarak kusur oranlarının belirlenmesi mümkün olmadığını, davacının basiretli bir tacir gibi davranmaması nedeniyle yangın olayının üzerinden 3 yıl geçtiği için bu aşamada gerektiği şekilde deliller toplanamadığını, halbuki ayıp ihbarı süresinde yapılmış olsaydı müvekkilinin yangın olayına gecikmeksizin müdahalesi mümkün olabileceğini, gerekli tetkikatın yapılmasının sağlanabileceğini, bu nedenle müvekkilin ağır kususundan değil bilakis davacının ağır kusurundan bahsetmek gerektiğini, davacının sigorta ettiren ile biçerdöver operatörünü ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı hususlarında tanık olarak dinletme yönündeki talebini hiçbir surette kabul etmediklerini, müvekkili şirketin biçerdöverin ithalatçısı olduğunu, bu nedenle davacının öncelikle müvekkilinin satıcı sıfatıyla hukuken sorumlu olduğunu ispatlaması gerektiğini, tarım iş makinesi olan biçerdöverin ticari kazanca konu bir ürün olduğunu, TKHK kapsamında korunan bir ürün olmadığını, davacının tüketici sıfatına haiz olmadığını, davacının cevap dilekçesinde atıf yaptığı TKHK'nın 58. maddesindeki düzenlemenin uygulanabilmesinin yasal olarak mümkün olmadığını, müvekkilinin satıcı firma olmadığını, ithalatçı olduğunu, yetkili servisin ifa yardımcısı olmadığını, kendi adına hareket eden bağımsız bir tacir olduğunu, TBK'daki ilgili düzenlemeler uyarınca ithalatçı firma olan müvekkilin yasal sorumluluğu olmadığını, ikinci cevap dilekçesinin dosyaya kabulüne, davacının usul ve yasaya aykırı tanık dinletme talebinin reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesini özetle; 25.03.2025 tarihli bilirkişi heyet raporuna karşı beyan dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne, mahkeme aksi kanaate ise üçüncü bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasını talep ve beyan etmiştir. Davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesini özetle; Davanın zamanaşımı nedeniyle reddini, zamanaşımı hususu kabul edilmediği takdirde bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesi doğrultusunda 24.11.2024 ve 25.03.2025 tarihli bilirkişi heyet raporları doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde: : Dava, maddi hasarlı yangın nedeniyle sigorta şirketi tarafından ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili istemine ilişkindir. Dava dilekçesi, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamına göre, davacı sigorta şirketi tarafından davalı aleyhine açılan rücuan tazminat davasının yargılaması sonunda;TTK.'nun 1472.maddesine göre "sigortacı sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren kimse yerine geçer.TTK m. 1472/1 “Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir” hükmü gereğince davacı taraf ödediği miktarı talep edebilir. Özel hukukta rücu, başkasına ait olan borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı giderme amacını taşıyan tazminat niteliğindeki talep hakkı olarak tanımlanmaktadır. Rücu, bir üçüncü kişiye karşı yükümlülük altına girerek mal varlığında azalma meydana gelen kişi ile dahili ilişkisi bulunduğu yükümlülüğün gerçek sahibi olan kişi arasında bozulan mali dengenin yeniden sağlanmasına yönelik bir araçtır. Rücu davası da başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin, bu borcun karşılığının, borcu asıl sahibinden tazminat olarak almasını amaçlayan bir dava çeşididir.Bir mal sigortası türü olan yangın sigortasında da sigortacı, sigortalısının zararını tazmin ettikten sonra TTK’nın 1472/1 ’inci maddesinin kendisine tanıdığı yasal hâlefiyet hakkına dayanarak yangına ve zarara neden olan sorumlu kimseye karşı rücu etme ve gerektiğinde dava açma hakkma sahip bulunmaktadır.Sigortacı açtığı rücu davasında sigortalısına ödediği meblağı hâlefiyet ilkesi uyarınca zarar sorumlusundan talep ettiğinde, bu davada sigortalısına ödediği miktarın gerçek zarar miktarı olduğunu da kanıtlamakla yükümlü bulunmaktadır. Nitekim,---------- sayılı kararında bu ilkeye şu gerekçelerle değinmiştir.«...TTK 1301’e (1472) göre sigortacının yasal halefiyet nedeniyle 3. kişi aleyhine rücu davası açabilmesi için sadece sigorta bedelini ödemesi yeterli olmayıp, ayrıca sigorta ettiren kimsenin vaki zarardan dolayı üçüncü şahsa dava hakkı mevcut olması gerekir. Bu hakkın doğmamış veya sükut etmiş olması halinde sigortacı halefiyet hakkını kullanamaz...»Somut olayda hükme esas alınan son bilirkişi raporunun gerekçeli ve hüküm vermeye elverişli bulunduğu, biçerdöverde meydana gelen yangında kasıt unsuru olmadığı, yangının dışarıdan biçerdövere sirayet etmediği, biçerdöverin bıçaklarının bulunduğu kısımda yangının başlamadığı , biçerdöverin kabin içerisindeki elektrik panosunda oluşan elektriksel ısınmaya bağlı yangın olayının başladığı ve gelişerek kabinin tamamına yayıldığı bu doğrultuda yangının çıkış noktasının biçerdöverin kabin içerisindeki elektrik panosu ve elektriksel kaynaklı bir yangın olduğu davalıya yüklenebilecek kusurun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Mahkememizce yukarıdaki değerlendirmeler doğrultusunda dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi raporunda deliller değerlendirerek hesaplama yapmış, son bilirkişi heyetinin yaptığı tespitler hükümde dikkate alınmış, mahkememizce rapor olaya uygun ve kanaat verici bulunmuş, tüm bu açıklamalar ışığında ve sunulan hükme elverişli rapor doğrultusunda açılan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DAVANIN REDDİNE 2-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının başlangıçta alınan 22.801,53 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 22.186,13 TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu masrafların üzerinde bırakılmasına, 4-Yargılama sırasında davalı tarafın yapmış olduğu 70.000,00 TL bilirkişi ücreti, 150,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere bakiye toplam 70.150,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Yargılama sırasında davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-6325 Sayılı Yasa' nın 18/A maddesinin 11 ve 13. Fıkraları uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 1.320,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 7-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekilleri yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.30/04/2025

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2022/47, K. 2025/356, T. 30.04.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-47-e-2025-356-k-9e5e3b0d4101