Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/1581 E. 2025/42 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/1581
- Karar No
- 2025/42
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1581
KARAR NO: 2025/42
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/03/2019
NUMARASI: 2017/735 Esas - 2019/304 Karar
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/01/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin 2.000.000 TL'lik sermayesinde % 10 oranında hissesinin bulunduğunu, çoğunluk paya sahip ortakların yıllardır şirkete yüksek tutarda borçlandıklarını, yönetim kurulu üyesi olan ... ve ...'un 2014 yılı itibarıyla şirketten 4.000.000 TL'ye yakın borç aldıklarını, davalı şirketin ortaklarından 2015 senesinde 609.701,88 TL, 2016 senesinde de 390.903,56 TL alacağının gözüktüğünü, bu borçlanmaların yasalara aykırı olduğunu, çoğunluk paya sahip yönetim kurulu üyelerinin yaptıkları borçlanmayı 6552 Sayılı Kanun'un 74.maddesi kapsamında %3 vergi ödemek suretiyle giderleştirerek geçmiş yıl zararları kalemine attıklarını, oysa bu vergi affından ancak geçerli surette borçlananların yararlanabileceklerini, çoğunluk pay sahiplerinin şirketi zarara uğrattıklarını, bu nedenle şirkete verdikleri zararın tazmini için İstanbul Anadolu 8 inci Ticaret Mahkemesi'nin 2016/742 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, bu nedenle gündemin 3 üncü maddesi kapsamında faaliyet raporunun okunması ve müzakere edilmesi ile 4 üncü maddesi kapsamında bilânçonun tasdik edilmesi hususlarına muhalif kalındığını, çünkü bilânçonun gerçek durumu yansıtmadığını, ortakların borçlarının ve bunların tahsil edilemediğinin finansal tablolarda yer almadığını, bilânçonun kabul kararının sermayenin korunması ve eşit işlem ilkesine aykırı olduğundan T.T.K. madde 447 uyarınca butlanının tespiti aksi halde iptali gerektiğini, gündemin 5 inci maddesine istinaden yapılan görüşmede kâr dağıtılmaması kararı alınırken hiçbir gerekçe gösterilmediğini, bu durumun Yasaya ve Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, çoğunluk paya sahip hissedarların davalı şirketi kendi kasası gibi kullandıklarını, şirket ile aynı konuda faaliyet gösteren ... Sanayi ve Ticaret Kollektif Şirketi ... ve ...'un yüksek oranda kâr ettiğini, bu surette kazanç aktarımı yapıldığını, müvekkilinin yıllardır kâr payı alamadığını, çoğunluk pay sahiplerinin bu tutumlarını dava konusu genel kurulda da devam ettirdiklerini, 2015 yılma ait genel kurul kararlarının iptali için İstanbul Anadolu 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/938 Esas sayılı dosyası üzerinden açılan davanın halen sürdüğünü, 2016 yılna ait genel kurulda da aynı yönde karar alındığını, 5 inci gündem maddesine istinaden alman karara muhalefet şerhi düşüldüğünü, hakim ortakların aldığı paraları faizi birlikte iade etmeleri gerektiğini, bu hali ile bilânçonun gerçeği yansıtmadığını, bu nedenle butlanının tespitinin aksi durumda iptalinin talep edildiğini, gündemin 6 ıncı maddesine istinaden yönetim kurulunun ibra edilmelerine ilişkin kararın da kanun hükümlerine ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, yönetim kurulunun şirkete karşı sürekli borçlandıklarını, şirketi kötü yönettiklerini, kâr aktarımı yaptıklarını, şirketi zarara soktuklarını, şirketin aktif büyüklüğünün ve kârlılığının azaldığını, yukarıda da bahsedildiği üzere kendilerine karşı sorumluluk davası açıldığını, bu nedenle yönetim kurulu üyelerinin ibrasına yönelik kararın iptali gerektiğini, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmamış olsalar bile yönetim kurulu üyesi ...'nun eşi ve diğer bir yönetim kurulu üyesi ...'nun annesi olan 400.000 pay sahibi ...'nun oyları ile ibra kararmırfaîhıdığını, bunun T.T.K.'nun 436 ıncı maddesine aykırılık teşkil ettiğini, ibra/kararının da hukuka ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu iddia ederek; davalı şirketin 2016 senesine ait olağan genel kurul toplantısında alınan 3 üncü, 4 üncü, 5 inci ve 6 ıncı maddelerinde alınan kararların batıl olduğunun tespitine, aksinin kabulünde dahi kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı olması sebebiyle iptal edilmelerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin bir aile şirketi olarak faaliyet gösterdiğini, davacının babası ...'un da şirketin ortaklarından olduğunu, davacının babası ile yaşadığı şahsi problemleri şirkete yansıttığını, azınlık haklarını şirkete zarar vermek amacıyla kullandığını, bu doğrultuda başka davalar da açtığını, davacının genel kurulda önceki yıl hesaplarını da gündeme getirdiğini, oysa davacının 2014 ve 2015 yıllarına ilişkin bilânçoları onayladığını ve şirketi ibra ettiğini, bu nedenle eski tarihlere ait beyanlarının dinlenemeyeceğini, davacının ortakların borçlanmalarının sürdüğünü iddia ettiğini, oysa dava dilekçesinde yazdığı gibi 2015 yılında 606.701,88 TL olan borcun 2016 yılında 390.903,53 TL ye düştüğünü, müvekkili şirketin kayıtlarında 6552 Sayılı Kanun'a uygun şekilde düzeltme yaptığını, kaldı ki bunun dava konusu döneme ilişkin olmayıp 2015 yılında yapıldığını, bunun içinde davacının İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/938 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açtığını, davacının diğer ortaklara örtülü kâr dağıtımı yapıldığı halde kendine ödeme yapılmadığı şeklindeki iddiasının da gerçeği yansıtmadığını, davacının 19/02/2013 tarihinde hisse devir sözleşmesi ile şirkete ortak olduğunu, yönetim kurulu üyesi olan babası ...'a ve şirketin muhasebe müdürüne gönderdiği yazıda ödemelerin yapılması için banka hesabını bildirdiğini, bugüne kadar davacının banka hesabına toplam 289.553 TL ödeme yapıldığını, ancak davacının bundan hiç bahsetmediğini, davacının bir yandan şirketin kâra geçtiğini beyan ettiğini, diğer yandan ise bilânçoların gerçeği yansıtmadığını öne sürdüğünü, davacının bahsettiği borçların kendisinin ortaklığından önce olduğunu, bunların faizinin bulunmadığını, 07/04/2017 tarihinde yapılan genel kurulda 200.000 olumsuz oya karşılık 1.800.000 oy ile kâr dağıtılmaması kararının alındığını, alınan bu kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmadıklarını, davacının bahsettiği hususun ibra konusu ile bir ilişkisinin bulunmadığını, davacının ...'yu 1. derece akraba olarak belirtirken, yönetim kurulu başkan yardımcısı olan ...'un kendisinin öz babası olduğunu unuttuğunu, davacının yönetim kurulu üyeleri hakkında İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/742 Esas sayılı dosyası ile sorumluluk davası açtığını, ayrıca Anadolu 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/789 Esas sayılı dosyası üzerinden açtığı davada şirketin feshini olmazsa ortaklıktan çıkarılmasını talep ettiğini, bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak; öncelikle bekletici mesele talebinin kabulüne, 07/04/2017 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların kanuna ve iyiniyet kurallarına aykırı bir yönü bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Davacı tarafın iddiaları, davalı şirkette çoğunluk pay sahibi olan ortakların ve yönetim kurulu üyelerinin şirketten para çekerek borçlanmalarına dayanmakta ve bu nedenle bilançonun gerçeği yansıtmadığı iddia edilmektedir.Yapılan incelemede; ortakların borçlarının önceki yıllarda daha fazla iken 2016 senesinde 390.903,56 TL. ye düştüğü, davalı şirketin ortaklarından olan alacaklarını bilançosunda gösterdiği, gizlenen bir husus olmadığı anlaşılmaktadır.Ortaklar hesabına faiz işletilmemesi ve bu nedenle şirketin zarara uğratıldığı iddiası ise sorumluluk ve tazminat davasının konusu olup, bu konuda ayrıca bir dava açılmış olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca davacının çoğunluk paya sahip yönetim kurulu üyelerinin yaptıkları borçlanma nedeniyle şirketin vergi affından yararlanmasını önledikleri ve şirketi zarara uğrattıkları iddiası ise 2014 ve 2015 yıllarına ait genel kurullara ilişkin konular olduğu ve o yıllara ilişkin genel kurul kararlarının iptali ile ilgili açılan başka davalar olduğu, bu davaya konu genel kurulla bir ilgisinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Genel kurulun 3.maddesinde yönetim kurulu faaliyet raporunun okunduğu, red veya kabul yönünde bir oylama yapılmadığı, dolayısıyla alınan bir karar olmadığından iptali gereken bir durumunda mevcut olmadığı anlaşılmıştır. Genel kurulun 4.maddesinde bilanço ve kar-zarar hesaplarının kabulüne ilişkin oylama yapıldığı, bu oylamanın 200.000 adet olumsuz oya karşılık 1.200 adet olumlu oyla tasdik edildiği ve iptali gereken bir hususun olmadığı anlaşılmıştır. Genel kurulun 5.maddesinde 2016 yılının karının dağıtılmamasına karar verildiği, TTK. nun 519.maddesine göre %5 oranındaki 1.temettünün ödenmesinin zorunlu hale getirildiği ancak davalı şirketin maliye yapısının buna müsait olmadığı, zira davalı şirketin 2016 senesinde 221.753,58 TL. kar etmesine karşılık geçmiş yıl karlarının 2.684.443,61 TL. olup, geçmiş yıl zararlarının ise 4.361.323,50 TL. olduğu ve 2016 senesi karının aradaki farkı kapatmaya yeterli bulunmaması nedeniyle zaten kar dağıtımı yapılamayacağı ve bu konuda alınan kararın yerinde olduğu anlaşılmıştır. Genel kurulun 6.maddesinde yönetim kurulu üyelerinin ibraz edildikleri, yapılan incelemede yönetim kurulu üyelerinin kendi ibraları için herhangi bir oy kullanmadıkları, ibranın 200.000 adet olumsuz oya karşılık 400.000 adet olumlu oyla yapıldığı, olumlu oy kullanan kişinin oy kullanmaktan yasaklı bir durumu bulunmadığı ve bu nedenle gündemin 6.maddesinde de yasaya aykırılık olmadığı anlaşılmakla davanın reddine," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirket çoğunluk ortaklarının yıllardır şirkete yüksek oranda borçlandığını, onaylanan bilançonun şirketin gerçek durumunu yansıtmadığı gibi şirketin ortaklara yüksek oranlarda borçlandığını, söz konusu borçların tahsil edilmediğini, şirket malvarlığının çoğunluk ortaklara aktarıldığının söz konusu tablolarda yer almadığını, şirkete hukuka aykırı bir biçimde borçlanan, bu sebeple şirketi zarara sokan ve azınlık pay sahipleri ile alacakların haklarını tehlikeye sokan bir yönetim kurulunun ibra edilmesi kararının da kanuni olmadığı gibi dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, eşi ve oğlunu sorumluluktan kurtarmak ve şirketin hukuka aykırı, kötü yönetiminden maddi faydası olduğu açık olan ...’nun ibra kararında oy kullanamaması gerektiğini, bu sebeple alınan ibra kararının hukuka, dürüstlük kuralına ve dolayısıyla hakkaniyete aykırı olduğunu, söz konusu ibra kararının iptaline karar verilmesi ve diğer gündem maddelerine ilişkin talebin reddedilmesi halinde dahi yalnızca bilançonun kabul edilmiş olmasının TTK 424 kapsamında bilançoların gerçeği yansıtmadığından ve bu duruma bilinçli olarak pay sahiplerinin şirkete borçlanarak yol açtığından bilançonun kabulünün ibra etkisi doğurmayacağının kabulü gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava; davalı Anonim Şirketin 07/04/2017 tarihinde yapılan 2016 yılına ait genel kurulunda alınan 3, 4, 5 ve 6 nolu kararların batıl olduğunun tespitine bunun kabul edilmemesi halinde TTK 445 ve devamı maddeleri uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine kara verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa konu uyuşmazlık temelde; tasdikine karar verilen bilançonun gerçeği yansıtıp yansıtmadığı, davacının kar payı hakkının ihlal edilip edilmediği, yönetim kurlu üyelerinin ibrasında; yönetim kurulu üyesinin eş ve çocuklarının oydan yoksun olup olmadıkları noktasındadır. Davalı Anonim şirketin 07/04/2017 tarihli hazirun cetveline göre 5 ortaklı 2.000,000 paya bölünmüş 2.000,000 TL sermayesi bulunduğu, davacı ...'un nominal değeri 200.000 TL olan 200.000 paya sahip olup %10 oranına tekabül ettiği anlaşılmaktadır. Genel kurulda oyların tamamının asaleten ve vekaleten temsil edildiği, davacının vekili aracılığıyla katıldığı genel kurulda dava konusu ettiği 3, 4, 5 ve 6 numaralı kararlara muhalefet şerhi konulduğu, 3 numaralı maddede yönetim kurulun yıllık faaliyet raporu okundu ve müzakere edildi şeklinde bir kayıt bulunduğu herhangi bir karar alınmadığı, kar zarar hesapları ile bilançonun tasdikine ilişkin 4 ve kar dağıtımına ilişkin 5 numaralı kararların davacının 200.000 karşı oyuna karşılık 1.800,000 kabul oyu ile ve oy çokluğu ile, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 6. Maddenin davacının 200.000 olumsuz oyuna karşılık 400.000 olumlu oy ve oy çokluğu ile alındığı görülmektedir.6102 sayılı TTK 447- maddesinde Butlan " (1) Genel kurulun, özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır" şeklinde düzenlenmiştir. Doktrinde emredici hukuk kuralının koruduğu menfaate göre bir ayrım yapılarak bir sonuca varılması baskın olarak kabul edilmektedir. Buna göre; eğer emredici kanun hükmü kamu düzenine ilişkinse burada bir yokluk ya da butlan hali bulunacak; ancak kanun hükmü pay sahibinin menfaati korumaya yönelikse iptal edilebilirlik gündeme gelecektir. Doktrinde bazı yazarlar tarafından, kamu düzenine ilişkin olan emredici hükümler mutlak emredici hükümler, pay sahiplerinin çıkarlarına yönelik hükümlerse nispî emredici hükümler olarak tanımlanmaktadır. Bu yazarlara göre, nisbî emredici hükümlere aykırılık iptal sebebi oluşturacaktır. Davacının iddialarının ileri sürülüş biçimine göre emredici herhangi bir hükmün ihlal edilmediği anlaşılmakla butlan olgusunun varlığı ispat edilmiş olmadığından bu yöne ilişen talepler yerinde değildir.6102 sayılı TTK'nın 445 ve 446. maddelerinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa, yönetim kurulu üyelerinden her birinin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği belirtilmiştir. Davacı tarafın iddiaları, davalı şirkette çoğunluk pay sahibi olan ortakların ve yönetim kurulu üyelerinin şirketten para çekerek borçlandıkları, bir kısım paraları bilançoda gösterilmediği, bu nedenle bilançonun gerçeği yansıtmadığı iddiasına dayanmaktadır. Dosyaya alınan bilirkişi raporu ile ortakların borçlarının önceki yıllarda daha yüksek iken 2016 senesinde 390.903,56 TL. ye düştüğü, davalı şirketin ortaklarından olan alacaklarını bilançosunda gösterildiği, gizlenen bir husus olmadığı belirlenmiştir. Bu durumda bilançonun gerçeği yansıtmadığından bahsetme imkanı yoktur. Ortaklar hesabına faiz işletilmemesi ve bu nedenle şirketin zarara uğratıldığı iddiası ise sorumluluk ve tazminat davasının konu edilebilecek hususlar olup bu konuda ayrıca bir dava açıldığı anlaşılmaktadır. Genel kurulun 3.maddesinde yönetim kurulu faaliyet raporunun okunduğu, red veya kabul yönünde bir oylama yapılıp karar alınmadığı anlaşılmakla iptali gereken bir karar mevcut değildir. Genel kurulun 4.maddesinde bilanço ve kar-zarar hesaplarının kabulüne ilişkin oylama yapıldığı, bilanço ve kar zarar tablosunun şirketin mevcut durumunu yansıttığı, saklanan herhangi bir durumun tespit edilemediği anlaşılmakla bu talep yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Genel kurulun 5.maddesinde 2016 yılının karının dağıtılmamasına karar verilmiştir. TTK'nın 507/1. Maddesine göre, her pay sahibi, kanun ve esas sözleşme hükümlerine göre pay sahiplerine dağıtılması kararlaştırılmış net dönem kârına, payı oranında katılma hakkını haizdir. TTK'nın 408/2-d maddesine göre ise, yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra katılması dâhil, kullanılmasına dair kararların alınması şirket genel kurulunun münhasır yetkileri arasındadır. Kar payı dağıtılabilmesi için öncelikle genel kurulun kapsadığı dönem itibariyle şirketin kar etmiş olması gerekir. Şirketin bilançosuna göre 2016 yılında 221.753,58 TL kar etmiş olmakla birlikte geçmiş yıl karlarının 2.684.443,61 TL, geçmiş yıl zararlarının ise 4.361.323,50 TL olduğu ve 2016 senesi karının aradaki farkı kapatmaya yeterli bulunmadığı, davalı şirketin mali yapısının buna müsait olmadığı anlaşılmakla bu madde yönünden verilen red kararı da yerindedir. Genel kurulun 6.maddesinde yönetim kurulu üyelerinin ibra edildikleri anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK 436/2 maddesi "(2) Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz" düzenlemesini içermekte olup yönetim kurulu üyelerini eş ve çocuklarını oydan yoksun olduklarına dair herhangi bir düzenleme yoktur. Bu maddeye ilişkin oylamada yönetim kurulu üyelerinin oy kullanmadıkları bir yönetim kurulu üyesinin eşi ve diğer bir yönetim kurulu üyesinin annesi olan ve yönetici olmayan ortak ...'nun 400.000 olumlu ve davacının 200.000 karşı oyu ile ibra kararı alındığı anlaşılmakla alınan karar gerek oydan yoksunluk ve gerekse karar nisabı yönünden bir sakatlık bulunmadığı anlaşılmakla bu madde yönünden de davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 579,50 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 16/01/2025