Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/1178 E. 2024/1550 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/1178
Karar No
2024/1550
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1178 Esas

KARAR NO: 2024/1550

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 24/03/2021

NUMARASI: 2019/426 Esas, 2021/275 Karar

DAVA: TAZMİNAT (Rücuen Tazminat)

KARAR TARİHİ: 12/12/2024

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin sağlık sigortalısı ...'ın 31.451,24 TL tedavi giderinin müvekkili tarafından karşılandığını, sigortalının aynı süre için teminat sağlayan davalı sigorta şirketi nezdinde düzenlenmiş sağlık poliçesi daha bulunduğunu, davalı şirket TTK'nın 1476/1.a bendi gereği çifte sigortaya muvaffakat ettiğinden, TTK'nın 1466 maddesi gereği tamamı müvekkili tarafından karşılanan tedavi giderinin her iki sigortacı tarafından sigorta edilen bedel oranında karşılanması gerektiğini, davalının rücu alacağını ödememesi üzerine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takip başlattıklarını, davalının takibe haksız itiraz ettiğini, davadan önce arabulucuya başvurmuşlarsa da anlaşma sağlanamadığını, alacağın likit olduğunu ileri sürerek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına, % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP Davalı vekili cevabında; sigortalının 30.04.2015 tarihinde tedavi görmesine rağmen davanın 11.07.2019 tarihinde açılması nedeniyle mevcut tedaviye ilişkin talep haklarına ilişkin iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, çifte sigortaya sigortacıların onayı bulunmadığından davacının TTK'nın 1466. maddesinde düzenlenen müşterek sigorta hükmüne göre rücu hakkı bulunmadığını, müşterek sigorta hükümlerinin uygulanacağı kabul edilse dahi, sigorta sözleşmelerinde müteselsil sorumluluk esası kabul edilmediğinden davacının kendi payından fazlasını rücu talep edemeyeceğini, sigortalının iradesini davacının poliçesinden yararlanmak suretiyle kullandığını, davacı sigortacının müvekkili tarafından düzenlenen poliçeye başvurmasının, sigortalının iradesine aykırı olacağını ve sigortalının hasarsızlık indirimini kaybetmesi ve daha yüksek prim ödemesi sonucunu doğuracağını, somut olayda çifte sigorta hükümlerinin uygulanması gerektiğini, kanun koyucunun kural olarak çifte sigortayı yasakladığını, önceki ve sonraki sigortacıların onayı bulunması halinde çifte sigorta geçerli kabul edilmekle birlikte müvekkilinin böyle bir onayı bulunmadığını, olayda müşterek sigorta hükümlerinin uygulama alanı bulunmadığını, sözleşmelerde sigortacılar müteselsil sorumlu kabul edilmişler ise müşterek sigortada ödeme yapan sigortacının diğer sigortacıya rücu edebileceğini, somut olayda böyle bir sorumluluk öngörülmediğini, müşterek sigortanın olayda uygulanma imkanı bulunduğunun kabulü halinde, müvekkilinin düzenlediği poliçe kapsamında sorumluluğunun tartışılması gerektiğini, alacağın yargılamayı gerektirmesi nedeniyle icra tazminatı talebinin de reddedilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine ve % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacı poliçenin grup poliçesi olması, davalının poliçesinin bireysel sağlık poliçesi olması, sözleşmelerdeki anlaşmalı kurumların ve teminat limitlerinin farklı olması, sağlık sigortası genel şartları hükümlerinde çifte sigorta ile ilgili bir hüküm bulunmaması nazara alındığında çifte sigorta bulunmadığı gibi müşterek sigorta kapsamında rucü edilemeyeceği de nazara alınarak davacının davasının reddine, ayrıca davalının da kötü niyet tazminatı talebinin de reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; sigortalının tedavi tarihi dikkate alındığında, rizikonunun her iki sigorta şirketi tarafından teminat altına alındığını, Sağlık Sigortası Genel Şartları'nın 12 maddesi gereği, tedavi masraflarının birden fazla sigortacı tarafından temin edilmiş olunması halinde, bu masraflar sigortacılar arasında teminatları oranında paylaştırılacağını, sigortalının davalı nezdinde limitsiz sağlık sigorta poliçesi bulunduğu sabit olmasına rağmen, her iki sigorta poliçesinin farklı olduğundan bahisle rücu alacağının reddedilmesinin çelişkili olduğunu, olayda zarar sigortalarına ilişkin TTK'nın 1466. ve 1467. maddelerinin değil, TTK'nın 1514. maddesinin uygulanması gerektiği ve bu maddeye göre olayda müşterek sigorta bulunduğunu, emsal dosyalarda alınan raporlarda rücu alacakları bulunduğunun kabul edildiğini belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME Dava, davacı sigortacının sigortalısı için ödediği tedavi giderinden 1/2'sinin davalı sigorta şirketinden tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı sigortacının dava dışı sigortasının tedavi gideri olarak 31.425,24 TL TL ödemede bulunduğu ve sigortalının davalı sigortacı nezdinde de sağlık sigortalısı olduğu gerekçesiyle ödenen bedelin 1/2'sinin davalıdan tahsili için davalı aleyhine takip başlattığı, davalının yasal süresinde takibe itiraz ettiği, bir yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali ve takibin devamı için bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Mahkemece; müşterek sigorta hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir.Dava dışı sigortalının davacı sigortacı nezdinde 31/12/2014-2015 döneminde, davalı sigortacı nezdinde 15/09/2014-2015 döneminde sağlık sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu, sigortalının 2015 yılı Mayıs ayında yapılan tedavi masrafının davacı sigortacı tarafından ödendiği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık; sigortalının, davacı ve davalı tarafından düzenlenmiş sağlık sigortası bulunması karşısında, davacının ödediği tedavi giderinden davalı sigortacının sorumluluğu bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı vekili, olayda zarar sigortalarına ilişkin TTK'nın 1466. ve 1467. maddelerinin değil, TTK'nın 1514. maddesinin uygulanması gerektiği ve bu maddeye göre olayda müşterek sigorta bulunduğu kabul edilmiştir. TTK'nın 1519. maddesi gereği, zarar sigortalarına ilişkin hükümler sağlık sigortalarına uygulanabileceğinden, TTK'nın 1466. ve 1467. maddelerinin somut olayda uygulanması gerekmektedir. TTK'nın 1466/1 fıkrası; "Bir menfaat birden çok sigortacı tarafından aynı zamanda, aynı süreler için ve aynı rizikolara karşı sigorta edilmişse, yapılan birden çok sigorta sözleşmesinin hepsi, ancak sigorta olunan menfaatin değerine kadar geçerli sayılır. Bu takdirde sigortacılardan her biri, sigorta bedellerinin toplamına göre, sigorta ettiği bedel oranında sorumlu olur" hükmünü içermektedir. Müşterek sigortanın önemli bir özelliği sigortacıların birlikte hareket etmesidir. Zira TTK m. 1466/1'de geçen "aynı zamanda" ifadesi bu hususa işaret etmektedir. Bu bağlamda sigortacıların müşterek hareket etmek suretiyle rizikoyu birlikte taşıma niyetlerinin müşterek sigortanın varlığı için şart olduğu ifade edilmiştir. (Sigorta Hukuku, M. Barış Günay, 2. Baskı, sh 171).Somut olayda, tarafların rizikoyu beraber taşıma niyetleri olmadan sağlık poliçeleri düzenledikleri ve her iki poliçenin vade ve limitleri gözetildiğinde müşterek sigorta şartlarının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim emsal Yargıtay 11. HD'nin 2013/3373 Esas, 2013/5868 Karar sayılı kararı da benzer bir olaya ilişkin olup, olayda müşterek sigorta koşullarının bulunmadığına karar verilmiştir. Öte yandan TTK'nın 1467. maddesinde ise çifte sigorta düzenlenmiştir. Anılan maddenin ilk fıkrasının ilk cümlesine göre değerinin tamamı sigorta olunan bir menfaat, sonradan aynı veya farklı kişiler tarafından, aynı rizikolara karşı, aynı süreler için sigorta ettirilemez. Çifte sigortanın geçersiz kabul edilmesinin nedeni sebebsiz zenginleşme yasağıdır. Eldeki davada, davalı sigortacı tarafından sigortalının aynı menfaati aynı rizikolara karşı sigorta ettirilmiş olup, sonradan yapılan sigorta çifte sigorta olması nedeniyle geçersizdir. Çifte sigortanın geçerli olabilmesi için maddede belirtilen diğer koşullarda somut olayda bulunmamaktadır. Buna göre uyuşmazlıkta müşterek sigorta şartları bulunmayıp, davalı sigortacı nezdinde yapılan sigortanın çifte sigorta olması nedeniyle geçersiz olduğu anlaşıldığından, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/426 Esas, 2021/275 Karar ve 24/03/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacının yaptığı istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.12/12/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/1178, K. 2024/1550, T. 12.12.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-1178-e-2024-1550-k-8fdebeb878ab