Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2021/1096 E. 2024/1559 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/1096
- Karar No
- 2024/1559
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1096 Esas
KARAR NO:2024/1559
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:24/02/2021
NUMARASI:2018/1223 Esas, 2021/148 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:12/12/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında iş sağlığı ve güvenliği hizmeti Sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin sözleşme gereği davalı tarafa yaptığı hizmete ilişkin fatura düzenleyip gönderdiğini, davalı tarafın faturalara herhangi bir itirazda bulunmadığını ve faturaları iade etmediğini, fatura bedellerini ödemediğini, alacağın tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalının itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğunu, davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu iddia ederek davalının İstanbul ... İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının iptaline, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında ... Hizmet Sözleşmesi düzenlendiğini, müvekkili şirketin belirli bir süre sözleşme kapsamında 6331 sayılı kanun ile belirlenen İş Yeri Hekimlerinin Görev, Yetki Sorumluluk Ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik kapsamında iş güvenliği uzmanlığı hizmeti aldığını, davacı tarafından verilen hizmet karşılığı sözleşmede belirlendiği şekilde davacı tarafa ödeme yaptığını, 2015 Nisan ayından sonra davacı taraftan herhangi bir hizmet alınmadığını, takibe dayanak gösterilen faturalara dayalı olarak davacıdan hizmet alınmadığından müvekkilinin borcunun da olmadığını, davacının takibe konu ettiği 2015 yılı Temmuz – Kasım aylarına ilişkin düzenlenen 5 ayrı faturanın tümünün davacı tarafa yasal süreleri içinde itirazla iade edildiğini, müvekkili şirketin takibe konu fatura dönemlerine karşılık gelecek bir hizmet almadığını, davacı tarafın sözleşmede yazılı taahhütleri yerine getirmediğini, müvekkili şirkete iş güvenliği uzmanı göndermediğini, müvekkili şirketin davacıya yapmış olduğu uyarılara rağmen herhangi bir sonuç alamadığını, davacıdan hizmet alınmadığının şantiye ve...Katip kayıtları ile sabit olduğunu, davacının Nisan ayndan itibaren hizmet vermemesine rağmen fatura kesmeye devam etmesi nedeniyle sözleşmenin Mart 2015’den geçerli olacak şekilde feshedildiğine dair ihtarnamenin keşide edildiğini, davacının salt fatura düzenlenmesinin davalıyı borçlu kılmayacağını, davacının davaya konu icra takibinden önce sözleşmeye aykırı olarak düzenlediği 2015 yılı Nisan, Mayıs ve Haziran aylarına ilişkin 20.060,00 TL tutarlı faturayı İstanbul ... İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyası ile takibe koyduğunu, müvekkili şirketin itirazı üzerine davacının İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/234 Esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açtığını, dava dosyasının kesinleşmemiş olduğunu, bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının müvekkili şirketten bir alacağı bulunmadığından alacak talebi ile takibe haksız itiraz edildiği iddiasıyla talep ettiği icra inkar tazminatının haksız ve kötü niyetli bir talep olduğunu, davacının takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek davanın tümden reddine, davacının takip tutarının %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; dava konusu olayda, takibin bakiye cari hesap alacağına dayalı olarak başlatıldığı, davalı tarafın icra takip dosyasına sunduğu dilekçesinde takibin tamamına itirazda bulunduğu, bu durumda ispat yükünün genel karine gereğince davacı üzerinde olduğu, davacı takipte dayandığı faturaya konu edilen hizmeti sunmuş olduğunu dava değeri de değerlendirilerek HMK’nın 200/1 maddesi gereğince yazılı delillerle ispat etmesi gerektiği, bilirkişiye raporunda davacı ve davalı şirket tarafından incelemeye sunulan 2015 yılına ait ticari defterlerin TTK ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulduğu, davacı tarafın incelenen ticari defterlerine ve cari hesap ekstresine göre davalı yandan 31/12/2015 tarihli kapanış maddesine göre 64.310,00 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın incelenen ticari defterlerine ve cari hesap ekstresine göre davacı yana 31/12/2015 tarihi kapanış maddesine göre 20.060,00 TL borçlu olduğu, her iki tarafın cari hesap ekstrelerine göre 30/06/2015 tarihi itibari ile 20.060,00 TL bakiyede mutabık oldukları, aradaki 44.250,00 TL farkın Temmuz – Kasım arasında kesilen 5 adet faturadan kaynaklandığının tespit edildiği, icra takibine konu 5 adet faturanın davacı şirket tarafından davalı yan ünvanına düzenlendiği, faturaların açık fatura olduğu , davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, faturaların içeriğinin iş yeri uzmanlık ücretine ilişkin olduğu, taraflar arasında düzenlenen ... Hizmet Sözleşmesinin ...'nin sorumlulukları başlıklı 4. maddesinde; ...alarını, işyerinde yapılacak olan program dahilinde ...'dan konusunda yetkin sertifakalı İş Güvenliği Uzmanı tarafından gerçekleştirileceği, iş yerinde çalıştırılacak personeli belirleme hakkının ... de olduğu, ...'nin sözleşme kapsamında bulunan yapılması gereken hizmetler gereğince ... atamalarını yapmakla yükümlü olduğu, bunun işveren tarafından onaylanmasının işe başlamadan gerçekleştirileceği, işveren tarafından onaylanmaması sonucu ortaya çıkan yükümlülüklerin tamamen işverene ait olduğunun düzenlendiği, yine aynı sözleşmenin 5-c maddesinde ...atamalarının ... tarafından yapılacağı, onaylama yükümlülüğünün işverene ait olduğu, onaylama yükümlülüğü yerine getirilmese dahi ...'nin onaylanmış gibi hizmetini yürüteceği ve sözleşme uyarınca işverene faturasını düzenleyeceği, yine sözleşmenin feshinin düzenlendiği 9.b maddesinde de 6331 Sayılı Kanun ve Yönetmelikler kapsamında gerekli hizmetin ... tarafından verilmemesi halinde işverenin yazılı bildirimde bulunarak sözleşmenin şartlarına uyulması konusunda ...ye bildirimde bulunup sözleşme şartları yerine getirilmez ise bildirimden 30 gün sonra sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olduğu, dosya kapsamından davalının Büyükçekmece ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 18.11.2015 tarihinde Mart/2015 tarihinden sonra hizmet almadığına dair ihtarname gönderdiği, bu tarihten önce davacı tarafa herhangi bir yazılı bildirimde bulunmadığı, davacı tarafından icra takibine konu faturaların taraflar arasında imza altına alınan sözleşmenin 5-c maddesi uyarınca düzenlenmesinin yerinde olduğu, davacının davalıdan Temmuz-Kasım dönemi arası kesilen toplam 44.250,00 TL bedelli 5 faturadan dolayı alacağının bulunduğu, davalı tarafından faturalara konu hizmet bedelinin ödendiği HMK 200/1 maddesi gereğince aynı kuvvet ve mahiyetteki delillerle ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı tarafından İstanbul ... İcra Dairesi ... E. Sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin takipteki diğer koşullarla devamına, davalının % 20 oranında (8.850,00.TL) icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına, bu tutarın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davacıdan Nisan 2015 tarihinden sonra hizmet alınmadığını, takibe konu 5 adet faturanın noter yoluyla davacıya iade edildiğini, davacının sözleşme m. 4 ve 5 hükümleri gereğince sistem üzerinden kimleri atadığını ve isimlerini bildirmesi gerektiğini, dosya kapsamında bu durumu ispatlaması gerektiğini, ... kayıtlarına göre 16/06/2015 tarihinden itibaren hizmetin dava dışı başka bir kişiden alındığını, davacı tarafından hizmetin verildiğinin ispatlanamadığını belirtilerek mahkeme kararının kaldırılması talep edilmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki sözleşme gereğince cari hesap ilişkisine istinaden Temmuz-Kasım 2015 dönemlerine ait düzenlenen 5 adet fatura alacağı nedeniyle davalı aleyhine başlatılan icra takibine vaki itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Davacı tarafından sözleşme gereği hizmetlerin yerine getirildiği iddia edilerek fesih tarihine kadar davalının sözleşme gereğince hizmet bedellerinden sorumlu olduğu iddia edilmiştir, Davalı ise, davacıdan Nisan 2015 tarihinden sonra hizmet alınmadığını, takibe konu 5 adet faturanın noter yoluyla davacıya iade edildiğini, davacının sözleşme m.4 ve 5 maddeleri gereğince sistem üzerinden kimleri atadığını ve isimlerini bildirmesi gerektiğini, dosya kapsamında bu durumu ispatlaması gerektiğini, ... kayıtlarına göre 16/06/2015 tarihinden itibaren hizmetin dava dışı başka bir kişiden alındığını savunarak davacı tarafından hizmetin verildiğinin ispatlanması gerektiği ileri sürülmüştür.Taraflar arasındaki 22.01/2015 tarihli iş yeri uzmanlık hizmet sözleşmesinin 4-b ve 5-c hükümleri gereğince ... atamalarını davacının yapacağı kararlaştırılmıştır.Mali bilirkişi raporunda, davacı tarafından dava konusu döneme ilişkin düzenlenen faturaların davalı ticari defterlerine kaydedilmediği tespit edilmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır.Diğer bir anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir.Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz.Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya ... aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.Somut olayda, sözleşme hükümleri ile mali bilirkişi raporundaki tespitler dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; faturaların davalıya tebliğ edildiğini ispat yükü davacı taraftadır. Mali rapordaki tespitler uyarınca Temmuz 2015 tarihli faturanın davalıya ne zaman tebliğ edildiği belli olmadığından Temmuz-Kasım 2015 tarihli tüm faturalara süresi içerinde itiraz edildiği tespit edilmiştir. Bu tespite göre fatura içeriği hizmetlerin doğru olduğunu ve bu hizmetlerin verildiğini davacı taraf ispatlayacaktır. Sözleşmeye göre, iş güvenliği uzmanları davacı tarafından sistemden atanacak şayet davalı taraf sistemden onay vermese bile davacı tarafça sözleşmeye konu edim yerine getirilmiş sayılacaktır.Davalı tarafça hizmetin verilmediği iddia edilerek süresi içerisinde de faturalar iade edildiğinden davacı tarafından sözleşmeye göre atama yapıldığı ile kimlerin atandığına dair sistem kayıtlarının ispat yükü kapsamında dosyaya sunulması gerekirken bu kayıtlar dosyaya sunulmadığından davacı davasını ispat edememiştir. Yine davalı tarafından ... kayıtlarıyla 16/06/2015 tarihinden sonra davacıdan hizmet alınmadığı, aksine dava dışı ... isimli kişiden iş güvenliği hizmetinin alındığı ispat edilmiştir. Bu kayıtların aksi de davacı tarafından ispat edilememiştir.Dolayısıyla ispat edilemeyen davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olmamıştır.Açıklanan sebeplerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nun 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenlerle KABULÜNE, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1223 Esas, 2021/148 Karar sayılı ve 24/02/2021 tarihli kararının HMK'nın 353/1b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,2-a)Davanın REDDİNE, b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan toplam 755,68 TL harcın mahsubu ile bakiye 328,08 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,c)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,d)Davalı tarafından yapılan 27,50 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, e)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,İstinaf Giderleri Yönünden; 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan toplam 755,68 TL harcın mahsubu ile bakiye 328,08 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE,4-Davalı tarafından yatırılan 589,70 TL istinaf harç bedeli ve 53,50 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 643,20 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,6-Karar kesinleştiğinde HMK'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının taraflara İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.2 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.12/12/2024