Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/1130 E. 2024/1782 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/1130
- Karar No
- 2024/1782
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1130
KARAR NO: 2024/1782
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/03/2021
NUMARASI: 2016/963 Esas - 2021/318 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/12/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
ASIL DAVADA
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, taraflar arasında 06/10/2009 tarihli sözleşme düzenlendiğini, sözleşme gereği müvekkilinin ... San. ve Tic. Ltd. Şti'deki %40 hissesini ve tapuda kendisine ait fabrika ve arsa payını davalılara devir borcu altına girdiğini, davalıların ise bayi oldukları iki adet ...i devir sözü verdiklerini ve 150.652,00 TL ödeme borcu altına girdiklerini, müvekkilinin sözleşmeye göre borçlarını ifa etmiş olduğunu, ancak davalıların ödemeleri gereken bedeli ödememiş olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davalıların müvekkilinin kredi borcunu ödemeyi üstlenmiş olduklarını, bir kısım ödemenin peşin yapılmasına karar verilmiş olduğunu, ancak davalıların bu ödemeleri yapmamış olduğunu, kredi taksitlerinin müvekkili tarafından ödenmiş olduğunu, ödemek zorunda olduğu taksitlerle ilgili davalılar aleyhine takip başlatıldığını, davalıların haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz ettikleri, bu sebeple Anadolu .. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptalini, takibin devamına ve borçluların %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; sözleşme gereğince davacı tarafın borçlarını yerine getirmemiş olduğunu, davacının devir konusu marketlere ilişkin maddi yükümlülüklerini yerine getirmemiş olduğunu, sözleşme tarihinden önceki borçların taraflara ait olacağının sözleşmede kararlaştırılmış olduğunu, sözleşme öncesi dönemde fabrikada meydana gelen iş kazası nedeniyle şirketin ödeme yapmış olduğunu, bunun dışında şirkete ilişkin SGK borçlarının yapılandırılarak ödenmiş olduğunu bu ödemelerin toplam 43.201,88 TL olduğunu, davacı payının 10.800,47 TL olduğunu, mevcut sözleşme nedeniyle davalılardan ...'un taşınmazına 50.000,00 TL ipotek konulmuş olduğunu, ipoteğin paraya çevrilmesini engellemek için ...'ya 25.000,00 TL bedelli teminat mektubu verilmiş olduğunu, yine ...'ın davacıya devrinden sonraki borçların davalılar tarafından ödenmiş olduğunu, davacının bazı kredi borçlarının ödenmiş olduğunu ancak bu borçların ödenmesi sonrası kredi borcunun ödenmeyeceğinin davalıya ihbar edilmiş olduğunu, bu nedenle davacı alacağından 54.254,00 TL'nin mahsup edilmesi gerektiğini; davanın reddini talep etmiştir.Birleşen İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/965 Esas Sayılı Dosyasında
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 06/10/2009 tarihli sözleşme düzenlendiğini, davacının yükümlülüklerine yerien getirdiği halde davalıların borçlarını ödemediğini bunun üzerine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, takebi haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, bu sebeple Anadolu .. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptalini, takibin devamına ve borçluların %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dosyanın tarafları arasında aynı konu için mahkemenin ... Esas sayılı dosyasının bulunduğunu, gerek usul ekonomisi gerekse yargılamanın kolay ve doğru yapılabilmesi için dosyaların birleştirilmesini, haksız ve mesnetsiz davanın reddini yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Asıl ve birleşen dosyalar kapsamına göre, taraflar arasında 06.10.2009 tarihli “Sözleşme” başlıklı sözleşme kapsamında ticari ilişki kurulduğu, bu sözleşme uyarınca davacı tarafın mülkiyet ve şirket hissesi devir borcu; davalıların ise davacının kredi borcunu ödeme borcu altına girdikleri, davalıların ediminin TBK.m. 195 anlamında borcun iç üstlenilmesi olduğu, buna göre davalıların borcu bizzat ifa etme borcu altında oldukları, davacının sözleşme gereği üstendiği edimleri yerine getirdiği, bu hususun davalı beyanlarıyla da sabit olduğu, ancak kredi ödeme borcunun davalı tarafça yerine getirilmediği, davalının üstlendiği borcun davacı tarafından ödenmiş olduğu, bu hususun celp edilen 04.12.2017 tarihli ... Bankası A.Ş. yazı cevabı ve davalı beyanları ile de sabit olduğu, bilirkişi kök ve ek raporlarında yapılan hesaplamada davacının takip tarihi itibari ile toplam 79.880 asıl alacağının bulunduğu ve İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası takip tarihi itibariyle 57.913 TL asıl alacak talep edebileceği ancak söz konusu icra takibinde 49.993,77 TL asıl alacak ile birlikte 4.076,26 TL işlemiş faiz talebinde bulunulduğu, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasında ise davacının takip tarihi itibariyle ise 21.967 TL asıl alacak talebinde bulunabileceği, icra takibinde ise 17.130,00 TL asıl alacak ve 1.060,03 işlemiş faiz talep edildiği, TBK.m.117 hükmü uyarınca muaccel bir borcun borçlusunun alacaklının ihtarıyla temerrüde düşeceği yine TBK. m. 117/II uyarınca belirli vadenin kararlaştırıldığı hallerde vadenin geçmesi ile borçlunun temerrüde düşeceğinin hüküm altına alındığı, taraflar arasındaki sözleşmede davalının üstlendiği borca ilişkin belirli vadenin yer almadığı, bu nedenle, ihtar edilmeksizin davalının temerrüde düşmesinden bahsedilemeyeceği bu sebeple davacının takip ile istediği işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, asıl alacak miktarları yönünden ise talebe bağlılık ilkesi uyarınca davacı talebi kapsamında değerlendirme yapılması gerektiği, bu nedenle davacının davalıdan İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasında takip tarihi itibari ile 49.993,77 TL; İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... e. Sayılı dosyasında ise takip tarihi itibariyle 17.130,00 TL alacağının bulunduğu, davalı tarafça, davacının sözleşme gereği bazı yükümlülükleri yerine getirmemiş olduğu bu nedenle ödemesi gereken davacı kredi borcunun ödenmediği ve 54.254,76 TL tutarındaki alacağı olduğu ve bu tutarın davacı alacağından mahsup edilmesi itirazında bulunduğu, mahsup itirazı kapsamında yapılan değerlendirmede; taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesi uyarınca devre konu ... İnş. Ltd Şti’nin 06.10.2009 tarihinden önce tahakkuk etmiş alacak ve borçlarından davacının sorumlu olduğu, yine “06.10.2009 tarihli sözleşme ekidir” başlıklı sözleşme uyarınca mahkeme süreci devam eden alacaklar bakımından ...’in hissesi oranında sorumlu olacağının kararlaştırıldığı, davalının mahsubunu talep ettiği iş kazasına bağlı alacağı yönünden iş kazasının hangi tarihte gerçekleşmiş olduğu hususunun dosyadaki belgelerden anlaşılamadığı, ancak bilirkişi raporunda yapılan tespitler kapsamında davalının; SGK'ya yapılan toplam ödeme nedeniyle 10.800,47 TL ile bankaya ödenen teminat mektubu bedeli olan 25.000 TL'yi ve davalı tarafça ödenmiş olduğu anlaşılan 2011 yılının Ekim ayında tahakkuk etmiş 17.537,53 TL’lik KDV borcu ve gecikme faizi tutarı olan 916,76 TL'yi davacı alacağından mahsup isteminin yerinde olduğu, bu tutarın toplam 54.254,76 TL olduğu, davacı tarafın devir tarihinden önce dava dışı ...’ya 7.231,00 TL borç ödemek zorunda kaldığı ve bu tutarı davalıdan talep etmesine rağmen ödenmediği yönündeki iddiasını kanıtlayıcı herhangi bir ödeme belgesi delili dosyaya sunmadığı, bu hususta davalı yandan alacak talebinde bulunulamayacağı yine davalıların kusurları nedeniyle bir SGK borcu oluşmadığından davacı tarafın SGK primlerini düzenli ödemiş olmasına rağmen yararlanamadığı 5 puanlık indirim nedeniyle toplamda 8.873,00 TL zarara uğradığı yönündeki iddiası yönünden davalı taraftan herhangi bir alacağının bulunmadığı, son olarak devir tarihinde davalılar tarafından markette 289.348,00 TL mal olduğunun beyan edilmesine rağmen sonradan yapılan sayımlarda 133.999,00 TL tutarında malın olduğu anlaşıldığından davacı tarafın davalılardan 155.685,00 TL alacağının oluştuğu yönündeki iddiasına yönelik olarak, fiili stok sayımının marketi devir alan davacı tarafça devir tarihinde yapılması gerektiği, aksi taktirde muhasebede mevcut stoklara yönelik kayıtların her zaman için gerçeği yansıtmayabileceği, bu nedenle sonradan yapıldığı iddia edilen stok sayımının her zaman geçerli sayılabilecek bir ispata muhtaç olacağı gerekçesiyle davacı yanın bu yönden de bir alacak iddia edemeyeceği kaldı ki davacının takipteki alacak talebinin ödenmeyen konut kredisine ilişkin olduğu söz konusu alacak iddialarının itirazın iptali davasında dinlenmesinin mümkün olmadığı, bir an için davalının mahsup talebine dair itirazı kapsamında davacı iddiasının değerlendirilebileceği düşünülse dahi bu hususun İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında yargılama konusu edildiği ve anılan mahkemece verilen kararın kesinleştiği dikkate alındığında davalının mahsup itirazı kapsamında mahsup edilecek tutarın (54.254,76 TL) asıl davaya konu takip alacağından (49.993,77 TL) fazla olması sebebiyle davacının davalıdan alacak isteminde bulunamayacağı değerlendirilerek; asıl dava yönünden İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali isteminin reddine, davalının kötüniyet tazminatı isteminin şartları bulunmaması sebebiyle reddine, birleşen mahkememizin 2016/965 Esas sayılı dosyasında davanın kısmen kabulü ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına davalılarca yapılan itirazın 12.869,01 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin kabul edilen asıl alacak tutarına takip tarihinden fiili ödeme tarihine kadar yasal faiz uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, kabul edilen alacak yargılama ile belirlendiğinden likit olmadığı kabul edilerek icra inkar tazminatı isteminin reddine, davalının kötüniyet tazminatı isteminin şartları bulunmaması sebebiyle reddine , ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkamenin, dosya kapsamında davacının mahsup talebine değer atfedip davacının mahsup talebinde bulunamayacağına ilişkin tespitinin hukuka aykırı olup taraflar arasında imzalanan sözleşme çerçevesinde davalıların mahsup iddialarına değer verip davacının mahsup iddialarını değerlendirmemesinin kabulü mümkün olmayıp sözleşme gereğince kredi taksitleri davalılar tarafından ödeneceği kararlaştırıldığına göre, mahkeme ya davalılardan bu ödemeyi yapıp yapmadıklarını araştırmakla yetinecek ya da adeta taraflar arasında bir "kesin hesap" işlemi yapacaksa da her iki tarafın mahsup iddialarını eksiksiz araştırması gerektiğini, sadece davalıların iddialarına değer vermenin sonuçta açık ve tartışmasız olarak haksız sonuçlara sebebiyet vereceğini, yerel mahkemenin, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1100 E. sayılı dosyasının kesinleştiğinden bahisle mahsup taleplerini huzurdaki davada ileri sürülemeyeceği yönündeki kanaatinin hukuka aykırı olduğunu, bu dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda ve mahkeme kararında taraflarca ileri sürülen mahsup taleplerinin değerlendirilmediğini, çünkü bilirkişi raporunda davalının tüm mahsup taleplerinin kabul edilmesi halinde de davacının alacaklı olduğunun tespit edildiğinden mahsup işlemi yapılmadığını, nitekim İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/1100 E. sayılı dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporunda, sadece İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/1100 E. dosyasına özgü değerlendirilmeler ve ihtilafın çözümüne ilişkin tespitlere yer verildiğini, yerel mahkeme, davacı tarafından ödenmesi gerekirken ve ödendiği açık bir şekilde ispat edilmiş tutarları mahsup işlemine tabi tutmamasının hukuka aykırı olduğunu, her ne kadar elden ödeme yapıldığı belirtilmiş ise de davacıya yapılmış herhangi bir ödeme bulunmamakta olup borcun ödendiğine ilişkin ispat yükünün davalıda olduğunu, davalı taraf bu borcu ödediğini ispat edemediğini, esasen bilirkişinin görevi sadece indirimli ve indirimsiz prim tutarlarını hesaplayarak oluşacak farkın tespitini yapmaktan ibaret olup bilirkişinin yetki alandan çıkarak yanlış hukuki değerlendirmelerde bulunduğunu, davalı taraf, sigorta primlerini süresinde ödemediğinden davacının söz konusu indirimden yararlanamadığını tamamen davalıların kusuru sebebiyle daha fazla prim ödemek zorunda kalan davacının zarara uğratıldığı bu denli açıkken ısrarla ... marketlerinin ticari defterlerinin incelenmesi talep edilmiş ise de mahkemenin bu talebimize ilişkin herhangi bir karar vermediğini, davalılar aleyhine ikamet edilen İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1100 E. sayılı dosyasında her iki markete ilişkin olarak ürün stoğunu gösterir tüm belgelerin mevcut olduğunu, mahkemenin bu belgeler üzerinde hiçbir inceleme yapmaksızın edindiği kanaatin hatalı olduğunu, celp edilen belgeler üzerinde devir tarihindeki ürün miktarının tespiti için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini; mahkemece, talep edilen delillerin toplamamış olup eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, davalının teminat mektubunun geri alınması için ödemek zorunda olduklarını iddia ettikleri 25.000-TL’nin borca mahsubu, davacının herhangi bir kusurunun olmamasından dolayı mümkün olmayıp davalılar ihtar ile temerrüde düşürülmelerine rağmen yerel mahkemece işlemiş faize hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, davalıların borçlu olduğu döneme ait olan, elektrik borcu, ekmek borcu, eksik mal bedeli vesair diğer alacaklarından dolayı fazlaya ilişkin talep ve dava hakkının saklı kalmak üzere davalılardan alacaklı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların davacıya borçlu değil, alacaklı konumda olduğunu, esasen tarafların birbirlerine göndermiş oldukları ihtarname ile cevabi ihtarnamelerde tüm alacak ve borçlar açıkça beyan edilmiş olup davacının davalıya gönderdiğini 09.05.2012 tarihli ihtarnameye cevaben gönderilen Kadıköy ... Noterliği’nin 15.05.2012 tarih ve ... yevmiye nolu cevabi ihtarnamesinde, davacıdan alacaklı olduğumuz tüm kalemler belirtilmiş ve kendi seçeceği şekilde borç ilişkisinin sonlandırılacağını bildirmiş olup işbu ihtarla birlikte davacı taraf açısından temerrüt olgusu gerçekleşmiş olmasına karşın haksız ve kötüniyetli şekilde davalılar aleyhine davaya konu icra takiplerine başladığını, davacının davalıların ihtar ile belirttiği mezkur talepleri kabul edilmiş olsa idi kredi borcu peşin ödeme ile kapatılarak taraflar arasındaki borç ilişkisi sona erecek ve davaya konu edilen alacak tutarları bu miktarlara yükselmeyecek olup bu sebeple takibe konu edilen kredi taksitlerine ilişkin ödemelerin yüksek çıkmasından da davacının sorumlu olduğunu, ihtarnamenin sonunda, davacıya ait olup da ödemeleri davalılara göndermesi karşılığında, davacı tarafın banka kredisinin peşin kapatılacağı bunu kabul etmiyorsa yukarıda sayılan alacak kalemleri düşülerek 12.178,24-TL nin kendisine ödeneceği bildirilmiş olup kalan bu borcun için ise davalı tarafça davalı aleyhine yapılan, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası sonucunda ödemek zorunda kalındığını, bu ödemeyle birlikte davacıya herhangi bir borç da kalmadığını, davalıların mezkur noter ihtarı ile davacı tarafa olan borcu ile davacıdan olan alacağını mahsup ettiğini, yani Borçlar Kanunu anlamında takas iradesini takip tarihlerinden çok önceden davacıya bildirmiş durumda olduğunu, takas iradesi borcu sona erdiren sebeplerden biri olup davacının ihtarı tebliğ aldığı tarih itibari ile müvekkilimizden herhangi bir alacağı kalmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, devir sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali; birleşen dava ise yine devir sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, tarafların alacak ve borç durumu ile davacının ileri sürdüğü alacakların mahsup edilip edilemeyeceği, işlemiş faiz talebinin yerinde olup olmadığı noktasındadır. Taraflar arasında, 06/10/2009 tarihinde, davacının sahibi olduğu şirket hisseleri ile fabrika ve arsasının, davalıların sorumluluğunda olan ... marketlerinin karşılıklı devrine ilişkin tarafların hak ve sorumluluklarını belirleyen sözleşme imzalanmıştır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçluları hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "sözleşme gereğince borçluların ödemesi gereken konut kredisi borçlarının alacaklı tarafından ödenmesi nedeniyle borçlulardan tahsili" sebebine dayalı olarak 49.993,77 TL asıl alacağın 4.076,26 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 03/09/2014 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki asıl dava açılmıştır. Asıl davada davalı, diğer savunmalarının yanı sıra takas def'ine dayanmıştır. Birleşen dosya davacısı takip alacaklısı tarafından, birleşen dosya davalısı takip borçluları hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "sözleşme gereğince borçluların ödemesi gereken konut kredisi borçlarının alacaklı tarafından ödenmesi nedeniyle borçlulardan tahsili" sebebine dayalı olarak 17.130,00 TL asıl alacağın 1.060,03 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 14/08/2015 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki birleşen dava açılmıştır. Birleşen davada davalı, diğer savunmalarının yanı sıra takas def'ine dayanmıştır. Davalı tarafından davacı muhatabına çekilen Kadıköy .... Noterliğinin 15/05/2012 Tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile, 19/03/2012 tarihi itibariyle son defa ödeme yapılacağının mail ile bildirildiğini, Bankadan 19/03/2012 tarihi itibariyle borç kapandığında tutarın 68.430,00 TL olduğunun bildirildiğini beyan ederek iddia olunan bir takım alacak kalemleri bu tutardan düşülerek 12.178,24 TL borçları kaldığını iddia olunan alacakları ödendiğinde bu tutarın ödeneceği ihtar edilmiştir. Davacı tarafça, farklı taksitlere ilişkin olarak İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında 49.993,77 TL, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında 17.130,00 TL, eldeki davaya konu olmayan Kadıköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında 14.059,60 TL takip konusu yapılmış olup buna göre davacının kredinini ödenmemesi nedeniyle davacıdan toplam 81.183,37 TL alacağının bulunduğu anlaşılmaktadır. Kadıköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında 14.059,60 TL alacak İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1100 E. - 2015/91 K. Sayılı dosyasına konu edilmiş olup eldeki dava ile ilgisi bulunmamaktadır. Bu açıklamalara göre davalı tarafın sözleşmeyle üstlendiği davacının ... Bankasına olan kredi borcunu ödemediği sabittir. Ancak bu durumda davalının takas definin değerlendirilmesi gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 139/1.maddesi, "İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir." şeklindedir. Anılan maddenin ikinci fıkrasına göre de, alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. TBK'nın 143/1. Maddesi, "Takas, ancak borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle gerçekleşir. Bu durumda her iki borç, takas edilebilecekleri anda daha az olan borç tutarınca sona erer." şeklinde düzenlenmiştir.Takas, iki tarafın karşılıklı olarak birbirinden aynı cinsten ya da özdeş (aynı nitelikte) ve istenebilir olan alacak ve borçlarının, taraflardan birinin takas itirazını dermeyan etmesi suretiyle borç ilişkisinin tamamen veya kısmen sona erdirilmesidir. Takas sonucu her iki borç daha az olan borç miktarınca sona erer. Takas, hukuki niteliği itibariyle bozucu yenilik doğuran bir hak olup, sözleşme niteliğinde bulunmadığından, takas iradesinin muhatabına ulaşmasıyla birlikte sonuç doğurmaya başlar. Takas talebi karşı dava olarak ileri sürülebileceği gibi karşı dava açmaya gerek olmaksızın def’i yoluyla da ileri sürülebilir. Takas bir def’i olduğundan taraflarca ileri sürülmeden mahkemece re’sen dikkate alınamaz. Ayrıca, takas geriye etkili olarak sonuç doğurur.İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında farklı alacak kalemlerine ilişkin olarak davalının toplam 54.254,76 TL alacağının bulunduğu ve bunun takasa konu edilebileceği tespit edilmiştir. Davacı tarafça, ...'ın ..'ya verdiği teminat mektubu nedeniyle ödenen 25.000,00 TL'nin takasa konu edilemeyeceğini iddia etmiş ise de, sözleşmede ...'ya verilen 50.000,00 TTL'lik teminat mektubu için ...'a ait gayrimenkul üzerindeki ipoteğin ... ile ... arasındaki sözleşme bitene kadar kaldırılmayacağı düzenlenmiş olup, ... ile ... arasındaki sözleşmenin sona ermediği iddia ve ispat edilmediğine ve davacının teminata yönelik iddialarını ispatlayamamasına göre, söz konusu tutarın takas edilmesine bir engel bulunmamaktadır. Davalı ise, ...'ya ödenen isim hakkı bedelinin, Kadıköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında ve takasa konu alacakların temerrüt tarihinden itibaren işlemiş faizlerinin de takasa konu edilmesini ileri sürmüştür. Taraflar arasındaki sözleşmede isim hakkı bedeline ilişkin bir düzenleme bulunmadığından bu tutarın devir bedeline dahil olduğunun kabulü gerekli olup, takası mümkün değildir. Kadıköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına ödenen tutar ise farklı döneme ait taksit tutarları olup, onun da takası mümkün değildir. Takas, her iki borcun, takas edilebilecekleri anda sona ereceğinden dolayı ve tarafların birbirlerine karşı muaccel borçlarının bulunması nedeniyle temerrüt faizi söz konusu değildir. Tüm bunların yanı sıra davacı, davalının takas talebine değer atfedip kendi mahsup taleplerinin göz ardı edilemeyeceğini ileri sürmüştür. Burada itirazın iptali davasının hukuki niteliği ve sonuçlarına değinmekte yarar vardır.İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir. İtirazın iptali davası itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı yan isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III). Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır. Diğer taraftan, İİK’nin 67.maddesinin son fıkrasında alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açamamışsa umumi hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkının saklı olduğu ifade edilmiştir. Bu da bir yıllık süre içinde açılan itirazın iptali davası ile süre geçirildikten sonra açılan alacak davaları arasında her ikisi de genel hükümlere tabi olmakla birlikte ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından bir fark olduğunu ortaya koymaktadır. Zira süresi içinde açılan dava itirazın iptali davasıdır ve itirazın iptali davasının kazanılması hâlinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine alacaklı itiraz üzerine durmuş olan icra takibine devam edilmesini isteyebilir. Süresinden sonra açılan davada ise itirazın iptali değil alacağa hükmedilmesi istenecektir ve verilen kararın takibe etkisi bulunmamaktadır. Şu durumda itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğunda ve itirazın iptali davası için bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır. Genel hükümlere göre her türlü ispat olanağının varlığı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır(Yargıtay HGK'nın 11.02.2020 Tarih, 2017/19-2076 E - 2020/117 K sayılı kararı) İtirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamayacağından bizatihi kendisi bir borç sebebi ve dayanağı teşkil eden ancak takipte dayanılmayan bir kısım alacak iddiasının itirazın iptali davasında kullanılması itirazın iptali davasının yukarıda açıklanan niteliği ile bağdaşmamaktadır. Davacının asıl ve birleşen davalarına konu icra takipleri açıkça davalının üstlenip de ödemediği kredi borçlarına dayalı olup, geçerli bir ıslah da bulunmadığı nazara alındığında davacının mahsubunu talep ettiği alacak kalemlerinin eldeki davada değerlendirilmesi mümkün değildir. Davacı ayrıca davalının temerrüte düştüğü ve alacağa faiz uygulanması gerektiğini ileri sürmüş ise de, davacının dayandığı ihtarname temerrütün koşullarını taşımamaktadır. Kredi taksitlerinin belirli olması da davacının bankaya olan yükümlülüğü ile ilgili olup davalı bakımından temerrüt oluşmasına yeterli değildir. Tüm bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince davalının takas talebinin 54.254,76 TL üzerinden kabulü ile asıl davanın takas nedeniyle reddine, birleşen davanın ise hükümde yazılı olduğu şekilde kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından asıl ve birleşen dava dacısı ile birleşen davada davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Asıl ve birleşen davada davacı ile birleşen davada davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Asıl dava yönünden;a-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Birleşen dava yönünden; a-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, b-Davalılar tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 224,27 TL harcın, alınması gerekli olan 879,08 TL harçtan mahsubu ile bakiye 654,81 TL istinaf karar harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 05/12/2024