Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/1107 E. 2022/595 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/1107
- Karar No
- 2022/595
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/2271 KARAR NO : 2025/669 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/07/2023 ile 27/09/2023 tarihli ek karar NUMARASI : 2022/353 Esas - 2023/757 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : İŞBARALI ULUSLARARASI TURİZM OTOMOTİV TAŞIMACILIK İNŞAAT PETROL SAN. TİC. LTD. ŞTİ. - Çayırova Mah. Yavuz Sultan Selim Cad. No:65 Gebze/KOCAELİ VEKİLİ : Av. ... İHBAR OLUNAN : ... DAVA : Araç Plaka Tescili İstemli/Alacak DAVA TARİHİ : 12/10/2017 KARAR TARİHİ : 17/04/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 17/04/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ile davacı arasında, ... plakalı 2005 model ... marka aracın, üzerindeki tahsisli "’P"’ plaka ile birlikte davacıya satışı konusunda alım satım sözleşmesi akdedildiğini, bu alım satım sözleşmesi gereğince davalı şirketin 01.06.2013 tarihinde, ... plakalı 2005 model ... marka aracı, üzerinde tahsisli ‘’P’’ plaka ile birlikte, bedelinin tamamını davacıdan nakden alarak, davacıya sattığını, davacının bir süre ... plakayı ... marka araç üzerinde kullandığını, daha sonra bu aracı satarak ... marka araç aldığını ve ... plakayı bu araç üzerine aktararak, Eylül 2017 tarihine kadar da bu araç üzerinde plakayı kullandığını ancak davalı tarafın sözleşmenin yapıldığı ve ticari plakanın üzerinde tahsisli olduğu araç ile birlikte davacıya satıldığı tarihin üzerinden bu güne kadar gecen zaman zarfında ... numaralı ticari plakayı trafik tescilden resmi olarak davacıya devretmediğini, Gebze 7. Noterliği aracılığı ile 22.09.2017 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnameyi göndererek, ... numaralı ticari plakanın 3 gün içerisinde devrini, devredilmediği takdirde ... plakanın davalı şirket adına olan trafik kaydının iptali ve davacı adına tescili için dava açılacağı, yine davacının tüm taleplerine rağmen ... plakanın davacıya devredilmemesi sebebiyle davacının uğramış olduğu gelir kaybının ve diğer tüm zararlarının işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili için dava açılacağı davalıya ihbar ve ihtar edildiğini, ihtarnamenin davalıya 26.09.2017 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına rağmen davalı ... plakanın trafik kaydını müvekkile devir etmediğini, davacının ticari plakayı üzerine naklederek ticari amaçla kullanmak üzere satın aldığı ... aracı, ''P'' plaka olmadan satın aldığı amaca uygun olarak kullanamayacağından satın aldığı galeriye iade ettiğini ve bu iade dolayısıyla devir, rusum masrafı ve kasko, trafik poliçesi iptali dolayısıyla 5.000,00 TL zarar ettiğini, yine davacının ... plakayla üç yıldır servis işini yaptığı Hakçay Turizm şirketi ile yeni dönem için (2017-2018 dönemi) aylık 10.000,00-TL üzerinden sözleşme akdettiğini, davalının ... numaralı ticari plakanın trafik kaydını davacıya devretmemesi ve davacının yeni alınan ... araca bu plakayı naklederek kullanamaması nedeniyle, sözleşmenin iptal edildiğini, davacının davalı şirket yüzünden bu sözleşme sonucu elde edeceği gelirden mahrum kaldığını, işbu nedenlerle öncelikle, davacı ile davalı arasında akdedilen alım satım sözleşmesi gereğince ... numaralı ticari plakanın davalı adına olan trafik kaydının iptali ile müvekkil adına tesciline, mümkün olmadığı takdirde ... olarak trafikte kayıtlı ‘’P’’ plakanın (ticari plakanın) değerinin tespiti ile fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak üzere sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda şimdilik 85.000,00-TL bedelinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, ... plakanın davalı tarafça davacıya devredilmemesi nedeniyle müvekkilinin uğramış olduğu ve uğrayacağı zarar ve gelir kaybının miktarının tespiti ile şimdilik 10.000,00-TL gelir kaybı, 5.000,00-TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, ... plakanın davalı tarafından devredilmemesi ve satılmaması için trafik kaydına tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalı ... Turizm’e ait 2005 model ... plakalı minibüsü ve P plakayı 2013 yılında 80.000,00-TL’ye satın aldığını, işbu sözleşme çerçevesinde 71.000,00-TL'nin peşin ödendiğini, bakiye miktarın da daha sonra davalı ... Turizm'e ödendiğini, devir yapılamamasının sebebinin davacının P plakayı devir alma şartlarını taşımamasından kaynaklı olduğunu, davacının, kendisinden kaynaklı nedenlerden ötürü P plakayı devir alamamasına rağmen davalı şirketin devir hususunda kendisini oyaladığını ve kötüniyetli olarak devirden kaçındığını iddia etmesinin tamamen gerçek dışı olduğunu, taraflarca yapılan anlaşmaya göre aracı, davacı ... ve dava dışı küçük oğlu ... kendileri işletecek, tüm gelir ve giderlerini kendileri karşılayacak, yalnızca ruhsatta davalı ... Turizm görüneceğini, ... ve ...’in hisseleri ½ şeklinde olacağını, buna ilişkin ... ve ... ile davalı ... Turizm arasında iki ayrı sözleşme yapıldığını, bu süreçte, aracı davacı ...’in büyük oğlu ...'in çalıştırdığı, gelir giderler anlaşmada olduğu gibi kendileri tarafından karşılandığını, 2015 yılında, davacının dava dilekçesinde de bahsettiği 2005 model araç satılıp Doğuş Otomotiv'den 2015 model ... markalı araç alındığını, bu aracın 106.270,00-TL değerinde olup, buna ilişkin İşbankası ... Şubesi'nden bir miktar kredi çekildiğini, aracın peşinatını ve işbu kredinin taksitlerini, davacı ... ve ... namına aracı çalıştıran ... tarafından ödendiğini, ... markalı aracın 12.09.2017 tarihinde tarafların rızaları ile ... Otomotiv Servis Tur. Taş. Oto. İşl. Nak. Pet. Ür. Eml. İnş. Gıda Hayv. San. Tic. Ltd. Şti.’ye satıldığını, ... Otomotiv Ltd. Şti. aracın kredi borcuna ilişkin 63.000,00-TL’yi İşbankası ... Şubesi'ne ödediğini, ayrıca ailenin davalı şirkete olan sair cari borçlarını da ödediğini, geri kalan borçlar için, ... Otomotiv Ltd. Şti. tarafından İşbaralı Turizm’e çek keşide edildiğini, söz konusu çekin, davalı şirket tarafından cirolanarak ...’e teslim edildiğini, ... markalı aracın satılması ile huzurdaki davaya konu P plaka boşa çıktığını, davacı ... ve ailesi plakayı satmak istediklerinde, dava dışı ...’in de yazılı onayını almak istemişlerde de, ...'in bu satışa ... vermediğini, bunun nedeninin ise şifahen öğrendikleri kadarıyla İşbaralı Turizm’in bilgisi ve ilgisi dışında araçtan elde edilen gelirden ...’e pay verilmemesi olduğunu, tarafların kendi aralarındaki anlaşmazlığın davalı ... Turizm'i de etkilediğini, plakanın halen davalı şirket üzerinde göründüğünü, davalının sorunun çözümlenmesini istemekte ise de, tarafların birlikte hareket etmedikleri sürece İşbaralı Turizm tarafından yapılacak bir işlemin bir diğer tarafı mağdur edebilecek nitelikte olduğunu, bu nedenle davacının huzurdaki davaya konu ettiği taleplerinin davalı şirket tarafından karşılanamadığını, davalı ... Turizm'in tarafları uzlaştırmayı dahi denediğini ancak başarılı olamadığını, herhalde taraf sıfatı bulunmayan davalı şirket yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince 07/07/2023 tarihli karar ile; "...1-Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, davacının ... sayılı plakanın davalı adına trafik kaydının iptali ve davacı adına tescili talebinin REDDİNE, 56.000,00 TL plaka bedelinin dava tarihi olan 12/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının araç bedeli, gelir kaybı ve zarar taleplerinin REDDİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince 27/09/2023 tarihli ek karar ile; "...Davalı vekilinin araç üzerindeki ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin REDDİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili 07/07/2023 tarihli karara yönelik istinaf dilekçesinde özetle; Sakarya Bölge Asliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 2021/1107 E. sayılı dosyası üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucu verilen 21.03.2022 tarih 2022/595 K. sayılı kararla, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/25 K. sayılı kararının kaldırılmasına karar verildiğini, mahkemenin dava konusu feri isteme yönelik olarak verdiği karar ve hükmettiği miktarın, mahkemenin önceki kararın kaldırılmasına ilişkin Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin ilamına aykırı olduğunu, mahkemenin karar gerekçesindeki davalının aldığı parayı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade etmesi gerektiği yönündeki gerekçesine de aykırı olduğunu, tüm bunların yanında her ne kadar Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi tarafından verilen önceki hükmün kaldırılmasına ilişkin ilamda, P plakanın satın alındığı tarihte ödenen miktarın tespiti ile, bu miktarın ödendiği tarihteki alım gücünün dava tarihinde ulaştığı alım gücünün ilamda sayılan parametreler dikkate alınarak tespiti istenmiş ise de, davacının 2013 Mayıs ayında 56.000,00 TL. ödeyerek satın aldığı P plakayı, dava tarihinde bu paranın ulaştığı değerle satın alıp alamayacağının da değerlendirilmesi gerekirken, ne BAM kararında ne de mahkeme tarafından bu husus değerlendirilmediğini, istinaf talepleri baki kalmak üzere, dava dosyasına sunulan bilirkişi raporlarına itirazlarında belirttikleri üzere: mahkemece davacı ... ve ... arasında akdedilen sözleşme ile HMK 125. madde gereğince davanın ve sözleşmeden doğan hak ve alacakların devrine ilişkin talebin reddi yönde verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin gelir kaybı ve zarar taleplerinin reddine yönelik verdiği kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, tüm talepleri doğrultusunda davanın, duruşma ve tehiri icra taleplerinin kabulüne karar verilmesini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemece istinafın kaldırma kararı gerekçesinde belirttiği hususlar yönünden gerekli incelemelerin yapıldığı, bilirkişi kök ve ek raporlarının alındığını ve davacının plaka bedeli talebi yönünden 56.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verildiğini, taraflar arasında yapılan protokolün araç tescili ve plaka devri hususlarında herhangi bir geçerliliğinin olmadığının belirtildiğini, bu doğrultuda Mahkemece, plakanın devrine ilişkin talep yönünden geçersiz sözleşme nedeniyle plakayı devir borcu olmayan davalıya yöneltilen işbu talep yönünden davanın reddine karar verildiğini, zira, söz konusu talebin hukuki sebebinin geçersiz sayıldığını ve davacının davalı şirketten herhangi bir talep hakkının bulunmadığının subüt bulduğunu, davalı şirketin, davacının uğradığını iddia ettiği gelir kaybından da herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, dava konusu araç gelir ve giderleri davacıya ait olmak üzere işletildiğini, bu durumda, gelir kaybına ilişkin talep yönünden verilen red kararında da herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, davacının plakanın kendi adına tesciline ilişkin bir talep hakkı bulunmadığı hususunun istinaf mahkemesi kararı ile kesinleştiğinden plaka üzerindeki tedbirin de kaldırılması gerektiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili 27/09/2023 tarihli ek karara yönelik istinaf dilekçesinde özetle; Davacının, diğer taleplerin yanı sıra, plakanın iadesine ilişkin red kararını da istinafa taşıdığı, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 21/03/2022 tarih, 2021/1107 E. ve 2022/595 K. sayılı kararında sonuca bağlandığı, dolayısıyla ret kararı istinaf mahkemesinin bu değerlendirmesi sonucu kesin nitelik kazandığı, plakanın iadesine dair ret kararı kesinleşmesine rağmen plaka üzerinde olan tedbirin kaldırılmamış olmasının davalı şirketi mağdur ettiği, dava konusu olmayan P plakadaki mevcut ihtiyati tedbirin kaldırılmasını ve bu uğurda ek karar verilmesini talep etme zorunluluğunun hasıl olduğunu, 27/09/2023 tarihli ek karar ile bu taleplerinin reddedildiğini, Bölge Adliye Mahkemesinin plakanın iadesinin reddi kararını yerinde bulduğu, kaldırma gerekçeleri arasında bu hususa yer vermediği, netice itibariyle, plakanın davalı adına olan kaydının iptali ile davacı adına tescili talebinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olması sebebiyle kesin nitelik kazandığı, buna rağmen tedbir kararının kaldırılmamasının hukuka aykırı olup işbu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğunun doğduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili 27/09/2023 tarihli ek karara yönelik istinaf dilekçesine cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın ihtiyati tedbir kararına karşı bir haftalık itiraz süresi içinde itiraz etmediğinden mahkemeden tedbirin kaldırılması yönünde talepte bulunmayacağını, HMK.'nın 397/2. maddesinde "İhtiyati tedbir kararının etkisi, aksi belirtilmediği takdirde, nihai kararın kesinleşmesine kadar devam eder." şeklinde düzenleme bulunduğunu, Mahkemece verilen kararın istinaf aşamasında olup henüz kesinleşmediğini, bu nedenlerle davalının Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.09.2023 tarihli tedbirin kaldırılması talebinin reddine ilişkin Ek Kararına karşı istinaf başvurunda yöntem ve yasaya uygun olmadığından ek karara karşı istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/07/2023 ile 27/09/2023 tarihli ek karar, 2022/353 Esas - 2023/757 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ticari plaka kaydının iptali ile tescili bunun mümkün olmaması halinde plakanın rayiç değeri ile uğranılan zarar ve gelir kaybının giderimi istemine yöneliktir. İlk derece mahkemesince, terditli istemlerden asli talep olan plaka kaydının iptali istemine yönelik talebin reddine, feri talep yönünden davanın kısmen kabulü ile plaka değeri olarak 85.000,00-TL'nin tahsiline karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; alacağı temlik eden ... ile davalı arasında düzenlenen adi yazılı protokol ile ... sayılı ticari plaka ile birlikte 2005 model ... marka aracın davacıya devrinin kararlaştırıldığı, anılan satış için davacı tarafından davalıya toplam 80.000,00 TL ödendiği, ancak resmi devrin 2017 yılına kadar yapılmadığını, davacının devri talep ettiğinde davalının çeşitli bahaneler ile davacıyı oyaladığını, davacının plakanın devredilmemesi nedeniyle zararının bulunduğu, kar kaybına uğradığı, öncelikle ticari plakanın davacı adına tescili, bu mümkün değilse plakanın rayiç değerinin, davacının uğradığı zararın ve kar kaybının davalıdan tahsilini talep ettiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda tescil talebi, kar kaybı ve zarar talepleri yönünden davanın reddine, plaka bedelinin davalıdan tahsiline karar verildiği, dairemizin 2021/1107 esas 2022/595 karar sayılı ilamı ile “…Bu hali ile mahkemece araç plakasının tesciline yönelik asli istemin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiş, aksine dair davacı istinaf sebeplerinin yerinde oymadığı değerlendirilmiştir. … Bu halde, mahkemece davacı (temlik eden) tarafından plaka için ödenen satış bedeline yönelik tarafların iddia, savunma ve delilleri değerlendirilerek plaka için ödenen bedelin belirlenmesi, sonrasında plaka bedelinin, satış tarihinden dava tarihine kadar enflasyon, üretici ve tüketici fiat endeksleri, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur ve işçi ücretlerindeki artışlar gibi çeşitli ekonomik etkenleri alınmak suretiyle ulaşacağı alım gücünün yukarıda açıklanan ilke ve esaslar altında uzman bilirkişi veya kurulundan alınacak rapor sonucuna göre karar verilmesi gerekirken ticari plakanın dava tarihi itibariyle rayiç değeri esas alınmak suretiyle belirlenen bedele hükmedilmesi doğru görülmemiştir. … Somut olayda, mahkemece hüküm altına alınan miktar ve bu miktara yönelik feri hükümlerin (yargılama gideri vs.) sorumluğuna dair HMK'nın 125-(2) maddesinin gözetilmeyerek, gerekçeli karar başlığına göre infazda tereddüt oluşturulması, ayrıca hükmedilen miktara yönelik faiz talebi hakkında olumlu-olumsuz bir karar verilmemesi de doğru görülmemiştir.” Gerekçeleriyle kaldırılmış, kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonunda davacının ... sayılı plakanın davalı adına trafik kaydının iptali ve davacı adına tescili talebinin, araç bedeli, gelir kaybı ve zarar taleplerinin reddine, 56.000,00 TL plaka bedelinin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verildiği, karara karşı davacı vekilinin ve 27.09.2023 tarihli ek karara karşı da davalı vekilinin istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. 1-Davacının istinaf istemleri yönünden; a-Asli talep yönünden; Dairemizin 2021/1107 esas 2022/595 karar sayılı kaldırma ilamında da belirtildiği üzere; Davacı tarafından davalı şirkete yönelik terditli olarak açılan davada; asli talep olarak ... plaka numaralı ticari plakanın taraflarca imzalanan adi yazılı sözleşme gereği bedeli ödenerek satın alındığını, ancak davalının devri gerçekleştirmediğini ileri sürerek davaya konu plakanın davalı adına olan tescil kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep ettiği, davalının ise, sözleşme ilişkisini ve bedel ödeme olgusunu kabul ederek, devrin davacının P plakayı devir alma şartlarını taşımaması nedeniyle gerçekleştirilemediğini belirterek davanın reddini istediği, mahkemece, asli istemin resmi geçerlilik şartına tabi bulunmasına rağmen bu koşulu taşımaması ve TBK'nın 183. maddesi gereği bu istemin devrinin mümkün olmaması sebebiyle asli talebin reddine karar verilmiştir. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunun 20/d maddesi“Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisi, gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve trafik idari para cezası borcu bulunmadığının tespit edilmesi ve taşıt üzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcı herhangi bir tedbir veya kayıt bulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınarak noterler tarafından yapılır. Noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersizdir” şeklinde düzenlenmiştir. Dava konusu ticari plaka yapısı itibariyle menkul mal hükmünde ise de; trafikte kayıtlı araçların satışı ve bu araçların plakalarının satışının yukarıda yer alan düzenlemeye göre resmi şekil koşuluna uygun olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle, devir işleminin hukuki sonuç doğurması için, o sözleşmenin resmi biçimde yapılması geçerlilik koşuludur. Bu nedenle eldeki davaya konu edilen ticari plaka satışı belirtilen hükme uygun yapılmadığından geçersizdir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin, 10.07.2008 tarih, E: 2007/11726, K: 2008/7749, 05/11/2018 tarih, E: 2016/20302 K: 2018/5487 sayılı ilamları) Öte yandan, kanunun öngördüğü şeklin bir geçerlilik (sıhhat) şartı olarak düzenlendiği buna uyulmadan yapılan sözleşmelere “geçersizlik” müeyyidesinin bağlandığı, bunun hukuki mahiyet olarak emredici nitelikte olduğu, bu nedenle de “geçersizlik” müeyyidesine bağlanan şekil eksikliğinin hâkim tarafından, taraflar ileri sürmeseler dahi, yargılamanın her aşamasında re'sen göz önüne alınması gerekmektedir. Geçersiz olan sözleşmeler, tarafları yönünden herhangi bir hak ve borç doğurmazlar; bu nedenle de, geçersiz bir sözleşmenin tarafları, o sözleşmeyle yükümlendikleri edimleri yerine getirmekten kaçınabilirler; sözleşmenin karşı tarafı da, o edimin ifasını isteyemez. Böyle bir sözleşme, taraflarına sadece aldıklarını sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre karşı tarafa geri vermek yükümlülüğü getirir. Bu hali ile mahkemece araç plakasının tesciline yönelik asli istemin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiş, aksine dair davacı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. b-Feri isteme yönelik talep yönünden; Dairemizin 2021/1107 esas 2022/595 karar sayılı kaldırma ilamında da belirtildiği üzere; Geçersiz satış sözleşmesi gereğince; diğerinin mal varlığına kayan değerlerin iadesi "denkleştirici adalet" düşüncesine dayanmaktadır. Denkleştirici adalet ilkesi, haklı bir sebebe dayanmadan başkasının mal varlığından istifade ederek, kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve bir eski hale getirme yükümlülüğünü ifade eder. Bu bakımdan sebepsiz zenginleşmeye konu alacağın iadesine karar verilirken, satış bedelinin alım gücünün ilk ödeme günündeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi gerekir. Yargıtayın yerleşmiş uygulamasına göre; bu güncelleme yapılırken, enflasyon, ÜFE-TÜFE artış oranları, faiz, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar ve benzeri ekonomik göstergeler tek tek uygulanarak, ödeme tarihinden ifanın imkansız hale geldiği tarihe kadar paranın ulaştığı değer her bir dönem için hesaplanmalı, sonra bunların ortalaması alınmalıdır. (Benzer yönde Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2024/755 esas 2025/141 karar sayılı ilamı) Eldeki olayda; dairemizin kaldırma kararından sonra mahkemece bilirkişiden 09.01.2023 tarihli kök ve 23.02.2023 tarihli ek rapor alınmıştır. Anılan raporlarda kaldırma kararında işaret edilen ekonomik göstergelerden enflasyon oranları ve faiz oranlarına göre de hesaplama yapılmamış olduğu gibi, anılan hesaplamalar tek tek yapıldıktan sonra anılan bedellerin ortalaması alınarak denkleştirici adalete göre iade edilmesi gereken miktarın tespit edilmesi gerekirken bu hususun eksik bırakılması hatalıdır. Ayrıca kaldırma kararında denkleştirici adalete göre belirlenen miktara hükmedilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen mahkemece satış bedelinin ödendiği tarihteki bedel olan 56.000,00 TL’ye hükmedilmesi de hatalıdır. Yine davacı tarafın davasını 23.05.2023 tarihinde ıslah ederek plaka bedelinin iadesine ilişkin talebini 110.000,00 TL’ye çıkardığı nazara alındığında, mahkemenin gerekçesinde bu değerin 85.000,00 TL olduğunun kabul edilerek değerlendirmenin bu bedelden yapılması da hatalıdır. O halde mahkemece yapılacak iş, dosyanın önceki bilirkişiye tevdi edilerek denkleştirici adalet ilkesi gereği plaka bedeli olarak 2013 yılında davalıya ödenen 56.000,00 TL’nin dava tarihine kadar enflasyon oranları ve faiz oranlarına göre de hesaplama yapılması, bilirkişice kök ve ek raporlarda hesaplanan ÜFE-TÜFE artış oranları, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar sonucu hesaplanan bedellerin dava tarihi itibariyle ortalamasının alınarak davacının talep edebileceği bedelin tespiti ile oluşacak sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir. 2-Davalının 27.09.2023 tarihli ek karara yönelik istinaf talebi yönünden; 6100 sayılı HMK'nın Teminat karşılığı tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması başlıklı 395. maddesi; "(1) Aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen veya hakkında bu tedbir kararı uygulanan kişi, mahkemece kabul edilecek teminatı gösterirse, mahkeme, duruma göre tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına karar verebilir. (2) Teminatın tutarı, tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasına göre; türü ise 87 nci maddeye göre tayin edilir. (3) İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır." şeklindedir. 6100 Sayılı HMK'nun 396. maddesi; "(1)Durum ve koşulların değiştiği sabit olursa, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat aranmaksızın karar verilebilir. (2)İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır." hükmünü haizdir. Anılan yasanın 341/1 maddesi hükmüne göre de, ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. 6100 sayılı HMK'nın 395 ve 396. maddelerinde kanun yollarını düzenleyen HMK'nun 391. maddesinin son fıkrasına veya 394. maddesinin beşinci fıkrasına atıf yapılmamış olduğundan, bu hükümler uyarınca teminat karşılığı tedbirin kaldırılması veya durum ve koşulların değişmesi sebebine dayalı tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması istemi ile ilgili mahkemece verilecek kararın istinafı olanaklı değildir. Kanun koyucunun ihtiyati tedbire dair kanun yollarına ilişkin düzenlemeleri bilinçli, özenli, ayrıntılı ve açık bir şekilde yapması, ihtiyati tedbir talebinin reddi ve ihtiyati tedbir talebinin kabulü kararlarına itiraz üzerine verilen kararlar için kanun yolu imkânını getirmesi, HMK'nın 395. ve 396. maddelerinde ise bilinçli şekilde aynı kanunun 394/5. fıkrasına atıf yapmaması karşısında; durum ve koşulların değiştiği iddiası ile ilgili tarafların tedbirin kaldırılması talebi üzerine mahkemenin vermiş olduğu kararlara karşı istinaf yolu kapalıdır(Yargıtay 11. HD. 2013/15990 E-2013/20189 K. sayılı 11.11.2013 tarihli, yine aynı dairenin 2018/2004 E-2018/35484 K. sayılı, 14.05.2018 tarihli, yine 19. HD. 2013/10277 E - 2013/15587 K. sayılı 21.10.2013 tarihli, yine 5. HD.'nin 2012/25081 E - 2013/2865 K sayılı 21.02.2013 tarihli, Dairemizin 2024/1125 esas 2024/1281 karar sayılı ilamı). Gerekçeli karar başlığında; davalı vekilinin ve davacının adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesinin 27.09.2023 tarihli kararı için istinaf kanun yolu kapalı olduğundan davalının istinaf isteminin usulden reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Açıklanan tüm bu gerekçelerle; asli talebe yönelik davacı istinaf başvurusunun reddine, feri talebe yönelik davacı istinaf başvurularının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine, davalının 27.09.2023 tarihli ek karara yönelik istinaf talebinin usulden reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının 27.09.2023 tarihli ek karara yönelik istinaf talebinin USULDEN REDDİNE, 2-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin asli talebe yönelik istinaf başvurusunun reddine, feri talebe yönelik istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE, 3-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/07/2023 ile 27/09/2023 tarihli ek karar, 2022/353 Esas - 2023/757 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 4-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 5-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf eden davacıya iadesine, 6-İstinaf eden davacı tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 7-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harçlarının hazineye gelir kaydına, 8-Bakiye 345,55-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 9-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davalı taraf üzerinde bırakılmasına, 10-İstinaf eden davalı tarafın istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf eden davalıya iadesine, 11-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 12-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.17/04/2025 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*