Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/562 E. 2020/814 K. – Ticaret Sicil

Konu: Ticaret Sicil Müdürlüğü Kararına İtiraz

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/562
Karar No
2020/814
Karar Tarihi
Konu
Ticaret Sicil Müdürlüğü Kararına İtiraz

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/714 KARAR NO: 2024/677 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 31/12/2020 NUMARASI: 2020/562 E. - 2020/814 K. DAVANIN KONUSU: Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz Taraflar arasındaki ticaret sicil müdürlüğü kararına itiraz davasının İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarası ile kayıtlı olduğunu, hissedarlarının ... ve ... olduğunu, hissedarların maliki oldukları taşınmazları davacı şirkete ayni sermaye olarak konulması yönünde ortaklar kurulu kararı alındığını, taşınmazların mevcut durumu ile öz sermaye tespiti için yetkili mahkemeye başvuru yapıldığını, İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/396 Esas 2020/449 Karar sayılı kararı ile taşınmazların her bir hissedar açısından, ipotek bedeli düştükten sonra 1.000.000 TL bedel ile ayni sermaye olarak konulabileceğine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, işbu karar ile birlikte taşınmazların ayni sermaye olarak davacı şirket adına tescil ve ilan edilmesi için davalıya 07.10.2020 tarihinde başvuru yapıldığını, davalının 13.10.2020 tarihli cevabında, ayni sermaye olarak konulacak taşınmazın üzerinde ipotek olması ve ilaveten taşınmazlar üzerinde ayni sermaye şerhinin olmaması gerekçe gösterilerek talebin reddedildiğini, İstanbul 20 Asliye Ticaret Mahkemesinin kararında ayni sermaye olarak konulacak taşınmazların limit ipotekleri düşüşülerek hissedarlar adına ayni sermaye olarak konulacak miktarın açıkça tespit edildiğini, buna rağmen davalının kesinleşmiş mahkeme kararını dikkate almadan taşınmazlar üzerinde ipotek olması ve tapuda ayni sermaye kaydı olmadığını gerekçe göstermek suretiyle talebi reddettiğini, müvekkilin hissedarlarına ait taşınmazların değerinin ipotek değerinden daha fazla olduğunun kesinleşmiş mahkeme kararı ile tespit edildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2009/11773 Esas, 2011/7602 Karar sayılı ve 16.06.2011 tarihli ilamında kural olarak ipotekli taşınmazların bir şirkete ayni sermaye olarak konulmasında hukuken bir engel olmadığı, ancak taşınmazların gerçek değerinin, ipotek bedelinden fazla olması gerektiği, ipotekli taşınmazın artık değeri kadar sermaye olacağı hususlarının belirtildiğini, davalının gerekçesinin yerinde olmadığını, ayni şekilde taşınmazlar üzerine ayni sermaye şerhinin ancak davalı kurumun talebe onay vermesinden sonra yine davalı bildirimi ile kayıt düşüldüğünü, davalının mahkeme kararına aykırı işlem yapmasının ve taleplerinin reddetmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, ret kararının iptali ile başvurunun tescil ve ilanına karar verilmesi talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; ".... Dava, İstanbul 20. ATM'nin 2020/396-449 E.K. sayılı ilâmında hüküm altına alındığı üzere İstanbul ili ... İlçesi ... Mahallesi ... pafta ... ada ... parselde tapuya kayıtlı taşınmazların 22.000.000,00-₺ olan toplam değerinden ... T.A.Ş. adına olan toplam 20.000.000,00-₺ ipotek bedeli düşüldükten sonra arta kalan 2.000.000,00-₺'lik değerin davacı şirkete öz sermaye olarak konulabileceğinin tespitine ilişkin hükmün ticaret sicil kayıtlarına tescil ve ilânı talebine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nun 32. maddesinde "(1) Sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür.(2) Tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediği incelenir. (3) Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır. (4) Çözümü bir mahkeme kararına bağlı bulunan veya sicil müdürü tarafından kesin olarak tescilinde duraksanan hususlar, ilgililerin istemi üzerine geçici olarak tescil olunur. Ancak, ilgililer üç ay içinde mahkemeye başvurduklarını veya aralarında anlaştıklarını ispat etmezlerse geçici tescil resen silinir. Mahkemeye başvurulduğu takdirde kesinleşmiş olan hükmün sonucuna göre işlem yapılır." düzenlemesi yer almaktadır. Somut olayda İstanbul 20. ATM'nin 2020/396-449 E.K. sayılı ilâmı ile davacı şirketin ortakları olan ... adına tapuda kayıtlı ... ili ... ilçesi ... mahallesi ... pafta ... ada 23 parselde tapuya kayıtlı taşınmazların toplam değerinin 22.000.000,00-₺ olduğu, üzerinde ... A.Ş. adına toplam 20.0000.000,00-₺ ipotek bulunan gayrimenkullerin ipotek bedelleri düşüldükten sonra sermaye olarak konulabilecek 2.000.000,00-₺ toplam değer ile her bir taşınmaz değerinde oranlama yapılmak sureti ile toplam 2.000.000,00-₺'nin davacı şirkete öz sermaye olarak konulabileceğinin tespitine karar verildiği, anılan kararın 05/10/2020 tarihinde kesinleştiği, anılan karar doğrultusunda tescil işlemi talebi ile davacı şirket yetkilisi tarafından 07/10/2020 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yapılan başvurunun "Alınan ve tapu kayıtlarında ayni sermaye olarak konulacak ayınların üzerinde herhangi bir ipotek şerhi olmamalıdır. İlaveten ayni sermaye şerhi olmalıdır." gerekçesi ile kabul edilmediği, yukarıda açıklandığı üzere İstanbul 20. ATM'nin 2020/396-449 E.K. sayılı ilâmında ipotek bedelinin mahsubunun yapılmış olduğu, bu durumda davacı tarafın tescil talebinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerektiği kanaatine varılmıştır." gerekçesiyle davanın kabulüne, İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/396 Esas, 2020/449 Karar sayılı ilâmında hüküm altına alındığı üzere ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... pafta, ... ada, ... parselde tapuya kayıtlı taşınmazların 22.000.000,00 TL olan toplam değerinden ... T.AŞ adına olan toplam 20.000.000,00 TL ipotek bedeli düşüldükten sonra arta kalan 2.000.000,00 TL'lik değerin davacı şirkete öz sermaye olarak konulabileceğinin tespitine ilişkin hükmün ticaret sicil kayıtlarına tescil ve ilânına, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davaya konu tescil başvurusuna ilişkin olarak bir red kararı verilmediğini, bu bakımdan Ticaret Sicili Yönetmeliği m.35 gereğince herhangi bir red kararı bulunmadığı halde açılan huzurdaki davanın, “red kararı”nın bulunmasının bir dava şartı olmasına binaen ve bu doğrultudaki Yargıtay içtihadına uygun olarak usûl yönünden reddedilmesi gerektiğini, aslında bir red kararı olmayan dava konusu Müdürlük yazısındaki açıklamanın hukuka uygun olduğunu, davalı müvekkilinin TTK'nın m.32 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, TTK m.127’de sermaye koyma borcuna ilişkin genel bir düzenlemeye yer verildiğini, anılan hükümde, m.307/f.2, m.342 ve 581 hükümlerinin saklı olduğunun hükme bağlandığını, 127 uyarınca saklı olduğu hükme bağlanan limited şirketlerde ayni sermaye konulmasına ilişkin m.581'de, ''Üzerinde sınırlı ayni bir hak, haciz veya tedbir bulunmayan; nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen, fikri mülkiyet hakları ile sanal ortamlar ve adlar da dahil, malvarlığı unsurları ayni sermaye olarak konulabilir. Hizmet edimleri, kişisel emek, ticari itibar ve vadesi gelmemiş alacaklar sermaye olamaz.'' denilmek suretiyle, üzerinde sınırlı bir hak, haciz veya tedbir bulunan malvarlığı unsurlarının ayni sermaye olarak konulamayacağının emredici bir şekilde düzenlendiğini, Ticaret Sicili Yönetmeliği m.73/f bendinde de, konulan ayni sermaye üzerinde herhangi bir sınırlamanın olmadığına dair ilgili sicilden yazı alınması gerektiği hususunun düzenlendiğini, tescil başvurusu sırasında ayni sermaye olarak konulan malvarlığı üzerinde herhangi bir sınırlamanın bulunmadığına ilişkin yazı sunulması gerektiğini, dava konusu şirketin ayni sermaye olarak koymak istediği gayrimenkul üzerinde ipotek olduğu için işbu belgeyi ibraz edemediğini, üzerinde ipotek bulunan bir gayrimenkulün ayni sermaye olarak konulamayacağını belirttiğini, mevzuatın konuya ilişkin mezkur düzenlemelerinin emredici nitelikte olduğu ve ayni sermaye olarak şirkete konulacak malvarlığı unsurları üzerinde herhangi bir takyidat bulunmaması gerektiğinin açık olduğunu, tescil başvurusu sırasındaki tek eksikliğin ifade edildiği şekilde taşınmaz üzerinde ipotek bulunması olmayıp TTK m.128/f.2 ve yine, Ticaret Sicili Yönetmeliği m.73/f.1.g bendi gereğince, şirkete ayni sermaye olarak konulan taşınmazın kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmesi ve buna ilişkin belgenin tescil müracaatında ibrazı gerektiğini, tescil başvurusu sırasında bu kapsamda böyle bir belgenin de davacı tarafından sunulmadığını, müvekkilinin işbu belge olmadan işlem yapamayacağını, çünkü gerek anılan hükmün lafzından gerekse gerekçesinden şirkete ayni sermaye olarak konulan taşınmazın kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmesi hususunun emredici mahiyette bir düzenleme olduğunu ve davacının tescil başvurusu sırasında, buna ilişkin bir belge vermediğini, TTK m.128/f.2 gerekçesinde,''…Hüküm sermaye olarak konulan para dışındaki değerleri korumak, şirketin kuruluş aşamasında sorunlarla karşılaşmamasını sağlamak amacıyla öngörülmüştür. Bu hüküm uyarınca, taşınmazların ayni sermaye olarak kabul edilmeleri için, taahhütte bulunan kişinin taahhüdünü tapuya şerh olarak kaydettirmesi gerekir. Fikri mülkiyet hakları, maden hakları, gemiler, hava taşıt araçları özel sicillere sahiptir. Bu sicillerde, ilgili değerin ayni sermaye olarak konulduğu hususunda şerh verdirilmesi gerekir. Şerhin üçüncü kişinin iyi niyetini kaldırılabileceği düşünülmüş, bunun da sermayenin korunması açısından önemli bir etkiyi haiz olduğu sonucuna varılmıştır. Taşınırlar ise, güvenilir bir kişiye tevdi edilir; aksi halde Tasarının 128 inci maddesi uyarınca ayni sermaye olarak kabul edilmezler. Söz konusu gereklilik sicil müdürünün inceleme yetkisinin kapsamında olduğundan, yerine getirilmediği takdirde sicil müdürü şirketi tescil etmez'' şeklinde bu hususun ifade edildiğini, dolayısıyla, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 128/2 fıkrası ile yeni bir düzenlemeye gidilerek, taşınmazların tapuya şerh verilmesi halinde ayni sermaye olarak konulabileceğinin hüküm altına alındığını, bu bağlamda da dava konusu tescil başvurusunun hukuka uygun biçimde iade edildiğini, mevzuata uygun olarak işlem yapıldığından, davanın açılmasına neden olmayan müvekkil bakımından, davanın reddi ile davanın açılmasına neden olmayan müvekkilin yargılama giderler ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 34. maddesi uyarınca ticaret sicil memurluğu kararına itiraza ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı şirket vekili, şirketin hissedarları ... üzerinde kayıtlı taşınmazların ayni sermaye olarak şirket adına tescili için davalıya 07.10.2020 tarihinde başvuru yapıldığını, ancak davalının 13.10.2020 tarihli yazısı ile bu talebin iade edildiğini, davalı cevabının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, bu kararın iptali ile başvurularının tescil ve ilanına karar verilmesini talep etmiştir.Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarına göre davacı şirketin kaydının aktif olduğu, ortaklarının %50'şer oranda ... ve ... olduğu görülmektedir. Davacı şirket tarafından alınan 24.08.2020 tarihli ve 2020/3 numaralı karar ile şirket ortaklarının maliki olduğu ... ili, ... ilçesi, ... ada, ... parsel, ... paftada bulunan taşınmazların değerinin mahkeme kararı ile tespit edilerek şirkete ayni sermaye olarak konulmasına karar verilmesi için İstanbul 20.Asliye Ticaret Mahkemesine, belirtilen taşınmazın öz ayni sermaye olarak konulması amacıyla sermayeye esas alınacak değerin tespiti talebinde bulunulmuştur. İstanbul 20.Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.10.2020 tarihli ve 2020/396 Esas, 2020/449 Karar sayılı kararı ile davacı şirket ortaklarının maliki olduğu ... ili, ... ilçesi, ... ada, ... parsel, ... paftada bulunan taşınmazların (bağımsız bölümler) toplam değerinin 22.000.000,00 TL olduğu, üzerinde ... T.AŞ adına toplam 20.0000.000,00 TL tutarında ipotek bulunan taşınmazların ipotek bedelleri düşüldükten sonra sermaye olarak konulabilecek 2.000.000,00 TL toplam değer ile her bir taşınmaz değerinde oranlama yapılmak sureti ile toplam 2.000.000,00 TL'nin davacı şirkete öz sermaye olarak konulabileceğinin tespitine karar verildiği, kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davacı şirket 07.10.2020 tarihli dilekçe ile sermaye artışına ilişkin genel kurul kararını, sermayenin ödendiğine ilişkin mali müşavirlik raporunu, bilirkişi raporunu, ayni sermaye üzerinde sınırlama olmadığına dair yazıyı, ayni sermayeye ilişkin yukarıda yer verilen mahkeme kararını sunarak ekli bu evrakların tescil ve ilanını talep etmiş, davalının 13.10.2020 tarihli yazısında ise; web tapu kayıtlarında ayni sermaye olarak konulacak ayınların üzerinde herhangi bir ipotek şerhi olmaması gerektiği ayrıca, ayni sermaye şerhi olması gerektiği ve bu eksikliklerin tamamlanması gerektiği belirtilmiştir. Ticaret sicili işlemleri tescil, tadil (değişiklik) ve terkinden ibarettir. Bunlardan ticaret siciline tescil işlemi TTK'nın 27. maddesi ve devamında düzenlenmiştir. Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 28/2. maddesine göre tescil, ticari işletmeyle ilgili belirli hukuki hususların, ticaret sicilindeki ilgili sütunlarına yetkili müdür tarafından ilk kez yazılmasını ifade eden teknik bir terimdir. Tescil, kural olarak talep üzerine yapılır. İstisnai olarak ilgilinin talebi olmaksızın resen veya yetkili kurum veya kuruluşun bildirimi üzerine, tescil de mümkündür (TTK m.27/1.c.2).TTK'nın 28/1. maddesine göre tescil istemi, ilgililer, temsilcileri veya hukuki halefleri tarafından yetkili sicil müdürlüğüne yapılır. Talep edebilecek olanlar ise maddede ilgililer olarak belirtilmiştir. TTK'nın 31/2. maddesine göre tescilin dayandığı olgu veya işlemler tamamen veya kısmen sona erer ya da ortadan kalkarsa sicildeki kayıt da kısmen yahut tamamen silinir. Bu durumda da kaydın kısmen veya tamamen silinmesini talep edebilecek olanlar yine ilgililerdir. Bu kuralın istisnası, resen yapılacak tesciller ile yetkili kurul veya kuruluşun bildirimi üzerine yapılacak tescillerdir.TTK'nın 34. maddesine göre ise ilgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler. İtiraz talebinde, ilgili ticaret sicil müdürlüğü yasal hasım konumundadır. Davalı vekilince her ne kadar müvekkilinin cevabının bir ret kararı olmadığı belirtilmiş ise de; davalının, davacı şirketin tescil talebini, eksiklik olduğunu belirterek yerine getirmediği nazara alındığında, bunun bir ret kararı olduğu kanaatine varılmış ve bu kapsamda inceleme yapılmıştır. TTK'nın ''Ayni sermaye'' başlıklı 581.maddesi '' Üzerlerinde sınırlı ayni bir hak, haciz veya tedbir bulunmayan; nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen, fikrî mülkiyet hakları ile sanal ortamlar ve adlar da dâhil, malvarlığı unsurları ayni sermaye olarak konulabilir. Hizmet edimleri, kişisel emek, ticari itibar ve vadesi gelmemiş alacaklar sermaye olamaz. 127 nci madde hükmü saklıdır.'' hükmünü içermekte olup maddenin ikinci fıkrasında TTK'nın 127. maddesine yollama yapılmaktadır. Bu maddede ''malvarlığı değerleri'' kavramına açıklık getirilmekte, limited ortaklıklara ayni sermaye olarak konulabilecek malvarlığı değerleri maddenin birinci fıkrasında (a) ve (j) bentleri arasında sayılmaktadır. Görüldüğü üzere, Kanun, şirkete ayni sermaye olarak konulabilecek varlıkların üzerinde sınırlı bir ayni hak, haciz veya tedbir bulunmamasını, bunların nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen malvarlığı unsurları olmasını aramaktadır. Kanunun bu açık hükmü karşısında, davacı şirketin ortaklarına ait olan ve şirkete ayni sermaye olarak konulmak istenen taşınmazların üzerinde ipotek kaydı bulunduğu, bu hâli ile söz konusu taşınmazların davacı şirkete ayni sermaye olarak konulamayacağı, bu nedenle, davacı şirketin 07.10.2020 tarihli dilekçesi ekinde yer alan ve tescili ile ilanı talep edilen sermaye artışına ilişkin genel kurul kararı, sermayenin ödendiğine ilişkin mali müşavirlik raporu, bilirkişi raporu, ayni sermaye üzerinde sınırlama olmadığına dair yazı ve ayni sermayeye ilişkin mahkeme kararının tescili isteminin reddine dair verilen 13.10.2020 tarihli davalı ret cevabının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Bu nedenlerle, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine ve neticede davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda; 1-Davanın reddine,2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacıdan tahsiline, 3-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştikten sonra, yatıran taraflara iadesine, 6-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama yargılama giderleri yönünden;a)Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının, karar kesinleştikten sonra ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,b)Davalı tarafça sarf edilen 162,10 TL başvuru harcı gideri, 35,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 197,10 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,7-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,8-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 02.05.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/562, K. 2020/814, T. 02.05.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-562-e-2020-814-k-a4cd3a7e4611