Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2016/877 E. 2019/58 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2016/877
Karar No
2019/58
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/693 KARAR NO: 2024/1098 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 04/11/2020 NUMARASI: 2016/877 Esas - 2020/635 Karar DAVA: Menfi Tespit (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/07/2024 Taraflar arasındaki Menfi Tespit (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... (... San. Tic.Ldt.Şti.) hali hazırda sahibi ve şirket yetkilisi olduğunu, davacı ... bu şirketi davalılar ...dan 30.12.2015 tarihinde hisse devir temlik sözleşmesi ile devraldığını, taraflar arasında akdedilen şirket devrine ilişkin porotol olduğunu, davacı ... ile davalılar arasında 30.12.2015 tarihinde iş bu devir neticesinde ortaya çıkabilecek olan olumsuzluklara karşı tarafların sorumluluklarına dair iç İlişkiyi düzenleyen protokol düzenlendiğini, protokolün 3. maddesi önceki döneme ait ilişkin bilançoda yer alan pasiflerden sorumluluk düzenlemiş olduğunu ve maddelerinin "Şirketin hisselerinin devir tarihinden önceki dönemler bakımından şirketin bilançosunda görülen tüm pasiflerden (borçlardan) eski ortaklar şahsen sorumlu olup hisseleri devralan ...'ın ve şirket tüzel kişiliğinin hiçbir hukuki ve ceza sorumluluğu bulunmamaktadır, ayrıca şirketin devir tarihinden önceki dönemler bakımından şirketin bilançosunda görülmeyen; ortakların resmi veya gayri resmi borçlarından da eski ortaklar sorumlu olup hisseleri devralan ...'ın ve şirket tüzel kişiliğinin hiçbir hukuki ve ceza sorumluluğu bulunmamaktadır."Devir sırasında şirketin aktif ve pasifini gösteren bilanço talep edilmiş fakat şirket muhasebesi tarafından hazır olmadığı beyan edildiği için bu iç protokolün hazırlandığını, şirketin devrinden sonra 01.01.2015-31.12.2015 tarihli bilançosunda ve ticaret sicil kaydında sermayenin 500.000.-TL olduğu görülse de ödenmemiş sermayenin 375.000.- TL olduğu ve şirketin bilançosunun pasifinde görüldüğü ve devir tarihinden 8 ay süre geçmesine rahmen ödenmediği beyan edildiğini, sermayenin en genel itibari ile TTK madde 128'de düzenlenmiş olduğunu 128.Madde de 'her ortak, usulune göre düzenlenmiş ve imza edilmiş şirket sözleşmesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete borçludur.' denildiğini davalıların ödemeyi taahhüt ettikleri sermayeyi ödemediklerini ve ödenmemiş sermaye paylarına ilişkin dava açma haklarının saklı olduğunu belirtilmiştir,davalı ve davacı arasında düzenlenen protokolün 2. maddesinde devir tarihinden önceki dönemlere ilişkin olan vergi borçları, tüm kamu ve özel ve tüzel kurumlara olan borçlardan eski ortakların şahsen sorumlu olduğu düzenlendiği dolayısıyla,Kurumlar beyannamesinin verilmemiş olmaması sebebiyle 3.600,- TL,Şirketin önceki dönemden kaçak elektirik kullanıldığı ve kuruma ödenen 7.037,- TL,Önceki döneme ait SSK ödemesi nin 2.500.-TL,Şirket araçlarının önceki dönemlere ait MTV, Trafik cezası ve Tüvtürk ödemelerinin 2.364.-TL -şirketin araçlara ait banka kredi borçlarının 17.000,-TLgözüktüğü davacı tarafından beyan edildiğini, menfi tespite ilişkin taleplerinde davacı ... devir sebebiyle protokolün lO.Maddesinde belirtildiği gibi 30.07.2016 vade tarihli 60.135,00 TL tutarlı senedi davalılara verdiğini,davacı tarafından iş bu senede karşılık olarak yine davalılara (şirketin eski ortaklarına) çeşit vadelerde ve tutarlarda toplam 41.000,-TL çekler verildiği, bu çeklerin 30.07.2016 vadeli 60.135,-TL tutarlı senede karşılık verildiği ve davalı ... tarafından iade edileceği halde tahsile konulup senet için protesto çekildiği,kurumlar beyannamesinin verilmemiş olmaması sebebiyle 3.600,- TL,Şirketin önceki dönemden kaçak elektirik kullanıldığı ve kuruma ödenen 7.037,- TL,Önceki döneme ait SSK ödemesi nin 2.500.-TL,Şirket araçlarının önceki dönemlere ait MTV, Trafik cezası ve Tüvtürk ödemelerinin 2.364.-şirketin araçlara ait banka kredi borçlarının 20.000,-TL lik ödemeler davalılar lehine zorunlu olarak kurum ve kuluşlara ödendiği Davacı ... protokol haricinde fazladan ödeme yaptığını (Dava ve talep haklarının saklı tuttuklarını) beyan edildiğini ,verilen çekler ile şirket pasifinde gözüküp ödenmek zorunda kalınan yukarıda sayılan borçların toplandığında davaya konu olan senetten çok daha fazla bir bedelin davacı tarafından ödendiği belirtmişlerdir,yine davalıların ...'ın protokol ile üstlenmiş oldukları sorumlulukları yerine getirmediklerini diğer bir deyişle riayet etmediklerini, şirketin bilançosunda gözüken 375.000,-TL sermaye Taahhüdünü yerine getirmediklerinden dolayı piyasada şirketin kredisinin olmadığını yazdıklarını ,Şirket markası olarak bilinen '...' de davalılar tarafından şirket devri sırasında devredildiği, ancak gerekli başvuruların davalılar tarafından tamamlanmadığı davacı tarafından sonradan öğrenildiği bu markanın alınmaması durumunda şirketin itibarının ortadan kalkacağı, şirketin üretmiş olduğu ürünlerin ... markasıyla tanındığını belirtilmiştir, davalılar protokol ile şirketin devirden önceki bilançolarında pasiflerinde gözüken ödenmemiş sermayeyi ödenmesi, şirketin önceki dönem olan kamu, özel ve tüzel kişiliklerine olan borçlarını protokolün 2. Maddesi ile şahsen üstlendiklerini, (dava ve talep haklarının saklı kaldığı) belirtildiğini, haklı davalarının kabulüne ve yargılama sonuçlanıncaya kadar davalılara verilen 30.07.2016 ödeme tarihli 60.135,-TL tutarlı senedin İcraya konulması durumunda ödenmemesi ve senedin 3.iyi niyetli kişilerin eline geçmemesi için Sultanbeyli ... şubusine müzekkere yazılması için İhtiyati tedbir kararı verilmesi ve yargılama neticesinde borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini davacının borçlu olmadığının tespiti ile davalı tarafın iyi niyetli olmadığından dolayı yargılama sonucunda %40 dan aşağı olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına ve mahkeme masrafı ile vakalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasını talep etmişlerdir. CEVAP: Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından da dosyaya sunulan, taraflar arasında düzenlenmiş protokolün l0.Maddesi dava konusu senedin neden verildiğinin açık yazıldığını "devir tarihine kadar stoklarda bulunan malların taraflarca sayıldığını ve l20.277,-TL stok bulunduğunu, iş bu tutar için 60.135.-TL si 30.06.2016 vade tarihli alacaklısı ..., borçlusu ... olan ve kalan bakiyenin 60.135,-TL si ise 30.07.2016 vade tarihli alacaklısı ... borçlusu ... olan iki adet senet düzenlendiğini işbu protokolle teslim edildiğini" belirtildiğini, söz konusu maddede senedin neden verildiğinin açıkça yazdığını, devredilen şirketin stokta bulunan mallarına karşılık olduğunu ve davacı tarafın dava konusu dışında gerçek dışı ve ispata muhtaç iddiada bulunduğunu zikrettiklerini, ancak stoklarda bulunan malların bulunmadığı iddiasında bulunmadıklarını, dava konusu olan menfi tespit istemine konu senedin bedelsiz kalmasının söz konusu dahi olamıyacağı dava konusu senedin stoklardaki mallar ile ilgili olduğu, sonuç olarak davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddine karar verilmesi gerektiğini talep etmiştir.Diğer davalının davaya cevap vermediği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "..davacı ... ile davalılar arasında 30.12.2015 tarihinde hisse devir temlik sözleşmesi yapıldığı, bu sözleşme kapsamında tarafların sorumluluklarını belirleyen iç ilişkiyi düzenleyen protokol düzenlendiği, 500.00 TL bedel karşılığında devir işleminin yapıldığı, protokolün 10. Maddesine göre 60.135,00 TL bedelli , 30,07.2016 tarihli senedin davalılara verildiği, bu senet için toplam beş adet çekin verildiği ve çekler verildikten sonra bahse konu senedin iade edileceğinin kararlaştırıldığı, ancak iade işleminin yapılmadığı, protokole göre şirketin devir tarihinden önceki borçlarından eski ortaklarının sorumlu olacaklarının belirlendiği, devir işleminden önce bilançonun davacı tarafça görülemediği, devirden önce fatura, vergi, SSK ödemesi, kredi borçları vs. şeklinde borçların bulunduğu, bu borçların davacı tarafça ödenmek durumunda kalındığı, bu ödemelerin toplamının dava konusu senet bedelinden daha fazla olduğu, ödenmemiş sermaye borcunun da bulunduğu iddiasıyla 60.135,00 TL bedelli , 30.07.2016 tarihli senetten kaynaklı borçlu olmadığının tespiti için eldeki davanın açıldığı, taraflar arasında yükümlülüklerini belirleyen protokolün 10. Maddesinde devir tarihinde 120.277,00 TL lik stok bulunduğu, 60.135,00 TL sinin 30.06.2016 vade tarihli alacaklısının ..., borçlusunun davacı olduğu senet ve kalan 60.135,00 TL sinin 30.07.2016 vade tarihli alacaklısının ..., borçlusunun davacı olduğu senet düzenlenip teslim edildiğinin yazılı olduğu, davacı tarafça stok bulunmadığı iddiasının ileri sürülmediği, senetten dolayı borçlu olmadığını ispat yükünün davacıda bulunduğu, bunu ise ancak senede karşı senetle ispat kuralı gereği kesin delille ispatlaması gerektiği, borçlu olunmadığı iddia edilen senedin açıkça ne için verildiğinin protokol 10. Maddesinde düzenlendiği, davacı tarafça davalıların kötüniyetli davrandıkları, içi boş şirket devrettikleri iddia edilmiş ise de davacının tacir olarak basiretli davranma yükümlülüğünün bulunduğu, açık protokol hükmü de gözetilerek bu iddiaya itibar edilmeyeceği anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine " karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalılar, ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin eski ortağıdır. 30/12/2015 Tarihinde imzalanan protokol ile şirket hisselerini davacı müvekkili ...'a devrettiğini, müvekkili, davalılar arasında akdedilen protokol şirketin devri ve devrin sonuçlarını madde madde belirlendiğini ve taraflarca imzalandığını, bu haliyle, davaya konu senedin protokolden bağımsız olarak, sadece mallara ilişkin verildiğinin kabulü protokol'ü kötü niyetli yorumlamak anlamına geldiğini, davalıların, şirketin devri sırasında kötü niyetli davrandıklarını üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmekten kaçındıklarını, 500.000-TL gibi yüksek bir miktara, tabir-i caizse 'içi boş' bir şirket devrettiklerini, mahkemenin senedin, şirket stoğunda bulunan mallara istinaden verildiğini kabul ederek, davalıların dava dışı şirketin devirden önceki borçlarını ödememiş olması ve şirkete olan sermaye borçlarını yerine getirmemiş olmasını değerlendirmeye almamasının hakkaniyetsiz olduğunu, kaldı ki, kabul anlamına gelmemekle beraber mahkemenin davaya konu senedi, stoğa ilişkin verildiğini kabul ettiğinde dahi davalıların, sözleşme maddeleri gereğince, şirketin devirden önceki borçları ödemeyi üstlendiklerini kabul ederek, senet miktarı kadar borcun takas edilmesi gerekmesi sebebiyle senetten borçlu olunmadığına karar vermesi gerektiğini, mahkemenin, davalıların şirketin devri sırasında akdedilen protokol sebebiyle, müvekkiline ne kadar borçlu olduğunu tespit ederek, bu kısım yönünden dava konusu senet sebebiyle borçlu olmadığının tespitini yapması gerekirken haksız ve hukuka aykırı olarak davayı reddetmesinin kabulünün mümkün olmadığını, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, Mahkemenin 2016/877E. Sayılı dosyasından vermiş olduğu kararın müvekkili lehine kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesi yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, kambiyo senedinin (bono) bedelsiz olduğu iddiasına dayalı borçlu olmadığının tespiti(menfi tespit) davasıdır. İlk derece mahkemesince yukarıdaki gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davaya konu bononun hisse devir bedeline karşılık verilip verilmediği, bono nedeniyle davacının, davalılara borçlu olup olmadığı noktasındadır. Davacı ile davalılar arasında 30.12.2015 tarihli "protokol" isimli belgenin ... San. Tic.Ldt.Şti.'nin devralınmasına ilişkin olduğu, bu belge ile şirketin hisselerinin devir tarihinden önceki dönemler bakımından şirketin bilançosunda görülen tüm pasiflerden (borçlardan) eski ortaklar şahsen sorumlu olup, hisseleri devralan ...'ın ve şirket tüzel kişiliğinin hiçbir hukuki ve ceza sorumluluğu bulunmadığının kararlaştırıldığı, menfi tespit istemine konu 30.07.2016 vadeli 60.135 TL tutarlı senet ile ilgili protokolün 10.maddesinde devir tarihine kadar stoklarda bulunan malların taraflarca sayıldığı ve 120.277 TL stok belirlendiği ve bu tutarın 60.135 TL sinin 30.06.2016 vade tarihi ile alacaklısı ..., borçlusu ... olan ve kalan bakiye olan 60.135 TL'sinin ise 30.7.2016 vade tarihi ile alacaklısı ..., borçlusu ... olan iki adet senedin düzenlendiğinin yazılı olduğu, protokolün taraflarca imzalandığı , davacı tarafından dava konusu edilen 30.07.2016 vade tarihli 60.135 TL tutarlı bononun davalı ... lehine düzenlenen bono olduğu anlaşılmaktadır.Yargılama sırasında davalı ... tarafından, davacı takip borçlusu ve diğer davalı ... hakkında İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında bonoya dayalı olarak 60.135 TL asıl alacak, 473,78 TL işlemiş faiz, komisyon ve masrafın tahsili istemiyle 09.08.2016 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatılmış, davacı yönünden bu dosya üzerinden verilen ihtiyati tedbir kararı nedeniyle takip durmuştur. Takibe dayanak bononun incelenmesinde menfi tespit istemine konu bono olduğu, keşidecisinin davacı ..., lehtarı ve cirantasının davalı ..., hamilinin davalı ... olduğu anlaşılmıştır. Bakırköy ... Noterliğinin 30.12.2015 tarihli Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesine göre ...'a ait ... San. Tic.Ldt.Şti.'ndeki 250 payın 250.000 TL bedel karşılığında ... tarafından devralındığı , devir bedelinin nakden ve tamamen ödendiği; Ticaret Sicil Gazetesinin 13.01.2016 tarih ve 8988 sayılı 768.sayfasında yayınlanan ilana göre Bakırköy ... Noterliğinin 30.12.2015 tarihli Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile ...'a ait ... San. Tic.Ldt.Şti.'ndeki 250 payın davacı ... tarafından devralındığı görülmektedir. Davacı, dava konusu malen kaydı bulunan bonoya karşılık çekler verildiğini ayrıca şirketin devirden önceki bir kısım borçlarının ödendiğini ve senedin hisse devrine ilişkin protokolden bağımsız olarak sadece mallara ilişkin verildiğinin kabul edilemeyeceğini ileri sürerek senetten dolayı borçlu olmadığına karar verilmesini talep etmiş , davalı ... ise senedin stokta bulunan mallarına karşılık verildiğini , davacının stoklardan mal bulunmadığı iddiasına dayanmadığını ve davanın reddini savunmuştur. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, başka bir deyişle bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer(6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 370 ilâ 372). Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s. 16). Başka bir ifadeyle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Davaya konu senet metninde ihdas nedeni malen olarak belirtilmiş olup, bu husus senedin verildiği anda malın teslim edildiğine karine teşkil eder. Bu durumda malın teslim edilmediğini dolayısıyla senedin bedelsiz olduğunu davacının usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir ise de somut olayda davacı, kendisine mal teslim edilmediğini savunmayıp, cevaba cevap dilekçesinde davaya konu senedin protokolden bağımsız olarak sadece mallara ilişkin verilmediğini beyan etmekle senet metnini talil etmiştir. Senedin talili durumunda ispat yükü kaydın aksini iddia edene ait olup, (Yargıtay HGK'nın 05.02.2019 tarih ve 2017/19-821 E. - 2019/58 K. Sayılı Kararı) davacının senedin mallara ilişkin değil, hisse devrine ilişkin protokol gereği verildiğini HMK 201. maddesi gereği kesin delillerle ispatlaması gerekir. Ancak davacı, hisse devrine ilişkin protokolde dava dışı şirketin stoğu karşılığı olarak verildiği yazılı olan davaya konu senedin aksini kesin delillerle ispatlayamamıştır. Bununla birlikte davacı, senet yerine çekler vermek ve dava dışı şirketin devirden önceki bir kısım borçlarını ödemek suretiyle senedin bedelsiz olduğunu iddia etmiş olup, bu beyan niteliği itibariyle takas mahiyetindedir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 139.maddesinde takas, “iki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir.Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Takas, birbirine karşı bir miktar para veya aynı cins alacağa sahip kişilerden birinin karşı tarafın kabulüne ihtiyaç duymaksızın tek taraflı beyanı ile bu alacakları az olanı tutarında sona erdiren yenilik doğurucu bir hukukî işlem olup,takasın söz konusu olabilmesi için iki tarafın karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirlerine borçlu olması gerekir. Takas için aranan diğer koşullar, kural olarak her iki borcun muaccel olması ile tarafların alacak ve borçlarının geçerli ve ifa edilebilir olmasıdır. Takas, davadan önce ve dava sırasında ileri sürüleceği gibi takasa konu alacak ayrı bir davaya konu edilebilir.(Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2021 tarihli, 2019/(22)9-267 E., 2021/1463 K. sayılı kararı) Somut olayda davacı menfi tespite konu ettiği senede karşılık çekler verildiğini ve hisse devir tarihinden önceki dönemlere ilişkin dava dışı şirkete ait Kurumlar vergisi beyannamesinin verilmemiş olması sebebiyle ödeme yaptığı ayrıca motorlu taşıt vergisi, kredi, SSK borcu, trafik cezası, Tüvtürk ücretleri ve elektrik fatura bedeline ilişkin de bir kısım ödemeler yaptığı iddiası ile bu ödemelerin davalıların alacağı ile takasını isteyerek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş ise de senede karşılık verildiği iddia olunan çeklerin dosya kapsamına göre bu senet için verildiği davacı tarafça ispatlanmamıştır. Yine davacı tarafından verilmeyen kurumlar vergisi beyanı nedeniyle yapıldığı belirtilen ödeme ile elektrik fatura bedeli, SSK borcu , motorlu taşıt vergisi ile trafik cezaları ve Tüvtürk ücreti için yapıldığı belirtilen ödemelerin, davalıların protokol gereği sorumlu oldukları hisse devir tarihinden önceki döneme ait olduğu hususunun dosya kapsamına sunulan delillerle ispatlanmadığı gözetildiğinde mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 16/07/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2016/877, K. 2019/58, T. 18.11.2021, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2016-877-e-2019-58-k-89a23fa65460