Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2020/465 E. 2021/153 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2020/465
- Karar No
- 2021/153
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21.03.2023 NUMARASI :.... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 20.06.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 26.06.2025 İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 06.01.2019 tarihinde davalının zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu, dava dışı ... idaresindeki...plakalı dolmuş ile ... plakalı aracın aynı anda kavşağa girmesi nedeniyle meydana gelen trafik kazası sonucunda dolmuşta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını, kaza ile ilgili Ankara 40. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/465 E. sayılı dosyasında ceza yargılamasının derdest olduğunu.... tarafından düzenlenen rapor ile davacının %29 oranında malul kaldığının tespit edildiğini, davacı tarafından ... Tahkim Komisyonu'na başvuru yapılmışsa da davacının önceki vekilinin müdahale talebi üzerine görevsizlik kararı verildiğini, davacının haklı sebeple azlettiği vekil tarafından boşa atılan imzanın sonradan doldurularak davacı aleyhine temlikname düzenlendiğini, avukat hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı .... 2020/25172 Sor. sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, temliknamenin iptali için Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/683 E. Sayılı dosyası ile dava açtıklarını, davacının ağır şekilde yaralanması, sürekli iş göremezlik ile bakıcı ihtiyacına maruz kalması sebebiyle belirsiz alacak olarak şimdilik 7.000,00TL maddi tazminatın, kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında maddi tazminat talebini 5.000,00TL sürekli, 1.000,00TL geçici iş göremezlik, 1.000,00TL bakıcı gideri olarak açıklamış, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 313.719 TL' ye, geçici iş göremezlik talebini 10.974,18 TL' ye, bakıcı gideri talebini 7.675,20 TL' ye arttırmıştır. Davalı vekili, dava öncesinde davacıya yapılan 46.281,00 TL ödeme ile davalının ibra edildiğini, davacının sigortalı araç sürücüsüne kusur atfı ve maluliyet iddialarını kabul etmediklerini, geçici iş göremezlik, tedavi giderleri gibi taleplerin teminat dışında olduğunu, tazminatın asgari ücret üzerinden genel şartlarda belirtilen esaslara göre yapılmasını, araçta yolcu olarak bulunan davacının müterafik kusur durumunun da değerlendirilmesi gerektiğini, faizin ancak dava tarihinden yasal faiz olabileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece toplanan delillere göre; davanın davalıya zorunlu mali mesuliyet ... poliçesi kapsamında sigortalı olup davacının içerisinde yolcu olarak bulunduğu...plakalı araç ile ... plakalı aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının yaralanması nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 30.04.2022 tarihli raporunda "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik" hükümlerine göre davacının sürekli özür oranının %30 olduğu, 180 gün süre ile iş göremezlik halinde kaldığı, 90 gün başkasının yardımına ihtiyaç duyduğunun tespit edildiği, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin birbiri ile zıt iki seçenekli belirlemede bulunduğu, Ankara 40. Asliye Ceza Mahkemesi'nin kesinleşen 2020/465 Esas sayılı dosyasında hükme esas alınan 05.02.2020 tarihli kusur raporuyla da uyumlu olduğundan mahkemece davalıya sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğuna yönelik tespitin hükme esas alındığı, istiap haddinin aşıldığı, davacının emniyet kemeri takmadığı veya araçtan fırladığına dair kesin bir tespitin bulunmaması hususları nazara alınarak davacının müterafik kusuru bulunmadığının kabul edildiği, aktüer bilirkişi raporuyla davacının 313.719,00TL sürekli iş göremezlik, 10.974,18 TL geçici iş göremezlik, 7.675,20 TL bakıcı gideri zararının hesaplandığı, ... şirketinin kısmi ödeme yaptığı 08.06.2020 tarihinde temerrüde düştüğü belirtilerek davanın kabulü ile 313.719,00 TL sürekli iş göremezlik, 10.974,18 TL geçici iş göremezlik, 7.675,20 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 332.368,38 TL maddi tazminatının 08.06.2020 temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ATK raporuna göre sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu veya kusursuz olduğu tespit edildiği halde, mahkemece %100 kusurlu olduğuna ilişkin raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, kırmızı ışık ihlali yapan aracın tespit edilememesi halinde %50 kusur verilmesi gerektiğini, kusur yönünden çelişkinin giderilmediğini, istinaf dilekçesi ekinde sunulan temlikname ile davacının alacağının 15.000,00 TL kısmını dava dışı .... devrettiğini, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, aksi halde tazminattan mahsubu gerektiğini, davacıya sürekli maluliyeti nedeniyle davadan önce ödeme yapıldığını, davalının borçtan ibra edildiğini, sorumluluğu kalmadığını, PMF tablosu ve progresif ranta göre hesaplama yapılmış olmasının hatalı olduğunu, TRH 2010 yaşam tablosu, 1,8 teknik faize göre hesaplama yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve tedavi gideri taleplerinin SGK'nın sorumluluğunda bulunduğunu, davacının geçici iş göremezlik bulunduğu sürede bakıcı ihtiyacının olup olmadığı yönünde maluliyet raporunda değerlendirme yapılmadığını, yasal faize karar verilmesi gerekirken avans faize hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Dava, yaralamalı trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, 06.01.2019 tarihinde davalının zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu araç ile meydana gelen çift taraflı trafik kazasında sigortalı araçta (dolmuş) yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını belirterek sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin, bedel arttırım dilekçesi ile geçici iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. 1-Davalı vekilinin davacının tazminat alacağının temlikname ile dava dışı 3.kişiye devredilmiş olmasına yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde, 28.07.2020 tarihli 31199 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanunun 57. maddesi ile 5684 sayılı Kanuna getirilen Ek 6. maddede; "(1)Bu Kanun uyarınca sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlardan ya da Hesaptan talep edilecek tazminat alacağı ancak; a)Alacaklı tarafından bizzat, b)Alacaklının kanuni temsilcisi veya kanuni temsilcisinin bizzat vekalet verdiği avukat vasıtasıyla, c)Alacaklının bizzat vekalet verdiği eşi, çocukları, annesi, babası, kardeşleri veya avukatı vasıtasıyla takip edilebilir. Takip yetkisi, sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlar ya da Hesap nezdinde yapılacak işlemleri kapsar. (2)Tazminat alacağı, sadece hak sahibine veya avukatına ödenir ve birinci fıkrada belirtilen kişiler de dahil olmak üzere hiç kimseye devredilemez. (3)Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunca belirlenir." düzenlemesi getirilmiştir. Bu düzenlemeye göre; tazminat alacağının talep edilebilirliği bizzat alacaklıya, alacaklının kanuni temsilcisine veya onun verdiği vekaletname ile avukatına ve alacaklının bizzat verdiği vekaletname ile eşi, çocukları, annesi, babası, kardeşleri veya avukatına tanınmıştır. 28.07.2020 tarihinden itibaren, bu kişiler haricinde tazminat alacağının talep edilebilmesi mümkün değildir. Yine, aynı tarihten itibaren tazminat alacağının; tazminat alacaklısının eşi, çocukları, annesi, babası, kardeşleri de dahil devir edilmesi mümkün değildir. "Talep edebilme" aynı zamanda bir usul hukuku düzenlemesi olup, usul hukuku düzenlemelerinin derhal yürürlüğe girmesi ilkesi gereğince; 28.07.2020 tarihinden önce düzenlenmiş olan temliknameye dayalı olarak bile olsa, ... şirketinden 28.07.2020 tarihinden sonra temlik alacaklısının talepte bulunma ya da dava açma hakkının olmadığı açıktır. Somut olayda, davacının bila tarihli Temlikname ile 06.01.2019 tarihinde meydana gelen dava konusu trafik kazası ile ilgili ... ... AŞ nezdinde tahakkuk etmiş olan geçici, sürekli iş göremezlik tazminat alacağının 15.000,00TL'lik kısmını ...'ya devrettiği, Yenimahalle 3. Noterliği'nce düzenlenen 102856 yevmiye numaralı vekalet ile aynı anda hüküm doğuracağının kararlaştırıldığı, temlik alanın davacının vekili olduğu, davacıyı temsilen davalı ... şirketine yapmış olduğu başvuruyu müteakip davacıyı temsilen davalı ile ibraname imzaladığı, dava dışı vekile 20.05.2020 tarihinde 46.281,00TL ödeme yapıldığı, temlik alan vekilin yine davacıyı temsilen davalı ... şirketi aleyhine ... Tahkim Komisyonu'na 30.06.2020 tarih 2020/39723 sayılı başvuru ile davacının sürekli iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği, STK dosyasında tazminat talebinin 90.395,00TL'ye arttırılmasının ardından STK'ya temlik alan sıfatıyla 27.07.2020 tarihinde müdahale talebinde bulunarak lehine tahsil kararı verilmesini talep ettiği, davacının Yenimahalle 3. Noterliği'nce düzenlenen 28.07.2020 tarih, 21853 yevmiye numaralı azilname ile Av. .....azlettiği, Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin 2020/70887 sayılı kararı ile bilirkişi raporu ile belirlenen tazminatın ödeneceği taraf tam olarak belirlenemediğinden görevsizlik nedeniyle başvurunun reddine karar verildiği anlaşılmakla temlik yasağına ilişkin Sigortacılık Kanunun Ek-6. maddesi yürürlüğe girdiği 28.07.2020 tarihinden önce davalı ... şirketi tarafından temlik alana yapılmış bir ödeme bulunmadığından mahkemece sigortalı aracın karıştığı kaza nedeniyle zarar gören tarafından açılan bu davada davacının aktif husumetinin bulunduğu gibi davacının davalı ... şirketinden alacağından temlikname gereği mahsup işlemi yapılmamış olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 2-Davalı ... şirketi vekilinin kusura yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; kazadan sonra düzenlenen 06.01.2019 tarihli kaza tespit tutanağında ... idaresindeki ... (minibüs) idaresindeki araç ile polis merkezindeki yazılı beyanına göre ışık kontrollü kavşağa geldiğinde kendisine hitap eden yeşil ışıkta geçtiğini, sürücü ... idaresindeki ...( ... ... arazi taşıtı) plakalı araç ile polis merkezindeki yazılı beyanına göre ışık kontrollü kavşağa geldiğinde kendisine hitap eden yeşil ışıkta geçtiğini, ... plakalı aracın kırmızıda geçerek aracına çarptığını, çarpmanın etkisiyle aracın savrularak cadde kavşağında kendisine yeşil ışık yanmasını bekleyen ... plakalı araca ve aydınlatma direğine çarparak duruşa geçtiğini, araç sürücülerinin yazılı beyanlarında yeşil ışıkta geçtiklerini ifade ettiklerinden kusurlama yapılamadığı, tanık beyan ve görüntülerle yeşilde geçtiğini ispatlayan tarafın kusursuz, diğer tarafın KTK' nın 47/1-b (kırmızı ışık ihlali) nedeniyle kusurlu olacağını, ... plakalı (... polo) araç sürücüsü ...' in kural ihlali bulunmadığı tespit edilmiştir. Kazaya ilişkin Ankara 40. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 09.03.2021 tarih, 2020/465 E., 2021/153 K. Sayılı kararı ile sanık ... ... hakkında yapılan yargılamada kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu, rapora itibar edildiği belirtilerek sanık ...' nun taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan neticede 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına kesin olarak karar verilmiştir. Mahkemece Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 12.8.2022 tarihli raporda kazanın meydana geldiği ışıklı kavşakta sinyalizasyon sisteminin çalışma sisteminin siyah beyaz olduğu ve anlaşılamadığı, dosya kapsamındaki beyanlarda da hangi araç sürücünün kırmızı ışık kuralı ihlalinde bulunduğu konusunda farklılıkların bulunduğundan net bir kanaate varılamadığı, kazanın sürücü ...'nun beyanında belirttiği şekilde gerçekleştiğinin kabulü halinde (1.durum) sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığı, sürücü ... kırmızı ışık ihlali nedeniyle asli derecede, %100 oranında, ...'ın meydana gelen kazada atfı kabil kusuru bulunmadığı; kazanın; sürücü ...'nin beyanında belirttiği şekilde gerçekleştiğinin kabulü halinde (2.durum); sigortalı sürücü ...’in kendisine hitaplı kırmızı ışığa riayet etmediğinden kazada asli derecede %100 oranında kusurlu, sürücü ...'nin kusuru bulunmadığı, davacının ...'ın meydana gelen kazada atfı kabil kusuru bulunmadığı bildirilmiştir. Mahkemece ATK kusur raporunun zıt iki seçenekli düzenlendiğinden çelişkinin giderilmesi için alınan 22.10.2022 tarihli heyet raporunda sigortalı...plakalı araç sürücüsü ...'nun idaresindeki aracı ile ... caddesini takiben ... cadde ışık kontrollü kavşağa yaklaştığında seyir yönünde bulunan kırmızı trafik ışığını dikkate almayıp geçişi sırasında diğer yönden kavşağa giriş yapan ... plaka sayılı araçla çarpıştığı, bu aracın da kavşak başında bekleyen ... plaka sayılı araca çarpmasıyla meydana gelen trafik kazasının oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün KTK'nın 47/b, 52/a, 57/a, 84/a maddeleri ile Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 95/b, 101/a, 109/a ve 157/a-1 maddelerini ihlal ettiğinden asli ve tam kusurlu olduğu belirlenmiş, davalı taraf rapora itiraz etmiş ise de kusur raporunun dosyada bulunan kaza tespit tutanağı, görgü tanığı ifadeleri, sinyalizasyon sistemi çalışma diyagramı, tüm raporlar incelenerek düzenlendiğinin belirtilmiş olduğu, ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi olgunun TBK'nın 74. Maddesi gereğince hukuk mahkemesini bağlayacağı da gözetildiğinde mahkemece davalının %100 oranında kusurlu olduğu kabulü ile yapılan tazminat hesaplamasına göre karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 3-Davalı vekilinin maluliyete yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal ... Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Somut olayda, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan 30.04.2021 tarihli raporda davacının sağ humerus alt uç kırığı, omuz hareket kısıtlılığı, sinir hasarından kaynaklı yaralanması nedeniyle Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre %30 sürekli maluliyeti oluştuğu, 180 gün süre ile iş göremezlik halinde kaldığı, 90 gün süresince başkasının yardımına ihtiyacı olacağının belirlendiği, raporun davacının muayene edilerek, tedavi belgeleri değerlendirilmek suretiyle kaza tarihi itibariyle Yargıtay uygulamalarına göre geçerli kabul edilen yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği anlaşıldığından davalı vekillerinin maluliyet raporuna ilişkin istinaf gerekçesi yerinde görülmemiştir. 4-2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. Maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetveller ile getirilen %1,8 teknik faizin uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece, sürekli işgöremezlik tazminatının hesaplanması yönünden hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında isabetsizlik görülmemiştir. 5- Davalı vekilinin davadan önce yapılan ödemeye yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Dava açılmadan önce davalı ... şirketi tarafından, davacıya 08.06.2020 tarihinde 46.281,00 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. Dava açılmadan önce davalı tarafından ödeme yapıldığından öncelikle ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin davacının zararını karşılayıp karşılamadığının belirlenmesi gerekir. Bunun için ödeme tarihi verileri dikkate alınarak gerçek zarar hesabı yapılması ve bulunacak tutar ile ödeme miktarının karşılaştırılması ve sonucuna göre ödenen tazminat bedelinin yeterli olması halinde zarar görenin zararı karşılanmış sayılacağının dikkate alınması, dava açılmadan önce yapılan ödemenin yetersiz olduğunun anlaşılması halinde ise karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak tazminatın hesaplanması, zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince yapılan ödemeye hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak güncellenmesi ve hesaplanan tutardan mahsup edilmesi gerekir. Somut olayda, mahkemece alınan 02.01.2023 tarihli aktüer bilirkişi raporunda, kaza tarihinde 55 yaşında olan davacının TRH 2010 Kadın Yaşam Tablosuna göre muhtemel yaşam süresinin belirlendiği, %30 maluliyet, 180 gün geçici, 90 gün bakıcı ihtiyacı bulunduğu, kazanın meydana gelmesinde araçta yolcu olduğundan kusursuz olduğu, asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamada ödeme tarihi olan 08.06.2020 tarihi verilerine göre 186.485,60 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, raporda davalı tarafça yapılan ödemenin davacı zararını karşılamadığı belirtilerek rapor tarihi verilerine göre davacının 2023 yılı asgari ücreti üzerinden hesaplanan tazminattan ... şirketi tarafından yapılan ödemenin güncellenerek mahsubu ile davacının sürekli iş göremezlik tazminatı 313.719,00 TL olarak, geçici iş göremezlik tazminatı 10.974,18 TL, bakıcı gideri 7.675,20 TL olarak hesaplandığı anlaşılmakla mahkemece hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 6-Davalı ... şirketi vekilinin bakıcı giderine yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 Esas - 202/40 Karar sayılı iptal kararı nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK'nın ve 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. maddesinde "Bedensel zararlar tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak belirtilmiş ve bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebileceği" belirtilmiştir. Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile; geçici işgöremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli işgöremezlik (kalıcı sakatlık yada maluliyet ) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir. Yukarıda belirtilen maddelerden de anlaşılacağı üzere, geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zarar, bakıcı gideri ise iyileşme süresi veya ömür boyu başkasının yardımına ihtiyaç duyulması olup TBK'nın 54. maddesinde sayılan bu zararlardan, zarar sorumluları KTK'nın 85. maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK'nın 98. maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı ve bakıcı gideri bulunmadığından ve Kanun ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı ... şirketinin bakıcı giderinden sorumlu olmayacağı yönündeki istinaf gerekçesi yerinde değildir. 7-Davalı vekilinin faizin türüne yönelik istinaf sebebinin incelenmesinde, davalının zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu...plakalı aracın ..., minibüs (10-17 koltuk) olup kullanım amacının yolcu nakli -ticari olarak kayıtlı olduğu anlaşıldığından hüküm altına alınan tazminatın avans faiz ile tahsiline karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 8- 6100 sayılı HMK'nın Taleple bağlılık ilkesi başlıklı 26. maddesinde "(1) Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. (2) Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır." hükmüne yer verilerek kural olarak taleple bağlılık ilkesi benimsenmiştir. Dava ile mahkemeden tespit, eda veya inşai talepler açısından da taleple bağlılık dava dilekçesindeki talep çerçevesinde değerlendirilir. Kanun ile davacıya talebin değiştirilmesine yönelik bir imkan tanınmadıkça davacının dava dilekçesinde talep ettiği hususlar dışında karar verilmez. 6100 sayılı HMK'nın 140/3. maddesinde "Ön inceleme duruşmasının sonunda, tarafların sulh veya arabuluculuk faaliyetinden bir sonuç alıp almadıkları, sonuç alamadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanakla tespit edilir. Bu tutanağın altı, duruşmada hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür. " denilerek, davanın ön inceleme tutanağında esas alınan uyuşmazlık konuları çerçevesinde yürütüleceği kabul edilerek, dava dilekçesinde talep edilmeyen hususlarda kural olarak yargılama yapılarak karar verilmeyeceği kabul edilmiştir. HMK'nın 176/1 maddesi taraflardan her birisinin, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilme imkanı tanımış ise de, dava dilekçesinde talep edilmeyen hususlarda, mahkemece karar verilmesi ancak davanın tamamen ıslahı ile mümkündür. Davanın kısmen ıslahı ile dava dilekçesinde talep ettiği dava değerini artırması mümkün ise de, dava dilekçesi ile talep edilemeyen tazminat kalemlerinin kısmi ıslah ile talep edilmesi mümkün değildir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/2082 E. 2020/7164 K. Sayılı kararı "Tamamen ıslahta dava sebebi veya istem konusu tümüyle değiştirilmektedir. Böylece dava dilekçesindeki talepler artık hükme konu olamaz. Kısmen ıslahta ise önceden yapılan usulü bir işlemin düzeltilmesi, örneğin talep sonucunun arttırılması söz konusu olur. Uygulamada, istem sonucuna ilişkin fazlaya dair haklarını saklı tutan davacının dava değerini ıslah yolu ile arttırabileceği tartışmasız kabul edilmektedir. Bununla birlikte başından beri dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu edilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır. (HGK’nın 29.06.2011 gün, 2011/1-364 E.-2011/453 K.,15.06.2016 gün, 2014/4-1193 E.-2016/800 sayılı İlâmları) (HGK’nın 15.02.2017 gün, 2015/7-917 E.-2017/265 K.sayılı İlâmı)") Somut olayda, dava dilekçesinde, davanın açıkça belirsiz alacak davası olduğunun belirtildiği, bununla birlikte davacı vekili 03.01.2023 tarihli dilekçesi ile talep edilen 7.000,00-TL maddi tazminatı, 5.000-TL sürekli iş göremezlik, 1.000,00-TL geçici işgöremezlik, 1.000,00-TL geçici bakıcı tazminatı olarak kuruşlandırıp, 5.000,00-TL olarak talep ettiği sürekli iş göremezlik tazminatını 313.719,00-TL olarak, 1.000,00-TL olarak talep ettiği geçici iş göremezlik tazminatını 10.974,18-TL olarak,1.000,00-TL olarak talep ettiği, geçici bakıcı gideri tazminatını 7.675,20-TL olarak ıslah ettiğini bildirmiş, aynı gün ıslah harcını yatırmıştır. Dava dilekçesinde, davacının yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri talep edilmiş olup, geçici iş göremezlik tazminatının tahsiline yönelik açılmış bir dava bulunmayıp dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır. Bu durumda davacının geçici iş göremezlik tazminatı ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmediğinden davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebeplerinin kabulü gerekmiştir. (Yargıtay HGK 15.06.2016 tarih, 2014/4-1193 E., 2016/800 K. Sayılı ilamı) Açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi hükmü uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca davacının geçici iş göremezlik tazminatı talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair kesinleşen yönler korunarak aşağıdaki şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, I-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, Buna göre; 1-Davanın kabulü ile; 313.719,00 TL sürekli iş göremezlik, 7.675,20 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 332.368,38 TL maddi tazminatının 08.06.2020 temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Davada geçici iş göremezlik tazminatı talebi bulunmadığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 21.954,43 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL, ıslah dilekçesi ile yatırılan 1.112,00 TL harcın toplamı olan 1.171,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 20.783,13 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesinde belirtilen arabuluculuk ücreti karşılığı olan 1.320,00 TL arabulucuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 59,30 TL başvurma harcı, 59,30 TL peşin harç, 1.112,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.230,60 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 725,30 TL tebligat ve müzekkere gideri, 5.000,00 TL bilirkişi ücreti, 1.710 TL adli tıp ücreti olmak üzere toplam 7.435,30 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı yargılamada vekil ile temsil edildiğinden, kabul edilen manevi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 49.531,57 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıranlara iadesine, II - İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN: 1-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine, 2-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 198,00 TL yargılama gideri ile 492,00 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsil edilerek davalıya verilmesine, 4-Başvuran taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK.nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-Kararın taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren iki haftalık süresi içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 20.06.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye 4 Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.